VERGİ BARIŞI KANUNU İÇ GENELGESİ SERİ NO: 2003/1

Tarih 15/03/2003
Sayı B.07.0.GEL.0.36/3629-1/10615
Kapsam
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü

SAYI : B.07.0.GEL.0.36/3629-
KONU :

VERGİ BARIŞI KANUNU
İÇ GENELGESİ
SERİ NO: 2003/1

…………………………. VALİLİĞİ
(Defterdarlık: Gelir Müdürlüğüne)

4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun uygulanmasına ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek görülmüştür.A-BAŞVURUDA BULUNAN MÜKELLEFLERE İLİŞKİN HACİZ İŞLEMLERİ

Vergi Barışı Kanununa göre vergi borçlarını ödemek üzere başvuruda bulunan mükelleflerin borçları, Kanun ile ödeme planına bağlandığından, haklarında bu borçlar nedeniyle uygulanmış hacizler ve bu hacizlere dayanılarak yapılan satış işlemlerinin durdurulması gerekmektedir. Daha önce tatbik edilen hacizlerin kaldırılmasını isteyen mükelleflerin talepleri ise borcu karşılayacak tutarda teminat gösterilmesi suretiyle yerine getirilebilecektir. Aynı uygulamanın istihkak ve alacak hacizleri için de yapılacağı tabiidir.

Ayrıca, 4811 sayılı Kanun kapsamında borçları taksitlendirilen mükellefler hakkında bu borçları nedeniyle 1993/6 Seri Nolu Tahsilat İç Genelgesinde açıklanan esaslar çerçevesinde saymanlıklardan haciz yolu ile kesinti yapılmayacaktır. Bununla birlikte Kanun kapsamı dışında borcu bulunan mükellefler için uygulama sürdürülecektir.

Diğer taraftan, borçları anılan Kanun gereğince taksitlendirilen mükelleflerin, taksit ödemelerini aksatmaları halinde ise durdurulan cebri takibat işlemlerinin yeniden başlatılacağı tabiidir.

B- VERGİ BORCU OLMADIĞINA DAİR YAZI İSTEYEN MÜKELLEFLERE İLİŞKİN UYGULAMA

4811 sayılı Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları bu Kanuna göre taksitlendirilen mükellefler tarafından, vergi borçlarının olup olmadığına dair yazı istenilmesi halinde vergi dairelerince, “vergi borçları, 4811 sayılı Kanun kapsamında taksitlendirildiğinden muaccel borcu yoktur” şeklinde yazı verilecektir.

C- KANUNİ SÜRESİNDE BEYAN EDİLMEYEN GEÇİCİ VERGİLERLE İLGİLİ İŞLEMLER

Bilindiği gibi 4811 sayılı Kanun vergiler açısından, 31/8/2002 tarihinden önceki dönemleri, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannameleri kapsamaktadır.

Buna göre, 2002 takvim yılı 1 inci ve 2 nci geçici vergi dönemleri Kanunun kapsamına girmekte, diğer dönemleri girmemektedir.

Kanun kapsamına giren bu dönemlere ilişkin beyannamelerin kanuni sürelerinde verilmemiş olması veya eksik beyanda bulunulmuş olması halinde de mükelleflerin Kanunun 6 ncı maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.

Ancak, 2002 takvim yılına ilişkin yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin Mart ve Nisan/2003 aylarında verileceği ve ödenmiş geçici vergilerin bu beyannamelerde mahsup edilebileceği dikkate alındığında, Kanunun 6 ncı maddesi kapsamında verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden geçici vergilerin, kurumların Mart/2003 ayında ödeyecekleri taksit hariç, maddede öngörülen taksit ödeme sürelerinde ödenmesine imkan bulunmamaktadır.

Bu nedenle, gelir vergisi mükelleflerince 4811 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden geçici vergilerin terkini, bu beyannameler için alınacak pişmanlık zammı/gecikme faizi ve vergi cezalarının maddede öngörülen süre ve şekilde ödenmesi gerekmektedir.

Kurumlar vergisi mükelleflerinin ise bu beyannameler üzerine tahakkuk eden geçici verginin madde hükümlerine göre ödenecek ilk taksidini ödemeleri, diğer taksitlere isabet eden vergi aslının terkini gerekmektedir. Bu mükelleflerin pişmanlık zammı/gecikme faizi ve vergi cezalarını maddede öngörülen süre ve şekilde ödemeleri gerektiği tabiidir.

Diğer taraftan, belirtilen dönemler ile ilgili olarak 4811 sayılı Kanunun 3 üncü ve 5 inci maddeleri kapsamına giren olaylarda da anılan maddelere göre işlem yapılarak ödenecek tutarlar tespit edilecektir. Ancak yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde geçici vergi aslına ilişkin yapılacak tahakkuklar terkin edilecektir.

Bu şekilde terkin edilen geçici vergilerin yıllık beyannamelerde mahsup konusu yapılamayacağı tabiidir.

D- TARHİYAT ÖNCESİ UZLAŞMA TALEPLİ VERGİ İNCELEME RAPORLARI İLE İLGİLİ İŞLEMLER

4811 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 4 numaralı fıkrasında, “Bu Kanuna göre matrah artırımında bulunulması, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmez. Ancak, matrah artırımında bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin, bu Kanunun 7 nci maddesinin (13) numaralı, 8 inci maddesinin (7) numaralı fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen ayın başından itibaren 1 ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde bu işlemlere devam edilmez. Bu süre içerisinde sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz. İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah farkı tespit edilmesi halinde, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla, inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah farkı, bu Kanunun 7 ve 8inci madde hükümleri ile birlikte değerlendirilir. İnceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, inceleme raporları ve takdir komisyonları kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah artırımında bulunan mükellefler hakkında artırıma konu dönem ve vergi türleri için Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin 31/3/2003 tarihine kadar sonuçlandırılamaması halinde bu incelemelere devam edilemeyecektir. Madde ile vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılması ise özel bir hükümle vergi inceleme raporlarının ve takdir komisyonları kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikaline bağlanmış ve 31/3/2003 tarihine kadar vergi dairesi kayıtlarına intikal edecek olan inceleme raporları ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma taleplerinin dikkate alınmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Bu nedenle, Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah artırımında bulunulacak dönem ve vergi türlerini kapsayan vergi inceleme raporlarında tarhı öngörülen vergi ve kesilecek cezalar için yapılmış olan tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacağından, daha önce tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmeleri ileri bir tarihe ertelenen veya henüz uzlaşma günü verilmemiş olan vergi inceleme raporları da dahil olmak üzere 31/3/2003 tarihine kadar düzenlenen raporlar süratle vergi dairelerine intikal ettirilecektir.

Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddeleri kapsamında olmayan vergi türü ve dönemlere ilişkin incelemelerde ise mevcut mevzuat uyarınca işlem yapılacak ancak tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmelerinde mükelleflere Kanunun 5 inci maddesi hükmü hatırlatılacaktır.

E- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ MATRAH ARTIRIMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

1- 4325 sayılı Kanun kapsamındaki illerde faaliyette bulunan ve bu kapsamda istisna kazanç elde eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri 1998, 1999, 2000 ve 2001 takvim yılları için 4811 sayılı Kanuna göre asgari tutarlardan az olmamak üzere gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını artırabileceklerdir.

Ancak, kurumlar vergisinden istisna edilen bu kazançlar, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendine göre stopaja tabi olmadığından, gelir (stopaj) vergisi artırımında bulunulmasına gerek bulunmamaktadır.

Bu mükelleflerin 4325 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan illerde de faaliyette bulunmaları halinde, 1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliğindeki açıklamalar çerçevesinde kurumlar vergisi matrahları ile gelir (stopaj) vergisi tutarlarını birlikte artırmak zorundadırlar.

2- 1999 yılı kazançlarına yatırım indirimi uygulanmış olan mükellefler hakkında idari yargıda verilen ve bu Kanunun yürürlük tarihinden önce kesinleşen kararlardan, anılan yılda uygulanan yatırım indiriminin gelir (stopaj) vergisi tevkifatına tabi olmadığı gerekçesiyle yapılan tarhiyatların terkini yönünde karar verilmiş olması ve bu mükelleflerin 4811 sayılı Kanuna göre kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları halinde, bu mükelleflerin gelir (stopaj) vergisi yönünden vergi artırımında bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Anılan yılda uygulanan yatırım indirimi üzerinden yapılan vergi tarhiyatına dava açmamış olan mükellefler hakkında ise, Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliğinde durumlarına uygun bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde işlem yapılması gerekir.

3- 4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesi, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamak için kurumlar vergisi matrah artırımında bulunan mükelleflerin Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre de gelir (stopaj) vergisi artırımında bulunmak zorunda olduklarını hükme bağlamıştır.

Buna göre, 1998 takvim yılı için matrah artırımında bulunacak olan kurumların, kurumlar vergisi matrahları ile birlikte Gelir Vergisi Kanununun 94/6 ncı maddesine göre yapılan gelir vergisi tevkifatı için de vergi artırımında bulunmaları zorunludur.

4- Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin 16 numaralı bendine göre, kurumlar vergisinden muaf bulunan ve bu nedenle, yıllık kurumlar vergisi ve gelir vergisi tevkifatına ilişkin muhtasar beyanname vermemiş olan kooperatifler asgari tutarlardan az olmamak üzere, matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

5- Tasfiye halinde bulunan kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin yıllarda matrah artırımında bulunmaları, tasfiye bitiş beyannamesinin verilmesi üzerine Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili hükümlerine göre yapılacak olan incelemelere engel teşkil etmemektedir. Ancak, matrah artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye karı üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilecektir.

6- Özel hesap dönemi 2001 takvim yılında başlayıp 2002 takvim yılı içinde sona eren kurumların bu döneme ilişkin kazançları, hesap döneminin kapandığı 2002 takvim yılı kazancı olarak vergilendirileceğinden, bu dönem için matrah artırımında bulunulması mümkün değildir.

7- 1998, 1999, 2000 ve 2001 takvim yıllarında verilen gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde zarar beyan edilmesi veya istisna, indirim veya mahsuplar nedeniyle, bu beyannameler üzerinden ödenmesi gereken verginin bulunmaması halinde bu mükellefler de bu Kanuna göre artırılan matrahlar üzerinden % 25 oranında vergilendirilirler.

8- 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun 7 nci maddesinin (11) numaralı fıkrası hükmünün uygulanmasına ilişkin 1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliğinin VI-C/3-d bölümünde “… mükellefler, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının yarısını, 2002 ve müteakip yıl karlarından mahsup edemeyeceklerdir. Söz konusu zararların diğer yarısı ise Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup edilmeye devam edilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Bu açıklama, sadece mali yıl bilançolarına göre doğmuş zararlarla ilgili olmayıp, geçmiş yıl zararlarının indirim ve istisna uygulamasından kaynaklanan kısmını da içermektedir.

Dolayısıyla söz konusu fıkra hükmü uyarınca matrah artırımında bulunan mükelleflerin artırımda bulundukları yıla ilişkin zararlarının gerek mali yıl bilançolarına göre doğmuş olsun gerekse indirim ve istisnadan kaynaklanmış bulunsun tamamının %50’si, 2002 ve müteakip yıllarda Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup edilecektir.

9- Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan ve bu gelirleri için hiç beyanname vermemiş olan mükellefler de 1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliğinin VI-C/1-a bendinin üçüncü paragrafında belirtilen ve asgari tutarın 1/5’i oranında hesaplanan tutarlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunabileceklerdir.

F- KATMA DEĞER VERGİSİ ARTIRIMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

1- Artırımda bulunulan yıl içinde bütün dönemlerde katma değer vergisi beyannamelerini veren ancak bazı dönemlerde hesaplanan vergisi çıkmayan mükelleflerin katma değer vergisi artırım talepleri aşağıdaki şekilde değerlendirilecektir.

– Yıl içinde bütün dönemlerde katma değer vergisi beyannamesi veren ve hiçbir dönemde hesaplanan vergisi çıkmayan mükelleflerin artırım taleplerinde, 1 Seri Nolu Vergi Barışı Genel Tebliğinin VI-D/2-b bölümündeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

– Yıl içinde bütün dönemlerde beyanname veren ancak bir veya birkaç dönemde hesaplanan vergisi bulunup diğer dönemlerde bulunmayan mükelleflerin artırım talepleri, sözü edilen Tebliğin VI-D/1 bölümüne göre değerlendirilecektir. Buna göre bu mükelleflerin hesaplanan vergi bulunan beyannamelerindeki hesaplanan vergiler toplanacak ve bu tutara ilgili yıl için öngörülen oranlar uygulanarak artırım tutarı hesaplanacaktır.

2- Katma değer vergisi artırımı kapsamına giren dönemler için başlatılmış ve henüz sonuçlandırılmamış incelemelerin bulunması artırıma engel değildir. 31/03/2003 tarihine kadar sonuçlandırılması gereken bu incelemelere dayalı tarhiyatlarda, rapora göre tarhedilmesi gereken vergiden, artırım nedeniyle ödenecek tutarlar düşülerek işlem yapılacaktır.

Buna göre;

-İnceleme, artırım talebinde bulunulan yılın bütün dönemlerini kapsıyorsa, rapora göre tarhedilmesi gereken vergiden, 4811 sayılı Kanunun artırıma ilişkin hükümleri gereğince yılın tamamı için hesaplanan vergi tutarı (bu Kanuna göre tahakkuk eden vergi) düşülecektir.

-İnceleme, artırımda bulunulan yılın bazı dönemlerini kapsıyorsa, artırım nedeniyle hesaplanan yıllık tutar 12’ye bölünerek aylık ortalama bulunacak, bu ortalamanın raporun kapsadığı dönem sayısı ile çarpılması sonunda, bulunan tutar, rapora göre tarhedilmesi gereken vergiden düşülecektir.

3- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca bazı işlemler “kısmi” vergi tevkifatı kapsamına alınmıştır. Buna göre, işlem bedeli üzerinden hesaplanan verginin;

-tekstil ve konfeksiyon sektöründeki fason işlerde 1/3’ü satıcı tarafından, 2/3’ü sorumlu sıfatıyla alıcı tarafından,

-hurda ve atık; metal, kağıt, plastik ve cam eşyada 1/10’u satıcı tarafından, 9/10’u sorumlu sıfatıyla alıcı tarafından beyan edilmektedir.

Bu tür işlemleri bulunan satıcıların yapacakları katma değer vergisi artırımları ile ilgili “hesaplanan vergi” nin belirlenmesinde, alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilen katma değer vergisi dikkate alınmadan, satıcının beyan ettiği kısım esas alınacaktır.

4- Yıl içerisinde birden fazla vergi dairesinde katma değer vergisi mükellefiyet kaydı bulunanların, katma değer vergisi artırımında bulunmak istenilen yıl için, son beyannamenin verildiği vergi dairesine bildirim formlarını vermeleri gerekmektedir.

G- BAŞVURU İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

1- 4811 sayılı Kanun uyarınca yapılacak başvuru, bildirim ve beyannamelerin taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi halinde postaya verildiği tarih, adi postayla gönderilmesi halinde ise vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır.

Başvuruların (bildirim ve beyanname hariç) faksla yapılması mümkündür. Bu takdirde faksla alınan başvurular vergi dairesi kayıtlarına derhal intikal ettirilecektir.

2- 4811 sayılı Kanun uyarınca verilmesi gereken başvuru dilekçesi, bildirim ve beyannamelerin mükelleflerce imzalanması şartıyla, bahsi geçen belgelerin vergi dairelerine mükelleflerin yakınları veya yanında çalışanlar gibi üçüncü şahıslar tarafından verilmesi halinde bu başvurular kabul edilecek ve hazırlanan ödeme planları bu şahıslara verilecektir.

3- 4811 sayılı Kanunun matrah/vergi artırımı hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin, bu taleplerinden başvuru süresi sonuna kadar vazgeçmeleri mümkündür. Bu süreden sonra taleplerinden vazgeçemeyecekleri tabiidir.

H- DİĞER HUSUSLAR

1- 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesine göre tahakkuk ettirilen % 10 nispetindeki haksız çıkma zammı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında bir alacak olmadığından, bu zammın 4811 sayılı Kanun kapsamında ödenmesine imkan bulunmamaktadır.

2- 4811 sayılı Kanunun 15 ve 16 ncı maddelerinde düzenlenen terkin hükümleri Bakanlığımız vergi dairelerince tahsil edilen alacaklara ilişkindir. Dolayısıyla bu hükümlerin İl Özel İdareleri ve Belediyeler tarafından uygulanması mümkün değildir.

6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gerek Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerince gerekse İl Özel İdareleri ve Belediyelerce takip ve tahsil edilen para cezalarının ise 4811 sayılı Kanuna göre ödenmesine imkan olmayıp bu alacakların takip ve tahsiline devam edilecektir.

3- 1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliğinin Ek: 7 numaralı “Beyanname Vermeyenler İçin Gelir (Stopaj) Vergisi (G.V.K. MAD:94/6) Artırım Bildirimi” nde 1999 yılı için yer alan “5.500.000.000.-TL” asgari matrah tutarı, 4811 sayılı Kanunun 7/7 nci maddesine göre “4.500.000.000.-TL” olarak dikkate alınacak ve bu bildirim formu düzeltilerek kullanılacaktır.

4- 4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (7) numaralı fıkrasında belirtilen zor durum halinin varlığı, mükellef tarafından verilen Erteleme ve Taksitlendirme Talep ve Değerlendirme Formunun II numaralı sütunundaki mali bilgilere göre, 8.6.1984 tarih ve 10 Seri Nolu Tahsilat İç Genelgesinde yapılan açıklamalar çerçevesinde belirlenecek ve talep hakkında 2003/1 Seri Nolu Tahsilat İç Genelgesinde belirtilen usul ve esaslara göre işlem yapılacaktır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

Osman ARIOĞLU
Bakan a.
Gelirler Genel Müdürü

Bir Cevap Yazın