İBRANAMENİN İÇERİĞİ VE KAPSAMI, MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

T.C.
YARGITAY
4.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2004/7143
KARAR NO: 2004/8939
KARAR TARİHİ: 06.07.2004

HAKSIZ EYLEM NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ – ANNE VE BABANIN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN ŞİRKETİ İBRA ETMESİ – İBRANAMENİN REŞİT OLMAYAN KARDEŞLERİ ETKİLEMEYECEĞİ

ÖZET: Mahkeme kararının hüküm fıkrası açık seçik ve kararın infazında tereddüde yol açmayacak biçimde olmalıdır. Mahkemece davacı Nazime Demirkıran yönünden davanın kabulüne karar verilirken hüküm fıkrasında bu davacı yararına hükmolunan tazminatın "davalıdan alınmasına" denilmiştir. Kurulan hüküm tek bir davalının sorumlu olduğu biçiminde yazıldığı gibi sorumlu tutulan davalı da belirtilmemiştir. Yukarıda açıklandığı gibi zararlandırıcı eylem nedeniyle Şirket ve Ali Kuriş birlikte sorumlu olduğuna göre hüküm fıkrasının da buna uygun olarak kurulması gerekirken "davalıdan alınmasına" denilmek suretiyle kararın infazında tereddüde yol açacak biçimde hüküm kurulması doğru değildir.

Mahkemece, davacı anne ve baba tarafından verilen ibranamenin henüz reşit olmayan çocukları da kapsadığı kabul edilerek Perihan’ın kardeşleri olan davacılar Songül, Mehmet ve Ahmet tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak söz konusu ibranamede ibra eden davacılar Fahrettin ve Emine’nin velayeti altındaki çocukları adına da velayeten ibra ettiklerine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Bu durumda bu ibranamenin reşit olmayan davacıları da kapsadığı kabul edilemez. Bu nedenle davacılar Songül, Ahmet ve Mehmet Demirkıran yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

(818 S. K. m. 47)

Dava: Davacı Fahrettin Demirkıran vd. vekili Avukat Sema Alagöz vd. tarafından, davalı Öztay İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 18/12/1998 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı Nazime yönünden davanın kabulüne diğer davacılar yönünden davanın reddine dair verilen 29/04/2003 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Davalıların öteki temyiz itirazlarına gelince, dava haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar Fahrettin Demirkıran vd. yakınları olan Perihan Demirkıran’ın davalı Öztay İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. tarafından inşa edilmekte olan menfezin çökmesi sonucu kanala düşerek öldüğünü belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Dava dilekçesinde adı geçen şirket davalı gösterilmiş ve şirket temsilcisi olarak da Ali Kuriş yazılmıştır. Daha sonra Ali Kuriş’in adı geçen şirketin yetkili temsilcisi olmadığı, ancak yapılmakta olan menfez işinin asıl yüklenicisinin Öztay Ltd Şti., alt yüklenicinin ise Ali Kuriş olduğu, zararlandırıcı eylemin şirket ve şirketin alt yüklenicisi konumundaki Ali Kuriş tarafından meydana getirildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar dava dilekçesinde Ali Kuriş şirket temsilcisi olarak gösterilmiş ise de bunun hatalı olduğu, aslında şirketin ve Ali Kuriş’in birlikte hasım gösterildiği anlaşılmaktadır. Nitekim şirketin yetkili temsilcilerinin Yusuf Ziya Özdemir ve Hatice Özdemir olduğu belirlenmiştir.

Mahkeme kararının hüküm fıkrası açık seçik ve kararın infazında tereddüde yol açmayacak biçimde olmalıdır. Mahkemece davacı Nazime Demirkıran yönünden davanın kabulüne karar verilirken hüküm fıkrasında bu davacı yararına hükmolunan tazminatın "davalıdan alınmasına" denilmiştir. Kurulan hüküm tek bir davalının sorumlu olduğu biçiminde yazıldığı gibi sorumlu tutulan davalı da belirtilmemiştir. Yukarıda açıklandığı gibi zararlandırıcı eylem nedeniyle Şirket ve Ali Kuriş birlikte sorumlu olduğuna göre hüküm fıkrasının da buna uygun olarak kurulması gerekirken "davalıdan alınmasına" denilmek suretiyle kararın infazında tereddüde yol açacak biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3- Davacıların öteki temyiz itirazlarına gelince; davacılardan Fahrettin ve Emine ölen Perihan’ın baba ve annesi, diğer davacılar ise Perihan’ın kardeşleridir. Yargılama sırasında dosyaya sunulan Mersin 8. Noterliği tarafından düzenlenen ve "ibraname" başlığını taşıyan 10.11.1998 tarihli belgede davacılar Fahrettin ve Emine, çocukları Perihan’ın ölümü nedeniyle Öztay Ltd Şti’nden maddi ve manevi tazminat karşılığı olarak 1.000.000.000 TL aldıklarını ve şirketi ibra ettiklerini belirtmişlerdir.

Mahkemece, davacı anne ve baba tarafından verilen bu ibranamenin henüz reşit olmayan çocukları da kapsadığı kabul edilerek Perihan’ın kardeşleri olan davacılar Songül, Mehmet ve Ahmet tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak söz konusu ibranamede ibra eden davacılar Fahrettin ve Emine’nin velayeti altındaki çocukları adına da velayeten ibra ettiklerine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Bu durumda bu ibranamenin reşit olmayan davacıları da kapsadığı kabul edilemez. Bu nedenle davacılar Songül, Ahmet ve Mehmet Demirkıran yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) no’lu bentte açıklanan nedenlerle taraflar yararına, ( 3 ) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar Songül, Ahmet ve Mehmet Demirkıran yararına BOZULMASINA, davalıların öteki temyiz itirazlarının ( 1 ) no’lu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 06.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C
YARGITAY
4.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2010/12404
KARAR NO : 2012/437
KARAR TARİHİ: 18.01.2012

> TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT
> ZARARIN HESAPLANMASI

Özet: Davalı sürücünün asli kusuru ile meydana gelen trafik kazasında davacıların muhtelif derecelerde yaralandıkları, kazadan kısa bir sonra davacıların maddi ve manevi zararlarının karşılandığı gerekçesi ile davalıları ibra ettikleri, bu kapsamda davalıların davacı tarafa araba verdiği anlaşılmakla; ibranamenin manevi zararı da kapsadığı, davacılara teslim edilen "araba" ile manevi zararın karşılandığı kabul edilmelidir. Manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminat bölünerek istenemez. Aynı olay nedeniyle yeniden manevi tazminat istenemeyeceği gözetilmelidir.

(818 s. BK m. 41, 47)

Davacı Ayten ve Nihat (kendilerine asaleten çocukları Nurdan, E.Nur ve Cansu’ya velayeten) vekili tarafından, davalı Selçuk ve Edip aleyhine 16.08.2004 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.05.2010 günlü kararın YARGITAY’ca incelenmesi davalılar ve dahili davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz İTİRAZLARI REDDEDİLMELİDİR.

2- Davalıların diğer temyiz itirazına gelince:

Dava, davalı sürücünün asli kusuru sonucu meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacıların maddi ve manevi tazminat TALEBİNDEN İBARETTİR. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR.

Dosya arasında mevcut bilgi ve belgelerden, davalı sürücünün asli kusuruyla meydana gelen trafik kazasında davacıların muhtelif derecelerde yaralandıkları, kazadan kısa bir süre sonra davacıların maddi ve manevi zararlarının karşılandığı gerekçesiyle davalıları ibra ettikleri, bu kapsamda davalıların davacı tarafa araba verdiğinin sabit olduğu, davacıların tespit edilen maddi zararıyla ibraname arasındaki açık orantısızlık nedeniyle ibranamenin mahkemece makbuz niteliğinde kabul EDİLDİĞİ ANLAŞILMIŞTIR. Davacılar yukarıda sözü geçen ibranameyle davalıları manevi zararları yönünden de İBRA ETMİŞLERDİR. Davalılarca, davacılara teslim edilen "araba" ile manevi zararın karşılandığı KABUL EDİLMELİDİR. Manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminat bölünerek istenemez. Bu durumda davacı tarafın aynı olay nedeniyle yeniden manevi tazminat isteyemeyeceği gözetilerek manevi tazminat davasının tümden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bu yönden davalılar yararına BOZULMASI GEREKTİRMİŞTİR.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına (BOZULMASINA), davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.01.2012 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen teoman — 30 Kas 2014, 14:47 — Cevaplar 0 — Görüntüleme 237


Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.