Etnoğrafya Müzesinden silahlı soygun yapmak suretiyle yağmaya yardım suçunu işlediğinden bahisle 765 sayılı Yasanın 497/1, 65/3 ve 522. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası Hk.

Ceza Genel Kurulu 2008/6-86 E., 2008/109 K.

Ceza Genel Kurulu 2008/6-86 E., 2008/109 K.

  • ADİL YARGILANMA HAKKI
  • SAVUNMA HAKKI
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 148 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 149 ]
  • 5320 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA … [ Madde 8 ] “İçtihat Metni”

    Sanık M…… B…. hakkında 29.06.2001 günü diğer arkadaşlarıyla birlikte İzmit Etnoğrafya Müzesinden silahlı soygun yapmak suretiyle yağmaya yardım suçunu işlediğinden bahisle 765 sayılı Yasanın 497/1, 65/3 ve 522. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonunda; Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 12.12.2001 gün ve 383-336 sayı ile; “

    “….suçu işlediğine ve eyleme iradi olarak katıldığına ilişkin yeterli delil bulunmadığından”

    ” beraat hükmü verilmiştir.

    Katılan Kültür Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay 6. Ceza Dairesince 16.10.2003 gün ve 4993-7052 sayı ile;

    “Katılan vekilinin sanık M…… B…. hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;

    Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    Ancak,

    Sanığın, sanık E… B…. ve firari sanık Niko ile olaydan bir gün önce gece saat 23.00 sıralarında ve olay saatinden yarım saat önce müze etrafında keşif yaptıkları, olay saatinde de diğer sanıkları suçta kullanılan minibüs ile müze yakınında bıraktığı, irtibat kurabilmek için cep telefonunu sanık E…’a verdiği, olaydan sonra sanıklar ile buluşup minibüsü sanıklara teslim ettiği, bu sanığın ve sanık E… B….’in kaçamaklı kabulleri, tanıklar A…. R… ve A…. O…’ın anlatımlarından anlaşılması karşısında, yüklenen suçtan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi…

    …” isabetsizliğinden bozulmuş;

    Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince de bu bozmaya uyularak, 21.07.2005 gün ve 28-146 sayı ile;

    “…Sanık M……’nın, işbu dava dosyasında gasp suçundan yargılaması yapılarak daha önce mahkumiyetine karar verilen ve hakkındaki mahkumiyet kararı Yargıtay’ca onanarak kesinleşen sanık E… B…. ve firari sanık Niko ile olaydan bir gün önce gece saat 23.00 sıralarında ve olay saatinden yarım saat önce müze etrafında keşif yaptıkları, olay saatinde de diğer sanıkları suçta kullanılan minibüs ile müze yakınına bıraktığı, irtibat kurabilmek için cep telefonunu sanık E…’a verdiği, olaydan sonra sanıklarla buluşup minibüsü onlara teslim ettiği, kendisi ve sanık E… B….’in kaçamaklı kabulleri, tanıklar A…. R… ve A…. O…’ın anlatımlarıyla anlaşılmış olup, buna göre sanığın gasp suçuna yardım etmek şeklindeki fiilinin sübut bulduğu,

    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun olaya uygun düşen ve aşağıda uygulaması yapılan hükümlerinin, 765 sayılı TCK hükümlerine göre sonuç ceza bakımından lehe olduğundan,

    ……Sanık M…… B….’nin sabit görülen silahlı gasp suçundan eyleminin uyduğu 5237 sayılı TCK.nun 148. maddesi delaletiyle 149/1-a,39,2863 sayılı Yasanın 75. ve 5237 sayılı TCK.nun 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak mahrumiyetine, mahsuba, yargılama giderine, avukatlık ücretine…

    …” hükmedilmiştir.

    Bu hüküm; sanık M…… B…. müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 19.11.2007 gün ve 5075-12270 sayı ile onanmıştır.

    Bunun üzerine; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.04.2008 gün ve 177235 sayı ile;

    “….Dosyanın incelenmesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen, 21.3.2006 günlü tebliğnamenin taraflara tebliği edildiğine ilişkin belgeye rastlanmadığına ve Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26.3.2008 günlü yazısında da, söz konusu tebliğnamenin sanık vekiline tebliği edildiğine ilişkin bir belgeye dairenin kayıtlarında rastlanmadığı belirtildiğine göre, tebliğname sanık vekiline tebliğ edilmeksizin Yüksek 6.Ceza Dairesince inceleme yapılarak karar verilmiş olup, bu husus CMUK’nun 316/3. ve CMK’nun 297/3’ncü maddelerine aykırılık oluşturduğundan itiraz yasa yoluna gidilmesi düşünülmüştür.”

    ” Açıklaması yapılmak ve “

    “….Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.12.2007 gün ve 2006/5075 esas, 2007/12270 karar sayılı onama kararının kaldırılarak tebliğnamenin taraflara tebliğinden sonra temyiz incelemesi yapılarak bir karar verilmek üzere dosyanın Özel dairesine gönderilmesine karar verilmesi”

    ” talep edilmek suretiyle itiraz yoluna başvurulmuştur.

    Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    CEZA GENEL KURULU KARARI

    Genel Kurul’daki inceleme, sanık M…… B…. hakkındaki hükme hasren yapılmıştır.

    Görüldüğü gibi Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş olan tebliğnamenin hükmü temyiz etmiş olan sanık müdafiine tebliğ edilmediği ahvalde, Özel Dairece temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.

    Dosya incelendiğinde;

    Yerel Mahkemece sanık hakkında mahkumiyet hükmü verildiği ve bu hükmün sanık müdafiince süresi içinde temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.03.2006 gün ve 177235 sayılı tebliğname onama isteklidir.

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2006 gün ve 204-197 sayılı kararında da açıklandığı üzere; hükmü temyiz etmeleri halinde veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin, sanık veya müdafii ile katılan veya vekiline tebliğ olunacağı 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CYUY nın 316. maddesine 21.03.2003 gün ve 4778 sayılı Yasanın 2. maddesi ile eklenip, 19.03.2003 gün ve 4829 sayılı Yasanın 20. maddesiyle değiştirilen 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı ile ilgili bulunan bu hüküm buyurucu nitelikte olup, uyulması zorunludur.

    Anılan düzenleme, Anayasanın 90. maddesi uyarınca bir iç hukuk normu haline gelen, AİHS nin 6. maddesi ile de ilgilidir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 09.11.2000 gün ve 36590-97 sayılı Göç/Türkiye kararı bu konuya temas eder. Zira bu karar üzerine, 2003 yılında mevzuatımızda yukarıda bahsedilen düzenleme yapılmış, 5271 sayılı CYY nın 297. maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir.

    Somut olayda; Özel Daire kararından sonra tebliğnamenin hükmü temyiz etmiş olan sanık müdafiine tebliğ edilip edilmediği konusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında oluşan tereddüt üzerine, bu husus Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanlığına sorulduğunda, Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanlığınca 26.03.2008 gün ve 452 sayı ile; tebliğnamenin sanık müdafiine tebliğ edildiğine ilişkin bir kayıta rastlanmadığı bildirilmiştir.

    Şu halde; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.03.2006 gün ve 177235 sayılı tebliğname sanığa tebliğ edilmeksizin Özel Dairece inceleme yapılarak karar verilmiş olması, 1412 sayılı Yasanın halen yürürlükte bulunan 316/3. maddesinin buyurucu hükmüne aykırılık oluşturmaktadır.

    Bu nedenle, itirazın kabulü ile Özel Daire kararının sair yönleri incelenmeksizin usule aykırılık nedeniyle kaldırılmasına, tebliğnamenin sanığa tebliğinden sonra temyiz incelemesi yapılarak bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

    SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;

    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

    2-Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.11.2007 gün ve 5075-12270 sayılı kararının belirtilen usule aykırılık nedeniyle sair yönleri incelenmeksizin KALDIRILMASINA,

    3-Dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.05.2008 günlü müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın