Yürümekte olan yakınanın yanına yaklaşarak, omzunda asılı çantayı almak isteyen, yakınanın vermek istememesi üzerine çeken ve çantanın saplarının kopması sonucu alarak kaçan sanığın eyleminde, yağma boyutuna ulaşan cebir, şiddet ve tehdit bulunmadığı gözetilmeden, TCK’nun 491/ilk, 62. maddeleri yerine yazılı şekilde yağma suçundan hüküm kurulması

Ceza Genel Kurulu 2009/6-123 E., 2009/193 K.

Ceza Genel Kurulu 2009/6-123 E., 2009/193 K.

  • YAĞMA
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 62 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 148 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 150 ]
  • 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 495 ]
  • 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 59 ] “İçtihat Metni”

    Yağma suçundan sanık M…..F….K….’in, 765 sayılı TCY’nın 495/1 ve 59. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İ…. 4. Ağır Ceza Mahkemesince 09.06.2003 gün ve 131-187 sayı ile verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 01.12.2004 gün ve 7944-13345 sayı ile;

    “Yürümekte olan yakınanın yanına yaklaşarak, omzunda asılı çantayı almak isteyen, yakınanın vermek istememesi üzerine çeken ve çantanın saplarının kopması sonucu alarak kaçan sanığın eyleminde, yağma boyutuna ulaşan cebir, şiddet ve tehdit bulunmadığı gözetilmeden, TCK’nun 491/ilk, 62. maddeleri yerine yazılı şekilde yağma suçundan hüküm kurulması”

    ” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

    Yerel mahkeme ise, 18.07.2005 gün ve 51-217 sayı ve özetle;

    “Cebir, şiddetin mutlaka müştekiye etkili eylemde bulunmak şeklinde olmasına gerek yoktur. Cebir, şiddet olayımızda olduğu gibi kuvvetle çantanın çekilip götürülmek istenmesi, müştekinin buna izin vermeyip karşı koyması, direnmesi sonucu direncinin kırılmaya çalışılması şeklinde de olabilir. Böylece sanığın çantayı alabilmek için kullandığı kuvvet karşısında çantanın sapının kopması sonucunda TCK 495/1. maddesinde belirtildiği üzere müşteki eşyanın zaptına karşı sukut etmeye mecbur kılınmıştır. Sanık tarafından kullanılan bu kuvvet olayın cebir, şiddet unsurunu oluşturmakta olup, eylemin gasp olarak kabulüne yeterlidir”

    ” gerekçesiyle önceki hükümde direndiğini bildirmiş, ancak bu kez sanığın lehine olduğunu saptadığı 5237 sayılı TCY’nın 148, 150/2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında 53. maddenin uygulanmasına karar vermiştir.

    Bu hükmün de sanık müdafii ve o yer C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının 06.05.2006 gün ve 189566 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay 6. Ceza Dairesine, Özel Dairece de Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    CEZA GENEL KURULU KARARI

    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suç niteliğinin belirlenmesine ilişkindir.

    Ancak, incelenen dosya içeriğine göre;

    Yerel mahkemece ilk hükümde, sanık hakkında 765 sayılı TCY hükümleri uygulandığı halde, bozmadan sonra yapılan yargılamada, lehe yasa değerlendirmesi de yapılarak, bu kez lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCY uygulanmak suretiyle önceki hükümde direnmeye karar verildiği anlaşılmaktadır.

    Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;

    a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,

    b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,

    c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

    d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, Suretiyle verilen hüküm; özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

    Yerel mahkemenin, bozma kararından sonra yürürlüğe giren yasal değişikliği direnme kararına esas almış olması ve bunun Özel Dairece incelenmemiş olması karşısında, bu konunun ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi olanaklı görülmediğinden, hükmün Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir.

    Bu itibarla, “

    “yeni hüküm”

    ” niteliğindeki kararın temyiz davasına bakmakla görevli olan Özel Dairece incelenmesi gerekeceğinden, dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

    SONUÇ

    :

    Açıklanan nedenlerle;

    Yerel Mahkemenin 18.07.2005 gün ve 51-217 sayılı kararı, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2009 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın