YAĞMA, ZORLA ALIKOYMA, ZORLA IRZA GEÇME HK.

Ceza Genel Kurulu 2009/5-146 E., 2009/195 K.

Ceza Genel Kurulu 2009/5-146 E., 2009/195 K.

  • YAĞMA
  • ZORLA ALIKOYMA
  • ZORLA IRZA GEÇME
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 53 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 61 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 102 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 109 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 148 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 150 ]
  • 5252 S. TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ … [ Madde 9 ]
  • 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 230 ]
  • 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 34 ] “İçtihat Metni”

    Zorla alıkoyma, zorla ırza geçme ve yağma suçlarından hükümlü O…. H… hakkında, yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, zorla kaçırma ve zorla ırza geçme suçlarından uyarlama yapılmasına yer olmadığına, yağma suçu yönünden ise 5237 sayılı TCY’nın 148/1 maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, yağmaya konu malın değeri ve TCY’nın 61/1-d maddesi nazara alınarak ceza tertip edildiğinden ayrıca TCY’nın 150/2. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, hapis cezası tamamlanıncaya kadar TCY’nın 53/1. maddede sayılan haklardan yoksun bırakılmasına ilişkin, B…….5. Ağır Ceza Mahkemesince 10.11.2005 gün ve 325-238 sayı ile verilen kararın, hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 20.02.2006 gün ve 514-926 sayı ile;

    “Zorla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel saldırı suçlarından değerlendirme yapılırken 5252 sayılı Yasanın 9/3. ve CMK’nun 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün; önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Hükümlü hakkında yağma suçundan 5237 sayılı TCK’nun 148/1. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulurken, suça konu malın değerinin azlığı nazara alınıp, lehine 5237 sayılı TCK’nun 150/2. maddesinin tatbiki gerektiğinin düşünülmemesi”

    ” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

    Yerel Mahkeme ise, 23.06.2006 gün ve 325-238 sayı ve özetle ilk bozma nedenine uymuş, ikinci bozma nedenine karşı, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin kararlarına dayanarak önceki hükümde direndiğini bildirmiş, ancak bu kez hükümlünün, cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı TCY’nın 102/2. maddesi uyarınca 7 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, özgürlüğü kısıtlama suçundan 5237 sayılı TCY’nın 109/2-5. maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, yağma suçundan da önceki hükümde olduğu gibi 5237 sayılı TCY’nın 148/1. maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, yağmaya konu malın değeri ve TCY’nın 61/1-d maddesi nazara alınarak ceza tertip edildiğinden ayrıca TCY’nın 150/2. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, hapis cezası tamamlanıncaya kadar TCY’nın 53/1. maddede sayılan haklardan yoksun bırakılmasına karar vermiştir.

    Bu kararın da hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C.Başsavcılığının “

    “eylemli uyma nedeniyle dosyanın Özel Daireye gönderilmesi, Özel Dairece yapılacak inceleme yönünden onama”

    ” istekli 22.06.2009 gün ve 231121 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    CEZA GENEL KURULU KARARI

    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, 5237 sayılı TCY’nın 150/2. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

    Ancak, incelenen dosya içeriğine göre;

    Yerel Mahkemenin uyarlamaya ilişkin ilk kararı gerekçesiz olup, doğrudan uygulamayı içermektedir. Nitekim Özel Dairenin ilk bozma nedeni de bu hususa ilişkindir. Bozmadan sonra yapılan yargılamada ise, ilk hükümde yer almayan yeni gerekçeler gösterilmiş ve ilk hükümden farklı yeni bir hüküm verilmiştir.

    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış kararlarında vurgulandığı üzere, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;

    a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,

    b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,

    c)Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

    d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,

    Suretiyle verilen hüküm; özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

    Somut olayda, Yerel Mahkemece ilk hükümde, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 150/2. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken, herhangi bir gerekçe gösterilmediği halde, bu kez gerekçe gösterilmek suretiyle karar verilmiştir. İlk hükümde bulunmayan bu husus Özel Dairece denetlenmemiş olup, bu konuların ilk kez Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

    Bu itibarla Yerel Mahkemenin son uygulaması özde direnme kararı olmayıp, eylemli uyma sonucunda verilen yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın eylemli uyma nedeniyle temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

    SONUÇ:

    Açıklanan nedenlerle;

    Saptanan eylemli uyma nedeniyle dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2009 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın