ORMAN İDARESİNDEN İZİNSİZ TAPULU ARAZİDEN AĞAÇ KESME EYLEMİ

YARGITAY Ceza Genel Kurulu
ESAS: 2012/1517
KARAR: 2014/36

6831 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanık M.. B..’in beraatına, aynı kanunun 116/son maddesi uyarınca 100 Lira idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Akyazı Sulh Ceza Mahkemesince verilen 11.08.2009 gün ve 384-507 sayılı hükmün, katılan kurum temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 10.05.2012 gün ve 8071-19081 sayı ile;

"Sanığın tek eyleminden hem beraat hem de idari para cezası tayini suretiyle CMK’nin 225. maddesine muhalefet edilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 11.07.2012 gün ve 58126 sayı ile;

"…6831 sayılı Kanunun 116/1, 116/B-son ve 5326 sayılı Kanunun 27/7. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece sanık hakkında açılan kamu davasında yapılan kovuşturma sonucunda, sanığa isnat edilen fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu tespit edildiğinde, sanık hakkında isnat edilen suçtan beraat kararı verilip, sanık hakkında kabahat eylemi nedeniyle idari yaptırım kararı uygulanmasına hükmetmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Somut olayda, Akyazı Sulh Ceza Mahkemesinin 11.08.2009 tarih ve 2008/384 esas, 2009/507 karar sayılı ilamında, sanığın eyleminin ağaç kesme suçunu oluşturmayıp, tapulu arazisinden izinsiz ağaç kesme kabahat eylemini oluşturduğu tespit edilerek, sanığın ağaç kesme suçundan CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanığın 6831 sayılı Kanunun 116/B-son maddesi gereğince 100 Lira idari para cezası ile cezalandırılmasına, yedieminde bulunan emvalin sanığa iadesine hükmedildiği anlaşılmıştır.

Yukarıda ayrıntılarıyla izah edilmeye çalışıldığı üzere, 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 27/7. maddesi uyarınca, kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu tespit edildiğinde, mahkemenin sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verip, kabahat eyleminden dolayı sanık hakkında idari yaptırım kararı vermesi gerekeceği açıkça ortaya çıkmaktadır. İlk derece mahkemesinin sanık hakkında ağaç kesme suçundan beraat kararı verip, kabahat eyleminden dolayı idari para cezası tayin etmesinde yasaya bir aykırı bir durumun bulunmadığı gibi, hükümde de bir karışıklık oluşturmadığı anlaşılmıştır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 15.11.2012 gün ve 22770-38387 sayı ile; itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanık hakkında 6831 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan kamu davasında fiilin kabahat olduğunun anlaşılması halinde, 6831 sayılı Kanunun 91/1. maddesinden beraat ve kabahat oluşturan fiil nedeniyle de idari yaptırım kararı verilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

İncelenen dosya kapsamından;

Sanık hakkında orman alanından ağaç kestiği iddiasıyla 6831 sayılı Orman Kanunun 91/1. maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı,

Yargılama aşamasında yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, suça konu ağaçların sanığın komşusu M.. A.. adına tapuya tescilli araziden kesildiğinin belirlendiği, yargılama sonucunda, sanığın orman alanından ağaç kesme suçunu işlemediği ve tapulu araziden ağaç kesme eyleminin ise kabahat olduğu anlaşıldığından, sanığın 6831 sayılı Kanunun 91/1. maddesine uyan suçtan beraatına, kabahat nedeniyle 6831 sayılı Kanunun 116/B-son maddesi uyarınca 100 Lira idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

5271 sayılı CMK’nun "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223. maddesinin 2. fıkrası;

"Beraat kararı;
a)Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d)Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir" şeklinde düzenlenmiş olup, fıkradaki bu hallerden biri gerçekleştiğinde, mahkemece fıkranın hangi bendine de dayanıldığı belirtilmek suretiyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekmektedir.

Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturabilmesi için CMK’nun 223. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması" kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Suçta ve cezada kanunilik ilkesi" başlıklı 2. maddesinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği, kanunen suç sayılmayan bir eylem dolayısıyla sanığa ceza verilemeyeceği gibi kanunun suç ve ceza içeren hükümlerinin kıyas yolu ile de uygulanamayacağı, diğer bir ifadeyle kıyasa yol açacak şekilde genişletici yorumlanamayacağı ifade edilmiştir. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak, mahkemece yargılama konusu eylemin kanunda suç olarak düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak, yargılama sonucunda eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediğinin belirlenmesi durumunda CMK’nun 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatına karar verilmesi gerekecektir.

Bu aşamada, yargılama konusu eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği, ancak kabahat oluşturduğunun anlaşılması durumunda yapılacak işlemin belirlenmesi için Kabahatler Kanunun incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

5252 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun bütün ek ve değişiklikleriyle birlikte yürürlükten kalkması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile birlikte 5326 sayılı Kabahatler Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle suç ve yaptırım sistemimiz önemli değişikliklere uğramış, 5237 sayılı TCK’nda, 765 sayılı TCK’ndaki cürüm ve kabahat ayrımına son verilerek, bir kısım kabahatler anılan kanunda suç olarak tanımlanmış, bir kısım kabahatler ise Ceza Kanunundan çıkarılarak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında idari yaptırımı gerektiren haksızlıklar olarak düzenlenmiştir.

5326 sayılı Kanunun "Başvuru yolu" başlıklı 27. maddesinin uyuşmazlığa ilişkin olan 7. fıkrası;"Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre kovuşturma safhasında, kovuşturma konusu fiilin suç oluşturmayıp, kabahat sayıldığının anlaşılması halinde, idari yaptırım kararı verilmesi için dosyanın ilgili kamu kurum yada kuruluşuna gönderilmesi yerine davayı gören mahkemece idari yaptırım kararı verilecektir. Bu halde mahkemece, açılan kamu davası dolayısıyla yürütülmekte olan kovuşturma konusu fiilin suç oluşturmadığı gerekçesiyle hükmolunacak beraat kararıyla sonuçlandırılması ve idari yaptırıma karar verilmesi gerekecek ve bu uygulama 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi, 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK’nun sistematiği birlikte değerlendiğinde hükmün karıştırılması niteliğinde olmayacaktır.

Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu ihtilaf değerlendirildiğinde;

Sanık hakkında orman alanından ağaç kesme suçundan 6831 sayılı Kanunun 91. maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, sanığın eyleminin orman idaresinden izinsiz tapulu araziden ağaç kesme fiilini oluşturduğu, bu fiilin 6831 sayılı Kanunun 116/B-son maddesinde idari yaptırıma bağlandığı gözönüne alındığında, yerel mahkemece 6831 sayılı Kanunun 91/1. maddesinden sanığın beraatına, eylemin kabahat oluşturduğu gerekçesiyle 6831 sayılı Kanunun 116/B-son maddesi uyarınca 100 Lira idari para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 3. Ceza Dairesi bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün esastan incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 10.05.2012 gün ve 8071-19081 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, esastan incelenmesi için Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2014 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen admin — Pzt Mar 23, 2015 7:43 am — Cevaplar 0 — Ziyaret 121


kararara.com Sitesine Git

Bir Cevap Yazın