DAVACI OLABİLME EHLİYETİ, YÖNETMELİK İPTALİ İSTEMİ

İdari Dava D. Kur. 2007/2206 E., 2008/1184 K.

İdari Dava D. Kur. 2007/2206 E., 2008/1184 K.

  • DAVACI OLABİLME EHLİYETİ
  • YÖNETMELİK İPTALİ İSTEMİ
  • 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 53 ]
  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 49 ]
  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 50 ]
  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 72 ]
  • 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 38 ]
  • 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 39 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 26 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 49 ]
  • 2820 S. SİYASİ PARTİLER KANUNU [ Madde 15 ]
  • 2908 S. DERNEKLER KANUNU (MÜLGA) [ Madde 31 ]
  • 2908 S. DERNEKLER KANUNU (MÜLGA) [ Madde 32 ]
  • 2908 S. DERNEKLER KANUNU (MÜLGA) [ Madde 33 ] “İçtihat Metni”

    Danıştay Tetkik Hakimi Aylin Bayram’ın Düşüncesi : Davacılardan Hanönü Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanlığı, Orman İş Sendikası Hanönü Temsilciliği ve CHP Hanönü İlçe Başkanlığının dava ehliyeti bulunmadığından, Daire kararının bu kısmının bozulması, davacı …’nın öldüğü anlaşıldığından, bu kişi yönünden 2577 sayılı Yasanın 26. maddesi hükmünün uygulanması, diğer davacılara yönelik olarak ise; temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

    Danıştay Savcısı Celalettin Yükselin Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

    Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: Dava, 22.7.2003 günlü, 2003/5970 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Hanönü Orman İşletme Müdürlüğü’nün kapatılmasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

    Danıştay İkinci Dairesi 19.2.2007 günlü, E:2004/832, K:2007/620 sayılı kararıyla; Orman İşletme Müdürlüğünün taşra birimlerinin kurulması, adlarının ve sınırlarının değiştirilmesi ve kapatılması iş ve işlemleri 21.7.1972 günlü, 233 sayılı tebliğ esaslarına göre yürütülmekte iken anılan tebliği yürürlükten kaldıran Orman Genel Müdürlüğü Taşra Birimleri Kurulması, Değiştirilmesi ve Kapatılması Esasları Hakkında Yönetmeliğin 2.11.1994 günlü Bakanlık oluruyla yürürlüğe girdiği, anılan Yönetmeliğin 13. madde hükmüne göre Bölge müdürlüğü, işletme müdürlüğü ve işletme şefliği birimlerinden herhangi birinin kapatılmasının, birimlerin kurulmasında olduğu gibi inceleme heyetlerinin düzenleyici raporun tetkikinden sonra yetkili merciler tarafından onaylandıktan sonra gerçekleştirilmesi gerektiği, adı geçen Yönetmelik 3011 sayılı Yasa uyarınca Resmi Gazete’de yayımlanması gerekirken yayımlanmamışsa da, yönetmeliğin halihazırda yürürlükte olduğu ve idarece uygulanmak zorunda bulunduğu, Yönetmeliğin 13.madde hükmünün uygulanmasına zaman açısından olanak bulunmadığından işin aciliyeti nedeniyle, 12.10.2002 günlü, 2002/3849 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatılmasına karar verilmiş olan Bölge Müdürlüklerine ilişkin kapatma ve bağlama işlemleri sonuçlanıncaya kadar anılan maddenin uygulanmaması yolunda Bakan olurunun alındığının anlaşıldığı, ancak bir düzenleyici işlemin askıya alınmasının söz konusu olamayacağı gibi böyle bir tasarrufun hukuk ihlalini de oluşturacağının kuşkusuz olduğu, buna göre, idarenin kendisine tanınan bu yetkiyi kullanırken anılan maddede belirtilen usule uymadan alınan Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, davalı Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, anılan Yönetmeliğin 13.maddesi uyarınca eksikliğin giderildiği öne sürülerek 3.2.2005 günlü rapor sunulmuşsa da, bu raporun 22.7.2003 günlü işleme hukuki geçerlik kazandırmayacağı gerekçesiyle, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının Hanönü Orman İşletme Müdürlüğünün kapatılmasına ilişkin kısmının iptaline karar vermiştir.

    Davalı idareler, bu kararı temyiz etmekte ve davacıların menfaatleri ihlal edilmediğinden dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı, dava konusu işlemin hizmet gereği ve kamu yararına uygun olarak tesis edildiği, kararda sözü edilen eksikliğin giderilerek rapor düzenlendiği, ayrıca iptal kararı üzerine yeniden 23.6.2005 günlü, 9071 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının alındığı ve bu karara karşı açılan davada Danıştay İkinci Dairesince E: 2005/3295 sayılı dosyada yürütmenin durdurulması isteminin reddedildiği iddialarıyla kararın bozulmasını istemektedirler.

    Dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 2908 sayılı Dernekler Kanununun 8., 19., 27., 31., 32. ve 33 maddeleri, Türk Medeni Kanununun derneklere ilişkin 49., 50. ve 72. madde hükümleri ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 38. ve 39. madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, tüzel kişilerin dava ehliyetinin ilgili kanunlara ve tüzüklere göre bunun için gerekli organlara sahip olmaları ile başlayacağının, derneklerde ise yönetim kurulunun derneği temsil ve yönetim ile ilgili işlerin yürütülmesinde yetkili ve görevli zorunlu organ olduğunun, derneklerin sahip oldukları fiil ehliyetini merkez yönetim kurulu aracılığı ile kullanabileceklerinin kabulü gerekmektedir.

    Atatürkçü Düşünce Derneği Tüzüğünün 2.maddesinde derneğin genel merkezinin Ankara’da olduğu, l0.maddesinde derneğin organlarının genel merkez genel kurulu, genel yönetim kurulu, genel yürütme kurulu, genel denetleme kurulu ve yüksek disiplin kurulu olduğu, 22.maddesinde genel merkez genel kurul kararıyla şubeler açılabileceği, 18.maddesinde de genel yönetim kurulunun derneğin tüzel kişiliğini temsil edeceği, derneğin tüm işlemlerini yürüteceği, şube açılmasını önereceği, kuracağı, şubelerin kapatılmasına ve kaldırılmasına karar vereceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda, Dernekler Kanununda dernek şubelerine özel olarak derneğin görevlerini yerine getirme konusunda hak ve yetki tanınmaması, merkez yönetim kurullarınca verilecek olan işleri yapabilecekleri, ayrıca dernek tüzüğüne göre derneği temsile yetkili organın genel yönetim kurulu olması nedeniyle, davacı Hanönü Atatürkçü Düşünce Derneği Şubesinin tek başına dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.

    Kaldı ki, 2908 sayılı Yasa uyarınca üyelerinin ve temsil ettikleri kişilerin ortak çıkarlarını korumak ve bunlar arasında dayanışmayı sağlamak üzere kurulan derneklerin dava ehliyetlerinin, tüzüklerinde yazılı kuruluş amaçları ve faaliyet alanları ile sınırlı olması karşısında, Atatürkçü Düşünce Derneğinin tüzüğünde derneğin amacının Türk devrimini geliştirici nitelikte düşünce sistemini, Atatürk’ün davranış, savaşım, yapıtlarını inceleme, araştırma, karşı girişim adım ve akımlarla yasalar çerçevesinde düşün savaşımı vermek, Atatürkçülük amacı doğrultusunda aydınlatıcı ve uyarıcı hizmetler vermek şeklinde tanımlanmış ve faaliyet konularının da bu amaç doğrultusunda belirlenmiş olması nedeniyle, davanın anılan derneğin kuruluş amaçları doğrultusunda ve faaliyet alanı ile ilgili olmadığı da anlaşılmaktadır.

    Anayasanın 53.maddesine 4121 sayılı Yasanın 4.maddesiyle eklenen 3.fıkra hükmü ile, Anayasanın 128.maddesinin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kuracakları sendikalar ve üst kuruluşların üyeleri adına yargı mercilerine başvurabileceklerinin belirtilmiş olması karşısında sendika il temsilciliklerinin dava açma ehliyeti bulunmaması nedeniyle davacılardan Orman İş Sendikası Hanönü Temsilciliğinin bakılan davada dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.

    2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 15.maddesinde, partiyi temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu, kanunlardaki özel hükümlerin saklı kalması kaydıyla, parti adına dava açma ve davada husumet yetkisinin genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti merciilerine ait olacağı hükme bağlanmıştır.

    Cumhuriyet Halk Partisi Tüzüğünün 36.maddesinde, partiyi genel başkanın temsil edeceği, yokluğunda temsil için genel başkan yardımcılarından birini görevlendireceği, 39.maddesinde de genel sekreterin, genel başkanlık adına partiyi mahkemelerde temsil edeceği, yokluğunda genel başkanın onayı ile görevlendireceği bir genel sekreter yardımcısının vekalet edeceği hükme bağlanmıştır. Buna göre parti adına dava açma ve taraf olma yetkisi genel sekretere ait olması nedeniyle, davacılardan CHP Hanönü İlçe Başkanlığını temsilen ilçe başkanınca dava açılabilmesine olanak bulunmamaktadır.

    Diğer taraftan, temyize konu karardan sonra davacılardan …’nın vefat ettiği anlaşıldığından, Danıştay İkinci Dairesince adı geçen davacı yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26.maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.

    Diğer davacılar yönünden davalı idarenin ehliyet defi yerinde görülmediğinden işin esası incelendi:

    Temyiz edilen kararda ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Danıştay İkinci Dairesinin 19.2.2007 günlü, E:2004/832, K:2007/620 sayılı kararının davacılardan Hanönü Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanlığı, Orman İş Sendikası Hanönü Temsilciliği, CHP Hanönü İlçe Başkanlığına ilişkin kısmının bozulmasına; diğer davacılar yönünden ise kararın onanmasına, … hakkında 2577 sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın adı geçen Daireye gönderilmesine, 11.4.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın