… Tekstil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin sahte belge düzenleyerek vergi kaçak ve kaybına sebebiyet verdiğini ihbar eden davacıya …….. görüş raporuna dayanılarak ihbar ikramiyesi ödenmemesine ilişkin açılan dava hk.

3. Daire 1995/139 E., 1995/3105 K.

3. Daire 1995/139 E., 1995/3105 K.

“İçtihat Metni”

Temyiz isteminde Bulunan : …

Vekili : Av. …

Karsı Taraf : …

İstemin Özeti : … faaliyet gösteren … Tekstil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin sahte belge düzenleyerek vergi kaçak ve kaybına sebebiyet verdiğini ihbar eden davacıya 22.3.1985 tarih ve 1985-V-333/14 sayılı görüş raporuna dayanılarak ihbar ikramiyesi ödenmemesine ilişkin 2.4.1991 tarih ve 24675 sayılı işleme karşı açılan davayı; açılan davanın süresinde olup olmadığının tesbiti için ara kararı ile Maliye Bakanlığı’ndan işlemin tebliğine ait tebliğ alındısının istenildiği ancak taahhütlü olarak gönderilen yazılarda tebliğ alındılı işlem uygulanmadığı, sadece postaya verildiğine dair zimmet defterine kaydedildiği bildirildiğinden tebliğ tarihinin ikinci bir ara kararı ile P.T.T. İşletme Genel Müdürlüğü Posta İşleme Merkezi Müdürlüğünden sorulduğu verilen cevapta, posta evrakı iki yıllık süreden sonra işlemden kaldırılması nedeniyle gönderinin teslim kaydının tesbitinin mümkün olmadığı bildirildiğinden davacının işleme muttali olduğu tarihe göre davanın süresinde açıldığı kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçildiği, davalı idarece davacının …Tekstil Tic. ve San.A.Ş.’nin hissedarı olması nedeniyle ihbar ikramiyesi ödenemeyeceği belirtildiği halde, davacı vekilince gerek dava dilekçesinde gerek duruşma esnasında müvekkilinin şirketin hissedarı olmadığı ileri sürülmediği gibi, bu hususu kanıtlayıcı bir belge de ibraz edilmediğinden davacının şirketin hissedarı olduğunun ihtilafsız olduğu, şirket hissedarlarının da şirkette gördükleri usulsüzlükleri ilgili mercilere bildirmelerinin asli görevlerinden olması nedeniyle aralarında organik bağ bulunan şirket hakkında yaptıkları bildirimlerin ihbar olarak kabulüyle ihbar ikramiyesi ödenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle reddeden Ankara Altıncı Vergi Mahkemesinin 13.7.1994 gün ve E:1991/1481. K:1994/1418 sayılı kararının; şirket ortaklığı kabul edilse de 1905 sayılı yasa uyarınca ihbar ikramiyesi ödenmesi gerektiği ileri sürülerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği yolundadır.

Tetkik Hakimi : Şahnaz Gerek

Düşüncesi : Dosyanın incelenmesinden; … Tekstil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi hakkında tahakkuk ettirilip tahsil edilen vergi ve cezaların davacının ihbarı üzerine yapıldığının anlaşıldığı, 1905 sayılı yasada şirket ortağına ihbar ikramiyesi ödenmesi konusunda bir sınırlama getirilmemiş olduğundan, davacıya ihbar ikramiyesinin verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu nedenle, aksi yönde verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Savcı : Anıl Genç

Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle vergi mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Uyuşmazlık, ihbar ikramiyesi ödenmemesine ilişkin Maliye Bakanlığı işleminin iptali için açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararının temyizen bozulması istemine ilişkindir.

1905 sayılı Menkul ve Gayrimenkul Emval ve Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanunun 6. maddesinde, ihbar ikramiyesinin ödenmesi koşulu inceleme sonucunda bulunan ve tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların ihbar edenin verdiği bilgi ve belgeler kaynak alınmak suretiyle tesbitine bağlanmış, mal memurları ile tahrir ve tahmin komisyonu üyelerine ve tahakkuk işleminde görevli olanlara ihbar ikramiyesi verilemeyeceği öngörülmüş bulunmaktadır.

Olayda, davacı tarafından … Tekstil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinde bir takım yolsuzlukların yapıldığı ve sahte faturalar düzenlenerek vergi kaybına sebebiyet verildiğinin 18.11.1983 tarihli dilekçe ile ihbar edilmesi üzerine, bu şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına dayanılarak salınan vergi ve kesilen cezalar” üzerinden ihbar ikramiyesi ödenmesi talebinde bulunulmuştur.

Aynı şirket hakkında … tarafından da ihbarda bulunulmuş olup, ihbar dilekçesi daha önce kayda alınan kişiye verilmesi uygun görülerek, ikramiyenin dilekçesi daha önce kayda alınan davacıya verilmesi Bakanlığın 7.4.1986 tarihli onayı ile kararlaştırılmıştır.

Her ne kadar bu ihbardan dolayı ihbar ikramiyesi ödenmesi talebinde bulunan davacıya ihbar ikramiyesinin ödenemeyeceği bildirilmiş ise de; davacının ihbarı sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre … Tekstil Tic. ve San.A.Ş. adına salınan vergi ve kesilen cezaların bulunduğu sabit olup, 1905 sayılı Yasaya göre ihbar ikramiyesi verilmesi vergi ve ceza tahakkukun ihbar sonucu yapılan incelemeye dayanması yeterli bir neden olup, ayrıca aynı yasa hükümlerinde, şirket ortağına ihbar ikramiyesi verilmesi konusunda bir sınırlama getirilmemiş olduğundan davacıya ihbar ikramiyesi verilmesi gerekmektedir.

Bu durumda, davacının şirket ortağı olduğu, şirket ortaklarının şirkette gördükleri usulsüzlükleri ilgili mercilere bildirilmelerinin asli görevlerinden olması nedeniyle, aralarında organik bağ bulunan şirket hakkında yaptıkları bildirimlerin ihbar olarak kabul edilemiyeceği ve bu nedenle ihbar ikramiyesi verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddeden mahkeme kararında yasaya uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Ankara Altıncı Vergi Mahkemesinin 13.7.1994 gün ve E:1991/1481. K:1994/1418 sayılı kararının bozulmasına, 18.10.1995 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

AYRIŞIK OY

X-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinde; ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, dava açılmayan haller ile davanın süreden reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilmesi halinde, cevabın tebliğinden itibaren dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının ihbar ikramiyesi ödenmesi için 27.9.1989, 2.12.1990, 13.3.1991 tarihli dilekçeleriyle davalı idareye başvuruda bulunduğu, bu başvuruları üzerine davalı idarece 12.10.1989. 12.11.1990, 25.12.1990 ve 2.4.1991 tarihlerinde davacıya cevap verilmiştir.

Davacının başvuruları üzerine idarece verilen 12.11.1990 gün ve 104906 sayılı cevapta … Tekstil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ile hayali isim kullanarak vergi kaybına sebebiyet veren bazı firmalar hakkındaki ihbarla ilgili, 1905 sayılı Yasa hükümleri uyarınca hesaplanan 1.435.421.- liralık ihbar ikramiyesinin 1.267.867.- liralık kısmı … Valiliğine ve 167.554.- liralık kısmı da … Valiliğine gönderildiğinin ve adı geçen İl Defterdarlıklarından alınması gerektiğinin bildirildiği, bu işlemin … A.Ş. ile diğer bazı firmalarla ilgili ihbardan dolayı alınacak ihbar ikramiyesi miktarım belirttiği açık olup, davacının da en az 2.12.1990 tarihli başvurusunda bu işleme muttali olduğundan, bu işlemin iptali istemiyle davacı tarafından süresinde dava açılmadığı, idareye yeniden müteaddit dilekçeler ile başvuruda bulunduğu idarenin en son cevabına ilişkin 2.4.1991 gün ve 24675 sayılı işlemine karşı dava açıldığı anlaşılmaktadır.

2577 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen 10. maddesi uyarınca davacı 12.11.1990 tarihli işleme muttali olduğu 2.12.1990 tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açması gerekirken bir süre geçirildikten sonra dava açmış bulunmaktadır. Öte yandan, adı geçenin yeniden idareye yaptığı başvuruya verilen cevabın ise geçmiş olan dava açma süresini ihya etmesi mümkün değildir.

Bu durumda, vergi mahkemesince davanın süreden reddedilmesi gerekirken davacının şirketin ortağı olduğu, şirketteki usulsüzlükleri ilgili mercilerine bildirmelerinin asli görevlerinden olması nedeniyle, şirket hakkında yaptıkları bildirimlerin ihbar olarak kabulüyle ihbar ikramiyesi ödenmesi mümkün görülmediği gerekçesiyle reddi yolunda verilen kararda sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

XX-Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar vergi mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.

 

Bir Cevap Yazın