DİSİPLİN HUKUKU VE UYGULAMASI

  • GİRİŞ :

İnsanların hukuk kuralları tarafından ön görülen “yapma” ya da “yapmama” Şeklindeki yükümlülüklere aykırı davranması ceza adı verilen bir tepkiyle karşılaşılmaktadır. Gerek “yapma” ya da “yapmama” şeklindeki davranış normlarının ihlali halinde uygulanacak cezalar kural olarak Ceza Kanunlarında yer almaktadır. Ancak günümüzde yargı organlarınca verilen kamusal nitelikli adli cezaların yanında idari makam ve organlarca verilen idari nitelikli cezalar da önemli bir yer tutmaktadır.

Anayasada, devletin kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler memur ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği belirtilmiştir.

Memur ve diğer kamu görevlilerinin kamu hizmetlerini yürütürken yasal mevzuat çerçevesinde hareket etmesi gerekmektedir. Görevlerini belirlenen yasal mevzuat çerçevesinde yerine getirmeyenler için yine yasalarla bir takım cezai müeyyideler belirlenmiştir.

Ancak bu müeyyidelerin uygulanması kamu hizmetlerinin sürekliliği, memur ve kamu görevlilerinin görevleri ile ilgili haksız isnatlarla sık sık karşılaşabileceği göz önünde bulundurularak görevleri sebebiyle işlemiş olduğu suçlardan dolayı ceza verilmesi özel usullere tabi tutulmuştur

Nitekim Anayasa da memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği, uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamayacağı ve memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlı olduğu belirtilmek suretiyle memur suçlarıyla ilgili verilecek cezalarda izlenecek usuller Anayasal teminat altına alınmıştır.

  • Bu usuller ise;
  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,
  • 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu,
  • 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.

Bu kanunlarda düzenlenen suçlar ve soruşturma usullerinden 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun devlet memurlarına yönelik disiplin iş ve işlemleri konumuzun kapsamını oluşturmaktadır.

I-) GENEL OLARAK DİSİPLİN SUÇ VE CEZA KAVRAMI:

  • Disiplin Kavramı

Latince “disciplina” ve Fransızca “discipline” kökenli olan disiplin sözcüğü; Türkçede sıkı düzen, yöntem, yol, yordam, eğitme, yola getirme ve güdüleme anlamına gelmektedir.

Sözlük anlamı ile disiplin , “yasa ,kural ve toplum düzenine uygun davranma niteliği” demektir. Disiplin kelimesi çoğunlukla ceza sözcüğü ile birlikte ve onunla yan yana düşünülür.

Nitekim en çok kullanılan bir tanıma göre disiplin şu şekilde tarif edilmiştir; iş görenlerin kurum düzenine aykırı davranışlarından ötürü bağlı oldukları yaptırımlardır.

  • Disiplin Suçu Kavramı:

İnsanoğlu için var oluşundan bu yana toplu halde yaşama zorunluluğunun sonucu olarak, belirli bir disiplinin varlığı ve gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu noktada ceza hukuku, sosyal düzeni bozmaya yönelik eylemleri suç olarak nitelendirip, cezalandırmakla mevcudiyetini ortaya çıkarmıştır.

Genel anlamda suç olmayan bir takım tavır ve davranışlar da vardır ki; ceza hukukundaki gibi bir müeyyide ile karşılaşırlar. Ancak bu müeyyide kişi hukuku bakımından umumi manada ceza sonuçlarını doğurmaz. Bu tür cezaları gerektiren hukuka aykırı fiiller de suçudur.

En sade hali ile kavram şu şekilde tanımlanabilir “Disiplin suçu bir kamu hizmeti düzenini bozan eylemler bütünüdür.”

  • Genel olarak Disiplin Cezası Kavramı:


Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle “müeyyide” ve “ceza” kavramları

üzerinde durmak gerekir.

a)Müeyyide:
Topluluk halinde yaşayan insanların, yine kendileri tarafından kabul edilen

uyulması zorunlu düzen kurallarına aykırı davranılması halinde, bu ihlale gösterdiği tepkiye “müeyyide” denilmektedir. Müeyyide hakkındaki her düşünce, normun ihlal edilebilirliği düşüncesine dayanmakta ve müeyyide normun ihlali anıyla bağlantılı görülmektedir. Bu nedenle müeyyide genel olarak “ihlale bir tepki” “ihlale bir cevap” olarak tanımlanmaktadır.

b) Ceza Kavramı:

Sadece kanunla konulabilen; amacı, suç işlediği yargısal bir karar ile sabit olan kimseyi yine yargısal bir kararlarla suçunun karşılığı olarak bazı yoksunluklara tabi kılarak ıslah etmek ve başkalarının suç işlememesini temin etmek olan caydırıcı ve korkutucu mahiyetindeki müeyyidelere ceza denir.

Cezanın “kamusal bir müeyyide” olması onu özel hukuk alanında yer alan cezalardan ayırmaya elverişli iken; kamu hukuku alanında yer alan diğer cezalardan ayırmak için yeterli değildir.

c) Disiplin Cezası Kavramı:
Disiplinin amacı, var olduğu toplulukta veya kurumda, hizmetlerin iyi bir şekilde

görülmesi olarak öngörüldüğünden bu amaca ulaşmak için müeyyideye ihtiyaç duyulur.

Ord.Prof. Dr. Sıddık Sami ONAR’IN yapmış olduğu tanım bütün makale ve diğer eserlerde hemen hemen kullanıla gelmektedir.Buna göre “Disiplin cezaları memurun mesleki hayat ve vazifesinde görülen yolsuzluklara karşı kendisine tatbik edilen zecri müeyyidelerdir.”

Prof. Gözübüyük’ün yaptığı tanım ise şöyledir; “Memurların birlikte bulunmasının ve çalışmasının sağlanabilmesi için uygulanan yaptırımlardan biri de disiplin cezalarıdır.”

Bir kurumda çalışan memurların kurum düzenini bozucu davranışlarına karşı uygulanan yaptırımlara kısaca disiplin cezaları olarak ifade edilmektedir.

Literatürde rastlanan diğer bir tanım ise şöyledir; “Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamunun yararının devamlılığının sağlanması amacıyla kamu görevlileri için görev yetki ve sorumlulukları bakımından yasal olarak getirilmiş bulunan yaptırımlardır.”

Literatürde rastlanan diğer bir tanım ise şöyledir; “Disiplin cezaları, kamu

hizmetlerinin yürütülmesi ve kamunun yararının devamlılığının sağlanması amacıyla kamu görevlileri için görev yetki ve sorumlulukları bakımından yasal olarak getirilmiş bulunan yaptırımlardır.”

Pozitif hukuk açısından, “disiplin cezası” müessesesi ele alınırsa, Devlet Memurları Kanunu’nun 124.maddesinin incelenmesi gerekir. DMK 124/II ‘ a göre “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulması zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara verilen cezalardır.”

Yargı organları bu kavramı şu şekilde açıklamıştır:

“İdare hukukunda, disiplin cezası kamu görevlilerinin kurum düzenini bozan tutum ve davranışlarına karşı uygulanan yaptırımlardır.”

Sonuç olarak; Kamu hizmeti ve görevlerinin sağlıklı, düzenli ve zamanında gereği gibi yürütülmesini ve yerine getirilmesini temin etmek için kanun, tüzük ya da yönetmeliklerin kamu görevlilerine ve hizmetlilerine emrettiği ödevleri yurt içinde ya da yurt dışında yerine getirilmesini öngören anlayışa “disiplin”,

Bu ödevleri yerine getirmeyenler ile uyulmasını zorunlu kıldığı hususları

yapmayanlara ve yasakladığı işleri yapanlara eylemin niteliğine ve ağırlığına göre uygulanan idari yaptırımlara da “disiplin cezası” denilmektedir.

  • Literatür, mevzuat ve yargı kararları dikkate alınırsa disiplin cezalarının ana hatlarının şunlar olduğu söylenebilir.
  • Kamu düzeni içerisinde ortada belirli bir kamu hizmeti olmalı.
  • Bu kamu hizmetinin düzenli ve iyi bir şekilde görülmesinin teminiyle beraber kamu yararının sağlanması ve bir kurumun statüsünün korunması amacı mevcut olmalı.
  • Yasa, tüzük ve yönetmelikle düzenlenen eylemlerin cezalandırılması ve eylemin ağırlık derecesine göre ceza uygulanması gerekir.

II-) DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARININ ÖNEMİ, AMACI VE FONKSİYONLARI:

  • Önemi:

İnsanların toplu halde yaşamaları ve bu yaşayışlarını belirli kurallara bağlı olarak sürdürebilmeleri için en önemli unsur; disiplindir. Toplumun gelişmesi ve kamu düzeninin iyi işleyebilmesi için sağlam disipline ihtiyaç duyulmaktadır. İnsanın tek başına yaşaması imkansızdır. durumda toplu halde yaşayan insanlar kendi aralarındaki münasebetleri belli kurallara göre sürdürmeleri gerekir.Disiplinin bozuk olduğu toplumlarda, kanuna aykırı davranışlar ve kamu hizmetlerinin aksadığı şüphesizdir.

Toplu halde yaşayan insanların başarılı ve verimli olabilmeleri için morallerinin iyi olması, kolektif disiplinin bir ifadesidir. Kişi veya grubun moralinin yüksek tutulabilmesi için iyi bir disiplinin kurulması zorunludur.

Çalışmalarından memnun olan memurlar ve kamu görevlileri, disiplinli bir şekilde kurallara kendileri istedikleri için uyarlar. Bu durumun aksine personelin disiplin ve moral gücü yüksek tutulmazsa isteksizlikler, işte gevşeme ve kargaşalıklar ortaya çıkar.

Kamu hizmetlerinin, kamu yararı amacına uygun şekilde görülmesi için disiplinli çalışma şarttır.

  • Amacı:

Disiplin cezalarının amacı, memuru görevine bağlamak ve kamu hizmetlerinin en iyi düzeyde yürütülmesini sağlamaktır. Kısaca disiplin cezaları kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılması memurların hiyerarşik düzen içerisinde uyumlu hareket etmesi, memuriyet ilkelerini koruması, memuru iyi yola sevk etmesi gayesiyle uygulanır.

DMK. 124/II “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla …” ifadesi disiplin cezalarının amacını ortaya koymaktadır. Bu durumda, 657 sayılı Kanuna göre, disiplin cezası verilmesinin üç gerekçesi vardır:

  • Kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin memurlara emrettiği işleri yurt içinde ve dışında yerine getirmemek. (DMK 6-7-8-11)
  • Kanunların , tüzüklerin ve yönetmeliklerin uyulmasını zorunlu tuttuğu iş ve işlemleri yapmamak (DMK, 26-27-28-29-30-31)
  • Mevzuatın yasakladığı işleri yapmak.
  • Fonksiyonları:

Disiplinin amacı; memurları teşvik, hatırlatma ve bilgi verme, kurallara

uymayanların davranış standartlarına gereksiz bir tesirde bulunmasını önleme olarak algılandığında; disiplinin iki yönüne temas edilmiş olur. Bir yönüyle disiplin “yapıcıdır” diğer yönüyle “bastırıcıdır”.

Modern hukuk bakımından disipline öncelikle yapıcı, onarıcı, ıslah edici, caydırıcı

temelde eğitsel amaçla başvurulmalıdır.

III-) DİSİPLİN VE GENEL CEZA:

  • Disiplin cezalarının özelliklerini ve genel cezadan farklılığını şöyle sıralanabilir.
  • a) Disiplin cezalarının kaynağı bellidir. Anayasada, DMK’ da ve bir takım özel kanunlarında disiplin cezalarına ilişkin hükümler getirilmiştir.
  • b) Ceza hukuku toplumsal niteliktedir, toplumsal düzenin ihlali, onun değer hükümlerine aykırı davranışların müeyyide altına alınması amacıyla konulmuştur. Bu nedenle Ceza hukukundaki müeyyideler, disiplin cezalarına göre daha ağırdır Disiplin hukuku ise teşkilat, kurum ve memuriyete ilişkin aykırı davranışların ve fiillerin müeyyide altına alınması amacıyla konulmuştur.
  • c) Genel ceza, etki ve sonuçları açısından daha ağırdır. Kişinin hayatı, hak ve hürriyetleri, malları ve sosyal durumu da cezalandırma içine girebilir. Disiplin cezası ise, sadece memurun meslek hayatı veya meslek hakları üzerinde etkili olabilir.
  • d) Genel ceza yargısal kararlarla verilir. Disiplin cezası ise disiplin amirleri veya yetkili disiplin kurulları tarafından verilir. Yani Ceza Hukukunda hakim, Disiplin Hukukunda idari mercilerce cezalandırma yapılır.
  • e) Ceza kanuna göre suç teşkil eden bir fiilden dolayı ilgili kişi memur değilse, ancak bir ceza verilir, oysa Devlet Memurları Kanunun 131 inci maddesinin 2 inci fıkrası memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz hükmüne göre, hem de disiplin hukukuna göre ceza verilebilir. Yine aynı maddeye göre memur hakkında ceza kanununa göre takipsizlik veya beraata hükmolunmuşsa disiplin cezası verilmesine engel değildir.
  • f) Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi disiplin cezaları yönünden de geçerlidir. Kanunu suç saymadığı bir fiil yada davranış için kimse cezalandırılamaz. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa uygulanır. Daha sonra yürürlüğe giren yasa, yürürlük tarihinden önceki fiil ve davranışlara uygulanmaz. Ancak lehe olan değişiklik geriye yürür. Bu ilke disiplin hukuku için de geçerlidir. 

Disiplin Hukukumuzda kanunilik ilkesine temel teşkil eden Anayasamızın 128inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri atanmaları , görev ve yetkileri , hakları ve yükümlülükleri , aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” denilmiştir.Bu durumda memurların özlük haklarını etkileyecek nitelikte olan disiplin suç ve cezaları ile bu cezaların verilmesi ve uygulanmasına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması esastır.

  • g) Disiplin cezalarında suça teşebbüs haline herhangi bir müeyyide getirilmemiştir. TCK’ da ise teşebbüs cezalandırılmıştır.
  • h) Disiplin suçları ertelenemez. Genel cezada ise tecil söz konusu olabilmektedir.
  • ı) Şikayetten vazgeçme, disiplin cezasının soruşturma ve uygulanmasını durdurmaz. Disiplin suçları şikayete bağlı suçlar değildir. TCK’ da bazı suçların takibi şikayete bağlanmıştır.
  • i) Ceza kanunları memur olsun olmasın, herkese uygulanır.Oysa disiplin cezaları sadece memurlar hakkında tatbik olunur. Sadece memurlar tarafından işlenebilen ceza hukuku anlamında suçlar mevcut ise de bunlar mesleki disiplinden dolayı değil sosyal düzeni korumak amacıyla söz konusudur.
  • j) Disiplin suçlarının tanzimi ve cezai müeyyide ile karşılaşmasındaki amaç “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamaktır.” Ceza Kanunun gayesi ise kamu düzenini korumak ve toplumu savunmak esasına dayanır.
  • k) Ceza Hukuku cezaları hürriyeti kısıtlayıcı nitelikte iken, Disiplin Hukuku cezalarında bu nitelik yoktur.
  • l) Ceza Hukukunda kıyas yoluyla suç ve ceza oluşturulması mümkün değilken, Disiplin Hukukunda kıyas mümkündür. (Ancak yargı kararlarında “kanunilik” ilkesi öne çıkmıştır.)
  • m) Ceza Hukukunda kasıt ve taksir dikkate alınırken, Disiplin Hukukunda genel olarak dikkate alınmaz.

Kısaca şunu ifade edilebilir; ceza hukuku temelde sosyal düzeni korumak amacıyla bu düzene aykırı hareketleri cezalandırırken, disiplin cezalarındaki amaç kurumun çalışma düzenini korumaktır.

  • Ceza ve Disiplin Hukuku Benzerlikleri:
  • a) Ceza ve Disiplin Hukuku cezaları şahsidir.
  • b) Her ikisinde de yapılacak düzenlemeler geçmişe yönelik olamaz.
  • c) Hem Ceza hem de Disiplin Hukukunda yapılan düzenlemelerde ilgililer hakkında lehe olan hükümler uygulanır.
  • d) Yine hem Ceza hem de Disiplin Hukukunda adil yargılama ve savunma hakkı önemlidir.
  • e) Ceza ve Disiplin Hukukunda aynı eylemden dolayı aynı kişiye birden fazla ceza verilemez.
  • f)Ceza ve Disiplin Hukukunda zamanaşımı süreleri vardır.*
  • g) Ceza ve Disiplin Hukukunda genel kural olarak kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.
  • h) Ceza ve Disiplin Hukukunda hem ağırlaştırıcı ve hem de hafifletici haller söz konusudur.
  • Disiplin suç ve cezalarının genel ilkeleri:
  • Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.
  • Zaman bakımından lehe olan hüküm uygulanır.
  • Aynı suçtan birden fazla disiplin cezası verilemez.
  • Disiplin suç ve cezalarında zamanaşımı dikkate alınır.
  • Disiplin cezalarında erteleme ve tecil yoktur.
  • Disiplin suçlarında şikayet, ihbar olarak kabul edilir.
  • Disiplin soruşturması, ceza kovuşturmasından müstakil olarak yürütülür.
  • Disiplin cezaları, gerekçeli olarak verilir.

IV-) MEMURLARININ  ÖDEV VE SORUMLULUKLARI İLE BUNLARIN UYMAK ZORUNDA OLDUKLARI YASAKLAR

  • Devlet memurlarının ödev ve yükümlülükleri ile uymaları zorunlu olan yasaklar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yer almıştır.
  • Bu ilkelere aykırı davranışlar, çoğunlukla cezai yaptırımların dayanağını oluşturmaktadır.
  • Ödev ve sorumlulukları şu şekilde sıralayabiliriz:
  •  a) Devlet memurları Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına sadakatle bağlı kalmak ve kanunlarını sadakatle uygulamak zorundadırlar.(DMK, md. 6)
  •  b) Devlet memurları, resmi sıfatların gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını, hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.(DMK, md. 8)
  • c) Devlet memurlarından yurt dışında görevli bulunanlar, devlet itibarını veya haysiyetini zedeleyici davranışlarda bulunamazlar.(DMK, md. 9)      
  • d) Devlet memuru amirin verdiği emirleri yerine getirmekle görevlidir. Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emri yazı ile yinelerse, memur bu emri yapmaya mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.

Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz. Acele hallerde kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır. (DMK, md. 11)

  • e) Devlet memurları görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek zorundadır. (DMK, md. 12)
  • f) Devlet memurları, görevleri sona erdiği zaman ellerinde bulunan görevle ilgili resmi belgeleri, araç ve gereçleri iade etmek zorundadırlar. ( DMK, md. 16)
  • Devlet memurlarının uymak zorunda oldukları yasaklar ise şu şekilde sıralanabilir:
  • a) Devlet memurları siyasi partilere üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti  veya kişinin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar, görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı yapamazlar. (DMK, md. 7)
  • b) Devlet memurları, basına bilgi ve demeç vermek için yetkili kılınmalıdır. Yetkili olmayanlar basına bilgi ve demeç veremezler. (DMK, md.15)
  •  c) Birden fazla devlet memurunun toplu olarak söz ve yazı ile müracaatları ve şikayetleri yasaktır, kamu hizmetlerini aksatacak şekilde birlikte çekilemezler.

( DMK, md. 26)

  • d) Devlet memurları grev kararı alamazlar, grev düzenleyemezler, ilan edemezler, grev yapılması ile ilgili propaganda yapamazlar, herhangi bir greve katılamazlar, destekleyemezler veya grevi teşvik edemezler.( DMK, md. 27)
  • e) Devlet memurları ticaret ve kazanç getirici faaliyette bulunamazlar.(DMK, md.28)
  • f) Devlet memurlarının hediye almaları görevleri sırasında olmasa bile yarar sağlama amacıyla hediye kabul etmeleri, iş sahiplerinden ödünç para istemeleri yasaktır.

( DMK, md. 29)

  • g) Devlet memurları, kendi denetimi altında bulunan, görevi veya kurumu ile ilgisi olan teşebbüsten menfaat sağlayamazlar.( DMK, md. 30) 
  • h) Devlet memurlarının, kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri, görevlerinden ayrılmış dahi olsalar, yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamaları yasaktır.

( DMK, md.31)

V-) DİSİPLİN CEZALARI AÇISINDAN 657 SAYILI KANUNUN KAPSAMI:

  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu, 1. maddesinin birinci fıkrasında sayılan

kurum ve kuruluşlarda çalışan memurlar hakkında uygulanır. Birinci maddenin iki ve üçüncü fıkralarında sayılan görevliler özel yasaları hükümlerine tabidirler.

Ancak, birinci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında yer alan Devlet memurlarından bazıları mali yönden yasanın ek geçici maddeleri ile bu yasaya tâbi tutulmuşlardır.

VI-) 657 SAYILI KANUNDA DÜZENLENEN DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI:

  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 124. maddesinin ikinci fıkrasında;

“ Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.”denmektedir.

  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 10. maddesi;
  • Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar.
  • Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.
  • Amir, maiyetindeki memurlara kanunlara aykırı emir veremez ve maiyetindeki memurdan hususî bir menfaat temin edecek bir talepte bulunamaz, hediyesini kabul edemez ve borç alamaz.
  • Disiplin suçunu teşkil eden fiil ve davranışlar çeşitli şekillerde öğrenilebilir.
  • Yetkili amir bizzat tespit edebilir,
  • başka merciler tarafından örneğin; disiplin amiri olarak belirlenmeyen sicil amirleri tarafından yetkili amire bildirilebilir,
  • herhangi bir şikayet veya ihbarla,
  • denetleme sırasında,
  • idari, adli veya disiplin soruşturması sonucunda ortaya çıkabileceği gibi
  • disiplin amirinin kişisel soruşturması sonucunda da öğrenilebilir.

657 Sayılı DMK’ nun 125 inci maddesinde disiplin suç ve cezaları sayılmıştır.

Bu cezalar;

  • Uyarma,
  • Kınama,
  • Aylıktan kesme,
  • Kademe ilerlemesinin durdurulması,
  • Devlet memurluğundan çıkarmadır.
  • Uyarma:

Memura görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma; nasihat, sözlü bir ikaz yada tembih şeklindeki gayrı resmi usuller kullanıldıktan sonra ilk adımdaki resmi disiplin işlemidir. Hiyerarşik amir tarafından yazılı olarak verilmektedir. Bu sebepten ötürü bu cezaya “manevi ceza” diyen müellifler de mevcuttur.

Uyarma cezası memurun memuriyet haklarında herhangi bir kısıntı getirmez

  • Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
  • a) Verilen emir ve grevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmî belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,
  • b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek,
  • c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek,*
  • d) Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak,*
  • e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,*
  • f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak*,
  • g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,
  • h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak.
  • Kınama:

Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasından farkı burada hareketin “belirgin” olmasıdır. Bir başka deyişle hareketin kusurlu olduğunun belirtilmesidir. “Uyarma” soyut ve hafif bir müeyyide türü iken; “kınama” somut ve daha ağır bir cezadır.

Kusur, kanuna aykırı bir iradenin mevcudiyeti halinde karşımıza çıkar. Diğer bir deyişle kanuna aykırı bir hareket iradi ise kusurluluk söz konusudur. Kınama cezası verilerek memura bu durum ikaz edilir.

  • Kınama cezasını gerektiren fiil ve hareketler şunlardır:
  • a) Verilen emir ve grevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmî belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,
  • b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,
  • c) Görev sırasında amire* hal ve hareketi ile saygısız davranmak,
  • d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,
  • e) Devlete ait resmî araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak,
  • f) Devlete ait resmî belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek,
  • g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,
  • h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,
  • ı) Görev mahallinde genel ahlâk ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,
  • j) Verilen emirlere itiraz etmek,
  • k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,
  • l) Kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak.
  • m) (Ek: 5234 – 17.9.2004 / m.1/d) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek.
  • Aylıktan Kesme:

Memurun, brüt aylığının 1/30- 1/8’i arasında kesinti yapılmasıdır.

Uyarma ve kınama cezaları manevi bir ceza olmasına rağmen aylıktan kesme cezası manevi yönüne ilaveten maddi yönü de olan bir ceza türüdür.

  • Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
  • a) kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmî belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,
  • b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,*
  • c) Devlete ait resmî belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,
  • d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,
  • e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,
  • f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak,
  • g) İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terk etmek,
  • h) Toplu müracaat veya şikâyet etmek,
  • ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,
  • j) Yasaklanmış her türlü yayını görev mahallinde bulundurmak.
  • Kademe İlerlemesinin Durdurulması :

Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasıdır.

  • Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
  • a) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,
  • b) Özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek,
  • c) Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak,
  • d) Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,
  • e) Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak,
  • f) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,
  • g) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek, g) Bu alt bent, 21.9.2004 tarih ve 25590 sayılı R.G.’de yayımlanan, 17.9.2004 tarih ve 5234 sayılı Kanunun 33- (f) maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
  • h) Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,
  • ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşüncü, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,
  • j) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak,
  • k) Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak,
  • l) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek,
  • m) Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla Devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek,
  • n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,
  • o) Herhangi bir siyasî parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.
  • Devlet memurluğundan çıkarma:

Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır. Devlet memurluğundan çıkarma ile memurluk statüsü sona ermektedir.

  • Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
  • a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,
  • b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasî veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,
  • c) Siyasî partiye girmek,
  • d) (Değişik: KHK/243 – 29.11.1984) Özürsüz olarak, bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,
  • e) Savaş, olağanüstü hal veya genel âfetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,
  • f) Amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak,
  • g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,
  • h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,
  • ı) Siyasî ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,
  • j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,
  • k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.
  • 657 Sayılı Kanunda Düzenlenen Disiplin Suç ve Cezaları için uygulanacak, özel, ortak ve istisnai hükümler:

Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.

Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.

Disiplin cezalarının hangi durumlarda verileceği hususu açıkça kanunda sayılması, memurlar açısından güvence olarak görülebilir. Ancak maddenin dördüncü fıkrasında bu sistemin bir istisnası söz konusudur. Bu fıkrada;

“Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.”

Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının 1/4’ü – 1/2’si kesilir ve tekerrüründe görevlerine son verilir.

Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır.

Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez.

VII-) DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMAYI DÜZENLEYEN DİĞER KANUNLAR:

  • 2489 sayılı Kefalet Kanunu:

Kefalet Kanununun 6 ncı maddesi (1). fıkrasında; “Kefaletli memur ve müstahdemlerden teftiş ve tahkik neticesinde zimmet veya ihtilâsları anlaşılanlar derhal usulüne göre hizmetlerinden çıkarılır ve haklarında ayrıca kanuni takibat yapılır. Bunlara açıkta kaldıkları müddetçe herhangi bir nam ile maaş veya ücret verilmez ” hükmü yer almakta iken;

*Anayasa Mahkemesi’nin 21.11.2007 tarih ve 26707 sayılı R.G.’de yayımlanan, 17/05/2007 T., 2004/17 E. ve 2007/59 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

6. maddede;”Ancak suçları muhakeme ile sabit olduğu takdirde zimmete geçirilen para ve menkul kıymetleri ve ayniyatı verseler bile ihtilâs şeklinde zimmet yapanlar bir daha Devlet işlerinde kullanılmazlar. Yetim ve dulların hakları mahfuz kalmak şartıyla tekaüt hakkından da mahrum kalırlar. Adiyen zimmettar olanlar hakkında Ceza Kanununun hükümleri tatbik edilmekle beraber bunlar da para ve ayniyatın alınıp verilmesi ve elinde tutulması gibi işlerde kullanılmazlar.” hükmü halen caridir.

  • Mülga 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu:

Genel Muhasebe Kanunu’na göre memurların devlet görevlerinin yürütülmesi amacıyla iyi niyetle yaptıkları ve devlet zararına yol açmayan gerçek dışı belge düzenlemesi, alınmamış eşya ve malzemeyi alınmış gibi göstermesi ve henüz yapılmamış veya tamamlanmamış inşaat ve imalat için yapılmış gibi keşif raporu düzenlemesi, bütün bu belgeleri bilerek imzalaması ve onaması halinde 1050 sayıl kanunun 22 nci maddesi disiplin cezası uygulamasını uygun görmüştür.

Her mutemet mali yıl sonunda henüz mahsubunu yapmadığı harcamalara ait tahakkuk belgelerini ve artan parayı saymanlığa teslim etmekle yükümlüdür. Yıl sonunda izlemeye rağmen mahsubu yapılmamış harcama belgelerini teslim ve avansı iade etmeyen mutemetler artan parayı zimmetlerine geçirdikleri kabul edilerek, Maliye Bakanı’nın istemi üzerine hangi sınıf ve meslekten olursa olsun, memurluktan çıkarılır.(1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu, md.88)

  • 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu: (71. madde sondan bir önceki fıkra)

“Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.”

  • 6245 sayılı Harcırah Kanunu:

Harcırah Kanununa göre; maddi hatalar dışında hak ediş miktarını arttıracak şekilde gerçeğe aykırı harcırah beyannamesi veren memurlar hakkında, bağlı bulundukları disiplin kurulunun kararı ile işlenen suçun niteliğine göre disiplin cezalarından birisi veya memurluktan çıkarma cezası uygulanır. Suçlu hakkında idarece verilen disiplin cezaları cezai kovuşturmaya engel değildir. (6245 Sayılı Harcırah Kanunu, md.60)

  • Mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu:

TCK’ na göre; beş yıldan fazla ağır hapse mahkum olan kimseler ömür boyu kamu hizmetlerinden yasaklılık cezası ile de cezalandırılmış olurlar. Kamu hizmetlerinden yasaklılık cezasının ayrıca hükmedilmesine gerek yoktur.

Ayrıca ceza ne olursa olsun, zimmet, ihtilasen zimmet, zimmet sayılmayan emniyeti suistimal, irtikap ve rüşvet suçlarından hükümlülük halinde memuriyetten süresiz çıkarılma cezası verilir. (TCK, md.31)

  • 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu: 

Kamu Hizmetlerinden Yasaklanma

Madde 15 – Bu Kanunun 11 ve 12 nci maddeler hükümleri ile cezalandırılanlara ceza süresi kadar; 13 ncü madde hükmüne göre cezalandıranlara müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası hükmolunur.

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu:

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesi gereğince; belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu değildir. Bu hak yoksunluğu süresiz olmayıp, mahkum olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi öngörülmüştür.

01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde şöyle düzenleme yapılmıştır.

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma

“Madde 53 – (1)Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak;

a)  Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,

b) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,

c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan

d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,

e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,

Yoksun bırakılır.

(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.

(3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.

(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.”

  • Asli ceza ve fer’i “ek” ceza ayrımı kaldırılmıştır. Suç olgusu dolayısıyla uygulanabilen

yaptırımlar, ceza ve güvenlik tedbiri olarak belirlenmiştir. Suçlar arasındaki cürüm ve kabahat ayrımı terk edildiği için ağır hapis, hapis ve hafif hapis ayırımı da kaldırılmıştır. Temel ceza olarak hapis cezası benimsenmiştir. Hapis cezası, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezası olmak üzere üçe ayrılmıştır. Bu ayrımda hapis cezasının infaz sureti esas alınmıştır

  • Ancak 657 sayılı Kanun’un 48. maddesi;

(Değişik: 5728 – 23.1.2008 / m.317) Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak” hükmü ile; (657-98/b) “Memurluğa giriş şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi; “ hükmü bu konudaki belirleyici maddelerdir.

VIII-)DİSİPLİN SORUŞTURMALARI:

a) Disiplin Amirleri.

Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, 657 sayılı Kanunda yazılı disiplin cezalarından yetkisi dâhilinde bulunanları vermeye yetkili amirlerdir.

Diğer bir ifade ile disiplin amirleri, disiplin ile ilgili mevzuatı uygulamak, disiplin soruşturması açmak, disiplin soruşturması yapmak ya da soruşturmacı görevlendirmek ve disiplin cezası vermek yetkisi tanınan sıralı amirlerdir.

b)Disiplin Amir ve Kurulları

  • Uyarma, kınama, aylıktan kesim cezaları “disiplin amirleri”,
  • Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulu kararı alındıktan sonra “atamaya yetkili amirler” ile il disiplin kurulu kararına dayanan hallerde “valiler”,
  • Devlet memurluğundan çıkarma cezası, disiplin amirlerinin bu yöndeki isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu kurumun “yüksek disiplin kurulu” dur.
  • Disiplin Amirleri, 1982 tarihli “Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik” uyarınca tüm kurumlarda çıkarılan özel yönetmeliklerle belirlenmiştir.
  • Başbakan ve bakanlar başında bulundukları başbakanlık ve bakanlık teşkilatındaki her derecede tüm amir ve memurların,
  • Bunlara bağlı kuruluşlarda en üst idare amiri,
  • İllerde valiler, ilçelerde kaymakamlar,
  • Bölge kuruluşlarında bölge müdürleri,
  • Belediyelerde belediye başkanları, “en üst disiplin amiri”dirler.

c) Disiplin amirlerinin yetkileri,

657 sayılı Kanun ve anılan yönetmelikle belirlenmiştir.

Buna göre;

Disiplin soruşturması açmak ya da açtırmak,

Disiplin soruşturması yapmak ya da yaptırmak,

Uyarma, kınama, aylıktan kesim cezası vermek,

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulu kararı alındıktan sonra vermek,

Disiplin Kurulu tarafından red edilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası yerine 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermek ya da vermemek,

Yüksek Disiplin Kurulu tarafından red edilen Devlet memurluğundan çıkarılması cezası yerine verilmesinin red edilmesi halinde 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermek ya da vermemek,

Üst disiplin amiri olarak uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları inceleyerek cezayı kaldırmak, hafifletmek ya da itirazı red etmek,

Yetkilerine sahiptirler.

d) Disiplin amirlerinin sorumlulukları;

Kurumda disiplinin tesisi edilmesi genel sorumluluğu yanında, bazı özel sorumlulukları da söz konusudur. Öncelikle bir disiplin cezası gerektiren fiilin işlendiğini öğrendiğinde zamanaşımı süresini geçirmeden soruşturma açmak, soruşturmanın tamamlanmasından sonra 15 gün içinde ceza vermek, üst disiplin amiri olarak uyarma ve kınama cezalarına yapılan itirazları ise 30 gün içinde inceleyerek karara bağlamakla yükümlüdürler.

e) Disiplin amirlerinin takdir hakları

Disiplin amirlerine verilen görev ve sorumluluklar yanında, bazı takdir hakları da tanınmıştır. Üç çeşit takdir hakkı bulunmaktadır.

Birincisi, kanunun disiplin suçu saydığı eylemler yanında “disiplin cezasının verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir” yönündeki hükmün sağladığı takdir hakkı,

İkincisi, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında alt ve üst sınırlar arasında uygulama yapabilme hakkı,

Üçüncüsü, disiplin kurullarının ayrı bir ceza tayin edemeyecekleri, önerilen cezayı ya kabul ya da red edecekleri kuralı nedeniyle, red edilmesi halinde atamaya yetkili amirlerin 15 gün içinde başka bir ceza vermekte serbest oldukları hakkı,

Takdir haklarıdır.

IX-) DİSİPLİN SORUŞTURMASI AÇILMASINDA ZAMANAŞIMI:

657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre; Disiplin cezasını gerektiren suçun öğrenildiği tarihten itibaren;

Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarını gerektiren suçlarda 1 ay,

Devlet memurluktan çıkarma cezasını gerektiren suçlarda 6 ay içinde soruşturmaya başlanılmaması disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğramaktadır.

Suçun öğrenilmesinden kasıt, yetkili amirin bizzat öğrenmesidir.

Bir disiplin soruşturmasının ne zaman başlanmış sayıldığı hususu, soruşturmanın bizzat ya da muhakkik aracılığıyla yapılması hallerine göre değişiklik göstermektedir.

Şayet yetkili amir, bizzat soruşturmayı yapacak ise disiplin soruşturması, savunma istenilmesi işlemi ile başladığı kabul edilmektedir.

Şayet muhakkik aracılığı ile disiplin soruşturması yapılacak ise muhakkikin yetkili amir tarafından görevlendirilmesi ile soruşturma başlamış sayılmaktadır.

Dolayısıyla disiplin soruşturması açılmasında zaman aşımına, disiplin soruşturmasının yetkili amir tarafından bizzat yapılması ya da bir muhakkik tarafından yapılmasına göre değişeceğini söylemek mümkündür.

Bir disiplin soruşturması ya da cezası;

Soruşturmanın tamamlanması ya da verilen cezanın tebliğ edilmesinden önce memurun ölmesi,

Soruşturmanın tamamlanması ya da verilen cezanın tebliğ edilmesinden önce mevzuatta, memur lehine bir düzenleme yapılması,

Disiplin affı kanunu çıkarılması,

Zamanaşımının oluşması,

Hallerinde etkilenmektedir.

Burada üzerinde durulması gereken “zamanaşımı” konusudur.

657 sayılı Kanunda, iki ayrı zamanaşımı sistemi benimsenmiştir.

Birincisi, disiplin soruşturması açma zamanaşımıdır. Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında, bu cezayı gerektiren fiilin işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 ay, Devlet memurluğundan çıkarma cezasında, bu cezayı gerektiren fiilin işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılmadığı takdirde bir daha disiplin soruşturma açılmaz.

Bu süre yetkili amirin bizzat öğrenilmesi ile başlar.

İkincisi, ceza vermede zamanaşımıdır. Herhangi bir disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Zamanaşımı süresi geçirmeden verilmiş bir disiplin cezasının idari yargı tarafından aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek şekilde iptali halinde, herhangi bir şekilde soruşturma açma ya da ceza verme zaman aşımı süresi işletilemez. Zira zamanaşımı süresi, cezanın tebliği ile bitmiştir.

Soruşturma açma zamanaşımına uğradıktan sonra açılan soruşturma ve takiben verilen ve sonucunda verilen disiplin cezası hukuka aykırıdır.

X-) SORUŞTURMACININ KONUMU:

Disiplin soruşturmalarının nasıl yapılacağı yönünde herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.

657 sayılı Kanun ile sadece disiplin suç ve cezaları sayılmış ve bazı esaslar belirlenmiştir. 657 sayılı Kanuna göre çıkarılan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği ise, disiplin amirlerini, kurullarını belirlemiş, görev ve yetkilerini tespit etmiştir. Diğer bir ifade ile, disiplin soruşturmalarının yürütülme esasları ortaya konulmamıştır.

Bilindiği gibi memurların ceza hukuku açısından yargılamasına esas olmak üzere idare tarafından yapılacak işlemleri gösteren 4483 sayılı Kanunda, ön inceleme sırasında açıklık bulunmayan hallerde CMK hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ancak memurların disiplin hukuku açısından yapılacak soruşturmalarda, usul ve esasları ortaya koyan bir yasal düzenleme yoktur.

Bu nedenle, disiplin soruşturmalarının yapılmasındaki usul ve esasları konusunda, yargı kararları, kurumların yönergeleri, makaleler ve muhakkiklerin uygulamaları ile genel kabul gören belirli bir sistemin oluştuğunu söylemek mümkündür.

Disiplin soruşturmasına, disiplin cezası vermeye yetkili amirin emri ya da onayı ile başlayabilmektedirler. Yetkili amir, disiplin soruşturmasını bizzat yapabileceği gibi görevlendireceği personel aracılığıyla yaptırabilmektedirler.

Bir memurun disiplin cezasını gerektiren eylemini yetkili amirin öğrenmesine rağmen soruşturma açılması için emir ya da onay vermemesi halinde nasıl bir yöntem izleneceği konusunda düzenleme bulunmamaktadır. Eylemin öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde soruşturmaya başlanılmaması halinde ceza verilmemektedir. Bu durumda varsa daha üst amire müracaat edilebilmektedir. Yetkili amir hakkında ise ceza soruşturması söz konusu olmaktadır. Yetkili amir soruşturmacı görevlendirirken hakkında soruşturma yapılacak memurun üstü ya da eşit düzeyinde bulunan kişileri görevlendirmesi gerekmektedir.

Bir disiplin soruşturmasına başlanabilmesi için önce suçu öğrenmek gerekmektedir. Suçu öğrenme; yetkili amirin bizzat görmesi, şikâyet ya da ihbar yoluyla öğrenmesi, başka makamların bildirmesi ya da teftiş suretiyle bilgi sahibi olması ile gerçekleşmektedir.

İhbar ve şikâyetlerde, imzasız ve sahte isimle yapılan başvurular 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun uyarınca mümkün değildir. Ancak Başbakanlığın 1982 tarihli genelgesinde, ihbar ve şikâyetlerde somut olaylar ortaya konulmuş ise yetkili amirlerin inceleme yaptırmaları gerekmektedir. Bu inceleme sonucunda gerekirse disiplin soruşturması yapılabilecektir.

Bir disiplin cezası verebilmek için öncelikle disiplin soruşturması yapılması zorunludur. Disiplin soruşturması yapılmadan sadece savunma istenerek ceza verilmesi işlemleri, idari yargıda bozulmaktadır.

XI-) SORUŞTURMA EMRİ SORUŞTURMANIN YAPILMASI VE SONUCU:

                 Bir disiplin suçunun işlenilmesi halinde, bu suç ne şekilde öğrenilirse öğrenilsin, soruşturmaya yetkili makamın emri ile başlanılabilir. Soruşturmaya onay denilen soruşturma emri ile başlanabilir. Burada bahsettiğimiz soruşturma idari soruşturmadır, adli soruşturma konumuzun dışındadır.

                 Atamaya yetkili amir ya da disiplin amirleri, daha önce belirttiğimiz suçun öğrenilme hallerinden biri ile haberdar olduğu kusurlu davranışlar karşısında, gerek gördüğü taktirde, hangi konu veya konularda, kim veya kimler hakkında soruşturma yapılmasını istediğini belirten soruşturma emrini verir ve varsa, be emre, şikayet ve ihbar dilekçesi ile diğer belgeleri ekler. Bu emri alan kişiye soruşturmacı denir ve soruşturmacının kıdemi, soruşturulması yapılacak memurun kıdeminden daha yüksek veya ona eşit olmalıdır.

                 Müfettişler denetimleri sırasında kusurlu bir işleme rastladıkları zaman, incelemelerine ve denetimlerine devam ederken bir yandan da durumu bildirerek, teftiş kurulu başkanlıkları aracılığıyla atamaya yetkili amirden soruşturma emri isterler. Müfettişler adli nitelikteki suçlarla ilgili olaylara soruşturma emri almaksızın el koyamazlarsa da idari soruşturmalarda bir taraftan soruşturma emri ister, bir taraftan da soruşturmayı sürdürür. ( Danıştay Genel Kurulunun 11.7.1968 gün ve 194 sayılı kararı)

                 Soruşturma emrini alan soruşturmacılar ( muhakkik veya müfettişler) tarafından varsa ihbar veya şikayette bulunan kişiye müracaat edilir, dilekçenin ve dilekçe altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı öğrenilir, iddialarını açıklaması, tamamlayıcı bilgi verip delillerini göstermesi istenir. Şikayetçi yoksa, kusurlu halle ilgili defter, dosyalar ve diğer belgeler incelenir, işlemdeki kusurlu halin özellikleri belirlenir.

                  Soruşturma sırasında resmi kayıtlar, her türlü defter, dosya ve cetveller incelenir, lüzumlu görülen hususlar not edilir sübut delili teşkil eden belgelerin onaylanan suretleri alınır. Bilirkişiye başvurulabilir, ancak yemin ettirilmez. Olay ve sanık hakkında ilgili kurum müdürünün yazılı, Vali ve Kaymakamların genellikle sözlü olarak görüşleri alınır.

                 Gerekli görülen zamanlarda özellikle soruşturmanın sonunda hakkında soruşturma açılan memurun ifadesine başvurulur. Bunda amaç, savunma almak değil, ilgilinin konu ile ilgili bilgi ve düşüncelerini saptamaktır. Bu ifade tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak alınabileceği gibi, iddialar ve saptanan kusurlu iş ve işlemler soru şeklinde verilmek suretiyle yazılı olarak da alınabilir. Sanık ifade verip vermemekte serbesttir, ifade vermeye zorlanmamalıdır. Ancak ifade vermek istemediğini belirtip, ifade zaptını veya yazması için kendisine verilen ve hakkındaki iddiaları kapsayan belgeyi imzalaması sağlanmalıdır. Eğer memur bundan da imtina ediyorsa, orada bulunanlar veya davet edilecek diğer personel yardımıyla durum bir tutanakla tespit edilmelidir.

                 Uygulamada muhakkik ve müfettişlerce disiplin suçuyla ilgili memurun görüşünün alınması ve ifadesine başvurulması,  memurun savunmasının alındığı şeklinde yorumlanmaktadır. Oysa bu yorum ve uygulama yanlıştır, savunma alınması sadece disiplin cezasını verecek disiplin amirinin yetkisindedir.

Yapılan disiplin soruşturması sonucunda, mutlaka bir disiplin soruşturması raporunun düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak raporun biçimi konusunda, yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte uygulamada genel kabul gördüğü biçimiyle bir disiplin soruşturması raporunun aşağıdaki başlıkları taşıması gerekmektedir.

Başlangıç: (Soruşturmaya hangi tarih ve sayılı görev emriyle başlandığı belirtilir.)

İddia: (Soruşturma emri ve eklerinde iddia edilen konular yazılır.)

Soruşturma Kapsamı Dışında Bırakılan Konu ve Nedenleri: (Soruşturma konulardan varsa daha önce soruşturması yapılarak karara bağlanmış konular ile iddia konusunun disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerden belirtilir.)

Muhbir ya da Müştekiler: (Muhbir yada müştekilerin kimlikleri ve adresleri yazılır.)

Hakkında Soruşturma Yapılanlar: (Hakkında disiplin soruşturması yapılanların kimlikleri ve görev ünvanları yazılır.)

Soruşturma Konusu: (Görev ve onay emirleri, müşteki yada muhbirin iddiaları ve yapılan soruşturma sonucunda ortaya çıkan bilgi ve belgelere dayanarak disiplin hukukunda ifade edilen tanımıyla soruşturma konusu yazılır.)

İfadeler: (Tanık ve ifadelerine başvurulan diğer kişilerin ifadeleri kaydedilir.)

Hakkında Soruşturma Yapılanların Savunmaları: (Hakkında soruşturma yapılanların usulüne uygun olarak alınan savunmaları yazılır.)

İnceleme ve Tahlil: (Mevcut bilgi, belge ve ifadelerin hukuki çerçevede tahlil ve değerlendirmesi yapılır.)

Sonuç: (İlgililer hakkında yapılan soruşturma sonucunda, disiplin cezası uygulanıp uygulanmayacağı ve uygulanacak ise hangi cezanın uygulanması gerektiği belirtilir.)

Böylece tarih ve imza konulmak suretiyle düzenlenen disiplin raporu, görevlendirme yapan makama teslim edilir. Birden fazla disiplin soruşturması konusu var ise, aynı rapor içinde her konu farklı bölümlerde farklı olarak ele alınır ve değerlendirilir.

XII-) MEMURUN SAVUNMA HAKLARI:

Anayasamızın 129 uncu maddesine göre memurlar, diğer kamu görevlileri ve meslek kuruluşları mensuplarına, savunma alınmaksızın disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Nitekim benzer hüküm, 657 sayılı Kanunun 130 uncu maddesinde de yer almıştır. Bu nedenle, usulüne uygun olarak savunma alınmadan verilen disiplin cezaları idari yargı tarafından iptal edilmektedir.

657 sayılı Kanuna göre, savunma için en az 7 günlük bir süre verilmesi zorunludur. Böylece verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkını kullanmaktan vazgeçmiş sayılırlar.

657 sayılı Kanuna göre, hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili ile savunma yapma hakkına sahiptir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, memura verilecek en ağır cezadır. Zira bu karara muhatap olacak kişi bir daha Devlet memuru olamayacaktır. Bu nedenle, Yüksek Disiplin Kurullarına ve memura farklı yetkiler verilmiş, haklar tanınmıştır. Bu durumda, kurullar memurun sicil dosyasını ile diğer her türlü belge incelenebilecek, ilgili kurumlardan bilgi isteyebilecek, yeminli tanık dinleyebilecek, bilirkişi incelemesi ve keşif yaptırabilecektir. Ayrıca diğer disiplin kurullarına karar vermek üzere 1 ay süre verilmiş iken, Yüksek Disiplin Kurullarına 6 ay süre verilmiştir. Yüksek Disiplin Kuruluna, savunma alınmış olsa bile en az 7 gün süre vererek yeniden savunma almak zorunluluğu getirilmiştir. Memur açısından ise, sicil dosyası hariç her türlü belgeyi incelemek, tanık dinletebilmek, sözlü ya da yazılı olarak doğrudan ya da vekili aracılığı ile savunma yapabilmek hakları getirilmiştir.

Yasa hükmü ve yargı kararları karşısında, savunmanın bir hak olduğunu ve ayrıca savunma vermemiş olmanın da iddianın kabul edildiği anlamını taşımadığı ilkeleri göz önünde tutulmalıdır.

Savunmada ileri sürülen ifadeler ve görüşler, TCK açısından suç teşkil etmediği sürece savunma hakkı olarak kabul edilir. Yargı yolu kapalı olan uyarma ve kınama cezası, savunma alınmadan da verilse dahi yargı denetimi dışındadır.

Danıştay’ın önceki kararlarına göre, soruşturmacı tarafından alınan ifadenin savunma olmadığı, soruşturmayı yapan ifadesinden disiplin cezası vermeye yetkili amirin anlaşılması gerektiği ve bu nedenle disiplin amiri ya da kurulu tarafından ayrıca savunma istenmesi gerektiği yönünde kararlar verilmekte iken, daha sonra soruşturmacı tarafından savunma alınması halinde disiplin amiri ya da kurulu tarafından savunma alınmasına gerek bulunmadığı kararları alınmaya başlandığı dikkate alınmalıdır.

XIII-) KARAR VERME SÜRELERİ VE TEBLİĞİ:

Disiplin Amirleri, uyarma, kınama, aylıktan kesim cezalarını soruşturmanın tamamlanmasında itibaren 15 gün içinde,

Disiplin Kurulları, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına ilişkin dosyayı aldıkları yada uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları 30 gün içinde,

Yüksek Disiplin Kurulları, Devlet memurluktan çıkarma cezasını ilişkin kararını dosyayı aldıkları tarihten itibaren 6 ay içinde,

Karara bağlamak zorundadır.

Disiplin amirleri, önerilen cezayı aynen uygulamak durumunda değildir.

Yetkisiz verilen cezalar, idari yargıda iptal edilirler.

Alt disiplin kurulu kararına itirazı inceleyen yüksek disiplin kurulu, itirazla bağlıdır ve cezayı arttıramaz.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacaktır.

Kurul kararlarına bağlı disiplin cezalarında, raportörün açıklamaları dinlendikten sonra konunun görüşülmesine geçileceği, konunun aydınlandığı ve görüşmelerin yeterliği sonucuna varılması halinde oylama yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Kurullar oy çokluğu ve açık oyla karar verirler. Başkan oyunu en son kullanır. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın oyu üstün sayılır. Karar Başkan tarafından açıklanır. Karar özeti üyeler tarafından imzalanan bir tutanakla tespit edilir.

Kararlar, karar tarihini izleyen 7 gün içinde, gerekçeli olarak ve oybirliği veya oy çokluğu ile alındığı da belli edilmek suretiyle raportörler tarafından yazılır, Başkan ve üyelerce imzalanır. Karşı oy kullananların görüşlerine kararda yer verilir.

Disiplin amirlerince verilen disiplin cezaları bu amirler kademe ilerlemesinin durdurulması cezası atamaya yetkili amirler ve Devlet memuriyetinden çıkarma cezasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu kararı, kurul başkanı tarafından en geç kararların verildiği tarihi izleyen 15 gün içinde ilgililere tebliğ olunur.

XIV-) DİSİPİLİN CEZALARINI AĞIRLAŞTIRAN VE HAFİFLETEN NEDENLER:

a) Disiplin Cezalarını Ağırlaştıran Nedenler.

657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde, tekerrür halinden bahsetmektedir.

Tekerrür, verilecek disiplin cezasının ağırlaştırılması anlamını taşımaktadır.

Gerek ceza ve gerekse idare hukuku içinde yer alan disiplin hukukun temel anlayışlarından birisi de, suç ve ceza arasında adil bir dengenin bulunmasıdır. Bu amaçla hangi suçlarda, hangi disiplin cezalarının uygulanabileceği tek tek sayılmıştır. Bu anlayışın bir istisnası olarak bazı şartların oluşması halinde kamu görevlisine eyleminin karşılığı olan disiplin cezasının bir üstünün uygulanması hali bulunmaktadır.

Kanunun 125 inci maddesine göre;

Disiplin cezasının verilmesine sebep olmuş bir fiil ve halin, disiplin cezasının sicilden silinmesine ilişkin belirlenen süre içinde ilk tekrarı halinde, bir derece ağır disiplin cezası uygulanmaktadır.

Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezaların da ise, üçüncü uygulanmada bir derece ağır ceza verilmektedir.

Kanunun 125 inci maddesine göre;

Öğrenim durumu itibarıyla yükselebilecekleri derecenin son kademesinde bulunan memurlara, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının 1/4- 1/2’si oranında kesinti yapılmakta ve aynı cezayı gerektiren yeni bir eylemi halinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmektedir.

Dolayısıyla tekerrür konusunda, özel, genel ve kadro derecesinin son kademesinde olanlara yönelik olmak tanımlanmaktadır.

Özel tekerrür, daha önce bir eylemi nedeniyle disiplin cezası alan ve bu cezası kesinleşen memur, cezasının sicilden silinmesi için geçecek süre içinde aynı eylemi tekrarlaması halinde hakkında bir üst disiplin cezası uygulanması durumudur. Yani özel tekerrürde, aynı fiilin bir kez daha tekrarlanması durumu vardır.

Genel tekerrür, aynı derecede bir disiplin cezasını gerektiren ayrı eylemlerin söz konusu olması halinde üçüncü eylemde, disiplin cezasında bir üst cezanın uygulanması durumudur. Örneğin daha önce kınama cezası almış olan bir memurun, daha sonra yine kınama cezası uygulanmasını gerektiren bir başka eylemi üzerine tekrar kınama cezası almış ise, yine kınama cezasını gerektiren bir başka eylemi söz konusu olduğunda artık bir üst ceza olan aylıktan kesme cezasının uygulanacaktır. Genel tekerrür hallerinde memur lehine olan cezanın sicilden silinmesi süreleri, geçerli değildir.

Kadro derecesinin son kademesinde olanların kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında tekerrürü, farklı bir durumu düzenlemiştir. Her memur öğrenim durumuna göre gelebileceği derece ve kademe bellidir. Gelebileceği derecenin son kademesinde bulunan memurlar hakkında dolayısıyla kademe ilerlemesinin durdurulması cezası uygulanamamaktadır. Bu cezayı gerektiren bir eylemin söz konusu olması halinde brüt aylıklarının 1/ 4- 1/ 2 kesilmesi cezası uygulanmakta ve aynı cezayı gerektiren başka bir eyleminin olması durumunda ise devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanmaktadır.

657 sayılı Kanunun 133 üncü maddesine göre;

Uyarma ve kınama cezaları 5 yıl,

Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları ise 10 yıl sonunda başvuru yapılması halinde sicilden silinebilmektedir. Ancak Disiplin Affı Kanunları ise, söz konusu süreler dolmadan cezaların sicilden silinmesini sağlamaktadır. İşte bu süreler içinde tekerrür halinde bir üst ceza uygulanmaktadır.

Bir üst ceza, kanunda sayılan disiplin cezalarının sıralamasındaki üst anlamına gelmektedir. Örneğin uyarmanın üst cezası kınama, kınamanın üst cezası aylıktan kesim cezasıdır. Keza bir eylemi nedeniyle 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış bir memurun bu cezanın sicilden silinebilmesi için geçmesi gereken 10 yıl içinde aynı eylemi tekrarlaması halinde 2 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası değil kademe ilerlemesi cezasının bir üstü olan Devlet memurluğundan çıkarma cezasının uygulanmasıdır.

b) Disiplin Cezalarını Hafifleten Nedenler.

657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde, “geçmiş hizmetlerinde çalışmaları olumlu olan ve iyi ya da çok iyi derecede sicil almış olan memurlara” verilecek disiplin cezalarında, bir derece hafif cezanın uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır.

Örneğin 4 gün göreve mazeretsiz olarak göreve gelmeyen bir memurun eylemi kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirmektedir. Ancak geçmiş hizmetlerinde başarılı olması ya da iyi ve çok iyi derecede sicil almış olması hallerinde, bir derece hafif olan aylıktan kesim cezası uygulanabilecektir.

Burada yetkili amirlere bir takdir hakkı tanınmış olmakla birlikte, şayet alt ceza uygulanmamış ise gerekçesinin belirtilmesi gerekmektedir. Aksi halde idari yargı kararları, bir alt cezanın uygulanması gerektiği yönünde içtihat oluşmuştur. Nitekim Danıştay 1991 tarihli içtihadında, gerekçenin açıklanması gerektiğini belirtmiştir. Disiplin amirleri gerekçesini yazarak alt cezanın uygulanmadığı hallerde, öne sürdükleri gerekçenin kabul edilebilir nitelikte olup olmadığına bakılmaktadır.

Bilindiği gibi uyarma cezasının bir altı bulunmamaktadır. Ancak kınama cezasının bir altı uyarma, aylıktan kesim cezasının bir altı kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının bir altı aylıktan kesim ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasının bir altı ulaşabileceği derecenin son kademesinde olanlar için aylıktan kesim ve diğerleri için kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıdır.

XV-) DİSİPLİN CEZALARINA İTİRAZ;

Anayasanın 129 uncu maddesi, uyarma ve kınama cezaları hariç olmak üzere disiplin cezalarına ilişkin kararların yargı denetimi dışında bırakılamayacağı hükmünü getirmiştir.

657 sayılı Kanunun 135 inci maddesinde de;

Disiplin amirlerince verilen uyarma ve kınama cezasına karşı varsa bir üst disiplin amirine, yoksa disiplin kuruluna,

Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargıya başvurulabilir,

Hükümleri bulunmaktadır.

İdarenin her işlem ve eyleminin yargı denetimine tabi olduğu ilkesine ters düştüğü öne sürülmekle birlikte, uyarma ve kınama cezaları ikaz mahiyetinde olması ve idarenin iç düzeni ile daha çok ilgili olmasından dolayı yargı denetimi dışında bırakılmıştır.

Uyarma ve kınama cezasına itiraz, öncelikle varsa bir üst disiplin amirine, yoksa disiplin kuruluna yapılmaktadır. Bu cezayı alan memurların üst disiplin amirine başvurmaları ve itirazlarının kabul edilmemesi halinde, disiplin kuruluna başvurma hakları kalmamaktadır.

Bu cezalar, şayet en üst disiplin amirleri tarafından verilmiş ise, ilgili disiplin kuruluna itiraz edilebilecektir. Örneğin il valisi tarafından verilen bu tür cezalara karşı ilgili memurun çalıştığı kurum esas alınarak il disiplin kurulu, il milli eğitim disiplin kurulu ya da il polis disiplin kuruluna itiraz edilebilecektir. Keza ilçelerde de kaymakamın en üst disiplin amiri olarak verdiği uyarma ve kınama cezalarına karşı da disiplin kurullarına itiraz edilebilecektir. Belediye başkanı tarafından verilenler uyarma ve kınama cezasına karşı belediye disiplin kuruluna itiraz yapılabilmektedir.

Uyarma ve kınama cezalarına itiraz, kararın tebliğinden itibaren 7 gündür. 7 gün içinde itiraz edilmemiş ise karar kesinleşir. İtiraz mercii, cezayı kaldırabileceği gibi daha hafif ceza uygulayabilir ya da red edebilir. Ancak cezayı ağırlaştıramaz. İtiraz üzerine 30 gün içinde karar verilmelidir.

Diğer disiplin cezalarında, itirazlar idari yargıya yapılabilmektedir. İdari yargıya başvurma usulleri Danıştay, Bölge İdare ve Vergi Mahkemeleri Kuruluş ve Görevleri Kanunu ile İdari Yargılama Usulü Kanununda gösterilmiştir. İdari yargıda, dava ilgili memur tarafından kararın kendisine tebliğinden itibaren İYUK.’nun 7 nci maddesi uyarınca 60 gün içinde disiplin cezasını veren makam ve mercie karşı açılabilir.

Belirtilen süre içinde dava açılmaması hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu süre, sadece işgünü değil, tatilleri de kapsamaktadır. Yetkili idari yargı, disiplin işleminin tesis edildiği idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesidir. İdari yargı tarafından uygun olmayan dilekçeler red edilir, red kararının tebliğinden sonra 30 gün içinde usulüne uygun başvuru dilekçesi ile verilmelidir.

Disiplin cezalarına ilişkin açılacak iptal davalarında;

Yetki (yer, zaman, kişi, konu ),

Şekil (işlemin hukuka uygun şekilde tesis edilmesi),

Sebep (işleme neden olan olayın araştırılması),

Konu (doğuracağı sonuç),

Amaç (kamu yararı),

Açılarından incelenerek karara bağlanır.

İdari yargı mercilerince verilen kararlar, idarece uygulanırlar.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı idari yargıya başvurulması halinde, ceza uygulaması bekletilmez ve memura tebliği ile uygulamaya konur.

XVI-) DİSİPLİN CEZALARININ UYGULANMASI :

Disiplin cezaları tebliğ edildiği tarihten itibaren derhal uygulamaya konur.

Disiplin cezalarına itiraz edilmesi yada edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez. Ceza tebliği edildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve uygulanır.

Verilen disiplin cezası, sadece ilgili memura değil, aynı zamanda sıralı sicil amirlerine ve Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise ayrıca Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.

Aylıktan kesme cezası, brüt aylığın 1/30-1/8 arasında kesinti yapılarak uygulanır. Memur aylığı, asıl ve ek gösterge, kıdem ve taban aylığı, zam ve tazminatlardan oluşur. Bunlardan asıl ve ek göstergeler, yılı katsayısıyla çarpılarak brüt maaş bulunur. Takip eden ilk ay maaşından ceza kesilir.

Kanuna göre, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesi cezası alanlar, vali, büyükelçi, müsteşar ya da yardımcısı, genel müdür ya da yardımcısı ve daire başkanı olamazlar.

XVII- ) DİSİPLİN CEZALARININ SİCİLDEN SİLİNMESİ:

657 sayılı Kanunun 133 üncü maddesi, disiplin cezalarının sicilden silinmesine ilişkin düzenlemeler yapmıştır.

Hakkında disiplin cezası uygulanan memur;

Uyarma ve kınama cezasının uygulanmasından itibaren 5 yıl,

Aylıktan kesim ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında ise 10 yıl sonra yetkili amire başvurarak cezasının sicilden silinmesin isteyebilir.

Memurun isteği üzerine hakkında genel bir değerlendirme yapılarak uygun bulunması halinde verilecek karara istinaden ceza sicilden silinir.

Kademe ilerlemesi cezasının sicilden silinmesinde, ayrıca disiplin kurulu görüşü alınmaktadır.

Bir cezanın sicilden silinebilmesi için geçmesi gereken süre içinde, memurun ayrı bir ceza almamış olması gerekmektedir. Aksi halde cezanın silinmesi değil, ceza ağırlaştırılması söz konusu olmaktadır.

Memurun söz konusu süreler sonunda disiplin cezasının silinmesi isteğinin red edilmesi halinde, bu isteğini zaman içinde tekrar yenileyebilmektedir. Ya da isteğin reddi halinde, idari yargıya başvurabilecektir.

Cezanın sicilden silinmesi, ileriye dönük bir uygulamadır. Memur, diğer şartları taşıyorsa her göreve atanabilecektir.

XVIII-) DİSİPLİN SORUŞTURMASI VE CEZA SORUŞTURMASI:

657 sayılı Kanunun 131 inci maddesi, aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olmasının, disiplin soruşturmasını geciktirmeyeceğini, memurun ceza kanununa göre mahkum olması ya da olmaması hallerinin disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağını hüküm altına almıştır.

Ceza ve disiplin soruşturmaları, farklı usule tabi ve farklı sonuçları olan işlemlerdir.

Disiplin soruşturmasına başlanılması için ceza mahkemesinin kararının beklenilmesi, büyük olasılıkla disiplin soruşturulması açma yada ceza verme zamanaşımı sürelerinin geçmesine neden olabilecektir. Bu konuda duraksamaların önlenmesi için Danıştay’ın 1979 tarihinde verdiği istişari görüşün de, ceza kovuşturmasına başlanmış olmasının disiplin soruşturmasını geciktirmeyeceği, kişinin mahkûm olup olmamasının disiplin cezası uygulamasına engel olmayacağı belirtmiştir.

Memurun disiplin suçu sayılan bir eylemi hakkında, aynı zamanda ceza hukukuna göre ceza davası açılma halinde;

Ceza davasının sonucu beklenmeden disiplin soruşturmasının tamamlanması ve verilen disiplin cezasının uygulanması gerekmektedir.

Memur ceza davası sonucunda mahkûm olması halinde, verilen ve uygulanan disiplin cezası ile ilgili yapılacak başkaca bir işlem bulunmamaktadır.

Memur ceza davası sonucunda beraat etmesi halinde ise, iki halin söz konusu olabileceği,

Birincisi, ceza davası sonucunda verilen beraat kararının, suçun sanık memur tarafından işlenmediği ya da suçun unsurlarının gerçekleşmediği gerekçesine dayanması halinde disiplin soruşturması açılamaz, açılmış ise disiplin cezası verilemez. Ancak disiplin cezası verilmiş ve uygulanmış ise, memurun beraat kararını dayanak göstererek idari yargıdan yargılanmanın iadesi istenebilir.

İkincisi, ceza davası sonucunda verilen beraat kararının, suçun sanık memur tarafından işlendiği yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçelerine dayanması halinde, eylem bir disiplin suçunu oluşturuyor ise disiplin soruşturması açılır, disiplin cezası verilir ve uygulanır.

Özetle;

-Ceza kovuşturmasının devam etmesi, disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası verilmesine “engel olmaz.”

-Ceza mahkemesinin delil yetersizliğinden beraat kararı, disiplin cezası verilmesine “engel olmaz.”

-Ceza mahkemesinin suçun oluşmadığı ya da suçun başkası tarafından işlendiği gerekçesi ile verilen beraat kararı, disiplin cezalarını “etkileyebilir.”

-Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının tecili ya da ertelenmesi, disiplin cezası verilmesine “engel olmaz.”

-Ceza kovuşturması şikayete bağlı suçlarda ceza mahkemesini düşme kararı, disiplin cezası verilmesine “engel olmaz.”

XIX-) GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA

657 sayılı Kanunun 137-145 nci maddeleri arasında, görevden uzaklaştırma düzenlenmiştir.

Görevden uzaklaştırma”, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.

Görevden uzaklaştırma tedbiri, disiplin soruşturmanın herhangi bir safhasında alınabilmektedir. O halde bu tedbirin uygulanabilmesi için bir soruşturma açılmış olması yada belirli bir süre içinde bir soruşturmaya başlanacak olması gerekir.

Görevden uzaklaştırma kararı;

Atamaya yetkili amirler,

Bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri,

İllerde valiler,

İlçelerde kaymakamlar (İlçe idare şube başkanları hakkında valinin muvafakati şarttır.) tarafından alınabilmektedir.

Valiler ve kaymakamlar tarafından alınan görevden uzaklaştırma tedbiri, memurun kurumuna derhal bildirilmektedir.

Yetkili amirler görevden uzaklaştırma kararı ile ilgili olarak bazı sorumlulukları bulunmaktadır. Görevinden uzaklaştırılan memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler.

Görevden uzaklaştırma kararı, sadece idari soruşturmaya bağlı bulunmamaktadır. Ayrıca haklarında mahkemelerce cezai kovuşturması yapılan Devlet memurları da aynı yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilmektedir.

Görevden uzaklaştırılan memurlar yada görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara görevlerinden uzaklaştırıldıkları süre içinde aylıklarının 2/3’ü ödenir. Görevinden uzaklaştırılan memurlar, mevzuatla öngörülen sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. Görevlerine iade edilmeleri halinde, aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir.

Görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması halleri de kanunla düzenlenmiştir. Buna göre, disiplin soruşturması sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai bir işlem uygulanmasına lüzum kalmayan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, görevden uzaklaştırma kararı alan yetkili makam tarafından kaldırılır. Sadece müfettişler tarafından görevden uzaklaştırılanlar memurlar hakkında göreve iade atamaya yetkili amirlerce yapılır.

  • İBB Teftiş Kurulu Yönetmeliğine göre;

Müfettişler, görevlendirildikleri hususlarla ilgili olarak aşağıdaki şartların gerçekleşmesi halinde ilgililer hakkında görevden uzaklaştırma işleminin gerçekleştirilebilmesi için Kurul Başkanlığı aracılığıyla Başkanlığa teklifte bulunurlar.

  • a) Para ve para hükmündeki belge ve senetleri, her türlü demirbaş eşya ve taşınır malı, bunların hesaplarını, belge ve defterlerini göstermekten ve bunlarla ilgili soruları cevaplamaktan kaçınmak, teftiş, inceleme ve soruşturmayı güçleştirecek, engelleyecek ve yanlış yollara sürükleyecek davranışlarda bulunmak,
  • b) 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 17 nci maddesi kapsamına giren eylem ve işlemlerde bulunmak,
  • c) Evrakta sahtecilik veya kayıtlarda tahrifat yapmak,
  • d) Hırsızlık, dolandırıcılık ve emniyeti suistimal gibi yüz kızartıcı bir suç işlemek,
  • e) Kamu hizmetleri gerekleri yönünden görevi başında kalması sakıncalı olmak,
  • (2)Görevden uzaklaştırma teklifleri, inceleme veya soruşturmanın her safhasında yapılabilir. Ancak görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanması istenilen kişinin görevi başında kalmasının sakıncalı olduğu hususunun açık bir şekilde ortaya konması,(a) bendinde belirtilen hususun bir tutanakla tespit edilmesi gerekir.”

Memurun göreve tekrar başlatılması zorunlu olan haller şunlardır.

a) Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler,

b) Yargılamanın men`ine veya beraatına karar verilenler,

c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar,

ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler,

Bu kararların kesinleşmesi üzerine görevden uzaklaştırma tedbiri derhal kaldırılır.

Ayrıca (a, b, c) fıkralarında yazılı olan hallerde, görevden uzaklaştırma tedbiri, Devlet memurunun soruşturmaya konu olan fiillerinin, hizmetlerini devama engel olmadığı durumlarda her zaman kaldırılabilir.

Görevden uzaklaştırma tedbiri;

Bir disiplin kovuşturması icabından olduğu takdirde en çok 3 ay devam edebilir. Bu süre sonunda hakkında bir karar verilmediği takdirde memur görevine başlatılır.

Bir ceza kovuşturması icabından olduğu takdirde görevinden uzaklaştırmaya yetkili amir (müfettişlerin görevinden uzaklaştırdıkları memurlar hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu her 2 ayda bir inceleyerek görevine dönüp dönmemesi hakkında bir karar verir ve ilgiliye de yazı ile tebliğ eder.

XX-) DİSİPLİNE İLİŞKİN BAZI ÖNEMLİ KARARLAR:

-Disiplin soruşturması açılmadan, disiplin cezası verilemez. (Danıştay 8. Dairesi 18.02.1997 gün ve E.1995/5200, K.1997/507 )

-Disiplin amirince savunma alınmakla, disiplin soruşturmasına başlanmış sayılır. (Danıştay 8. Dairesi 30.03.1992 gün ve E.1991/1706, K. 1992/549 )

-Soruşturmacının yetkili makam tarafından görevlendirilmiş olması gerekir. (Danıştay 10. Dairesi 14.01.1985 gün ve E.1984/492, K.1985/10 )

-Müfettişler hariç olmak üzere, disiplin soruşturmalarında görevlendirilen diğer soruşturmacıların, hakkında disiplin soruşturması yapılan memurun statü ya da rütbesi açısından üstü ya da en az eşiti olması gerekir. (Danıştay 2. Dairesi 09.02.1993 gün ve K.1993/486 )

-Disiplin cezası verme yetkisi, mevzuatla kime tanınmış ise ancak onun tarafından kullanılabilir. (Danıştay İdari Dava Dairelerinin 20.12.1985 gün ve E. 1985/122, K.1985/133)

-Disiplin amirleri, soruşturmacılar tarafından önerilen cezayı aynen kabul etmek zorunda değillerdir. (Danıştay 10. Dairesi 12.11.1990 gün ve E.1989/1717, K.1990/2544 )

-Disiplin cezasına konu eylemin vuku bulduğu tarihteki mevzuat uygulanır. (Danıştay 10. Dairesi 04.12.1984 gün ve E.1984/1626, K.1984/2040 )

-Disiplin cezasını doğuran eylemin meydana geldiği tarihte mevcut düzenlemelere göre suç sayılmamasına rağmen, sonradan yapılan düzenlemeye dayanarak disiplin cezası uygulanamaz. (Danıştay 10. Dairesi 12.06.1984 gün ve E.1984/958, K.1984/1262 )

-Disiplin cezalarında, özel yasalardaki düzenleme genel düzenlemeden önce gelir. (Danıştay Mürettep Dairesi 18.03.1980 gün ve E.1978/7264, K.1980/1166 )

-Usulüne uygun olarak kurulmamış disiplin kurulu tarafından verilen disiplin cezası şekil yönünden bozmayı gerektirir. (Danıştay 5. Dairesi 18.03.1976 gün ve E.1974/1022, K.1976/1267 )

-Disiplin soruşturmasını yürütmekle görevlendirilen kişi, o dosyaya bağlı olarak disiplin cezasını vermeye yetkili disiplin kurulu toplantısına üye sıfatıyla katılamaz. (Danıştay 5. Dairesi 18.01.1984 gün ve E.1982/5973, K.1984/99 )  

-Zamanaşımı dolmadan verilen bir disiplin cezasının, idari yargı tarafından yeniden işlem tesis etmek üzere bozulması halinde zamanaşımı süresi işlemez. (Danıştay 10. Dairesi 12.10.1989 gün ve E.1989/2299, K.1989/1735 )

-657 sayılı Kanunun 127 inci maddesinde yer alan belli cezalar için 30 günlük soruşturma açılması zamanaşımı süresi geçirildikten sonra soruşturma yapılarak ceza verilmez. (Danıştay 10. Dairesi 20.03.1991 gün ve E.1988/2495, K.1991/1002 )

-Disiplin amir ve kurullarına karar vermek için tanınan süreler, idarenin iç işleyişi ile ilgili olması nedeniyle bu süreler geçtikten sonra da ceza verilebilir. (Danıştay 8. Dairesi 17.09.1991, E.1991/1370, K.1991/1358 )

-Her biri farklı disiplin cezalarını gerektiren eylemler nedeniyle, ortada yasal bir düzenleme bulunmadan bu cezaların tümü toplanarak Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanamaz. (Danıştay 10. Dairesi 07.06.1984 gün ve E.1984/1258, K.1984/1238 )

-Yanlış madde uygulanarak verilen disiplin cezasının şekil yönünden iptali gerekir. (Danıştay 5. Dairesi 27.04.1983 gün ve E.1982/2338, K.1983/2713)

-Aynı fiilden dolayı birden fazla disiplin cezası verilemez. (Danıştay 10. Dairesi 18.02.1985 gün ve E.1984/399, K.1985/244 )

-Memuriyete girmeden önceki bir eylem nedeniyle disiplin cezası verilemez. (Danıştay 8. Dairesi 14.04.1992 gün ve E.1991/1603, K.1992/705 )

-Memuriyet görevinden ayrılmış olsa dahi, memuriyet görevi sırasında işlenen suç için disiplin cezası uygulanır. (Danıştay 3. Dairesi 27.01.1997 gün ve E.1997/47, K.1997/142 )

-Verilen disiplin cezaları geri alınamaz. (Danıştay 10. Dairesi 15.02.1990 gün ve E.1989/2490, K.1990/270 )

-Disiplin suçu ile verilen disiplin cezası arasında adil bir denge bulunmalıdır. (Danıştay 11. Dairesi 04.11.1976 gün ve E.1976/17, K.1976/3958 )

-Uyarma ve kınama cezaları, yargı denetimine tabi değildir. (Anayasa Mahkemesi 27.11.2007 gün ve E.2002/169, K:2007/88 )

-Aleyhine yargı yolu kapalı olan kınama cezası, savunma alınmadan verilmiş olsa dahi yargı denetimine tabi tutulamaz. (Danıştay 10.Dairesi 29.05.1986 gün ve E.1984/2529, K.1986/1326)

-Soruşturmacılar tarafından mevzuatın öngördüğü esas ve biçimde alınan savunmaların geçerli olması nedeniyle yetkili makamlar tarafından bu savunmalara itibar edilmesi gerekmektedir. (Danıştay 10 Dairesi 03.10.1985 gün ve K.1985/1742 )

-Disiplin soruşturması yapmak üzere görevlendirilen müfettiş tarafından savunma alınması halinde, disiplin kurulunca yeniden savunma alınmasına gerek bulunmamaktadır. (Danıştay 8. Dairesi 12.03.1996 gün ve E.1994/6429, K.1996/652 )

-Davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren eyleminin uyarma cezası verilmesi işlemine itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmesinden sonra, verilen cezanın yok hükmünde sayılarak aynı eylem için yeniden soruşturma yapılarak Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmez. (Danıştay 12. Dairesi 26.03.2007 gün ve E.2006/3521, K.2007/1413 )

-Tekerrürde verilecek ceza, ancak ilk cezanın bir ağırı olabilir. (Danıştay 10. Dairesi 04.02.1986 gün ve E.1985/877, K.1986/15)

-Aynı fiili birden fazla tekerrür eden görevliye ancak bir üst ceza verilir, fiilin her tekrarında daha üst cezaların verilmesi mümkün değildir. (Danıştay 10. Dairesi 14.12.1989 gün ve E.1987/1261, K.1989/2509)

-Geçmiş hizmetleri ve sicilleri olumlu olan memurlar için bir alt ceza verilir. (Danıştay 10. Dairesi 23.10.1989 gün ve E.1989/203, K.1989/1825)

-Başarılı ve sicili iyi olan görevli için bir alt disiplin cezasının uygulanmaması nedeni verilen kararda açıklanmalıdır. (Danıştay 8. Dairesinin 28.10.1991 gün ve E.1991/1399, K.1991/1677 )

-Bir alt disiplin cezası, memurun fiiline uyan disiplin cezasının alt sınırı olmayıp, yasadaki sıralamaya göre bir derece hafif olan cezadır. (Danıştay 8. Dairesi 30.09.1996 gün ve 1994/7701, K.1996/2345 )

-Davacı hakkında olumsuz sicil düzenlenmesine neden eylem ile ilgili olarak açılan disiplin soruşturması sonucunda herhangi bir disiplin cezasına gerek görülmemesi halinde, bu eylem olumsuz sicil düzenlenmesine gerekçe olarak gösterilemez. (Danıştay 8.Dairesi 15.05.2003 gün ve E.2002/3973, K.2003/2283 )

-Ceza yargılamasında suçun işlendiği tarihte ceza ehliyetine sahip olmadığı anlaşılan davacının, disiplin hukuku açısından da ceza ehliyetinin olmadığının kabul edilmesi gerekir. (Danıştay 8. Dairesi 07.04.1997 gün ve E.1995/4538, K.1997/1171 )

-Davacının bir başka görev yerinde iken kimi eylemlerinden dolayı disiplin hukuku ya da ceza hukuku yönünden cezalandırılmış olmasının, nakledildiği yeni görev yerinden bu defa başka bir yere nakline hukuki dayanak olamaz. (Danıştay 5. Dairesi18.03.1991 gün ve E.1988/274, K.1991/472 )

-Sözleşmeli personel olan davacı hakkında bağlı olduğu kurum mevzuatına göre disiplin cezasının verilebilmesi mümkündür. (Danıştay 8. Dairesi 16.12.1996 gün ve E.1996/3619, K.1996/3857 )

-Devlet memurluğundan çıkarma cezasının gerek esas ve gerekse usul yönünden yargı tarafından iptali halinde, idare tarafından işlemin doğurduğu tüm sonuçların ortadan kaldırılması gerekmektedir. (Danıştay İdari Dava Daireleri 20.10.2005 gün ve E.2003/977, K.2005/2500)

-Devlet memurun Ceza Kanununa göre mahkûm olması ya da olmaması, disiplin soruşturması yapılması ve disiplin cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez. (Danıştay İdari Dava Daireleri 20.06.2003 gün ve E.2003/67, K.2003/436 )

-Kamu görevlisi eyleminin Ceza Hukukuna göre suç olması ve yargılanması sonucunda suçun oluşmadığı ya da o görevli tarafından işlenilmediğinin anlaşılarak beraat etmesi halinde, bu mahkeme kararı disiplin hukuku yönünden bağlayıcıdır. (Danıştay 10. Dairesi 30.05.1990 gün ve E.1990/1731, K.1990/1248 )

-Delil yetersizliği nedeniyle verilen ceza mahkemesi beraat kararı, disiplin cezası verilmesi konusunda bağlayıcı değildir. (Danıştay 10. Dairesi 27.10.1987 gün ve E.1987/2015, K.1987/1721 )

-657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılanların dışındaki bir suç, yüz kızartıcı suç olarak değerlendirilemez. (Danıştay 1. Dairesi 09.11.1983 gün ve E.1983/220, K.1983/260 )

-Zimmet suçu yargı kararı ile kesinleşen görevlinin af nedeniyle ceza davası ortadan kalksa dahi, Devlet memurluğundan çıkarılması kararı hukuka uygundur. (Danıştay 10. Dairesi 26.12.1985 gün ve E.1985/2119, K.1985/2269)

-Davacıya isnat edilen fiilin memurlukla bağdaşmayan şeref ve haysiyeti kırıcı suçlardan olması nedeniyle, af kanunları kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. (Danıştay İdari Dava Daireleri 5.09.2000 gün ve E.2000/594, K.2000/949 )

-Yüz kızartıcı bir suçtan hüküm giyen davacının cezasının ertelenmiş olması, disiplin cezası verilmesini engellemez. (Danıştay 8. Dairesi 26.05.1993 gün ve E.1993/407, K.1993/2184 )

XXI-) PRATİK VE FAYDALI BAZI BİLGİLER:

  • Kullanılan belgeler asıl değil ise, örneğinin uygun bir yerine “Aslının aynıdır” ifadesi

yazılarak imzalanır(paraf da geçerlidir) ve mühürlenir.

Bir yazıdan örnek çıkartılması gerekiyorsa örneğinin uygun bir yerine “Aslının aynıdır” ifadesi yazılarak imza y da paraflanarak, mühürlenir.

Kurum ve kuruluşlar elektronik ortamdaki belgelerin değiştirilmesini ve aslına uygun olmayan biçimde çoğaltılmasını önleyen teknik tedbirleri alır.(18/10/2004 tarihli 2004/8125 sayılı Resmî Yazışmalarda Uygulanacak Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik,m.26)

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 05.02.2007 tarihli, E:2006/4246, K: 2007/1009 sayılı kararında, “Hükme dayanak alınan ve fotokopi niteliğinde olay tutanağının, aslına uygunluğunun onaylanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 169. maddesine aykırı davranılması,” bozma nedeni olarak kabul edilmiştir

  • Suçu kanıtlanıp sübut bulmadan kimsenin suçlu ilan edilemeyeceği prensibi uyarınca

sanık, suçlu, …suçunu işleyen, ya da benzer kesin hüküm belirten kavram ve ifadelerin kullanılmaması, bu tür ifadeler yerine konunun/görevin nevine göre; şikayet edilen(ler), hakkında araştırma,inceleme ya da soruşturma yapılan(lar), …suçu işlediği iddia edilen(ler), …suçu atfedilen(ler), gibi ya da benzer ifade tarzının kullanılması uygun olacaktır.

  • Soruşturma konularında her halükarda varılan kanaat ve sonucun mevzuat, uygulama

ya da diğer faktörlerden kaynaklanan neden ve gerekçelerinin ayrıntılı olarak belirtilmesi, fiil ve fail arasındaki illiyet bağının somut olarak ortaya konulması gerekir.

  • Muğlak ifadelerin kullanılmaması, önerilen ya da talep edilen işlem ile varılan kanaat

ve sonucun farklı anlamlara gelmeyecek şekilde açık olması, gereksiz tekrarlardan kaçınılması yararlıdır.

  • Her disiplin amiri aynı zamanda bir sicil amiridir. Ancak her sicil amiri disiplin amiri

değildir. Bu sebeple her sicil amiri disiplin cezası verme yetkisine sahip değildir.

  • Disiplin soruşturmalarında, fail-fiil ilişkisi kurulurken, eylemin 657 sayılı kanunun

125.maddesinde sayılan suçlardan hangisine tekabül ettiğinin açık bir şekilde belirtilmesi ve suça karşılık gelen disiplin cezasının gerekçeli olarak belirtilmesi gerekir.

  • Aynı kanunun Disiplin Cezalarının Çeşitlen ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller

başlıklı 125.nci maddesinde ifade edilen disiplin fiil ve cezalarının bitimini müteakip yer alan hükümlerden memurun leh ve aleyhinde olabilecek tüm hususların mutlaka vurgulanması,

  • Olayda; ölüm, cezanın ertelenmesi ya da kaldırılması, af ve zamanaşımı gibi

hususların bulunup bulunmadığının öncelikle tespit edilmesi şarttır.

  • Mevzuata ilişkin hükümler kontrol edilerek, bilgilerin güncelleştirilmesi

sağlanmalıdır.

  • Google’nin hafızası yoklanmalı ama Google bilgisiyle amel edilmemelidir. (özellikle

mevzuatın güncelliği bakımından)

  • Empati kurulması, hukuki ve fiili durumun göz önünde bulundurulması faydalıdır.
  • Disiplin amirleri, kusurlu hal ve davranış, uyarma, kınama veya aylıktan kesme

cezasını gerekli kılacak nitelikte ise, başka bir makam veya merciin görüş, tavsiye ve onayını almaksızın soruşturma sonunda doğrudan ceza verebilirler. Disiplin amirleri kusurlu hali uyarma, kınama veya aylıktan kesme cezasından daha ağır bir ceza verilmesini gerektirecek nitelikte görürlerse, soruşturma yaptırılması bağlamında konuyu Genel Sekreter Onayı ile Teftiş Kurulu Başkanlığına bildirmeleri usulü izlenmesi yararlı olacaktır. Soruşturma sonunda elde edilen deliller ve kullanılan karineler varsa suçla ilgili emareler birlikte dikkate alınarak kanaat belirtilmeli ve suç konusunu teşkil eden fiil ve hallerin hangi kanunun hangi maddesinde suç sayıldığı ve bu suçun unsurları ifade edilmelidir.

  • Soruşturmacının teklifi disiplin amiri açısından mutlak bağlayıcı değildir.
  • Disiplini bir ceza aracı olarak değil, bir eğitim yolu olarak görmekte fayda vardır
  • Hizmet dışı düşüncelere yer vermeyen; eşit, objektif ve güvenilir tutum ve davranış

ilkeleriyle hareket eden yöneticilerin kurumsal kültüre bırakacakları örnek uygulamalar onları unutulmaz kılacaktır.

Comments are closed.