5 katlı apartman 5 kardeşe miras kalırsa paylaşma nasıl olacak?

Yargıtay 14. Hukuk dairesi, 5 katlı bir apartmanın sahibinin ölümü üzerine 5 adet apartman dairesinin geride kalan mirasçı 5 kardeşe nasıl paylaştırılacağına dair emsal niteliğinde bir karara imza attı.

Kararda özetle; “Bilirkişi raporunda her bir bağımsız bölümün eşit şekilde 102.253.12’şer TL değerinde olduğu belirtilmiş ise de bir apartmandaki beş adet dairenin değerinin birbirine eşit kabul edilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu nedenle aynen paylaştırılması istenen 5 adet bağımsız bölüm ve bunları paylaşacak beş mirasçı bulunduğuna göre yukarıda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tarafların bağımsız bölümlerin aidiyeti konusunda kurasız uzlaşmaları halinde her mirasçıya bir adet bağımsız bölüm isabet edecek şekilde ortaklık giderilmeli, bu konuda taraflar arasında uzlaşma sağlanamaz ise mahkemece değer tespiti yaptırılarak ivaz ilavesi suretiyle her bir bağımsız bölüm bir mirasçıya isabet edecek şekilde kura çekimi yoluna gidilerek, kura sonucunda kendisine daha kıymetli taşınmazlar isabet eden tarafa ivaz bedeli farkını hükümden önce depo etmesi için uygun bir süre verilmeli, depo edildiği takdirde taksim suretiyle ortaklık giderilmeli, depo edilmediği takdirde aynı hak diğer mirasçılara tanınmalı, tarafların ivaz bedelini kesin süre içerisinde depo etmemesi durumunda ise şimdiki gibi satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmelidir.” denildi.

Buna göre katların paylaşımında anlaşma sağlayamayan kardeşlerin imdadına kura ve aradaki farkın ödenmesi usullerini getiren bu karar yetişmiş oldu.

Kararara Haber

 

Kararın Tam Metni:

YARGITAY  14. Hukuk Dairesi         

2014/13185 E. 

2015/7202 K.

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.05.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesiistenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.04.2014 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vd. Vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava konusu 42 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 4, 5, 6, 7 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin maliki muris …..’nun vefatıyla davalılar ile birlikte dava konusu taşınmazlar üzerinde elbirliği ile taşınmazlara malik olduklarını taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar cevap dilekçelerinde aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesini istemişlerdir.

Mahkemece, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.

Hükmü bir kısım davalılar temyiz etmiştir

Dava ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

Türk Medeni Kanunu’nun 642. maddesine göre; “Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hakim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır…”; 650. maddesinde ise; “Mirasçılar, tereke mallarından mirasçı veya ortak kök sayısınca pay oluştururlar. Anlaşma olmazsa, mirasçılardan her biri, payların oluşturulmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Payların oluşturulmasında hakim, yerel adetleri, mirasçıların kişisel durumlarını ve çoğunluğun arzusunu göz önünde bulundurur. Payların özgülenmesi mirasçıların anlaşması uyarınca yapılır. Buna olanak bulunmazsa kur’a çekilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere hakim, miras yoluyla intikal eden terekenin tamamı ve terekedeki malların her birini gözönünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamını bir mirasçıya vermek suretiyle paylaştırma yapabilir.

Kanun koyucunun bu düzenlemedeki amacı öncelikle aynen paylaştırma isteyen mirasçılar arasındaki paylaşma konusundaki ihtilafın en uygun biçimde çözümlenmesi ve taşınmazların değerleri arasında fark bulunması halinde, gerektiği takdirde para ödetmek yoluyla denkleştirmenin sağlanmasıdır. Ayrıca payların özgülenmesinde mirasçıların anlaşması asıl olup anlaşamazlarsa kura çekilecektir.

Bu yolla aynen paylaştırmayı gerçekleştirme olanağı olan mahkemenin mirasçıları satışa zorlayacak bir yöntemi benimsemesi olanaklı olmadığı gibi açıklanan yasal düzenlemelere de aykırıdır.

Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde, kat mülkiyeti kurulu binada mesken niteliğinde 5 adet bağımsız bölümün tarafların murisi ….. adına kayıtlı olduğu görülmektedir. …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.07.2011 tarihli 2011/745 Esas, 2011/722 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre de muris …..’nun mirasının eşit pay şeklinde çocukları olan davacı ve davalılara kaldığı anlaşılmaktadır.

Bilirkişi raporunda her bir bağımsız bölümün eşit şekilde 102.253.12’şer TL değerinde olduğu belirtilmiş ise de bir apartmandaki beş adet dairenin değerinin birbirine eşit kabul edilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu nedenle aynen paylaştırılması istenen 5 adet bağımsız bölüm ve bunları paylaşacak beş mirasçı bulunduğuna göre yukarıda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tarafların bağımsız bölümlerin aidiyeti konusunda kurasız uzlaşmaları halinde her mirasçıya bir adet bağımsız bölüm isabet edecek şekilde ortaklık giderilmeli, bu konuda taraflar arasında uzlaşma sağlanamaz ise mahkemece değer tespiti yaptırılarak ivaz ilavesi suretiyle her bir bağımsız bölüm bir mirasçıya isabet edecek şekilde kura çekimi yoluna gidilerek, kura sonucunda kendisine daha kıymetli taşınmazlar isabet eden tarafa ivaz bedeli farkını hükümden önce depo etmesi için uygun bir süre verilmeli, depo edildiği takdirde taksim suretiyle ortaklık giderilmeli, depo edilmediği takdirde aynı hak diğer mirasçılara tanınmalı, tarafların ivaz bedelini kesin süre içerisinde depo etmemesi durumunda ise şimdiki gibi satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmelidir.

Mahkemece, değinilen hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.06.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI 

Türk Medeni Kanununun üçüncü kitabında miras hukukuna ilişkin düzenlemeler yer almış, 640-645. maddelerde mirasın paylaşılması, 646, 668, maddelerde paylaşmanın nasıl yapılacağı, 669-675. maddelerde mirasta denkleştirme 676-682. maddelerde, paylaşmanın tamamlanması hükümleri açıklanmıştır.
Taşınır veya taşınmaz mal miras yoluyla intikal etmiş olup, bu nedenle elbirliği mülkiyetine tabi olsa da mülkiyet hukuku kapsamında paylaştırılması isteniyorsa TMK’nın 698 ve 699. maddelerinde yer alan hükümlere göre birlikte mülkiyete son verilir.
Miras hukuku kapsamında bir paylaşma isteniyorsa uyuşmazlık TMK’nın 642. maddesine göre çözümlenecektir Bu durumda hakim tereke mallarının tümünü (menkul, gayrimenkul) mazara alarak paylaştırma yapacak, olanak varsa taşınmazlardan herbirinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaşmaya karar verecektir.
Somut olayda davacı, dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında muristen intikal eden tüm terekedeki mal varlığına yönelik ortaklığın giderilmesini istediğini belirtmemiştir. Dosya içerisine göre, davacı tarafça miras hukukuna dayalı bir paylaştırma ile değil TMK’nın 699. maddesinde yer alan mülkiyet hukukuna dayalı bir paylaştırma ile ortaklığın giderilmesi istenmektedir.
Mahkemece, ortaklığın paylaştırması istemi mülkiyet hukuku kapsamında (TMK md. 699) kabul edilerek değerlendirme yapılmış ve yazılı gerekçelerle dava kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekir.
Açıkladığım nedenlerle sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir