Merkez Sağlık Kurulunca sakatlık indiriminden yararlanamayacağına karar verildiğini bildiren 25.7.1994 gün ve 49925 sayılı Maliye Bakanlığı işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Vergi D.Gen.Kur. 1998/304 E., 1999/78 K.

Vergi D.Gen.Kur. 1998/304 E., 1999/78 K.

 

  • BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ
  • VERGİDE SAKATLIK İNDİRİMİ
  • 193 S. GELİR VERGİSİ KANUNU [ Madde 31 ]
  • 08/02620 S. SAKATLIK İNDİRİMİNDEN YARARLANACAK HİZMET ERBAB… “YÖNETMELİK NO” – “R.G. TARİHİ” – “R.G.NO”
  • 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 275 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 31 ]
  • 2659 S. ADLİ TIP KURUMU KANUNU [ Madde 2 ] “İçtihat Metni”

    Temyiz Eden : Maliye Bakanlığı

    Karşı Taraf : …

    İstemin Özeti : Merkez Sağlık Kurulunca sakatlık indiriminden yararlanamayacağına karar verildiğini bildiren 25.7.1994 gün ve 49925 sayılı Maliye Bakanlığı işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.

    Davayı inceleyen İstanbul 6. Vergi Mahkemesi, 19.6.1996 günlü, E:1994/2279, K:1996/1018 sayılı kararıyla; davacıya çeşitli hastanelerden verilen raporlarda belirtilen işgücü kayıp oranlarının farklılık gösterdiği ve raporlar arasında çelişki bulunduğundan Adli Tıp Kurumundan davacının sakatlık derecesinin tespitinin istendiği, Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunun 26.2.1996 gün ve 1299 sayılı kararında davacının çalışma gücünü, en az 2/3 oranında kaybettiğinin belirtildiği, işgücünde %66 oranında azalma olan davacının sakatlık indiriminden yararlandırılması gerektiği gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir.

    Maliye Bakanlığının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, 20.1.1997 günlü, E:1996/4667, K:1997/84 sayılı kararıyla; sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli ve Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 10 uncu maddesine göre hastane kurullarının sadece sakatlığın teşhisi konusunda görevli olduğu, çalışma gücünün kayıp oranını merkez sağlık kurulunun belirleyeceği, dolayısıyla sakatlık indiriminden ancak, yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmiş sakatlık derecesini belirleyen bir raporun varlığı halinde yararlanılabileceği, davacının dosyaya sunduğu raporlar ve Adli Tıp Kurumu raporunun, yönetmelikte sözü edilen şartlara uygun olarak alınmadığı, sakatlık derecesinin tespitinde sadece yönetmelikte belirlenen şekilde alınan raporlara itibar edilmesi gerekirken, bu düzenlemeye uyulmadan alınan diğer raporlardaki sakatlık dereceleri ile merkez sağlık kurulu raporu arasındaki çelişkiden söz edilerek işlemin iptaline karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

    Bozma kararına uymayan İstanbul 6. Vergi Mahkemesi, 15.6.1998 günlü, E:1998/601, K:1998/627 sayılı kararıyla; yasal düzenlemeye göre merkez sağlık kurulunun belirlediği oranlara göre ilgililerin sakatlık indiriminden yararlandırılması yada yararlandırılmamasının söz konusu olduğu, idarenin de, merkez sağlık kurulu kararı ile bağlı olduğu ve kurul raporunda belirtilen orana göre işlem tesis etmek zorunda bulunduğu, davacının, sakatlık indiriminden yararlandırılmamasına yönelik işlemi dava konusu ederken, aslında bu işlemin dayanağı olan merkez sağlık kurulunun sakatlık oranını belirleyen kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü, merkez sağlık kurulu kararlarının yargı denetimine tabi olduğu, davanın sonuçlandırılması amacıyla Adli Tıp Kurumundan davacının sakatlık derecesinin tespit edilmesinin istendiği, bu rapordaki sonuca göre sakatlık indiriminden yararlandırılması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir.

    Direnme kararı Maliye Bakanlığı tarafından temyiz edilmiş, yönetmelikte öngörülen usule uygun olarak alınmayan sağlık raporlarının değerlendirmeye esas alınamayacağı, merkez sağlık kurulunun davacının sakatlık indiriminden yararlanamayacağı yolundaki kararı nedeniyle tesis edilen işlemde yasaya aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

    Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

    Danıştay Tetkik Hakimi Gülsen BİŞKİN’in Düşüncesi :

    İleri sürülen iddialar vergi mahkemesi ısrar kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

    Danıştay Savcısı Ayfer ÖZDEMİR’in Düşüncesi:

    Sakatlık indiriminden yararlandırılmama işlemine karşı açılan davada, vergi mahkemesinin iptal kararını bozan Danıştay Dördüncü Dairesinin kararına uymayan ve kararında ısrar eden mahkeme kararının temyizen incelenmesi istenmektedir.

    193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesi uyarınca vergi indiriminden yararlanmak için, tam teşekküllü resmi sağlık kuruluşundan rapor alınması gerektiğinden bu amaçla, davacının çeşitli hastanelere yaptığı başvurular sonucu birbirinden çok farklı teşhis ve tanılara varılarak işgücü kaybı konusunda 5 ayrı görüş ortaya konulmuştur.

    Sakatlık indiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin” 10 uncu maddesine göre, hastane sağlık kurullarının verdiği rapor üzerine şahsın çalışma gücünün kayıp oranını tayin yetkisi merkez sağlık kuruluna verilmiştir. Dava konusu olayda da davacının çeşitli hastanelerin sağlık kurullarından aldığı raporlardaki çelişki nedeniyle gönderildiği … Tıp Fakültesinden verilen 13.04.1994 tarih ve 1692 sayılı rapor üzerine Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca dava konusu işleme neden olan işgücü kaybının %0 olduğu yolunda 19.07.1994 günlü karar verilmişse de bu görüşün dayanağı 1692 sayılı raporda yalnızca “kronik bel ağrısı” teşhisinin olması, davacının diğer raporlardaki hastalıklarına ilişkin hiçbir ifade yer almaması, oysa aynı merkez sağlık kurulunun 30.03.1993 gün ve 824 sayılı raporla, 20.10.1993 gün ve 7240 sayılı raporlarda davacının çalışma gücünü %30 kaybetmiş olduğu yolunda karar vermiş olmaları karşısında, hukuka ve gerçeklere uygunluğu konusunda tereddütlere neden olan Merkez Sağlık Kurulu görüşüne dayalı, işlemin iptalinde isabetsizlik görülmemiştir.

    Bu nedenle dava konusu işlemin iptali yolundaki kararında ısrar eden vergi mahkemesi kararının, bu gerekçelerle onanması gerekeceği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    Davacının sakatlık indiriminden yararlandırılamayacağı yolunda kurulan işlemi iptal eden vergi mahkemesi ısrar kararı, temyiz edilmiştir.

    193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun, ücretlerin vergilendirilmesinde uygulanacak sakatlık indirimini düzenleyen 31 inci maddesinin 2 inci bendinde, çalışma gücünü hangi oranlarda yitiren hizmet erbabının, hangi oran ve miktarda sakatlık indiriminden yararlanacağı düzenlenmiş, sakatlık derecelerinin tespit şekli ile uygulamaya ilişkin esas ve usullerin; hazırlanacak bir yönetmelikle tespit edileceği kurala bağlanmıştır. Bu yetkiye dayanılarak hazırlanan. Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik, 28 Nisan 1981 günlü ve 17324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.

    Yönetmelik; sakatlık derecelerinin tesbitini yapmak üzere Maliye Bakanlığı bünyesinde oluşturulan merkez sağlık kurulunun kuruluşu, görevleri, inceleme ve karar süreci, sakatlık indirimi istemiyle yapılacak başvuru usulü, sağlık raporu düzenlemeye yetkili kuruluşlar ve niteliklerini düzenlemiştir. İndirim uygulamasında dayanılacak vücut arızaları ile yol açacakları iş gücü kayıp oranları, yönetmeliğe ek cetvelde belirlenmiştir.

    Maliye Bakanlığı Başhekiminin başkanlığında. Sağlık Bakanlığınca görevlendirilen iki. Sosyal Güvenlik Bakanlığınca görevlendirilen bir uzman hekim ve Gelirler Genel Müdürlüğünün bir temsilcisinden oluşan merkez sağlık kurulu, yetkili sağlık kuruluşlarınca düzenlenen raporlarda yer alan laboratuar ve klinik muayene bulguları ile sakatlık bulgularını ve teşhisi incelemek, yönetmeliğe bağlı cetvelde yer alan sakatlık arızalarına göre çalışma gücü kayıp oranlarını dikkate alarak, hizmet erbabının sakatlığı nedeniyle çalışma gücünün kayıp oranını belirlemekle görevlendirilmiştir.

    Yönetmeliğin 11 inci maddesindeki düzenleme nedeniyle, ilgililerin sakatlık indiriminden yararlanıp yararlanamayacakları, yararlanacakların sakatlık derecelerinin tespiti ise merkez sağlık kurulunca kesin karara bağlanan raporlara göre gelir müdürlüğü, vergi dairesi müdürlüğü ve malmüdürlüğü tarafından yapılacaktır.

    Sakatlık indiriminden yararlanma başvurusu üzerine açıklanan işleyişten sonra ilgililerin çalıştığı kurumlara veya kendilerine yapılan duyuru ile indirimden yararlanıp yararlanamayacakları ya da hangi derecede yararlanacaklarından bilgi sahibi olan hizmet erbabının, rapor üzerine yazılan karara dayanılarak 193 sayılı Yasanın 31 inci maddesine göre kurulan işlemi dava konusu edebileceklerinde, 2577 sayılı Yasanın 2 inci maddesi karşısında kuşku bulunmamaktadır. Böyle bir dava işlemin sebebini oluşturan ve merkez sağlık kurulunca yapılmış değerlendirmenin yargısal denetimini de sağlayacaktır.

    Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin yedinci fıkrasında, yönetmeliğe bağlı cetvelde yer almayan sakatlıklara ilişkin sakatlık derecesinin tespitinde; tıbbi, bilimsel kurallara göre merkez sağlık kurulunca benzerleri dikkate alınarak resen karar verilmesi, sekizinci fıkrasında kurulun; gerek gördüğü hallerde raporu düzenleyen veya 6 ıncı maddede belirtilen başka bir hastanenin sağlık kurulundan hizmet erbabının yeniden muayenesi ile ek veya yeni bir rapor düzenlenmesini isteyebileceği, beşinci fıkrasında ise gereken hallerde istişari mahiyette bilgi almak üzere resmi hastanelerden uzman veya uzmanlar çağırtabileceği gibi yazılı görüş de istenebileceği belirtildiğinden, merkez sağlık kurulunun kararını en somut ti çimde ve bilimsel dayanaklar oluşturduktan sonra vermesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

    Davacının …’te görev yaptığı sırada sevk edildiği … Devlet Hastanesinin vermiş olduğu sağlık kurulu raporunun, merkez sağlık kurulunca değerlendirilmesi sonucu çalışma gücünü %42 oranında kaybettiğini belirten merkez sağlık kurulunun 1990 yılında verdiği karar üzerine, üçüncü derecede sakatlık indiriminden yararlandırıldığı, davacının …’da göreve başlaması üzerine yönetmelikte belirtilen usul dahilinde sevk edildiği … Devlet Hastanesince verilen 30.3.1993 günlü ve … Hastanesince verilen 21.10.1993 günlü raporlar merkez sağlık kurulunca değerlendirildiğinde %30 oranında işgücü kaybı olduğuna karar verildiği ve … Tıp Fakültesine şevki ile düzenlenen raporun yine aynı kurulca değerlendirilmesi ile işgücü kaybı olmadığının belirtilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

    Davacının 1990 yılından itibaren %42 oranında iş gücü kaybı nedeniyle sakatlık indiriminden yararlandırıldığı halde bu işleme dayanak alınan karar ve sağlık kurulu raporunda yer alan vücut arızasının ortadan kalktığı ya da iyileşme olduğuna ilişkin herhangi bir belirti olmaması ve üst üste geçirdiği ameliyat nedeniyle işgücü kaybını artırıcı başka nedenler ortaya çıkmasına karşın sadece bel ağrısı nedeniyle verilen raporla yetinilerek işlem kurulması hukuka uygun düşmemiştir.

    İdari Yargılama Usulü Kanununun gönderme yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 275 inci maddesi ve devamındaki maddeleri gereğince hakimin genel ve hukuki bilgisiyle çözümleyemeyeceği konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.

    Bilindiği gibi Adli Tıp Kurumu, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı olarak 2659 sayılı Kanunla kurulmuştur. Kanunun 2 inci maddesinde kurumun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu belirtilmiş ve sonraki maddelerinde görevin yerine getirilmesiyle ilgili usul ve esaslar belirlenmiştir.

    Davacının vücut arızasının, çalışma gücünün ne oranda yok olmasına yol açtığı noktasında beliren uyuşmazlık nedeniyle sözü geçen kurumdan, dosyaya sunulan tüm raporlar ve davacının muayenesi suretiyle işgücü kaybının belirlenmesinin istenmesinde yargılama hukukuna aykırılık söz konusu değildir.

    Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunun davacının iş gücünü 2/3 düzeyinde kaybettiğini saptayan kararına dayanılarak, sakatlık indiriminden yararlanamayacağı yolundaki işlemin iptaline ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.

    Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine, 12.2.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY

    193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında sakatlık indiriminin dereceleri belirtilmiş, sakatlık derecelerinin tespit şekli ile uygulamaya ilişkin esas ve usullerin Maliye ve Gümrük, Sağlık ve Sosyal Yardım Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarınca bu konuda müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmış olup bu nedenle çıkarılan 28.4.1981 günlü ve 17324 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin 10 uncu maddesinde de hastane sağlık kurullarına sakatlığın teşhisi görevi verilmiş, sakatlık derecesinin tespiti ise merkez sağlık kuruluna bırakılmıştır.

    Mahkemenin kararına esas aldığı Adli Tıp Kurumu Yönetmelikte sözü edilen hastane sağlık kurullarından olmadığı gibi bu kurumun belirlediği iş gücü kayıp oranı da anılan yönetmeliğe bağlı cetvelde gösterilen sakatlık derecelerine tekabül eder nitelikte olmadığı cihetle, davacının sakatlık indiriminden yararlandırılması yolunda verilen karar açıkça kanun hükmüne aykırılık teşkil edeceği cihetle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

 

Bir Cevap Yazın