İCRA İHALESİNDEN ALINAN ARACIN ÇENÇ ÇIKMASI, İCRA MÜDÜRÜNÜN SORUMLULUĞU

YARGITAY 4. Hukuk Dairesi 
2017/452 E. 
2017/2256 K.

Davacı tarafından, davalı ve diğerleri aleyhine 29/05/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalılardanyönünden davanın kabulüne dair verilen 20/10/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, icra memurunun kusurlu eyleminden dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davalılardan yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalılardan yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, dava konusu plakalı aracı 20/12/2010 tarihinde sayılı dosyası ile ihale yoluyla aldığını, ihale aşamasında aracın çenç olup olmadığına dair bir inceleme yapılmadığını, aracı 24/03/2011 günü isimli şahsa sattığını, ihale bedelinin tutarının dosya alacaklısı olan icra müdürlüğü aracılığıyla ödendiğini, tarafından aracın çenç olduğunun tespit edilerek bağlanması üzerine araç sahibi kendisi aleyhine tazminat davası açtığını, bu dosyada bilirkişi heyetince tanzim edilen raporda aracın davacıya satışından önce çenç olduğunun belirtildiğini, bu nedenle tazminata mahkum edilerek icra dosyasına 54.041 TL yatırmak durumunda kaldığını, icra müdürlüğünün tüm kontrolleri yapmadan aracı ihaleye çıkardığını belirterek, uğradığı zararın giderilmesini istemiştir.

Davalı ihalenin yasaya uygun olarak yapıldığını, olayda idarenin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalı davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, 34 … 8245 plakalı aracın kıymet takdirinin 22/07/2010 tarihinde esas sayılı dosyasında yapıldığı, kıymet takdir tutanağında icra müdür yardımcısı ile yedieminin imzalarının bulunduğu, kıymet takdiri yapılırken makine mühendisi veya araç satışı ile uğraşan galerici veya komisyoncunun hazır bulundurularak tam bir tespit yapılmadığı, oysa 16/06/2011 tarihli ekspertiz raporuna göre şase numarasının metal etrafında aletli müdahale ve kaynak izlerinin bulunduğunun görüldüğü, bu şase numarasının monte edilmesi suretiyle çenç olayının gerçekleştiği, çenç olayını tespit edemeyen icra müdürlüğünün kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın davalı Maliye Hazinesi yönünden kabulüne, davalı ava ile doğrudan bağlantısı olmadığı gerekçesiyle, adı geçen davalı hakkında davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.

“Kamu” görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.” düzenlemesi yer almaktadır.

Dosya arasındaki bilgi ve belgeler tümüyle incelendiğinde; 16.06.2011 tarihli ekspertiz raporuna göre dava konusu aracın şase numarasının metal etrafında aletli müdahale ve kaynak izlerinin bulunduğunun görüldüğü, bu şase numarasının monte edilmesi suretiyle çenç olayının gerçekleştiğinin belirtildiği görülmektedir. Dava konusu araçta yapılan çenç işleminin ancak alanında uzman kişilerce anlaşılabilecek nitelikte olduğu, dava konusu edilen olayın çözümünün özel teknik bilgiyi gerektirdiği hususu da gözetilerek dava konusu çenç (change) aracın icra müdürlüğünce yapılan ihale ile davacıya satılmasında icra müdürünün herhangi bir kusurlu eylemi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda kusur sorumluluğuna dayanan uyuşmazlıkta; mahkemece, İcra ve İflas Kanununun 5. maddesi gereğince davanın reddi gerekirken, kabulü doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 26/04/2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI
Dava, icra Müdürlüğünden ihale yoluyla satın alınan araçta çıkan hukuki ayıp nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir.

Davacı, dava konusu plaka nolu aracı 20/12/2010 tarihinde icra müdürlüğünün yaptığı ihaleden satın aldığını, ihale bedelinin dosya alacaklısı ödendiğini, daha sonra bu aracın muayenesini yaptırarak dava dışı sattığını, ancak aracın savcılığının yaptığı bir soruşturmada çenç olduğunun anlaşıldığını, dava dışı kendisine karşı açtığı dava sonucunda araç bedeli olarak 33.480,00 TL’lik tazminat ödemeye mahkum edildiğini, bu bedeli yargılama giderleri ile birlikte 54.041 TL olarak ödediğini, olayda kendisinin hiçbir kusuru olmadığını, devlete güvenerek aracı ihale yoluyla satın aldığını belirterek, araç için ödediği bedelin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın, davalı yönünden husumet nedeniyle reddine, davalı hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir.

1-Karar davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dairemiz çoğunluğunun bozma kararına aşağıdaki nedenlerden dolayı katılmıyorum,

ve iflas müdürleri ile yardımcılarının ve icra iflas dairesi katip, mübaşir ve hizmetlilerinin kusurlu hareketleri ile takibin taraflarına ve 3. kişilere vermiş oldukları zararlardan dolayı devletin hukuki sorumluluğunu düzenlemiştir. Yasada devletin sorumluluğu icra görevlilerinin kusuruna dayandırılmış olsa da, aynı madde kapsamında icra iflas dairesi görevlilerinin kusuru dışında oluşan zarardan dolayı devletin kusursuz sorumluluğu da bulunmaktadır. İcra İflas dairesi görevlilerinin kusurlu davranışlarındaki sorumluluk aynen adam çalıştıranın sorumluluğu gibi kusursuz sorumluluğun özel bir halidir. Üçüncü kişileri karşı devlet her halükarda sorumludur.

Somut olayda ihaleyi yapan iflas dairesi görevlilerinin hacizli aracı ihaleye çıkartırken bütün niteliklerini tespit ederek satış şartnamesinde göstermesi gerektiği halde, bu konuda yeterli araştırmayı yapmayarak kusurlu davranmıştır. Keza İcra memuru aracın kıymet takdirini yaparken bütün nitelikleri belirlenmeli, gerekirse bu konuda uzman bilirkişi incelemesi yaptırmalı, trafik tescil müdürlüğü ile gerekli yazışmaları yaparak araçta hukuki ve maddi ayıp bulunup bulunmadığını tespit ettirmelidir. Mevcut olayda icra müdürlüğü bu konuda gerekli tespiti yapmadığından dolayı kusurlu olduğu açıktır. Davacı devletin yaptığı ihaleye güvenerek ihaleye katılmış ve aracı satın almıştır. Olayda davacının kusuru yoktur. Devletin yetkili organları aracılığıyla yapılan bir ihalede, ihaleyi yapan memurların kusuru olmadığından devletin sorumlu olmayacağını söylemek devlete olan güveni sarsacaktır.

2-Ayrıca TMK’nın 989. maddesi uyarınca kaybedilen veya çalınan eşya bakımından taşınır davası açılabilmesinin koşulları açıklanmıştır. Buna göre, çalınan taşınır bir mal açık artırmadan veya pazardan ya da benzeri eşya satanlardan iyiniyetle edinilmiş ise iyiniyetli birinci ve sonraki edinenlere karşı taşınır davası, ancak ödenen bedelin geri verilmesi koşuluyla açılabilir. Yargıtay 2002/4-608 E., 2002/643 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere taşınır malın açık artırmadan veya pazardan veya ona benzer eşya satan bir satıcıdan alınmış olması halinde iyiniyetle hareket eden ilk ve sonraki satın alanlar hakkında açılacak istihkak davası ancak bir satış bedelinin geri verilmesi koşulu ile açılabilir denilmektedir. Davacı aracı icra müdürlüğünden satın aldığına göre iyiniyetlidir. Kendisine aracı satan da devletin yetkili icra dairesidir. Alıcı İİK.’nın 133 maddesine göre ihale ile mülkiyeti kazanmıştır. Ancak davacı taşınır mülkiyeti hükümlerine göre aracı kendisine satan (bayine) karşı bedelin iadesi davası açabilmesi hakkına sahiptir.

2918 sayılı Yasanın 19. maddesine göre trafik siciline iyiniyetle güvenerek hareket eden kişinin iyiniyeti korunmalıdır. Trafik sicilinin tutulmasında da devlet kusursuz olarak sorumludur. Şöyle ki, hukuki sebebi bulunmayan ya da geçerli olmayan bir kayda (yolsuz tescil) dayanarak hak iktisap eden iyiniyetli kişinin bu iktisabının korunduğu hallerde sicile güvenden söz edilir. Kısacası çenç bir aracın yanlış tutulan kaydından dolayı da devlet sorumludur.

3-Yine TBK’nın 219/1 maddesine göre bir satım sözleşmesinde ortaya çıkan maddi ve hukuki ayıplardan satıcı sorumludur. Mevcut olayda araç icra müdürlüğünün yaptığı ihale sorucu açık artırmayla alıcıya satılmıştır. Satılan aracın hırsızlık malı olması bir hukuki ayıp olup, bu ayıptan yine satıcı sorumludur.

Sonuç olarak, çenç bir aracın icra yoluyla satışında, satışı yapan icra dairesi görevlilerinin kusurlu sayılması gerektiği gibi, bu aracın ihale yoluyla satışından dolayı satışı yapanın kusursuz sorumluluğu bulanmaktadır. Kaldı ki, taşınır mülkiyetine ilişkin mevzuat hükümleri ile TBK daki ayıplı malın satışına ilişkin hükümler dikkate alındığında mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle dairemiz çoğunluğunun bozma kararına katılmıyorum. 26/04/2017


Comments are closed.