İŞTİRAK NAFAKASINA HANGİ TARİHTEN İTİBAREN FAİZ YÜRÜTÜLECEĞİ

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2016/3762
KARAR NO : 2016/7343

Taraflar arasındaki nafaka artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde; davalı ile gayrı resmi birliktelik yaşadığını , 2012 doğumlu Fatih isminde müşterek çocukları olduğunu,davalıya …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/293 esas, 2013/441 karar sayılı ilamı ile babalık davası açıldığını,müşterek çocuk Fatih ile davalı arasında soy bağı kurulduğunu, söz konusu karar ile müşterek çocuk Fatih için 400 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen zamanda nafakanın günün ekonomik koşullarına göre ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığını, bu nedenle iştirak nafakasının 800 TL’ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece;davanın kabulü ile müşterek çocuk 2012 doğumlu Fatih için aylık 400 TL iştirak nafakasının, dava tarihinden itibaren 400 TL artırılarak 800′ TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, iştirak nafakasının artırılmasına ilişkindir.

Türk Medeni Kanunu’nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür.

İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir.

Somut olayda; velayet hakkı annede olan müşterek çocuk Fatih’in 2012 doğumlu olduğu, davacının mevsimlik işçi olup , aylık 850 TL geliri olduğu; davalının ise inşaat işçisi olup, aylık 1.000 TL geliri olduğu anlaşılmaktadır.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, çocuğun ihtiyaçlarına ve günün ekonomik koşullarına göre, mahkemece takdir edilen 800 TL iştirak nafakası yüksektir.

O halde, davacı annenin de katkısı dikkate alınarak,davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, çocuğun ihtiyaçları da gözetilerek, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Bununla birlikte,nafaka alacağı hükümle miktar olarak belirlenen ve muacceliyet kazanan bir alacaktır. Bu husus gözetilmeden takdir olunan iştirak nafakasına kararın kesinleşme tarihinden itibaren faiz hükmetmek gerekirken,dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Comments are closed.