TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA, TERS YÖNDE GİDERKEN POLİSLERCE DURDURULMA

YARGITAY Ceza Genel Kurulu
ESAS: 2012/1567
KARAR: 2014/63

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık Y….’nin beraatine ilişkin, …Sulh Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2009 gün ve 162-220 sayılı hükmün üst Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 28.12.2011 gün ve 13364-10095 sayı ile;

"Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın gündüz vakti ters yola bilerek ve isteyerek girdiği, seyrine devam ederek görevli polis ekiplerince durdurulduğu anlaşılmakla, idaresindeki kara taşıtını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etme suçunun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden atılı suçtan mahkumiyeti yerine delillerin hatalı değerlendirmesi sonucu beraatine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 16.03.2012 gün ve 31757 sayı ile;

“Sanık, sevk ve idaresindeki …99 plakalı aracıyla, 05.07.2009 tarihinde, …İlçesi A. Mahallesi, O.Caddesi üzerinde ters şeritten gitmekte iken polis ekipleri tarafından durdurulmuştur. Polis ekiplerince, Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/1-d maddesi uyarınca ‘Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymamak’ eylemi nedeniyle sanık hakkında idari para cezası tutanağı düzenlenmiştir.

Sanığın polis ekipleri tarafından durdurulması sırasında, aracın ters istikametten gittiği sırada, kişilerin hayat veya sağlığını tehlikeye sokacak bir durumun meydana geldiği yönünde herhangi bir tutanak düzenlenmediği gibi, bu konuda tanık, olay yeri krokisi, fotoğraf vs. herhangi bir delil de sunulmamıştır.

5237 sayılı TCK’nun 179/2. maddesi kasten işlenen suçlardandır. Dolayısıyla bu suçun oluşabilmesi için sanığın, aracını bilerek ve isteyerek kişilerin hayat ve sağlıklarını tehlikeye atacak şekilde sevketmesi gerekmektedir. Salt aracın ters şeritten gitmesi bu suçun oluşması için yeterli olmayacaktır.

Olayda sanık, aracıyla ters şeritten gitmesi nedeniyle polis ekiplerince durdurulmuş ve eylemine uyan Karayolları Trafik Kanunu’nun 47 l/-d maddesi uyarınca kendisine idari para cezası kesilmiştir. Dolayısıyla sanığın eylemi, mahkeme kararında da belirtildiği üzere, yasalarımızda suç olarak tanımlanmamış ve idari para cezasına konu eylem sınırında kalmıştır. Zira sanığın aracını, kişilerin hayat ve sağlıklarına tehlikeli olabileceğini bile bile ters şeritten sevk ettiğine dair somut herhangi bir delil bulunmamaktadır. Kastın ispatlanamadığı durumlarda suçun yasal manevi unsurunun oluştuğunu söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla sanığın bu eylemi 5237 sayılı TCK’nun 179/2. maddesinde düzenlenen ‘Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma’ suçunu değil, yukarıda yasa maddeleri mezkur idari eylemi oluşturmaktadır. Bu durumda mahkemenin vermiş olduğu beraat kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 21.11.2012 gün ve 27106-24710 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, öncelikle eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Sanık hakkında 05.07.2009 gün ve 997670 sıra numaralı trafik idari para cezası karar tutanağı ile 2918 sayılı Kanunun 47/1-d maddesine aykırılıktan idari para cezası uygulandığı,

06.07.2009 tarihli kolluk fezlekesinde; "şüpheli Y.. F..’nin sevk ve idaresindeki 06 ACB 99 plaka sayılı aracı ile idaremiz Atatürk Mahallesi, Osmanlı Caddesi üzerinden ters istikamette gittiği trafik ekibimizce tespit edilmiş ve hakkında Karayolları Trafik Kanununun 47/1-d maddesi gereği trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikle gösterilen diğer kural kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymamak suçundan idari para cezası uygulanmıştır" bilgilerinin yer aldığı,

Sanığın ifadesinde;……. plakalı oto ile A. mahallesi, O.caddesi üzerinde ters şeritten giderken görevli polisler tarafından yakalandığını beyan ettiği,

Yerel mahkemece tutanak tanıkları dinlenilmediği gibi, olay yerinde keşif yapılmadığı,

Anlaşılmaktadır.

5237 sayılı TCK’nun" Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179. maddesinin ikinci fıkrası;

"Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş olup, fıkrada belirtilen araçların trafik düzenine aykırı kullanımına bağlı olarak, kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlığı bakımından bir tehlikenin oluşması suç olarak kabul edilmiştir. Buna göre, maddede sayılan ulaşım araçlarının somut tehlike oluşturabilecek şekilde kasten sevk ve idare edilmesi halinde suç oluşacaktır.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Olay tarihinde sanık hakkında trafik akışına ters yönde olacak şekilde araç kullandığı gerekçesiyle trafik idari para cezası tutanağı düzenlenmiş ise de, sanığın seyir halinde bulunduğu yolun bölünmüş yol olup olmadığı, olay saati itibariyle yoğunluğun bulunup bulunmadığı, sanığın ters yönde ne kadar mesafe gittiği araştırılmamıştır.

Şu halde, olayda somut tehlike halinin oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için öncelikle tutanak tanıkları dinlenip olay yerinde keşif yapılarak, sanığın kolluk görevlilerince yakalandığı yolun bölünmüş yol olup olmadığı, yakalanma saati itibariyle yoğunluğun bulunup bulunmadığı, sanığın ters istikamette ne kadar mesafe gittiği ve bu yönde tehlike oluşturacak nitelikte tali yol ve kavşak olup olmadığı hususları tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumu takdir ve tayin edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,

2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 28.12.2011 gün ve 13364-10095 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Kazan Sulh Ceza Mahkemesinin 25.11.2009 gün ve 162-220 sayılı kararının, eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2014 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen admin — Cum Mar 20, 2015 1:30 pm — Cevaplar 0 — Ziyaret 157


kararara.com Sitesine Git

Bir Cevap Yazın