KİRACININ DAİREDE FUHUŞ YAPMASI, KOMŞULARCA KİRA AKDİ FESHİ

T.C.
Y A R G I T A Y
13.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO. 1996/3139
KARAR NO. 1996/3683
KARAR TARİHİ. 12.4.1996

>BİNADA RANDEVUEVİ BULUNMASI
>HAKLI FESİHTE GİDERİM
>KİRACININ SÖZLEŞMEYİ FESHETMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda,
ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz
edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı; 1.8.1993 başlangıç tarihli bir yıl süreli ve aylık 800 Amerikan Doları
üzerinden Çankaya …………. Caddesi’ndeki daireyi davalılardan Feriha’ya
kiraya verdiğini, diğer davalının akte müşterek ve müteselsil kefil olduğunu,
kiracının akidi tek taraflı fesih edip Mart 1994’de boşaltması nedeni ile
dört ay süreyle kiraya veremediğini, 99.000.000 TL. kira bedeli, 12.500.000
TL. apartman yönetim gideri ve 3.538.315 TL. elektrik ve su paralarının
tahsili için yaptığı icra takibine, davalıların itiraz ettiklerini öne
sürerek, toplam 115.038.315 TL. alacağının 40 icra inkar tazminatı ile
birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Feriha; okumakta olan kızları için daireyi kiraladığını, üsteki dairede
bulunan köpeklerin havlamalarından dolayı kızlarının uyuyamayıp, ders de
çalışamadıklarını, mülkiyeti davacıya ait alttaki dairenin de randevuevi
olarak kullanıldığını, civar sakinlerinin bunu bildiğini, kızlarının eve
girip çıkması sonunda sermaye sanılarak taciz edildiğini, zaman zaman
yanlışlıklar da olsa kapılarının randevuevi düşüncesiyle çalınıp taciz
edildiğini, o nedenle akti fesihde haklı olduklarını savunmuş, davanın
reddini dilemiştir.

Diğer davalı da, bu savunmaları yinelemiştir.

Mahkemece, tarafların olayda 1/2 kusurlu oldukları kabul edilmiş, davanın
48.159.700 TL.’lık bölümü için itirazın iptaline, fazla talebin reddine karar
verilmiştir.

Hüküm, davacı ve davalılarca temyiz edilmiştir.

1- Davalıların temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Davalılardan Feriha’nın, öğrenci olan iki kızının oturmaları için 1.8.1993
başlangıç tarihli kira sözleşmesini davacı ile aktettiği, davalı Bedri’nin
sözleşmeye kefil olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlığın çözümü, BK.
249/F-1’de anlamını bulan kiralayanın borçları ve tekeffülü altında bulunan
"kiralananın akitle güdülen amaca uygun biçiminde kullanılmasını imkansız
kılacak yahut da bu kullanmayı önemli surette azaltacak ayıplar nedeni ile
aktin feshinin tesbitinde toplanmaktadır. Gerçekten; kiralanan şeyin ayıpları
kiralayanın tekeffülü altındadır ve kiracı kiralananı kullanırken aynı
taşınmazda oturan kiralayan ve diğer kiracılar tarafından rahatsız
edilmemesini talep etmek hakkına sahiptir. Diğer bir anlatımla; kiralayan,
yalnız kendisi kiracısını rahatsız etmekten kaçınmakla kalmayıp diğer
kiracıların da rahatsız etmesine engel olmakla yükümlüdür. Dahası kiralayan,
yalnız diğer kiracıların değil, aynı zamanda başka üçüncü kişilerin örneğin,
komşuların da kira aktinden beklenen kullanmayı azaltacak şekilde kiracısını
rahatsız etmelerini önlemekle görevlidir. Bu bağlamda hemen belirtelim ki,
kiracının bu gibi hallerde üçüncü kişilere karşı kendisinin bazı hukuki
yollara başvurabilecek durumda olması az yukarda açıklanan kiralayanın akdi
borcunu ortadan kaldırmaz. Kiralayan malik sıfatıyla komşuluk hükümlerine
dayanarak üçüncü kişilerin mülkiyet haklarını aşmalarına karşı önlem alması
gerekir. Kiralananın altındaki dairenin randevuevi olarak kullanılması nedeni
ile yapılan bir ihbarı değerlendiren ahlak zabıtasının, evde fuhuş
yapıldığını suçüstü yapmak suretiyle tesbit ettiği, Zührevi Hastalıklar ve
Fuhuşla Mücadele Komisyonu Başkanlığı’nın 19.1.1994 tarih ve 23 sayılı kararı
ile de 25.1.1994 tarihinde kapısının mühürlendiği, Asayiş Şube Müdürlüğü’nün
yazısı ile belirlenmiştir. Bu olgu karşısında; davacı kiralayanın anlatılan
BK.nun 249. maddesindeki akde uygun şekilde kiralananı teslim ve koruma
borcunu ağır bir şekilde ihlal ettiğin de kuşku ve duraksamaya yer
olmamalıdır. Bu durumda, davalı kiracının öğrenci olarak okuyan iki genç
kızlarının içtimai, sosyal ve ahlaki durumlarının tehlikeye maruz kalmamasını
temin amaç ve düşüncesiyle akti fesihde haklı olduğunun kabulü zorunludur. O
nedenle, davacı aktin feshi nedeni ile bir giderim isteyemez. Mahkemece, yasa
maddelerinin uygulanmasında ve delillerin takdirinde hataya düşülerek
davalıların giderimle sorumlu tutulmaları usule ve yasaya aykırıdır. Bozma
nedenidir. Buna yönelik istem reddedilmelidir.

2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; aşağıdaki bendin kapsamı
dışında kalan temyiz nedenleri bozma nedenine göre yerinde görülmemiştir.

3- Davacının diğer temyiz itirazının incelenmesinde;

Davacı, davalı kiracının harcamalarına ilişkin su, elektrik ve doğalgaz
borcunu ödemiş, bunların tutarı bilirkişi incelemesiyle 2.988.199 TL. olarak
saptanmıştır. Davacı, tam vekaletsiz tasarruf hükümleri altında bu giderleri
davalılardan isteyebilir. BK.nun 43. maddesi yanlış uygulanarak davalıların
sorumlu olduğu bu miktardan indirim yapılması isabetsizdir. Bozma nedenidir.

S o n u ç : Birinci bentte açıklanan nedenler altında yerel mahkeme kararının
davalılar, üçüncü bent gereğince de davacı yararına (BOZULMASINA), davacının
diğer temyiz itirazlarının 2. bentle reddine, peşin harcın istek halinde
iadesine, 12.4.1996 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen teoman — 22 Kas 2014, 13:46 — Cevaplar 0 — Görüntüleme 591


Bir Cevap Yazın