ÖDEME EMRİ, ŞİRKET ORTAKLARININ VERGİ SORUMLULUĞU, VERGİYİ DOĞURAN OLAY

Vergi D.Gen.Kur. 1999/389 E., 1999/607 K.

Vergi D.Gen.Kur. 1999/389 E., 1999/607 K.

 

  • ÖDEME EMRİ
  • ŞİRKET ORTAKLARININ VERGİ SORUMLULUĞU
  • VERGİYİ DOĞURAN OLAY
  • 213 S. VERGİ USUL KANUNU [ Madde 10 ]
  • 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 153 ] “İçtihat Metni”

    KARAR:

    Kararın Düzeltilmesini İsteyen : … Vergi Dairesi Müdürlüğü

    Karşı Taraf : …

    İstemin Özeti : Yönetim kurulu üyesi bulunduğu … Demir Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Yasanın 10 uncu maddesi uyarınca yasal temsilci olan davacı adına ödeme emri düzenlenmiştir.

    Ödeme emrine karşı açılan davayı inceleyen İstanbul 4.Vergi Mahkemesi 6.12.1993 günlü E:1993/1138, K:1993/2126 sayılı kararıyla; olayda şirket hakkında tüm takip ve tahsil yöntemleri izlenerek kamu alacağının şirketten tahsil olanağı kalmadığının saptanmadığı, borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı İstanbul 3.Vergi Mahkemesinde açılan davaların sonuçlanmadığı gerekçesiyle ödeme emrini iptal etmiştir.

    Karara karşı yaptığı temyiz istemi reddedilen vergi dairesi müdürlüğünün karar düzeltme istemini kabul eden Danıştay Onbirinci Dairesi, 14.10.1996 günlü, E:1996/6161. K:1996/3624 sayılı kararıyla: … Demir Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketiyle uzlaşma sonrası şirket adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı İstanbul 3. Vergi Mahkemesinde dava açıldığı, gösterilen adreste tebligat yapılamadığından 2577 sayılı Yasanın 26/3 üncü maddesi gereğince dosyaların işlemden kaldırıldığı, şirket yönetim kurulu başkanı tarafından şirket adına mal bildiriminde bulunulmasına rağmen, şirketin bilinen adresinde bulunamadığı ve işi terk ettiğinin 4.12.1992 ve 11.12.1992 tarihli adres tespit tutanakları ile saptandığı, mal bildiriminde yer alan … plakalı aracın başka bir şirkete ait olduğunun anlaşıldığı, bu haliyle mal bildiriminin gerçeği yansıtmadığı, şirketin haczi kabil malı bulunmadığının saptanması üzerine, kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

    Bozma kararına uymayan İstanbul 4.Vergi Mahkemesi, 10.1.1997 günlü, E:1997/42, K:1997/15 sayılı kararıyla; davalı idarenin sadece teminat olarak gösterilen aracın elden çıkarıldığını saptadığı, bunun dışında bir tesbit bulunmadığı, şirketin maddi varlığının bankalar nezdinde ve tapu kayıtlarından araştırılmadığı, kamu alacağının şirket varlığından tahsil imkanı kalmadığı ve şirketin acz içinde olduğu kesin ve somut belgelerle ortaya konulmadan davacı adına ödeme emri düzenlendiği, bu durumda temsilcilerin takip edilebilmesi için Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde aranan koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir.

    Israr kararına karşı vergi dairesi müdürlüğü tarafından yapılan temyiz istemini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu, 12.2.1999 günlü ve E:1998/37, K:1999/80 sayılı kararıyla; vergi dairesi müdürlüğünün, mal bildiriminde gösterilen bir otomobilin trafik sicilindeki kaydına haciz koymak üzere girişimde bulunduğu, aynı bildirimde belirtilen adreslerde şirketi aradığı, otomobilin, trafik sicilinde borçlu şirket adına kayıtlı olmadığını saptadığı ancak, bankalar nezdinde mevduatı, tapu sicil müdürlükleri nezdinde adına kayıtlı taşınmazı olup olmadığı yönünde hiçbir araştırma yapmaksızın, tüzel kişinin temsilcisi durumunda olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin, 213 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmeden ve şirketin borcu ödemekte acze düştüğü saptanmadan düzenlendiği anlaşıldığından, iptali yolundaki kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle temyiz istemini reddetmiştir.

    Vergi idaresi; kamu alacağının şirketten tahsilinin imkansız hale geldiği anlaşıldığından, 213 sayılı Yasanın 10 uncu maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi davacı adına ödeme emri düzenlenmesinin yasaya aykırı olmadığını ileri sürerek kararın düzeltilmesini istemiştir.

    Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

    Danıştay Tetkik Hakimi Ali ALPAN’ın Düşüncesi :

    Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

    Danıştay Savcısı Güngör GÖKSU’nun Düşüncesi :

    Karar düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesinin (c) fıkrası kapsamında görüldüğünden, istemin kabulü ile kurulumuzca verilen 12.2.1999 günlü ve E:1998/37, K:1999/80 sayılı kararın kaldırılmasından sonra vergi idaresi temyizi incelenerek gereği görüşüldü:

    … Demir Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca, şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararı, vergi dairesi müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.

    213 sayılı Vergi Usul Kanununun, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 10 uncu maddesinde, tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yasal temsilcilerin bu ödevleri kasıt ve ihmalleriyle yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür. Bu kural uyarınca, kanuni temsilcilerin şirketin vergi borçlarından sorumlu tutulabilmesi için kamu alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil olanağı kalmadığının saptanması gerekmektedir.

    … Demir Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 1986 takvim yılına ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen inceleme raporu uyarınca adına salınan cezalı katma değer vergileri üzerinde uzlaşmaya varıldığı ve kesinleşen vergi ve cezaların vadesinde ödenmediği, bu aşamada kamu alacağının tahsili amacıyla şirket tüzel kişiliği adına düzenlenen ödene emirlerine karşı İstanbul 3. Vergi Mahkemesinde açılan davaların E:1993/115…120 esas sayılı dosyalarına verilen savunmaların, davacının dilekçede gösterdiği adreste tebliğ edilemediği için dosyanın işlemden kaldırıldığı, bu arada ödeme emirlerinin tebliğ edilmesi üzerine yönetim kurulu başkanı tarafından, şirket adına mal bildiriminde bulunulduğu anlaşılmıştır. Ancak, şirketin bu bildirimde gösterilen adreslerde de bulunamadığı adres tespit tutanakları ile saptanmış, mal bildiriminde gösterilen aracın haczi için ilgili trafik tescil büro amirliğine başvurulması üzerine aracın, başka bir şirkete ait olduğu bildirildiğinden haciz uygulanamamıştır. Şirketin haczi kabil başka mal varlığı bulunamadığı ve kamu alacağını ödemede acze düştüğü anlaşıldığından, şirket yönetim kurulu üyesi davacı adına Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca ödeme emri düzenlenmesinde yasaya aykırılık görülmediğinden ödeme emrinin iptali yolundaki ısrar kararı hukuka uygun bulunmamıştır.

    Bu nedenlerle, vergi idaresi temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 4.Vergi Mahkemesinin 10.1.1997 günlü ve E-.1997/42, K:1997/15 sayılı kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 24.12.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY

    Düzeltilmesi istenen kararda yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca, vergi mahkemesi ısrar kararına karşı vergi idaresince yapılan temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.

 

Bir Cevap Yazın