İCRA TAKİBİNE İTİRAZ ETMEYEREK ÖDEMEK ZORUNDA KALINAN PARAYI GERİ İSTEME SÜRESİ

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2016/13-1626
KARAR NO : 2016/961

Taraflar arasındaki “menfi tespit ve takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.02.2012 gün ve 2010/417 E., 2012/62 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 17.04.2013 gün ve 2013/9055 Esas-2013/10114 Karar sayılı ilamı ile;

(…Davacı, İngilizcesini geliştirmek için davalı şirkete 10.09.2006’da kayıt yaptırdığını, toplam 2.472,00 TL lık eğitim sözleşmesi ve bu sözleşmenin eki niteliğinde olan bir adet teminat senedi imzaladığını, verilen eğitimdeki olumsuz şartların düzeltilmemesi nedeniyle kurumla olan ilişiğini tek taraflı olarak kestiğini, aylık ödemeleri de kursa gitmediği için durdurduğunu, kursla ilişiğini kestiği tarihe kadar 1. kur kapsamında aldığı dersler için 10.09.2006’dan 25.01.2007’ye kadar toplam 836,00 TL ödeme yapmasına rağmen davalının, birinci kur ücretinden bakiye 410,00 TL alacağı olduğu iddiası ile 10.09.2006 tanzim tarihli 2.472,00 TL bedelli teminat senedini, 816,00 TL lık ödemeyi düştükten sonra icra takibine koyduğunu, oysa 20,00 TL peşinat bedeli düşüldükten sonra kalan 2.472,00 TL toplam kurs bedelini ödediğini ileri sürerek, icra takibinin iptaline, % 40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, senedin iptali yönünden talebin kabulüne, 10.09.2006 tanzim tarihli 2.472 TL lık senedin iptaline; kursun 3 kurdan oluştuğu, her kurun 836,00 TL olup, kursiyerin 1 kur aldığı, kursu kendi isteğiyle bıraktığı, yönetmeliğin 10. maddesindeki kursu bırakma şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile menfi tespit isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı, 1. kur kapsamında toplam 836,00 TL ödeme yaptığını, kursa devam etmediği dönem için ödemeleri durdurduğunu, ancak peşinat bedeli düşüldükten sonra kalan toplam kurs bedeli olan 2.472,00 TL yı ödediğinden bahisle menfi tespit istemli olarak eldeki davayı açmıştır. Toplanan deliller, dosya kapsamı ve özellikle davalı şirket yetkilileri N…’ın 15.8.2008 tarihli, Ü…’ın 4.9.2008 tarihli imzalı beyanı ve icra dosyasından davacının annesi olduğu anlaşılan F…’a ait 05.09.2008 tarihli kredi kartı slibinden davaya konu taksit tutarlarının tamamının davacı tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Taraf vekilleri

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, icra takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve takibin iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin ingilizce eğitimi almak için davalı … Uluslararası Dil Hizmetleri Ltd.Şti. ile “Eğitim Sözleşmesi” imzaladığını, bu sözleşmenin eki olarak 2.472,00 TL bedelli teminat senedi düzenlendiğini, müvekkilinin 10.09.2006 ile 25.01.2007 tarihleri arasında 836,00 TL ödeme yaptığını, davalının yapılan bu ödemeyi düşerek 1.656,00 TL ana para üzerinden Bakırköy 13.İcra Müdürlüğünün 2008/7379 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takip konusu senedin teminat senedi olduğunu, müvekkilinin icra takibinden sonra 04.09.2008 tarihinde 1.231,00 TL, 05.09.2008 tarihinde 410,00 TL ödeyerek dosya borcunu kapattığını belirterek icra takibinin iptalini ve müvekkilinin davalı şirkete borcunun olmadığının tespitini talep etmiş, 20.06.2011 tarihli dilekçesinde ise, müvekkilinden fazla tahsil edilen 1.647,00 TL’nin davalıdan istirdadına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, her taksit dönemi için ayrı ayrı nama yazılı senet tanzim edilmediği, tek senet düzenlendiği gerekçesiyle senedin iptali yönünden davacı talebinin kabulüne, menfi tespit istemi yönünden ise, kursun 3 kurdan oluştuğu, her kurun 836,00 TL olup 1.kur bedelinin davacı tarafından ödendiği, kursiyerin 1 kur aldığı, daha sonra davacının kursu bırakmak üzere dilekçe verdiği, davacının kursu bırakmasının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu sebeplerden hiç birine uymadığı ve yönetmeliğin 10.maddesindeki kursu bırakma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık kısmında belirtilen yazılı gerekçeyle bozulmuş; Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararını taraf vekilleri temyize getirmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 10.09.2006 vade tarihli senetten dolayı davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

I-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bilindiği üzere, hukuki yarar dava şartı olduğu kadar, temyiz istemi için de aranan bir şarttır.

Davalının temyiz istemi Özel Dairece incelenip, reddedildiğinden davacı yönünden hüküm kesinleşmiş ve uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle; davalı vekilinin direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır.

O halde, davalı vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.

II-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72/7.maddesi uyarınca takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere istirdat davası bir yıllık süre içerisinde açılabilir. Bu bir yıllık süre zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süredir. Bu nedenle, davanın süresinde açılıp açılmadığı, mahkemece doğrudan doğruya araştırılır (Uyar, Talih: İcra ve İflas Kanunu Şerhi 2.Baskı, İzmir 2004, s.6762-6763)
Bu açıklamalar ışığında davacının davasının 2004 sayılı İİK’nın 72/7.maddesi uyarınca açılan istirdat davası olduğu; davacı-borçlu tarafından, Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün 2008/7379 sayılı icra dosyasında takibe konulan borcun 05.09.2008 tarihinde yapılan ödeme ile sona erdiği, davacının eldeki davayı 14.05.2010 tarihinde açtığı ve 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan gerekçe ile istirdat isteminin reddine ilişkin direnme kararı sonucu itibari ile yerinde olup direnme kararı bu değişik gerekçe ile onanmalıdır.

SONUÇ: 1-Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyizde hukuki yararı bulunmadığından davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine,

2-Yukarıda (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı/borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı ONANMASINA, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Comments are closed.