DAVA AÇMA SÜRESİ, İŞİ BIRAKMA BİLDİRİMİ, UZLAŞMA

Vergi D.Gen.Kur. 1997/154 E., 1998/321 K.

Vergi D.Gen.Kur. 1997/154 E., 1998/321 K.

  • DAVA AÇMA SÜRESİ
  • İŞİ BIRAKMA BİLDİRİMİ
  • UZLAŞMA
  • 193 S. GELİR VERGİSİ KANUNU [ Madde 82 ]
  • 213 S. VERGİ USUL KANUNU [ Madde 168 ]
  • 213 S. VERGİ USUL KANUNU [ Ek Madde 7 ] “İçtihat Metni”

    Temyiz Eden : …

    Karşı Taraf : … Vergi Dairesi Müdürlüğü

    İstemin Özeti : Nakliyecilik faaliyetinde kullandığı aracın satış hasılatını noksan beyan ettiği görüşüyle takdir komisyonu kararına dayanılarak yükümlü adına Mayıs 1992 dönemi için kusur cezalı katma değer vergisi salınmıştır.

    Davayı inceleyen Çorum Vergi Mahkemesi 26.10.1995 günlü ve E:1995/216, K:1995/388 sayılı kararıyla: vergi ceza ihbarnamesinin 14.2.1995 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi üzerine, sadece kusur cezası için uzlaşmaya başvurulduğu, 10.4.1995 tarihinde yapılan uzlaşma toplantısında uzlaşmanın sağlanamadığı, 19.4.1995 tarihinde vergi mahkemesine gönderilmek üzere asliye hukuk mahkemesine verilen dilekçeyle hem vergi aslının hem de kusur cezasının kaldırılmasının istendiği, vergi aslı için uzlaşma talebinde bulunulmadığı ve dava açma süresinin geçirildiğinden vergi aslının kesinleştiği, satılan aracın değeri düşük beyan edilerek vergi ziyaına neden olunduğundan kesilen cezada yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

    Yükümlünün temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi 30.9.1996 günlü ve E:1995/4104, K:1996/2862 sayılı kararıyla: yükümlünün 8.3.1995 tarihli uzlaşma dilekçesinde, tebliğ edilen ihbarnamenin tarih ve sayısını yazarak tebliğ edilen vergi ve ceza için uzlaşma istediği, böylece, iradesini hem vergi aslı hem de kusur cezasında uzlaşma yolunda kullandığının anlaşıldığı, uzlaşma sağlanamaması üzerine 15 günlük sürede (24.4.1995 tarihinde) kusur cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davada, vergi aslına ilişkin kısmın da esastan incelenmesi gerektiği, diğer yandan, 213 sayılı Yasanın 168 inci maddesinin 1’inci fıkrasının 1’inci bendinde, işi bırakma bildiriminin işi terk tarihinden başlayarak bir ay içinde yapılmasının öngörüldüğü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesinin 2 nci ve 5 inci bentleri uyarınca, faaliyeti sona eren işletmede kullanılan vasıtanın satılması nedeniyle işin bırakılmasından sonra elde edilecek kazançların arızi kazanç olduğu, yasanın bu hükmü karşısında elde edilen kazanç arızi kazanç mahiyetinde olup, 29.5.1992 tarihinde noter satış sözleşmesi ile satılarak aynı tarihte faaliyetine son verdiği anlaşılan davacı adına salınan cezalı katma değer vergisine karşı açılan davanın reddi yolundaki kararın yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur.

    Bozma kararına uymayan Çorum Vergi Mahkemesi, 20.1.1997 günlü ve E:1997/11, K:1997/26 sayılı kararıyla ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe ile katma değer vergisi yönünden süre aşımı, kusur cezası yönünden davanın reddi yolundaki kararında direnmiştir.

    Direnme kararı yükümlü tarafından temyiz edilmiş, uzlaşma dilekçesinin vergiyi de içerdiği, dilekçenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu yüzden davanın vergi aslına ilişkin kısmının reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı, taşıtı 1992 yılında satıp faaliyetine son verdiği, tarhiyatın dayanaksız kaldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

    Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği yolundadır.

    Danıştay Tetkik Hakimi Ali ALPAN’ın Düşüncesi

    Adına yapılan cezalı tarhiyat için uzlaşma isteyen davacı, uzlaşma dilekçesinde her ne kadar kesilen kusur cezasını ve miktarını belirtmiş ise de dilekçenin sonunda, vergi ve cezada uzlaşma talebinde bulunduğunu belirtmiştir.

    Bu nedenle, salt cezanın türü ve miktarının belirtilip vergi aslının belirtilmemiş olması, talebin yalnız cezaya yönelik olduğu sonucunu doğurmayacağından, uzlaşma sağlanamaması üzerine açılan dava süresindedir.

    Mahkemece vergi aslının da incelenmesi gerektiğinden, temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    Danıştay Savcısı Yuva ERTAN’ın Düşüncesi:

    Uyuşmazlıkta 29.5.1992 tarihinde sahibi bulunduğu aracı satarak nakliyecilik işine son veren ve beyan ettiği satış bedeli ile takdir komisyonunca takdir olunan bedel arasındaki fark için adına kusur cezalı katma değer vergisi salınan yükümlü tarafından açılan davayı, yükümlünün yalnızca kusur cezası için uzlaşmaya başvurduğu ve uzlaşma sağlanamaması üzerine hem katma değer vergisini, nemde kusur cezasını dava konusu yaptığı, bu durumda katma değer vergisi yönünden ihbarname tebliğ tarihine göre dava açma süresinin geçirilmiş olduğu, süresinde dava açılmış bulunan kusur cezasında ise isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi kararının Danıştay 9 ncu Dairesince bozulması üzerine ilk kararında ısrar eden vergi mahkemesi kararının yükümlüce temyizen incelenmesi istenilmektedir.

    Dosyanın incelenmesinden, katma değer vergisi ve kusur cezasına ilişkin ihbarnamenin kendisine 14.2.1995 tarihinde tebliği üzerine, yükümlünün vergi ve cezada uzlaşma talebine ait matbu dilekçeyi, yalnızca kusur cezasına ait kısmı doldurup vergi kısmını ise boş bırakmak suretiyle 8.3.1995 tarihinde verdiği, ve 10.4.1995 günlü uzlaşma tutanağında da, yine yalnızca kusur cezası gösterilmek suretiyle uzlaşma sağlanamadığının belirtildiği ve 10.4.1995 tarihinde kendisine tebliğ olunan uzlaşma tutanağına karşı yükümlünün 19.4.1995 gününde açtığı davada katma değer vergisi ve kusur cezasını birlikte dava konusu yaptığı anlaşılmış bulunmaktadır. Bu durumda uzlaşmaya yalnızca kusur cezası yönünden gittiği anlaşılan yükümlünün katma değer vergisine karşı, ihbarname tebliğ tarihinden itibaren dava açma süresini geçirdikten sonra dava açmış olması nedeniyle, vergi mahkemesince vergi aslı yönünden davanın süre yönünden reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

    Uzlaşma tutanağının tebliği tarihine göre süresinde dava konusu yapılmış olan kusur cezasına gelince;

    Dosyanın incelenmesinden, yükümlünün aracını sattığı 29.5.1995 tarihinde nakliyecilik faaliyetini terk ettiği anlaşılmış olup, bu durumda, bu satıştan elde ettiği hasılatın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesinin 2 nci bendi gereğince arızı kazanç olması nedeniyle, katma değer vergisi kapsamında düşünülmesi mümkün bulunmadığından, yükümlü adına kesilen kusur cezasının onanmasında isabet görülmemiştir.

    Açıklanan nedenlerle, yükümlü temyiz isteğinin kusur cezası yönünden kabulü ile vergi mahkemesi kararının kusur cezasına ilişkin olarak bozulması, vergi aslına yönelik yükümlü temyiz isteğinin ise reddi gerekeceği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    Nakliyecilik faaliyetinde kullandığı kamyonun satış bedelini düşük beyan ettiğinden bahisle yükümlü adına salınan kusur cezalı katma değer vergisine karşı açılan davayı katma değer vergisi yönünden süre aşımı, kusur cezası yönünden ise olayda vergi ziyaı bulunduğu gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararı yükümlü tarafından temyiz edilmiştir.

    213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Uzlaşma” başlıklı Bölümünde yer alan Ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasında, müddeti içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef veya ceza muhatabının uzlaşma talep ettiği vergi veya ceza için ancak, uzlaşma vaki olmadığı takdirde dava açabileceği, dördüncü fıkrasında da, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, bu takdirde dava açma müddeti bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu müddetin tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzayacağı kurala bağlanmıştır.

    Yükümlüye 14.2.1995 gününde tebliğ edilen 8.2.1995 gün 7/1-23 sayılı ihbarnamede yer alan vergi ve cezaya karşı 8.3.1995 günlü dilekçe ile uzlaşma istendiği anlaşılmaktadır. Dilekçenin uzlaşma isteminin hukuki dayanakları bölümünde, tebliğ edilen ihbarnamede yazılı vergi ve ceza için uzlaşma istendiği yazılı olmasına karşın, isteme konu yapılan vergi miktarı yazılmaksızın, sadece ceza miktarının belirtilmesinden, başvurunun vergi aslını kapsamadığı sonucu çıkarılamaz. Dilekçesi tümüyle değerlendirildiğinde, adına salınan katma değer vergisi ve kusur cezasına karşı uzlaşma istediği anlaşılan davacının ek sürede açtığı davanın esası incelenerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamıştır.

    Bu nedenle temyiz isteminin kabulü ile Çorum Vergi Mahkemesinin 20.1.1997 günlü E:1997/11, K:1997/26 sayılı kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına 6.11.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın