Yargıtay: “Nafaka TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalıdır.”

Yargıtay boşanma davalarında verilen yoksulluk nafakasının her yıl TÜİK tarafından yayınlanan ÜFE oranında artırılması gerektiğine karar verdi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin önüne gelen boşanma davasında, Davacı; davalı ile 2003 yılında boşandıklarını, boşanma ilamı ile lehine hükmedilen aylık 75,00 TL yoksulluk nafakasının geçimine yetmediğini ileri sürerek, nafaka miktarının aylık 875,00 TL’ye artırılmasını istedi.

Davalı ise davacının başka biriyle yaşamaya başladığını, kredi çekerek müşterek çocukları için harcanmak üzere davacıya ödeme yaptığını kredi taksiti ödediğini, emekli olduğunu, yeniden evlendiğini bu nedenle kendisinin gelir durumunda düşüş olduğunu savunarak, davanın reddini ve nafakanın kaldırılmasını talep etti.

Yerel mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacı için belirlenen aylık 75 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren 325 TL arttırılarak aylık 400 TL’ ye artırılmasına karar verildi.

Kararın davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3, Hukuk Dairesince “yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle yerel mahkemenin kararı bozuldu.

Daire bozma gerekçesinde “iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.” tespitlerine yer verdi.

Kararara Haber

 

YARGITAY 3. Hukuk Dairesi         

2018/3846 E. 

2018/8426 K.

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y   K A R A R I

Davacı; davalı ile 2003 yılında boşandıklarını, boşanma ilamı ile lehine hükmedilen aylık 75,00 TL yoksulluk nafakasının geçimine yetmediğini ileri sürerek, nafaka miktarının aylık 875,00 TL’ye artırılmasını istemiştir.

Davalı; davacının başka biriyle yaşamaya başladığını, kredi çekerek müşterek çocukları için harcanmak üzere davacıya ödeme yaptığını kredi taksiti ödediğini, emekli olduğunu, yeniden evlendiğini bu nedenle kendisinin gelir durumunda düşüş olduğunu savunarak, davanın reddini ve nafakanın kaldırılmasını dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı için belirlenen aylık 75 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren 325 TL arttırılarak aylık 400 TL’ ye artırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-TMK’nun 175.maddesi “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kanunda öngörülen şartlar davacı lehine gerçekleştiği takdirde, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir.”

TMK’nun 176/4. maddesine göre de; “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”

Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.

Dosya kapsamından; tarafların 11.03.2003 tarihinde kesinleşen hükümle boşandıkları, davacı lehine 75 TL yoksulluk nafakasına karar verildiği, boşanma kararının kesinleşmesinden bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık onbir yıllık süre geçtiği anlaşılmaktadır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. 

O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın 6100 sayılı HMK’ya 6217 sayılı kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 428.maddesi gereğince hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine, HUMK.nun 440.maddesi karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir cevap yazın