HAZİNEYE AİT TARIM ARAZİLERİNİN SATIŞI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR KONUSUNDA GÜNCEL DANIŞTAY KARARLARI

DANIŞTAY 17. DAİRE
ESAS: 20158187
KARAR: 2016/4173

İstemin_Özeti : Ankara 2. İdare Mahkemesinin 04/07/2013 gün ve E:2012/1680, K:2013/1167 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : İstemin 3041 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak kabulü ile mahkeme kararının bozulması, diğer kısımlara yönelik olarak reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

Dava, Ankara ili, Elmadağ ilçesi, Lalahan Beldesi, Odabaşı köyü, Bekpınar Mevkiinde bulunan toplamı 134.663 m² yüzölçümüne sahip (eski 3038 parsel) 3040, 3041 ve 3042 parsel sayılı taşınmazların, 4070 sayılı Kanun uyarınca 42.542 m² lik kısmının satışına onay verilmesi, diğer kısımlarının da ifraz edilmeden satılması, satış bedelinin 07/05/2008 tarihinde kesinleşen rayiç bedel dikkate alınarak 0,95-TL/m² olarak belirlenmesi ve bu bedele yasal faiz uygulanması istemiyle yapılan 10/08/2012 günlü başvurunun zımnen reddine dair davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, uyuşmazlığa konu taşınmazın 42.542 m² lik kısmının satışında davacının hukuki menfaati bulunmakta ise de güncel olamayan bedeller esas alınarak satış talep edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; bu Kanunun amacının, Hazineye ait tarım arazilerinin satış esaslarını belirlemek” olduğu vurgulanmış, 7. maddesinin 1. fıkrasında da, “Hazineye ait tarım arazileri, 31/12/2002 tarihinden önce beş yıl süreyle fiilen tarımsal amaçla kullanılması ve bu hususun Hazinece belirlenmiş olması şartıyla, kullananlara doğrudan satılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının Ankara ili, Elmadağ ilçesi, Lalahan Beldesinde 2023 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğu, anılan taşınmazın bulunduğu bölgede yer alan Hazine adına tapuya tescil edilen 134.663 m² yüzölçümlü 3038 parsel taşınmazın tapuda davacı adına tescil edilmesi istemiyle Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:1999/165 sayılı dosyasına kayden dava açıldığı, anılan Mahkemece verilen 28/11/2002 gün ve K:2002/576 sayılı karar ile davanın reddedildiği, bu kararın, Yargıtay Sekizinci Hukuk Dairesi’nin 08/05/2003 tarih ve E:2003/3096, K:2003/3243 sayılı kararı ile onandığı; davacı tarafından taşınmazın 4070 sayılı Kanun kapsamında doğrudan satışının yapılması istemiyle yapılan başvuruların zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davalı idarece, davacı tarafından yapılan başvurular üzerine farklı tarihlerde inceleme raporları düzenlendiği, 17/08/2006 günlü raporda, uyuşmazlığa konu taşınmazın 20.573 m²lik kısmının meyvelik olarak 1995-2001 yılları arasında kullanıldığı, diğer kısımlarının kullanıldığı yolunda bir belirleme bulunmadığının ifade edildiği, 28/02/2007 günlü raporda, 20.573 m²lik kısmının meyvelik olarak, 21.952 m²lik kısmının ise tarımsal amaçlı olarak 31/12/2002 öncesinde 5 yıl süreyle kullanıldığı, diğer kısımlarının kullanıldığı yolunda bir belirleme bulunmadığının ifade edildiği, söz konusu raporlar üzerine taşınmaz ifraz edilerek 3040, 3041 ve 3042 parsel sayılı taşınmazların oluşturulduğu, 42.525 m²lik 3041 parsel sayılı taşınmazın 4070 sayılı Kanun kapsamında satışının uygun görüldüğü, davacı tarafından satışı uygun görülmeyen kısımlara yönelik olarak dava açıldığı, söz konusu davanın Ankara 12. İdare Mahkemesinin 03/06/2009 tarihli, E:2008/1041, K:2009/719 sayılı kararıyla reddedildiği, Danıştayca onanarak kesinleştiği, davalı idarece davacının ecrimisil borcunu ödemediği gerekçesiyle 3041 parsel sayılı taşınmazın satışının iptal edildiği, anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada Ankara 12. İdare Mahkemesinin 30/04/2009 tarihli, E:2008/1561, K:2009/545 sayılı kararıyla feragat nedeniyle dava konusu işlem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacının feragat etmesi nedeniyle davalı idarece 3041 parsel sayılı taşınmazın 3-TL/m² den tekrar satışının uygun görüldüğü, bu arada taşınmazın kadastral sınırlarının hatalı belirlendiğinin tespit edildiği, harita mühendisince hazırlanan rapor uyarınca taşınmazın ifraz sınırları 40.411 m² olarak yeniden tespit edildiği, davalı idarece düzenlenen 09/05/2011 günlü raporda, fiili kullanımın 9.500 m² olduğu, 2 ha altında olduğu için taşınmazın bölünmesinin 5403 sayılı Kanuna aykırı olduğu, satılıması halinde 4,5-TL/m² fiyattan satışının yapılabileceğinin ifade edildiği, davalı idarece davacı tarafından açılan davanın sonucu beklenilmek üzere taşınmazın satışının yapılmadığı görülmektedir.

Diğer taraftan, Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:1999/165 sayılı dosyasına kayden görülen dava sürecinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve anılan yargı yerince verilen hükme esas alınan 23/08/2002 tarihli bilirkişi raporunda, davacının ilk defa yargı makamından tescilini istediği taşınmazın 20.573 m²’lik kısmının meyve bahçesi ve 21.952 m²’lik kısmının tarım arazisi olarak davacı tarafından kullanıldığı, 57.475 m²’lik kısmının ise hali arazi (kullanılmayan alan) olarak üç parçadan oluştuğunun tespit edildiği, ayrıca Elmadağ Malmüdürlüğü elemanlarınca 01/03/2002 tarihinde taşınmaz mahallinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen tutanak ile, davacının 1997-2001 yıllarında taşınmazın 50.000m²’lik kısmını tarım ve bahçe yapmak suretiyle işgal ettiğinden bahisle, 15/03/2002 tarihli ecrimisil ihbarnamesi ile tahakkuk ettirilen ecrimisil bedelini itiraz etmeksizin 01/07/2004 tarihinde ödediği görülmektedir.

Uyuşmazlıkta, Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:1999/165 sayılı dosyasına kayden görülen dava sürecinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve anılan yargı yerince verilen hükme esas alınan 23/08/2002 tarihli bilirkişi raporu ile davalı idare elemanlarınca düzenlenen 17/08/2006 günlü, 28/02/2007 günlü raporlar ile ecrimisil ihbarnamesi dikkate alındığında, davacı tarafından uyuşmazlığa konu 3038 parsel sayılı taşınmazın 20.573 m²’lik kısmının meyve bahçesi ve 21.952 m²’lik kısmının tarım arazisi olarak 31/12/2002 tarihinden önce 5 yıl süreyle davacı tarafından kullanıldığı, davalı idarece de bu husus tespit edilerek taşınmazın ifraz ettirilerek satışına karar verildiği, diğer kısımlarına yönelik olarak ise taşınmazın kullanıldığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, aynı zamanda davacı tarafından diğer kısımların satılmaması işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddedilerek onandığı, öte yandan, taşınmazın davacıya satılmak üzere ifraz edilen kısmında oluşturulan 3041 parsel sayılı taşınmazın sınırlarında tespit edilen hatanın düzeltilerek taşınmazın 40.411 m² olacak şekilde yeniden tapu kaydının düzenlendiği görülmektedir.

Belirtilen hususlar dikkate alındığında, 3038 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucunda oluşan ve sınır düzenlemeleriyle 40.411 m² olarak tapuya tescil edilen 3041 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak davacının 4070 sayılı Kanun kapsamında doğrudan satın alma hakkı bulunduğu, satış işleminin gerçekleştiği tarihteki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden yapılması gerektiği, diğer kısımlara yönelik olarak ise 4070 sayılı Kanunda aranan 31/12/2002 tarihinden önce 5 yıl süreyle kullanım şartının sağlandığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki anılan kısımlarına satışına yönelik olarak açılan davanın reddedilerek kesinleştiği görüldüğünden, İdare Mahkemesince, söz konusu hususlar dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, davacının 3041 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak hukuki menfaati bulunduğu belirtilmesine rağmen davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca davacının temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde Danıştay’da kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/05/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

DANIŞTAY 17. DAİRE
Esas No :2015/8343
Karar No :2016/4165

İstemin_Özeti :Aksaray ili, Merkez, Sultanhanı, 3707 parsel sayılı Hazineye ait taşınmazın 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun uyarınca satılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 22/10/2012 tarih ve 9494 sayılı yazı ile bildirilen 28/06/2005 tarih ve 3876 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; uyuşmazlığa konu başvurunun 4070 sayılı Kanun’un 11/k maddesi uyarınca taşınmazın 3083 sayılı Kanun çerçevesinde belirlenen uygulama alanı sınırları içerisinde kaldığından bahisle reddedildiği, 4070 sayılı Kanunun 11/k maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, davacı tarafından yapılan başvurunun Kanunda aranan şartlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle anılan işlemin iptali yolunda verilen Aksaray İdare Mahkemesinin 21/08/2013 gün ve E:2012/1379, K:2013/900 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın_Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun bulunan mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesinin kararının ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde Danıştay’da kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

DANIŞTAY 17. DAİRE
Esas No : 2015/9301
Karar No : 2015/4693

İstemin_Özeti : Aksaray İdare Mahkemesinin 30/06/2014 gün ve E:2013/1234, K:2014/766 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Uyuşmazlığa konu taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırlarında olmadığı görüldüğünden, istemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava, Aksaray ili, Sultanhanı Kasabası, 4063 parsel sayılı Hazineye ait taşınmazın 4070 sayılı Kanun uyarınca satılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 04/10/2013 gün ve 3528 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, daha önce verilen yargı kararının başvurunun değerlendirilmesi gerektiği yolunda olduğu, taşınmazın satışının yapılacağı anlamında olmadığı, davalı idarece yapılan başvurunun yargı kararı yerine getirilerek değerlendirildiği, belediye sınırları içerisinde kalan taşınmazın satışının mümkün olmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un 13/10. maddesi ile 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un yürürlükten kaldırıldığı, 14/4. maddesi uyarınca 4070 sayılı Kanunun 5., 6. ve 7. maddelerine göre yapılan başvuruların 6292 sayılı Kanunun 12. Maddesine göre sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.

Aynı Kanunun 12. maddesinin 3. fıkrasında: “…bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte geçerli olan belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan yerler,… bu madde kapsamında hak sahiplerine satılmaz….” hükmü yer almaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Kanun’dan yararlandırılarak Aksaray ili, Sultanhanı, 4063 parsel sayılı taşınmazın satılması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 28/06/2005 tarih ve 3873 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada Aksaray İdare Mahkemesinin E:2012/699, K:2012/1206 sayılı kararıyla işlemin iptaline hükmedildiği, anılan kararın satış işlemlerinin değerlendirilmesi niteliğinde olduğu, davalı idarece kararın gereği yerine getirilmek üzere satış talebinin değerlendirilerek 6292 sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğince belediye ve mücavir alanda kalan uyuşmazlığa konu taşınmazın satışının yapılamayacağı gerekçesiyle talebin reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, Dairemizin 24/03/2015 tarihli ara kararıyla davalı idare ve Sultanhanı Belediye Başkanlığı’ndan uyuşmazlığa konu taşınmazın belediye ve mücavir alanı sınırlarında kalıp kalmadığı sorularak taşınmazın işaretlenerek gösterildiği mücavir alan sınırlarını gösteren haritanın istenilmesine karar verildiği, söz konusu karar uyarınca davalı idare tarafından gönderilen mücavir alan sınırlarını gösteren harita uyarınca uyuşmazlığa konu taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde olmadığı görülmektedir.

Bu durumda, davalı idarece, davacı tarafından başvurunun, 6292 sayılı Kanunun 12/3. maddesi uyarınca belediye ve mücavir alan sınırlarında kalan yerlerden olduğu gerekçesiyle reddedildiği, ancak söz konusu taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde olmadığı görüldüğünden, hukuka uyarlık bulunmayan dava konusu işlemin iptali gerekirken aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca davacının temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde Danıştay’da kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 11/11/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Comments are closed.