Dava, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünde Başkontrolör olarak görev yapan davacı tarafından 11.3.1983 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan Maliye Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin 1.9.1986 ve 30.12.1994 günlü Bakanlık iç onayları ile yapılan yönetmelik değişikliklerinin, anılan bu yönetmelik değişikliği uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ve kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 31.5.2001 günlü işlem ve bu cezalara yaptığı itirazın reddine dair 20.6.2001 günlü işlemin iptali ile bu işlemler nedeniyle uğramış olduğu manevi zararın giderilmesi için 5.000.000.000.-.TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi, ayrıca yasal faiziyle birlikte hükmedilen manevi tazminat tutarı ile yargılama giderlerinin … ve …’dan hazine adına rücuen tahsiline karar verilmesi istemiyle açmıştır.

İdari Dava D. Kur. 2008/853 E., 2009/2845 K.

İdari Dava D. Kur. 2008/853 E., 2009/2845 K.

  • MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİ
  • 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 129 ]
  • 657 S. DEVLET MEMURLARI KANUNU [ Madde 135 ]
  • 657 S. DEVLET MEMURLARI KANUNU [ Madde 136 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 49 ] “İçtihat Metni”

    Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) :…

    Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Maliye Bakanlığı

    İstemin Özeti : Danıştay Onikinci Dairesinin 24.3.2004 günlü, E:2001/2885, K:2004/1032 sayılı kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen iptal, kısmen incelenmeksizin ret ve kısmen ret kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı ve davalı idare tarafından karşılıklı olarak istenilmektedir.

    Davacının Savunmasının Özeti: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. ^

    ^ Davalı İdarenin Savunmasının Özeti : Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın redde ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

    Danıştay Tetkik Hakimi Bülent Küfiidür’iin Düşüncesi : Daire kararının; Maliye Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair 1.9.1986 ve 30.12.1994 günlü iç onay ve yazışmaların iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile davacının aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem ile bu cezaya yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemin iptaline dair kısmında ve manevi tazminat ile bu tazminatın adı geçenlerden rücuen tahsili istemlerinin reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Diğer taraftan her ne kadar 657 sayılı Yasa’nın 135. ve 136. maddeleri uyarınca, uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı yargı yolu kapalı ise de; davacıya yetkisiz disiplin amiri tarafından verildiği açık olan kınama cezasının, yalnızca bu yönden incelenerek, yargısal denetiminin yapılabilmesi gerek adil yargılama ilkesi gerekse, hukuk devleti ilkeleri bakımından mümkün olabilmelidir.

    Bu nedenle; davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının incelenmeksizin redde ilişkin kısmının bozulması, kararın diğer kısımlarının ise onanması gerektiği düşünülmektedir.

    Danıştay Savcısı Nazmiye Kılıç’ın Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

    Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü;

    Davacı tarafından 657 sayılı Yasanın 135 ve 136/4. maddelerinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesine başvurulması isteminde bulunulmuş olmakla beraber, daha önce Konya İdare Mahkemesince ve Malatya İdare Mahkemesince 657 sayılı Yasanın 135. maddesinin 2. fıkrası ve 136. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle birleştirilerek Anayasa Mahkemesi’nin 2002/169 esas sayılı dosyasında görüşülen itiraz başvuruları üzerine Anayasa Mahkemesi’nce verilen ve 19.2.2008 günlü, 26792 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 27.11.2007 günlü, E:2002/169, K:2007/88 sayılı karar ile; 657 sayılı Yasanının 135. maddesinin 2. fıkrası ile 136. maddesinin 4. fıkrasının Arfayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verildiğinden, Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrasının “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” hükmü gereğince işin esasının incelenmesine geçildi.

    Dava, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünde Başkontrolör olarak görev yapan davacı tarafından 11.3.1983 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan Maliye Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin 1.9.1986 ve 30.12.1994 günlü Bakanlık iç onayları ile yapılan yönetmelik değişikliklerinin, anılan bu yönetmelik değişikliği uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ve kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 31.5.2001 günlü işlem ve bu cezalara yaptığı itirazın reddine dair 20.6.2001 günlü işlemin iptali ile bu işlemler nedeniyle uğramış olduğu manevi zararın giderilmesi için 5.000.000.000.-.TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi, ayrıca yasal faiziyle birlikte hükmedilen manevi tazminat tutarı ile yargılama giderlerinin … ve …’dan hazine adına rücuen tahsiline karar verilmesi istemiyle açmıştır.

    Danıştay Onikinci Dairesinin 24.3.2004 günlü, E:2001/2885, K:2004/1032 sayılı kararıyla; Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Gelirler Başkontrolörü olan davacının, Gelirler Genel Müdür Yardımcısının imzası ile 31.5.2001 günlü işlem ile 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, bu işleme 5.6.2001 tarihinde itiraz ettiği ve itirazının 20.6.2001 günlü Genel Müdür işlemiyle reddedildiği ve Maliye Bakanlığı Disiplin Yönetmeliğine ekli Disiplin Amirlerini Gösterir Cetvelin 10. sırasında yer alan kural uyarınca davacıya disiplin cezası vermeye yetkili makamın Gelirler Genel Müdürü ve itirazı inceleyecek makamın ise Müsteşar olmasının gerektiği, usule uygun olarak Resmi Gazete’de yayımlanmayan yönetmelik değişikliği ile davacıya disiplin cezası verildiği, 11.3.1983 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Maliye Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin 1.9.1986 ve 30.12.1994 günlü iç onay ve yazışmalar hukuka aykırı bulunarak Dairelerinin 23.5.2002 günlü, E:2001/1442, K:2002/2099 sayılı kararıyla iptal edildiğinden, davanın sözkonusu iç onay ve yazışmaların iptali istemine ilişkin kısmı hakkında yeniden karar verilmesine yer bulunmadığı; bu durumda Resmi Gazete’de yayınlanmayan sözkonusu yönetmelik değişikliğine dayanılarak tesis edilen 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile bu cezaya yapılan itirazın reddine dair işlemde hukuka uyarlık görülmediği; davanın, davacıya verilen kınama cezası ile kınama cezasına yaptığı itirazın reddine dair işlemin iptali istemine ilişkin kısmına gelince; her ne kadar davacıya verilen disiplin cezası ve itirazın reddine ilişkin işlem yetkisiz disiplin amiri tarafından tesis edilmiş ise de, Anayasanın 129. maddesi ve 657 sayılı Kanunun 135. ve 136. maddelerinde yer alan uyarma ve kınama cezalarının veya itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükmü uyarınca, davacının kınama cezası ile kınama cezasına yaptığı itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle açtığı davanın esasını incelenme olanağı bulunmadığı; davacının 5.000.000.000.- TL manevi tazminata hükmedilmesi ile hükmedilen tazminat miktarına dava tarihinden itibaren faiz tatbik ettirilmesi ve tazminat miktarının hesaplanacak faizinin veya yargılama giderlerinin ağır hizmet kusuru bulunan Maliye Bakanlığı görevlilerinden tahsil edilmesi yolundaki talebine gelince; idare hukuku ilkelerine göre manevi tazminata hükmedilmesi için idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucu ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da ilgilinin şeref ve onurunun zedelenmiş bulunması veya kişinin fizik yapısını zedeleyen yaşam va kazanma gücünün azalması sonucu olayların meydana gelmesi gerektiği, olayda davacının elem ve üzüntü duymasına ve şerefi ile onurunun zedelenmesine sebebiyet veren bir durum olmadığından davacının bu talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, dâvanın; Maliye Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair 1.9.1986 ve 30.12.1994 günlü iç onay ve yazışmaların iptaline ilişkin kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem ile bu cezaya yaptığı itirazın reddine dair işlemin iptaline, davacının kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem ile bu cezaya yaptığı itirazın reddine dair işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine, 5.000,000.000.-TL manevi tazminatın davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tazmini ve manevi tazminat tutarı ile yargılama giderlerinin … ve …’dan rücuen tahsili isteminin ise reddine karar verilmiştir.

    Davacı; dava dilekçesinde, kınama cezasının usul yönünden iptalini talep etmiş olmasına karşın, bu husustaki istemlerinin kararda karşılanmadığını, kınama cezasına ilişkin işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı olduğunu, ayrıca, zamanaşımı sebebiyle ceza verme yetkisinin de ortadan kalktığını, soruşturma yapılmadan ceza verildiğini, kararda hukuka aykırılık saptaması yapılmasına karşın manevî tazminata hükmedilmemesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, Daire kararının redde ve incelenmeksizin redde ilişkin kısmının; davalı idare ise, Disiplin Yönetmeliğinin disiplin amirleri cetvelinde değişiklik yapılmasına dair 1.9.1986 ve 30.12.1994 günlü Bakanlık Makamı onaylarının, sadece Maliye Bakanlığı personelini ilgilendirdiğini ve Bakanlığın iç işleyişi ile ilgili olduğunu, dolayısıyla verilen aylıktan kesme cezasının hukuka uygun olduğunu belirterek Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulmasını istemektedirler.

    Daire kararında belirtilen, davacının; Maliye Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin 1.9.1986 ve 30.12.1994 günlü Bakanlık iç onayı ile yapılan yönetmelik değişikliğini de dava konusu yaptığı Danıştay Onikinci Dairesinde görülen bir diğer davasında, Danıştay Onikinci Dairesinin 23.5.2002 günlü, E:2001/1442, K:2002/2099 sayılı kararıyla, Maliye Bakanlığı Disiplin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 1.9.1986 ve 30.12.1994 günlü iç onay ve yazışmaların iptaline karar verilmiş ve bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 14.12.2006 günlü, E:2002/1252, K:2006/2128 sayılı kararı ile onanmıştır.

    Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onikinci Dairesi’nce verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, tarafların temyiz istemlerinin reddine, Danıştay Onikinci Dairesi’nin 24.3.2004 günlü, E: 2001/2885, K:2004/1032 sayılı kararının onanmasına, 10.12.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY

    2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 129. maddesinin 3.fıkrasında, uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı kuralı yer almaktadır.

    Anılan Anayasa hükmü ile bu cezalara karşı yargı yoluna başvurulup başvurulamayacağı konusu, yasa koyucunun takdirine bırakılmış, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 135. maddesinde, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına itirazın varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabileceği, 136.maddesinin 3. ve 4. fıkralarında ise itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu ve bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamayacağı hükmü öngörülmüştür.

    657 sayılı Yasanın 135 ve 136. maddeleri uyarınca uyarma ve kınama cezalanna karşı idari yargı yoluna başvurulamayacağı genel kural olmakla birlikte, Anayasa’nın 125. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” kuralı da gözönünde bulundurulduğunda, usulüne uygun olarak tesis edilmemiş olan uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimine tabi tutulacağı açıktır.

    Olayda; usule uygun olarak Resmi Gazete’de yayımlanmayan yönetmelik değişikliğine göre, davacıya yetkisiz disiplin amiri tarafından kınama cezası verildiği anlaşılmakta olup, belirtilen disiplin cezasının sadece bu açıdan incelenerek karar verilmesine herhangi bir engel bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle; kararda belirtildiği şekilde, yetkisiz disiplin amiri tarafından davacıya verilen kınama cezasının usul ve hukuka uygun bulunmadığı açık olup, davacının temyiz isteminin kabulü ve Danıştay Onikinci Dairesinin 24.3.2004 günlü, E:2001/2885, K:2004/1032 sayılı kararının dava konusu disiplin cezasına ilişkin iptal isteminin “incelenmeksizin reddine dair kısmının” bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Bir Cevap Yazın