EL ATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL

Hukuk Genel Kurulu 2011/18-546 E., 2011/748 K.

Hukuk Genel Kurulu 2011/18-546 E., 2011/748 K.

  • EL ATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL
  • 6100 S. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU [ Geçici Madde 3 ]
  • 6217 S. YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BA… [ Madde 30 ]
  • 634 S. KAT MÜLKİYETİ KANUNU [ Madde 16 ]
  • 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 429 ] “İçtihat Metni”

    Taraflar arasındaki “el atmanın önlenmesi ve ecrimisil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Erzurum 2. Sulh Hukuk Mahkemesince, el atmanın önlenmesi davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil davasının kabulüne dair verilen 10.06.2009 gün ve 2009/354-545 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 02.03.2010 gün ve 2009/9883 E., 2010/3191 K. sayılı ilamı ile;

    (…

    …Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

    Ancak;

    1-Dava konusu edilen yerlerin (bodrum katta bulunan sığınağın) ana taşınmazın ortak yerlerinden olduğunda kuşku yoktur. Kat Mülkiyeti Yasasının 16.maddesi hükmü uyarınca kat malikleri ana taşınmazın bütün ortak yerlerine arsa payları oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre maliktirler.

    Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince ortak mülkiyete bağlı olan bir yeri paydaşlardan birisinin kendi kullanımına özgülemesi durumunda diğer paydaşların ecrimisil (haksız işgal tazminatı) isteyebilmesi için öncelikle o paydaş bu ortak yeri münhasıran kullanmaktan yöntemince men edilmiş olmalıdır. Başka bir deyişle diğer paydaşlar bu yerden kendilerinin de yararlanmak istediklerini şagil paydaşa yöntemince ihtar etmiş olmalarına karşın kullanımın sürdürülmüş olması gerekir.

    Somut olayda ortak mülkiyet hükümlerine tabi olan dava konusu yerleri kullanarak müdahalede bulunan davalının diğer paydaşlarca önceden uyarıldığı yolunda bir kanıt ortaya konulup kanıtlanmadığı, sığınak özel amaca tahsisli ortak yer olmakla niteliği gereği ekonomik bir yarar sağlamayacağı gözetilmeden davacı yanın ecrimisil (haksız işgal tazminatı) isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle ecrimisile hükmedilmesi,

    2- Kat Mülkiyeti Yasasının uygulanmasından doğan davalara da, davanın niteliği gereği, mahkemece yargılama harcı ile taraflar lehine hükmedilecek avukatlık ücretinin maktu tarifeler dikkate alınarak hükmedilmesi gerekirken, nispi tarifelere göre harç ve avukatlık ücretine hükmedilmesi,

    Doğru görülmemiştir…

    …)

    gerekçesiyle hüküm bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

    Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

    Davacılar vekili, davalının 2, 3, 4, 5, 6 nolu bağımsız bölümleri müvekkillerine sattığını, tapuda devir tarihinden itibaren bodrumdaki depoyu tahliye etmediğini, bodruma haksız müdahale ettiğini belirterek, davalının el atmasının önlenmesine, 5.000.00 YTL ecrisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekili, dava konusu edilen yerin bina niteliğindeki taşınmazın ortak bölümü olduğunu, müvekkilinin de yararlanma hakkı olduğu halde burayı depo olarak kullanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    Mahkemece; el atmanın önlenmesi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteminin kabulüne dair verilen karar; Özel Daire’ce yukarıda başlık bölümünde metni aynen yazılı gerekçe ile ecrimisil noktasından bozulmuş; mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.

    Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu, davalının işgal ettiği alanın sığınak niteliğindeki ortak kullanım yerlerinden olması, ana taşınmazda kat mülkiyetinin kurulmuş olması karşısında; olayda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nu hükümlerinin mi, yoksa 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 16.maddesinin mi uygulanacağı; müdahalede bulunan davalının diğer paydaşlarca önceden uyarılmasının gerekip gerekmediği; burada varılacak sonuca göre, davacıların haksız işgal tazminatlarının kabul edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.

    Ne var ki, Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında, işin esasının incelenmesinden önce, ilk karar ile direnme kararı arasındaki gerekçe farklılığı karşısında, direnme kararının gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu’nca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu, ön sorun olarak değerlendirilmiştir.

    Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429. maddesi).

    Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.

    Somut olayda ise:

    Yerel Mahkemenin ilk kararının gerekçesinde çekişmeli kısmın ortak yerlerden olduğu, davalının bu yeri kullanmakla diğer kat maliklerinin buradan yararlanmasını engellediği, bu haksız kullanım nedeniyle ecrimisile hükmedilmesi gerektiğine işaret edilmişken; direnme olarak adlandırdığı kararın gerekçesinde dava konusu yerin ortak alan olup, projede sığınak olarak gösterilen kısmın davalının kullandığı yerin bir kısmını teşkil ettiği, işgal edilen yerin tamamının sığınak olmadığı, depo niteliğinde bir yer olduğuna dayanılmıştır. Bu haliyle son kararın gerekçesi ilk karara göre yasal sınırlarda genişletilmiş olmayıp, bozmadan esinlenerek tümüyle değiştirilmiştir.

    Bu haliyle, mahkemece, ilk kararda, tartışılıp değerlendirilmeyen, yeni bir gerekçe ile direnme olarak adlandırılan karar verildiğine göre ortada bir direnme kararı bulunduğundan söz edilemez.

    Hal böyle olunca, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın, usul hukuku anlamında, gerçek bir direnme kararı olmadığı; bozmadan esinlenilerek ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş, yeni gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

    O halde, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir.

    Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

    S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 18.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 07.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın