YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASINDA YURDA KESİN DÖNÜŞÜN İSPATI

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2013/434
KARAR: 2014/53

Taraflar arasındaki “itirazın iptali ile Kurum işleminin iptali” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3. İş Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne, dair verilen 22.12.2010 gün ve 2009/1015 E., 2010/935 K., sayılı kararın incelenmesi davacı/karşı davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 17.05.2012 gün ve 2011/4617 E., 2012/9085 K. sayılı ilamı ile;

“…Dosya kapsamına göre, 3201 sayılı Kanun uyarınca Almanya’da geçen sigortalı hizmetlerin; borçlanan davalıya (birleşen davanın davacısı) bağlanan yaşlılık aylıklarının yurt dışından işsizlik yardımı alması nedeniyle iptali üzerine, 01.01.1997-17.08.2008 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili için icrai takibe geçildiği anlaşılmaktadır.

Davanın temel yasal dayanağı olan 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 3’üncü maddesinde yer alan ve borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılması gereğini öngören düzenlemenin, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 gün ve 2000/36 Esas – 2002/198 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine bu konu, anılan Kanunda değişiklik yapan ve 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 56’ncı maddesiyle yeniden düzenlenmekle halen yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının borçlanabilmeleri kabul edilerek yurda kesin dönülmüş olması şartı öngörülmemiş ise de, 3201 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin (A) bendi hükmü gereğince anılan koşul, borçlanan ve borcunu ödeyen sigortalılara yaşlılık sigortasından aylık tahsisi için varlığını korumaktadır. Ancak, özellikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra bu koşulun, yurt dışında geçen ve belgelendirilen çalışma süreleri ile bu süreler arasında veya sonundaki işsizlik sürelerini borçlanan kişiler yönünden "yurt dışı çalışma ilişkisinin sona ermesi" olarak anlaşılması zorunlu olup, bu kapsamda Türkiye dışındaki bir ülkenin sosyal sigorta kurumundan, çalışmaya bağlı sosyal sigorta ödenekleri olan işsizlik ve hastalık yardımı alınması olgusu fiilen yurt dışında çalışma gibi değerlendirileceği gibi, sigortalıya malûllük, emekli/yaşlılık aylığı bağlanmış olması, yurda kesin dönüş yapıldığının karinesi niteliğinde bir olgu olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Dosya kapsamına göre; Mahkemece, 30.07.2008 tarihinde Kuruma intikal eden, Almanya SGK Başkanlığı hizmet belgesine göre, davalıya (birleşen davanın davalısı) 30.11.2007 tarihinden itibaren Almanya’dan yaşlılık aylığı bağlandığından bahisle, bu tarih itibariyle kesin dönüş şartının gerçekleştiği ve takip eden aybaşı olan 01.12.2007 tarihi itibariyle de aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.Ancak, Almanya SGK Başkanlığı hizmet cetvelinin tercümesinin yaptırılmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, Alman SGK Başkanlığı hizmet belgesinin tercümesi yaptırılarak sigortalının Almanya’dan aylık alıp almadığı, niteliğinin ne olduğu, ikamete dayalı bir ödeme olup olmadığı hususları irdelenerek dava konusu istem hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacı (karşı davalı) vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Davacı/karşı davalı SGK vekili asıl davada; davalının 1.1.1997-17.8.2008 tarihleri arasında Kurumdan aylık almakta iken, Almanya’da işsizlik yardımı aldığının tespit edilmesi üzerine aylıklarının, 3201 sayılı Kanun’un 6 maddesi gereğince başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiğini, yersiz, ödenen aylıklar ile işlemiş faize ilişkin kurum alacağının tahsili amacıyla Ankara 23. İcra Dairesinin 2008/9525 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının 21.10.2008 tarihinde takibin tamamına itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesini istemiştir.

Davalı/karşı davacı B.. K.. vekili, asıl davada, Ankara 23. İcra Müdürlüğü’nün 2008/9525 E sayılı takip dosyasındaki ödeme emrinin açık olmadığını; borcun kapsamının faiz oranının ve başlangıç tarihinin belli olmadığını bu nedenle ödeme emrinde yer alan borca ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, zamanaşımı itirazında bulunduğunu, Kurumun müvekkilini, sosyal güvenceden mahrum bırakan işleminin Anayasa, mevzuata ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Davalı-karşı davacı B.. K.. vekili, birleşen Ankara 17. İş Mahkemesi’nin 2010/89 E sayılı davada, müvekkilinin 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanarak emekli olduğunu, Kurum tarafından borçlanması ve yaşlılık aylığının iptal edildiğini, müvekkilinin yurt dışından kesin dönüş yaparak, kesin dönüş koşulunu yerine getirdiğini, bu nedenle borçlanma işlemi ve yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile borçlanma işleminin geçerli olduğunun ve kesilen aylığın, kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve sağlık hizmetlerinden faydalanması gerektiğinin tespitinine karar verilmesini istemiştir.

Davacı-karşı davalı SGK vekili birleşen davada, davacıya 3201 sayılı kanuna göre borçlandığı süreler ile hizmeti üzerinden tam yaşlılık aylığı bağlandığını ancak Alman sigorta merciinden yardım aldığının tespit edilmesi üzerine borçlanması geçerli sayılmış ise de aylığının iptal edildiğini ileri sürerek karşı davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece; Alman Sigorta Merciinden alınan 06.06.2008 tarihli yurtdışı hizmet cetveline göre, davacı 30.11.2007 tarihinden sonra yurtdışında çalışmadığı, yurtdışından işsizlik/hastalık yardımı almadığı gibi, 01.12.2007 tarihinden itibaren de yurtdışından emekli olduğunun anlaşıldığı, davacı/karşı davalı Kurum tarafından da aksi iddia ve ispat edilmediğinden, davalı/karşı davacının yurtdışı ilişkisinin 30.11.12007 tarihinde son bulmuş olması nedeniyle, iptal edilen yaşlılık aylığının yurtdışından aldığı issizlik yardımının sona erdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.12.2007 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiği, gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine Özel Daire; yukarıda metni yazılı gerekçe ile hükmün bozulmasına karar vermiş, yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. Direnme hükmünü, davalı vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık;mahkemece yapılan araştırmanın, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan, yurda kesin dönüş koşulunun ısbatına yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun, kendisinden önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Kanun ile birlikte; yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına; yurt dışında çalıştıkları süreleri, döviz karşılığı borçlanma ve buna bağlı yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı vermiş ve bu kişilerin, yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye’de sosyal güvenceye kavuşma hakkı tanımıştır. Böylece Türkiye’de çalışıp, belli bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunan Türk vatandaşları ile yurt dışında çalışanların sosyal güvenceleri açısından bir farklılık kalmamıştır.

3201 sayılı Kanun’un 6.maddesinde;
"A-Bu kanuna göre değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için;
a)Yurda kesin dönülmüş olması,
b)Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması;
c)Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması
şarttır.

Yukarıdaki şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere ilgili sosyal güvenlik kurumu kanunu hükümlerine göre bağlanır.

B- Bu kanunun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylıkları kesilir.

Bunlardan yeniden kesin dönüş yapanların, bu hizmetlerini 4’ncü madde hükümleri gereğince borçlanmaları şartıyla aylıkları bu süreler de dikkate alınarak yeniden hesaplanır. Bu borçlanmayı yapmayanların eski aylıkları yurda kesin dönüş tarihini takip eden ay başından itibaren müracaatları üzerine tekrar ödenmeye başlanır.”

Hükmü bulunmakta olup, 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığının bağlanabilmesi için “kesin dönüş” koşulunun varlığı aranmaktadır.

06.11.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin “Aylığa Hak Kazanma ve Aylık Başlama tarihi” başlıklı 13. maddesinin 1/a bendinde: de aylık bağlanabilme koşulları arasında “Yurda kesin dönülmüş olması” sayılmıştır.

Aynı yönetmeliğin “Tanımlar başlıklı” 4. maddesinin 1/d bendinde: “Kesin dönüş: Aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu,” şeklinde tanımlanmıştır.

Yönetmelikteki, kesin dönüşün tanımında yer alan “sosyal sigorta ödeneği” ibaresinin, ne anlama geldiği ifade edilmektedir. Buna göre “sosyal sigorta ödeneği” çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödemeleri ifade etmektedir. Tanımda geçen “sosyal yardım ödeneği” de, bulunulan ülke mevzuat kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir geliri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlaşılmaktadır. Bu nedenle, yurt dışı sürelerini borçlananlara aylık bağlanmasında, öncelikle yurt dışındaki çalışmaları ve varsa ikamete dayalı sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneklerinin sona ermesi şartı aranacağı, kesin dönüş ifadesinden, hiçbir şekilde mutlak anlamda yurt dışında bulunduğu ülkeden, Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurtdışına çıkış yapmama şeklinde anlaşılmaması gerekmektedir.

Açıklanan hususlara, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.02.2013 gün ve 2012/10-1148 E., 2013/261 K. sayılı kararında da işaret edilmiştir.

Yukarıdaki açıklamaların ışığında, somut olay değerlendirildiğinde mahkemece, 30.07.2008 tarihinde Kuruma intikal eden, Almanya SGK Başkanlığı hizmet cetvelinin tercümesinin yaptırılmamış olması nedeniyle, bu belgeden sigortalının Almanya’dan aylık veya ödeme alıp almadığı, aylık almakta ise alınan aylığın niteliğinin ne olduğu, ikamete dayalı bir ödeme bulunup bulunmadığı hususları anlaşılamadığından, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle yerel mahkeme kararı bozulmalıdır

SONUÇ: Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda açıklanan değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5521 sayılı Kanunun 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen admin — Sal Şub 24, 2015 11:07 pm — Cevaplar 0 — Ziyaret 58


kararara.com Sitesine Git

Bir Cevap Yazın