Taraflar arasındaki “ “Katkı payı alacağı ” ” davasından dolayı yapılan yargılama hk.

Hukuk Genel Kurulu 2011/8-558 E., 2011/743 K.

Hukuk Genel Kurulu 2011/8-558 E., 2011/743 K.

 

  • HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE
  • KATKI PAYI ALACAĞI
  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 152 ]
  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 170 ]
  • 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 163 ] “İçtihat Metni”

    Taraflar arasındaki “

    “Katkı payı alacağı ”

    ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11.Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.3.2009 gün ve 2006/739-2009/290 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 10.6.2010 gün ve 2010/84-3115 sayılı ilamı ile;

    (…Davacı vekili, tarafların 1991 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde edinilen 72 ada 9 parselin alınmasına bankadan kredi kullanmak ve altınlarını vermek suretiyle 1/2 oranında katkıda bulunduğunu açıklayarak payına isabet eden 70.000 TL katkı payı alacağının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

    Davalı vekili, taşınmazın edinilmesine katkısı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

    Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava; 743 sayılı TKM. nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde evlilik birliği içerisinde edinilen mala yapılan katkı nedeniyle açılan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. Taraflar, 24.07.1991 tarihinde evlenmişler, 31.08.1998 tarihinde açılan boşanma davası kabul ile sonuçlanmış ve 08.11.1999 tarihinde kesinleşen Rotterdam Asliye Hukuk Mahkemesinin boşanma hükmünün Ankara 10. Aile Mahkemesi hükmüyle tanınması üzerine boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte son bulmuştur (TMK.nun 225/1). Dava konusu taşınmaz mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 19.08.1998 tarihinde edinilmiştir.

    Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Mahkemece tarafların çalışmalarına ilişkin belgeler ile gelir durumlarını gösteren belgelerin tercüme ettirmesi için davacı tarafa süre verilmiş, belgelerin tercüme edilmemesi nedeniyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Dosyadaki ve temyiz dilekçesine ekli belgelerden davacının 1992 yılında Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi işçi olduğu, 1999 yılında ise yurtdışında G….. adlı okulda hizmetli olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Diğer yönden davacı tanıkları taşınmazın alınması sırasında davacının banka kredisi çekerek katkıda bulunduğunu, kredi borcunun 381 Euro geri ödemesinin davacı tarafından yatırıldığını, evlilik sırasında takılan bileziklerini de eve yatırdığını, G….. Bank İnternational aracılığı ile konut alınması için para gönderdiğini bildirmiş olmalarına karşılık mahkemece açıklanan bu araştırma ve incelemeler yapılmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.

    Mahkemece yapılacak iş, davacı tarafa, çalışma ve gelirlerine ilişkin belgelerin tercüme ettirilmesi veya mahkemece tercüme, yaptırılmak üzere gerekli ücretin yatırılması için usulüne uygun olarak süre verilmesi, HUMK.nun 163 .maddesi uyarınca sonuçlarının hatırlatılması, taşınmazın alınması amacıyla G….. Bankası aracılığı ile satıcı adına havale çıkarıldığı bildirilmiş olduğundan taraflar yönünden de gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması, davacının Sosyal Sigortalar Kurumu mensubu olarak çalıştığı dönemlere ilişkin çalışma ve elde ettiği gelire ilişkin kayıt ve belgelerin ilgili yerlerden istenilmesi, eski MK.nun 152. maddesine göre davalının evi geçindirme yükümlülüğü de gözetilerek davalıya ait taşınmazın alımına davacının gelirinden sağlayabileceği katkının miktarı konusunda uzman bilirkişinin görüşü de alınmak suretiyle taşınmazın alım tarihindeki bedeline davacının katkı oranını bulmak ve taşınmazın dava tarihinde belirlenmiş olan değeriyle bulunan oranın çarpımı sonucu davacının katkısını tesbit etmekten ibarettir. Açıklanan yönler üzerinde durulması mevcut ve elde edilecek tüm deliller birlikte değerlendirilerek taşınmazın alınmasına davacının katkısı bulunup bulunmadığının saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıda açıklanan eksiklikler üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…)

    Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

    S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “

    “Geçici madde 3”

    ” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 7.12.2011 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın