Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, hakkında soruşturma yapılan kişinin mevzuatta belirtildiği gibi “yasadışı, siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüş ve eylem içinde” olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapıldığı, kardeşi hakkında edinilen istihbari bilgilere dayanılarak, kendisi hakkında herhangi bir olumsuz tespitte bulunulmayan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle atamasının yapılmamasına yönelik işlemde bu nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

İdare D.Gen.Kur.         2007/557 E.  ,  2011/212 K.

  • İDARİ İŞLEM
  • İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (2577) Madde 11
  • İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (2577) Madde 10
  • İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (2577) Madde 28

“İçtihat Metni”Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.

Özeti : Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, hakkında soruşturma yapılan kişinin mevzuatta belirtildiği gibi “yasadışı, siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüş ve eylem içinde” olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapıldığı, kardeşi hakkında edinilen istihbari bilgilere dayanılarak, kendisi hakkında herhangi bir olumsuz tespitte bulunulmayan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle atamasının yapılmamasına yönelik işlemde bu nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

            Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) :

            Karşı Taraf (Davalı)      :   Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş.

                                                   (BOTAŞ) Genel Müdürlüğü

            Vekili                           :   Av. …-

            İstemin Özeti               : Ankara 6. İdare Mahkemesinin 26.1.2007 günlü, E:2006/2841, K:2007/70 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

            Savunmanın Özeti        : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

            Danıştay Tetkik Hakimi Burakhan Melikoğlu’nun Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile  ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Kemal Bilecen’in Düşüncesi : Davacının, Ankara 9. İdare Mahkemesinin 17.4.2003 günlü, E:2002/1381, K:2003/377 sayılı iptal kararı üzerine davalı idarece işlem tesis edilmediğini ileri sürerek yargı kararının uygulanmamasına ilişkin işlemin iptali ve 1.000.000.000,- TL. manevi tazminatın ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açtığı davanın reddi yolundaki Ankara 6. İdare Mahkemesinin 7.2.2005 günlü, E:2003/2235, K:2005/117 sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay 5. Dairesinin 31.1.2006 gün ve E:2005/4513, K:2006/274 sayılı kararında yer alan gerekçenin hukuka uygun bulunması nedeniyle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, temyize konu Ankara 6. İdare Mahkemesinin 26.01.2007 tarihli, E:2006/2841, K:2007/70 sayılı ısrar kararının, bozma kararında belirtilen gerekçe ile bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü:

            Dava; yargı kararının uygulanmamasına ilişkin işlemin iptali ile yargı kararının uygulanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zarara karşılık 1.000,00.-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

            Ankara 6. İdare Mahkemesi 7.2.2005 günlü, E:2003/2235, K:2005/117 sayılı kararıyla; davacının, davalı idare Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığında Basın Müdürü olarak görev yapmakta iken bu görevinden alınarak İnceleme ve Geliştirme Kuruluna uzman olarak atanmasına ilişkin işleme karşı Ankara 10. İdare Mahkemesinde dava açtığı, anılan davanın Mahkemece reddi üzerine davacının karara yönelik temyiz başvurusu sonucunda Danıştay Beşinci Dairesinin 26.6.2002 günlü, E:2002/1128 sayılı kararıyla, söz konusu kararın yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, bu karar üzerine davacının Sözleşmeler ve Mühendislik Daire Başkanlığı’na bağlı Arşiv ve Dökümantasyon Müdürü olarak atandığı, bu atama işlemine karşı açtığı davada Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 22.1.2003 günlü, 2002/1381 sayılı kararı ile atama işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, davacının anılan karar uyarınca 19.3.2003 gününde Basın Müdürü olarak atandığı, akabinde 7.4.2003 günlü olurla Etüd Mühendislik ve Sözleşmeler Daire Başkanlığında geçici olarak görevlendirildiği, davacı tarafından bu görev yürütülmekte iken 5.7.2003 günlü, 2003/7 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile davacının kadrosunun bulunduğu Basın Müdürlüğü’nün bağlı bulunduğu Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı lağvedilerek yerine Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünün kurulduğu, Daire Başkanı ve bağlı müdürlerin İnceleme Geliştirme Kurulu Başkanlığına Kurul Üyesi olarak atandıkları, bilahare Ankara 9. İdare Mahkemesinde davacının BOTAŞ Sözleşmeler ve Mühendislik Daire Başkanlığı Arşiv ve Dökümantasyon Müdürlüğüne atanmasına ilişkin işleme karşı açtığı ve anılan mahkemece yürütmenin durdurulmasına karar verilen davanın esastan karara bağlanarak 17.4.2003 günlü, E:2002/1381, K:2003/377 sayılı karar ile işlemin iptal edildiği, kararın 15.9.2003 gününde davalı idare vekiline tebliğ edilmesine rağmen 30 gün içinde davalı idarece hiçbir işlem tesis edilmemesi üzerine davalı idarenin yargı kararını uygulamama yolundaki işlemin iptali ve yargı kararının uygulanmaması nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık 1.000.000.000.- TL manevi tazminatın davalı idareden tahsili amacıyla bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, yürütmenin durdurulması kararlarının dava konusu idari işlemin uygulanmasını durduran başka bir deyimle onun icrailik niteliğini askıya alan ve söz konusu işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan geçici nitelikte kararlar olduğu, bireysel bir idari işlemin yürütülmesi durdurulmuş ise, idarenin bireyin eski hukuki durumunu kazanması için gereken işlemleri yapmakla yükümlü olduğu, uyuşmazlık konusu olayda, Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine Basın Müdürlüğü görevine 19.3.2003 tarihinde iade edilen davacının kısa bir süre sonra BOTAŞ Etüd Sözleşmeler ve Mühendislik Daire Başkanlığında görevlendirilmesine ve Basın Müdürlüğünün lağvedilmesi nedeniyle İnceleme ve Geliştirme Kuruluna Kurul üyesi olarak atanmasına ilişkin işlemlere karşı dava açmadığı, dolayısıyla hakkında tesis edilen işlemleri kabul ettiği, böylece Basın Müdürlüğü görevi ile hukuki bağının kesildiğinin açık olduğu, kaldı ki, davacı hakkındaki yürütmenin durdurulması kararının davalı idarece davacının Basın Müdürü olarak atanması suretiyle uygulandığı, davacı bu kararın uygulanması sonucunda hakkında tesis edilen işlemleri dava konusu etmediğinden, idarenin iptal kararının uygulama yükümlülüğü bulunduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı , bu durumda, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

            Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Beşinci Dairesinin 31.1.2006 günlü, E:2005/4513, K:2006/274 sayılı kararıyla; Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olduğunun vurgulandığı; 138. maddesinin son fıkrasında yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları, bu organların ve idarenin, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği yolundaki buyurucu kurala yer verildiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasının birinci tümcesinde de Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu kuralıyla Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devlet ilkesine uygun bir düzenleme getirildiği, söz konusu ilke karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını aynen ve gecikmeksizin uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmadığı; olayda, davacı Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine, Basın Müdürlüğü görevine atanmış ve bu atamasından sonraki işlemleri dava konusu etmemiş ise de, Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin E:2002/1381 esasına kayıtlı dosyasındaki davasından vazgeçmediği anlaşıldığından dava konusu işlemin iptali biçiminde sonuçlanan davası ile hukuki ilgisinin kesildiğini kabul etme olanağı bulunmadığı, bu itibarla davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesince, bozma kararına uyulmayarak davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

            Davacı, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 26.1.2007 günlü, E:2006/2841, K:2007/70 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

            2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasının birinci tümcesinde Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu hükmüne yer verilmiştir.

            Bu emredici nitelikteki hüküm gereği idarenin en geç, aynı maddede belirtilen 30 günlük sürede işlem tesis etmesi hukuken zorunludur. İdari işleyiş nedeniyle oluşabilecek olası gecikmeler için öngörülen 30 günlük sürenin, karar gereklerinin yerine getirilmesinin geciktirilmesi amacıyla kullanılması hukuken olanaklı değildir. Dolayısıyla, bu süre  idarenin işlem tesis etmesi gereken en son tarihi belirlemekte olup, 30 günlük sürenin bitimiyle beraber idarenin yargı kararlarının gereklerine göre işlem tesis etmeme yönündeki iradesi ortaya çıkmış olacaktır.

            Bu itibarla 30 günün bittiği tarihte yargı kararının uygulanmaması yolunda bir idari işlem oluştuğunun kabulü, yargı kararlarının gereklerine göre işlem tesisini zorunlu kılan 2577 sayılı Yasanın 28. maddesinin amacına uygun olacaktır.

            Bu nedenle, olayda da olduğu gibi, idareye herhangi bir başvuru yapılmaksızın ve idarece de herhangi bir işlem tesis edilmeksizin, 2577 sayılı Yasanın 28. maddesinde öngörülen 30 günlük sürenin bitimi ile birlikte , yargı kararının uygulanmaması yolunda işlem tesis edildiği kabul edilerek açılan iptal davalarının esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

            Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 26.1.2007 günlü, E:2006/2841, K:2007/70 sayılı kararının onanmasina, kullanılmayan 21,40.-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 7.4.2011 gününde, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

 

KARŞI OY

            X- İdari davaya konu olabilecek idari işlemler, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik olarak iradesini açıklaması ile ortaya çıkarlar. Bu itibarla, idari işlemin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin mevzuat gereği yetkili olan organının iradesini açıklaması şarttır. İstisnai olarak, idarenin hareketsiz kalması da idari işlem olarak kabul edilebilmekte ise de, bu durumun, 2577 sayılı Yasanın, 10. ve 11. maddelerinde düzenlenen ‘zımni ret’ işlemlerinde olduğu gibi Yasa hükümleriyle açıkca düzenlenmesi zorunludur. Belirtilen istisnai yasal düzenlemeler dışında idarenin hareketsizliğinin idari işlem olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

            Bu bağlamda, yargı kararının gereklerine göre, 2577 sayılı Yasanın 28. maddesinde öngörülen 30 günlük süre içinde işlem tesis edilmemesini, dolayısıyla idarenin hareketsiz kalmasını idari işlem olarak nitelendirmeye hukuken olanak görülmemiştir.

            Olayda da, davacı tarafından idareye herhangi bir başvuru yapılmaksızın ve idarece de herhangi bir işlem tesis edilmeksizin, 2577 sayılı Yasanın 28. maddesinde öngörülen 30 günlük sürenin bitimi ile birlikte, yargı kararının uygulanmaması yolunda işlem tesis edildiği kabul edilerek temyiz istemine konu dava açılmıştır.

            Bu durumda, ortada bir idari işlem olmadığından, davanın idari işleme ilişkin kısmının incelenmeksizin reddi gerekirken, esası incelenmek suretiyle verilen kararda hukuki isabet görülmemiş ise de, davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle kararın belirtilen kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

            Açıklanan nedenle, kararın idari işleme ilişkin kısmının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

 

KARŞI OY

            XX- Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının tazminata ilişkin kısmının Danıştay Beşinci Dairesinin kararı doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

 

One Response to “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, hakkında soruşturma yapılan kişinin mevzuatta belirtildiği gibi “yasadışı, siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüş ve eylem içinde” olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapıldığı, kardeşi hakkında edinilen istihbari bilgilere dayanılarak, kendisi hakkında herhangi bir olumsuz tespitte bulunulmayan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle atamasının yapılmamasına yönelik işlemde bu nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.”

  1. S. dedi ki:

    Bu kararda güvenlik soruşturmasına dair bir kayıt göremedim ben. Sıradan bir görevden alma ve geri iade durumu var sanki. Başka bir kararla mı karıştırıldı acaba?

Bir Cevap Yazın