Yükümlünün gerçeğe aykırı fatura düzenleyerek elde ettiği komisyon gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığı görüşüyle adına Mayıs ve Aralık 1991 dönemleri için resen kaçakçılık cezalı katma değer vergisi salınmıştır.

Vergi D.Gen.Kur. 1999/441 E., 2000/134 K.

Vergi D.Gen.Kur. 1999/441 E., 2000/134 K.

 

  • FATURA NİZAMI
  • VERGİYİ DOĞURAN OLAY
  • 213 S. VERGİ USUL KANUNU [ Madde 231 ]
  • 213 S. VERGİ USUL KANUNU [ Madde 3 ] “İçtihat Metni”

    Temyiz Eden : … Vergi Dairesi Müdürlüğü

    Karşı Taraf : …

    Vekili : Av. …

    İstemin Özeti : Yükümlünün gerçeğe aykırı fatura düzenleyerek elde ettiği komisyon gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığı görüşüyle adına Mayıs ve Aralık 1991 dönemleri için resen kaçakçılık cezalı katma değer vergisi salınmıştır.

    Tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen Ankara 3. Vergi Mahkemesi, 6.3.1997 günlü ve E:1996/53, K:1997/656 sayılı kararıyla: yükümlünün 1991 yılı işlemlerinin gelir vergisi yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen raporda inşaat malzemesi alım satımına ilişkin gerçek bir ticari faaliyeti bulunmadığı, 1991 yılı ticari faaliyetinin komisyon karşılığı fatura düzenlemekten ibaret olduğu, elde edilen komisyon gelirinin kayıt ve beyan dışı bırakıldığı görüşüyle yapılan gelir vergisi tarhiyatına karşı açılan davada mahkemelerince gerçek bedeli belli olmayan 97 adet faturanın gerçeğe aykırı olduğundan bahisle 24.250.000.000.-lira hasılat elde edildiği yolundaki tespitin varsayıma dayalı olduğu sonucuna varılarak tarhiyat kaldırıldığından. Aralık 1991 dönemi için salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergisinin de kaldırılması gerektiği, Mayıs 1991 döneminde ise düzenlediği üç fatura nedeniyle katma değer vergisi beyan etmediğinin açıkça tespitli olduğu ancak, bu dönem için ödenmesi gereken katma değer vergisi inceleme raporunda takdir edilen matrahın üzerinde olduğundan, bu dönem için salınan cezalı vergide yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın Mayıs 1991 dönemine ilişkin kısmını reddetmiş. Aralık 1991 dönemine ilişkin kaçakçılık cezalı katma değer vergisini kaldırmıştır.

    Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi. 18.3.1999 günlü ve E:1997/4905, K:1999/1127 sayılı kararıyla: cilt halindeki faturaların belli bir sıra takip etmesi ve bu sıraya göre düzenlenmesi gerektiğinden, kullanıldığı tespit edilen faturalardan önceki faturaların da kullanıldığının kabulü gerektiği, bu durumda 017550-017600 ile 016900-016950 seri numaralan arasındaki 3 adet faturanın yükümlü tarafından 1991 yılında kullanıldığı tespit edildiğine göre, tespit edilen faturalardan önceki faturaların da kullanılmasının normal ve mutad olduğu, aksini ispat yükümlüye ait olduğundan, faturaların kullanılmadığını ispatlayamayan yükümlü adına 1991 yılında düzenlenen satış faturaları bedelleri esas alınarak saptanan hasılat üzerinden tarhiyat yapılması gerektiğinden tarhiyatı karşıt incelemeyle tespit edilen 3 adet fatura üzerinden değiştiren vergi mahkemesi kararında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

    Bozma kararına uymayan Ankara 3. Vergi Mahkemesi, 1.6.1999 günlü ve E:1999/384, K:1999/395 sayılı kararında ilk kararındaki gerekçeye ek olarak; davacı adına 1991 yılı için uygulanan gelir vergisi tarhiyatının kaldırılması yolundaki karara karşı yapılan temyiz başvurusunun da Danıştay Dördüncü Dairesinin 26.11.1998 günlü ve E:1997/5838, K:1998/4553 sayılı kararıyla reddedildiği gerekçesiyle direnmiştir.

    Direnme kararı vergi dairesi müdürlüğünce temyiz edilmiş ve cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

    Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

    Danıştay Tetkik Hakimi Süreyya ÇAKIN’ın Düşüncesi :

    Dosyada bulunan inceleme raporundan yükümlünün incelemeye ibraz etmediği iki cilt faturadan üç adedini 1991 yılı Mayıs ayı içinde farklı tarihlerde düzenlediği saptandığından, cilt halinde ve sıra numaraları içeren faturaların bu sıraya göre kullanılmaları gerektiğinden söz konusu faturalardan önceki sıra numaralarını içeren faturaların da kullanıldıklarının kabulü gerekmektedir.

    Yükümlü 1991 yılının Şubat ayı içinde mükellefiyet tesis ettirip, ticari bir faaliyeti bulunmaması nedeniyle işi terk ettiğini, hiç fatura düzenlemediğini iddia etmişse de inceleme elemanına verdiği ifade ile dava dilekçesindeki iddiaları da çelişkili olup ispatlanamamıştır.

    Vergi idaresine işi terk ettiğine dair bildirimde bulunmayan, kullanmadığı belgelerini ibraz etmeyen yükümlünün düzenlediği saptanan üç fatura bedellerinin ortalaması esas alınarak hesaplanacak matraha göre katma değer vergisi uygulanması gerekmektedir.

    Bu nedenle vergi mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

    Danıştay Savcısı Sadrı BOZKURT’un Düşüncesi : .

    Uyuşmazlık; vergi dairesi müdürlüğünün, vergi inceleme raporuna istinaden yükümlü adına salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergisi tarhiyatını kısmen onayan vergi mahkemesi kararının Danıştay 11 inci Dairesinin 18.3.1999 gün ve E:1997/4905, K:1999/1127 sayılı kararı ile bozulması üzerine Ankara 3 üncü Vergi Mahkemesince verilen 1.6.1999 gün ve E:1999/384, K:1999/395 sayılı ısrar kararının bozulması isteğinden ibarettir.

    Dava dosyasının incelenmesi sonucunda: yükümlünün, 1991 yılında incelemeye ibraz etmediği iki cilt fatura içinden üç adet faturayı kullandığı tesbit edilmiş bulunduğundan cilt halindeki faturaların belli bir sıra takip etmesi ve bu sıraya göre kullanılması gerektiğinden kullanıldığı tesbit edilen üç faturadan önceki faturaların da kullanılmış bulunduğunun kabulü zorunludur. Tesbit edilen üç faturadan önceki 30 adet faturanın kullanılmamış bulunduğu yükümlü tarafından isbat edilememiş bulunduğundan, 1991 yılında düzenlenen satış fatura bedelleri esas alınarak 30 adet fatura için saptanan hasılat üzerinden tarhiyat yapılması gereklidir. Tarhiyatı tesbit edilen üç adet fatura üzerinden onayan vergi mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.

    Yukarıda açıklanan nedenle; vergi dairesi müdürlüğünün yerinde görülen temyiz isteminin kabul edilerek temyiz konusu vergi mahkemesinin ısrar kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmüştür.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    Gerçek bir emtia hareketine dayanmaksızın, komisyon karşılığı fatura düzenlediği tespit edilen yükümlü adına Mayıs ve Aralık 1991 dönemleri için resen salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergisine karşı açılan davayı kısmen kabul ederek tarhiyatın aralık dönemine ilişkin kısmının kaldırılması yolundaki vergi mahkemesi ısrar hükmü vergi idaresi tarafından temyiz edilmiştir.

    213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her tür delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır.

    Dosyada bulunan inceleme raporu ve eki tutanaktan incelemeye ibraz edilmeyen iki fatura cildinde bulunan üç faturanın Mayıs 1991 ayında farklı tarihlerde kullanıldığı, fatura numaralarının birbirini takibetmediğinin saptandığı anlaşılmıştır.

    Cilt halindeki faturaların belli bir sıra takip etmesi ve bu sıraya göre düzenlenmesi gerektiğinden, kullanıldığı tespit edilen faturalardan önceki faturaların da kullanıldığının kabulü gerekir.

    15.2.1991 tarihinde faaliyete başlayıp iki ay sonra işi terkettiğini, bastırdığı belgeleri hiç kullanmadığını iddia eden yükümlü bu iddiasını kanunen geçerli belgelerle ispatlayamamıştır. Bu durumda 1991 yılında kullanıldığı saptanan faturaların ortalama bedeli esas alınmak suretiyle bu faturalardan önceki numaraları içeren faturalar için hesaplanan hasılat tutarına isabet eden kısmı yönünden davanın reddi gerekirken tarhiyatın bu kısmının da kaldırılması yolundaki hüküm fıkrası hukuka uygun görülmemiştir.

    Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulüne Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 1.6.1999 günlü ve E:1999/384, K:1999/395 sayılı kararının sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına. 7.4.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY

    Temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, bozulması istenen kararın dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında yerinde ve ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.

    Bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.

 

Bir Cevap Yazın