Kazanın nedeni alkollü şoför değilse sigorta ödemek zorunda!

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi önüne gelen olayda çoğu kazayı etkileyecek bir karara imza attı. Kararda trafik kazasının nedeni alkollü şoför değilse sigorta şirketinin sigorta bedelini ödemek zorunda olduğu belirtildi.

Yerel mahkemece “davacının rücu hakkını kullanabilmesi için kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmesinin gerektiği; ancak, alınan iki ayrı heyet raporu ile kazanın münhasıran alkolden meydana gelmediğinin saptandığı gerekçesiyle, davanın reddine; asıl alacak miktarının % 20’si oranındaki 4.414,00 TL icra inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalı yana verilmesine” karar verildi.

Yargıtay kararında ise özetle; “Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesi, taraflar arasındaki poliçe ve ZMSS Genel Şartları gereği, davacının davalı sigortalısına rücu hakkı bulunmadığının, alınan birbiriyle uyumlu uzman bilirkişi heyeti raporlarıyla saptanmış olmasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.” denildi.

 

KARARIN TAM METNİ

 

YARGITAY 17. Hukuk Dairesi         

2015/17244 E.  

2018/9036 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın reddine ilişkin verilen hüküm, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıya ait aracın trafik sigortacısı olduklarını, sigortalı aracın alkollü sürücü idaresindeyken yaptığı kaza anında araçta bulunan ve maluliyete uğrayan 3. kişiye 22.070,06 TL tazminat ödediklerini, aracın alkollü sevki nedeniyle davalıya rücu haklarını icra takibi yaparak kullandıklarını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptali ile % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, davalı aracının sürücüsünün alkollü olmasının kazada münhasıran etkili olduğunu davacının ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddi ile % 20 icra inkar tazminatının davacıdan tahsilini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacının rücu hakkını kullanabilmesi için kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmesinin gerektiği; ancak, alınan iki ayrı heyet raporu ile kazanın münhasıran alkolden meydana gelmediğinin saptandığı gerekçesiyle, davanın reddine; asıl alacak miktarının % 20’si oranındaki 4.414,00 TL icra inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalı yana verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesi, taraflar arasındaki poliçe ve ZMSS Genel Şartları gereği, davacının davalı sigortalısına rücu hakkı bulunmadığının, alınan birbiriyle uyumlu uzman bilirkişi heyeti raporlarıyla saptanmış olmasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, ZMSS poliçesi gereği 3. kişiye ödeme yapan davacının ödediği bedelin, sigortalısı olan davalıdan ZMSS Genel Şartları gereği rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı taraf, dava dışı 3. kişiye işgöremezlik tazminatı ödedikten sonra, davalıya ait araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle, ZMSS Genel Şartları ve poliçe gereği davalıya karşı rücuen tahsil amacıyla icra takibi başlatmış; itiraz üzerine duran icra takibine devam edebilmek için de itirazın iptali için dava açmıştır. Davacının rücu hakkının doğumu için gereken şartların oluşup oluşmadığı, rücu şartları oluşmuş ise davacının talep edebileceği tazminatın miktarı, ancak yargılama yapılarak ve bilirkişi incelemesi ile saptanabileceğinden, davanın dayanağını oluşturan icra takibinin başlatılmasında davacının kötüniyetli olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu durum karşısında, davacı tarafın takip yapmada kötüniyetli olduğunun kabulü ile davalı yararına kötüniyet tazminatına (mahkemenin icra inkar tazminatı olarak ifade ettiği) hükmolunması doğru değil bozma sebebi ise de; bu husustaki yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2. bendinde yazılı “asıl alacak miktarı üzerinden % 20 oranında hesaplanan 4.414,00 TL. ica inkar tazminatının davacı yandan alınarak davalı yana verilmesine” ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “Alacak likit (muayyen, belirli) olmayıp alacak miktarının tespiti, yargılama yapılmasını gerektirdiğinden ve davacı takip yapmada kötüniyetli olmadığından, davalının şartları bulunmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine” ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir