ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASINDA HİLELİ USULSÜZ TEBLİGAT, SATIŞLARIN AKIBETİ

YARGITAY 1. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/10135
KARAR: 2013/17371

Yanlar arasında görülen tapu iptali, tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 63 parsel sayılı taşınmazın 5/20 payı davacı, davalı ve dava dışı M… ile B… arasında elbirliği mülkiyetine konu iken …Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/316 esas sayılı dosyasında verilen ortaklığın satış suretiyle giderilmesi kararı sonucunda yapılan cebri satış ile davalı adına 29.02.2000 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı, 1988 yılından beri Avustralya’da işçi olarak çalıştığını, 2001 yılında babasının ölümü ile Türkiye’ye geldiğini, kardeşi davalının miras bırakandan intikal eden 63 parsel sayılı taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açtığını, kendisinin yurtdışında olduğunu bilmesine rağmen diğer kardeşine ait adreste bulunuyormuş gibi gösterilerek usulsüz tebligatlar ile davanın sonuçlandırılarak neticede yine usulsüz tebligatlar ile satış yapıldığını öğrendiğini, şikayeti üzerine tebligatları kabul eden eniştesi Hulusi ile kardeşi davalı hakkında ceza davası açıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

Gerçektende, müdahil A…’in şikayeti üzerine, sanıklar M… ile H… hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak suçundan …Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında yapılan yargılama ile; sanık M…’in kardeşi olan müdahil A…’in Avustralya’da yaşadığı bildiği halde, mirasbırakandan intikal eden 63 parsel sayılı taşınmazda ortaklığını giderilmesi istemiyle …Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/316 esasında açtığı davada, davalının adresini G…/…olarak gösterdiği, anılan adrese yapılan tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine bu sefer vekili aracılığıyla B…’da bir adreste olduğunu bildirdiği, ikinci adrese yapılan tebligatın diğer kardeşlerinin eşi olan diğer sanık H… tarafından baldızı olan A… adına kabul edildiği şeklinde oluşan eylem nedeniyle 17.12.2002 tarihli, 2001/439 Esas, 2002/360 Karar sayılı ilam ile verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesince bozularak görevsizlikle dosyanın İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine geldiği, aynı mahkemenin 13.10.2008 tarih, 2007/328 Esas, 2008/303 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan sanıkların eyleminin “sahte mahkeme ilamı almak” suçunu oluşturduğu, sanıkların A…’in yurtdışında bulunduğunu gizleyerek sahte mahkeme ilamı elde ettikleri, sahte evrak düzenlemek suçunda her iki sanığında cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay incelemesinde bulunduğu görülmektedir.

Bilindiği üzere, Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemelerince verilen mahkumiyet kararları hukuk mahkemelerini bağlar. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2008 tarihli, 2007/328 esas, 2008/303 sayılı kararı ve bu dosya içinde bulunan beyanlar ve bilgiler delil niteliğinde olup, anılan ceza davasının neticesinin eldeki davanın sonucuna etkili olacağı kuşkusuzdur.

Öte yandan; 6100 sayılı HMK’nun 165. maddesinde ise, "bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir" hükmü yer almaktadır.

Somut olayda; İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan davanın sonucunda verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi halinde davalı M…’in dava konusu taşınmazı edinmesi sebebi olan ihaleye konu ortaklığın giderilmesi kararını sahtecilik suretiyle edindiği, neticesi itibariyle dava konusu taşınmaz payının tescilinin hukuki sebebini oluşturan ihalenin sonuçsuz kalacağı açıktır.

Hal böyle olunca; İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2008 tarihli, 2007/328 esas, 2008/303 karar sayılı dava dosyasının sonucunun beklenmesi, ondan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile anılan mahkeme kararının sonucunun beklenmesine yönelik ara karardan sarfınazar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen admin — Sal Şub 24, 2015 1:47 pm — Cevaplar 0 — Ziyaret 81


kararara.com Sitesine Git

Bir Cevap Yazın