DAVA AÇABİLME EHLİYETİNİN KAYBEDİLMESİ SENDİKALARIN YASAL HAKLARI ÜYELERİ ADINA DAVA AÇABİLME

İdari Dava D. Kur. 2003/1134 E., 2005/314 K.

İdari Dava D. Kur. 2003/1134 E., 2005/314 K.

  • DAVA AÇABİLME EHLİYETİNİN KAYBEDİLMESİ
  • SENDİKALARIN YASAL HAKLARI
  • ÜYELERİ ADINA DAVA AÇABİLME
  • 2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 53 ]
  • 4688 S. KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME … [ Geçici Madde 6 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 14 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 31 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 31 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 31 ]
  • 2577 S. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU [ Madde 31 ] “İçtihat Metni”

    Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca verilen ve Danıştay Onuncu Dairesinin 28.11.2002 günlü, E:2000/6024, K:2002/4537 sayılı kararının onanmasına ilişkin bulunan 6.6.2003 günlü, E:2003/212, K:2003/387 sayılı karara karşı, davalı idareler kararın düzeltilmesi İsteminde bulunmaktadırlar.

    Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

    Danıştay Tetkik Hakimi Mürteza Güler’in Düşüncesi: Davalı idarelerin karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca verilen kararın kaldırılması ve Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    Danıştay Savcısı Zümrüt Öden’in Düşüncesi: Kararın düzeltilmesi dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54, maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından istemlerin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: 5.4.1998 günlü, 23308 sayılı Resmi Gazetece yayımlanan ve … Elektrik Üretim İletim A.Ş.’ne Kütahya Tunçbilek Termik Santralı görev bölgesinde yer alan Tunçbilek A-B Termik Santralinin rehabilitasyonu, işletilmesi ve elektrik üretimi ile ticaretini yapmak üzere 20 yıl süreyle görev verilmesi, o bu görevlendirmeye ilişkin görevlendirilen şirket ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında görev sözleşmesi yapılması ve Tunçbilek A-B Termik Santralinin işletme haklarının adıgeçen şirkete devredilmesi ve bu şirket ile üretilen enerjiyi satın alacak kurum (TEAŞ) arasında 20 yıl süreli enerji satış anlaşması yapılmasına ilişkin olarak 3096 sayılı Kanunun 3, 5, ve 9. maddeleri uyarınca çıkarılan 31.3.1998 günlü, 1998/10857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılan davada;

    Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptaline ilişkin bulunan 28.11.2002 günlü, E:2000/6024, K:2002/4537 sayılı kararın onanmasına dair Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 6.6.2003 günlü, E:2003/212, K:2003/387 sayılı kararına karşı, davalı idareler karar düzeltme isteminde bulunmaktadırlar.

    Davalı idareler tarafından karar düzeltme dilekçelerinde ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uygun bulunduğundan; karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 6.6.2003 günlü, E:2003/212, K:2003/387 sayılı karan kaldırılarak Danıştay Onuncu Dairesinin 28.11.2002 günlü, E:2000/6024, K:2002/4537 sayılı karanna ilişkin dosya yeniden incelendi:

    Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay Onuncu Dairesinin 28.11.2002 günlü, E:2000/6024, K:2002/4537 sayılı kararıyla; 3096 sayılı Kanunun 3, 5 ve 9. maddelerinin Anayasaya aykırı olduğu yolundaki iddianın ciddi olmadığı sonucuna varılarak işin esasının incelendiği, 3096 sayılı Türkiye Elektirik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan Türkiye Elektrik Üretim İletim Anonim Şirketi ve Türkiye Elektrik Dağıtım Şirketi Dışındaki Kuruluşlara Elektrik Enerjisi Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti Konusunda Görev Verilmesi Esasları Hakkında Yönetmelikte Öngörülen hususlar çerçevesinde komşu görev bölgelerinin ve ülkenin ihtiyaç ve yaran gözönünde bulundurulmak suretiyle görevli şirketlerin görev bölgelerinde yapacağı işlere ait kısa ve uzun vadeli yatırım programları ile işletme programlannı belirlemeye ve tesislerin durumunun ve İhtiyacı olan yatınmlann tespitine yönelik çalışma yapılmaması, görev bölgelerinin her biri için işletme ve tesis yatırımı ihtiyacı belirlenerek ayrı ayn şartname hazırlanmamasının, işletme hakkı devri için Yasada öngörülen amaca ve anılan Yönetmelikle getirilen kurallara aykın olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle 31.3.1998 günlü, 98/10857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptaline karar verilmiştir.

    Davalı idareler; Daire kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu ileri sürerek temyizen incelenip bozulmasını istemektedirler.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14/3-c maddesinde dilekçelerin “ehliyet” yönünden inceleneceği, aynı maddenin 6. fıkrasında da, Flk inceleme konularının davanın her safhasında gözönünde bulundurulacağı öngörülmüş, aynı Kanunun 15/b maddesinde ise, 14. maddenin 3/c bendinde yazılı hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği belirtilmiştir.

    2577 sayılı Kanunun 31. maddesinin yollamada bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 38. maddesinde, “Davaya ehliyet, Kanunu Medeni ile tayin olunmuştur.” hükmü uyarınca, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 9. maddesinde, “Medeni haklan kullanmaya selahiyettar olan kimse iktisaba da ehildir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun tüzel kişiliklerin hükmü şahsiyet kazanması ve medeni haklardan yararlanmalannı düzenleyen 45 ve 46. maddelerde de, “Başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere teşekkül eden cemiyet ve şirketler ile kendilerine has bir mevcudiyeti ve muayyen bir gayesi bulunan müesseseler, sicillerine kayıtlarını icra ettirmekle şahsiyet iktisabederler. Hükmü şahıslar; cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış icabı olarak ancak insana has olanlardan maada bütün hakları iktisap ve borçlan iltizam edebilirler.” hükümleri yer almaktadır.

    Bu düzenlemeyle tüzel kişilerin ehliyeti, hak ehliyeti (medeni haklardan yararlanma) ve fiil ehliyeti (medeni hakları kullanma ehliyeti) şeklinde kurala bağlanmış olup, dava açma ehliyeti fiil ehliyetinin içeriğine dahil edilmiştir. Dolayısıyla dava ehliyeti, bir şahsın mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla yemin, ikrar, sulh, feragat, kabul v.s. gibi usul hukukuna ait işlemleri bizzat yapabilme iktidarını ifade ettiğinden, dava açılması sırasında olduğu kadar, dava sürecinde de bu ehliyetin yitirilip yitirilmediğinin yargı yerlerince gözönünde bulundurulacağında kuşkuya yer bulunmamaktadır.

    Başka bir anlatımla Medeni Kanunun tüzel kişiler yönünden düzenlenen 46. maddesinde öngörülen medeni haklan kullanma ehliyetine sahip olmayanların, dava açabilmesine ve davayı takip edebilmesine olanak bulunmamaktadır.

    12.7.2001 günlü, 24460 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanıp, yayımını takip eden 30. günün sonunda .yürürlüğe giren 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 4. maddesinde, sendikaların hizmet kolu esasına göre Türkiye çapında faaliyette bulunmak amacıyla bir hizmet kolundaki kamu işyerinde çalışan kamu görevlileri tarafından kurulacağı öngörülmüş olup, hizmet kollarını belirleyen 5. maddesinde de, bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri; enerji, sanayi ve madencilik hizmetleri ayn hizmet kollan olarak sayılmıştır.

    Sözü edilen Kanunun geçici 6. maddesinde ise, “Bu Kanunun yayımı tarihinde faaliyette bulunan kamu görevlileri kuruluşları, bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren sekiz ay içinde; a) Mevcut tüzüklerine göre olağanüstü genel kurullarını yaparak, tüzük ve örgütlenmelerini bu Kanun hükümlerine göre düzenlemek, b) Yeni örgüt ve tüzüklerine göre ilk olağan genel kurullarını da yapmak zorundadırlar. Belirlenen süre içerisinde, bu Kanuna uygun olarak yeni tüzüklerini düzenlememiş ve ilk olağan genel kurullarını yapmamış kuruluşlar bu Kanunda tanımlanan sendikaların hak ve yetkilerini kullanamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.

    Dava dosyasında yer alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 9.12.2002 günlü, 3056 sayılı yazısı İle Ankara Valiliği Emniyet Müdürlüğünün 10.12.2002 günlü, B.05.1.EGM.4.06.00.12.06 sayılı yazısından, Enerji Yapı Yol Sendikasının (Enerji, Yol, Yapı, Altyapı, Tapu Kadastro Kamu Emekçileri Sendikası) Başbakanlığın 5,8.1999 günlü, 1999/44 sayılı Genelgesine istinaden 13.8.2001 tarihine kadar faaliyetini sürdürdüğünün, 4688 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesinin (a) ve (b) bentlerindeki hüküm uyarınca, Enerji Yapı Yol Sendikası adı altında faaliyette bulunan bir sendikaya ilişkin genel kurul evrakları, tüzüğüne ait herhangi bir belgenin ilgili yerlere intikal ettirilmediğinin belirtildiği, dolayısıyla, davacı Sendikanın kendisini Kanuna uyarlamaması nedeniyle tüzel kişiliğine ait hak ve yetkileri kullanamayacağı anlaşılmaktadır.

    Bu itibarla davanın her aşamasında bulunması gereken, ancak yukarıda belirtilen sebeplerle artık medeni hakları kullanma ehliyeti bulunmadığı anlaşılan davacı Sendikanın bu davayı takip edebilmesine olanak bulunmamaktadır.

    Öte yandan, Anayasanın 53. maddesine 4121 sayılı Kanunun 4. maddesiyle eklenen fıkra ile; kamu görevlilerinin ancak “kanunla kurmalarına cevaz verilecek” sendikaların üyeleri adına yargı mercilerine başvurması, idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilmesi esası getirilmiş olup, Anayasada öngörülen kanunun henüz çıkmadığı dönemde kurulan kamu görevlileri sendikalarının tüzel kişiliği ve dava açma ehliyeti Anayasada yapılan değişiklik gereği Danıştay İçtihatlarıyla (Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 21.1.2000 günlü, E:1999/431, K.2000/18) kabul edilmiş, devamında kamu görevlileri sendikalarının kuruluş, usul ve esaslarını belirlemek amacıyla 12.7.2001 günlü, 24460 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çıkarılmış, Kanunun 5. maddesinde Sendikaların kurulabilecekleri hizmet kolları düzenlenmiş, Geçici 6. maddesinde ise, Kanunun yayımı tarihinde faaliyette bulunan kamu görevlileri kuruluşlarının Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren sekiz ay içinde kanuna uygun olarak yeni tüzüklerini düzenlememiş ve ilk olağan genel kurullarını yapmamış olmaları halinde bü Kanunda tanımlanan sendikaların hak ve yetkilerini kullanamayacakları öngörülmüştür.

    Davacı sendika, 4688 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesinde öngörülen şartları yerine getirmeyerek kendisini kanuna uyarlamaması nedeniyle Anayasanın öngördüğü Kanun olan 4688 sayılı Kanunun “cevaz verdiği” kamu görevlileri sendikası niteliğinde olmadığına göre, yine Anayasa hükmü gereği, üyeleri adına yargı mercilerine başvurma ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilme hakkına sahip bulunmamaktadır.

    Hal böyle olunca, kendisini 4688 sayılı Kanuna uyarlamayan bir kuruluşun, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun, sendikaların yetki ve faaliyetlerinin sayıldığı 19. maddesinin (f) bendinde yer alan “Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde

    temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak” yetkisini kullanması esasen mümkün değildir.

    Ayrıca, davacı sendika bu hali ile bir sivil toplum kuruluşu olarak kabul edilse dahi, Danıştay İçtihatlarıyla kabul edildiği üzere; ancak çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlarda dava açma ehliyeti bulunduğundan bu anlamda da dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.

    Diğer yandan, Anayasanın 53. maddesinde belirtilen Kanunun henüz çıkmadığı dönemde kurulan kamu görevlileri sendikalarının tüzel kişiliği ve dava ehliyeti Anayasa hükmü gereği o dönemde Danıştay içtihattan ile kabul edilmiş olmakla beraber, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte anılan sendikaların kuruluş usul ve esaslan belirlenmiş olup, yapılan bu yasal düzenlemeye istinaden verilen bu kararın daha önce verilen yargı kararlarına aykırı olduğunu söylemek de bu nedenle mümkün değildir.

    Buna göre, kendisini 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu hükümlerine uyarlamaması nedeniyle “üyeleri adına dava açma hakkı” da dahil olmak üzere, bu Kanunda tanımlanan, sendikaların hak ve yetkilerini kullanamaması nedeniyle, artık medeni hakları kullanma ehliyetini kaybeden davacı Enerji Yapı Yol Sendikasının, bu davayı takip edebilmesine yasal olanak bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, Dairece işin esası incelenmek suretiyle verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

    Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu Dairesinin 28.11.2002 günlü, E:2000/6024, K.2002/4537 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Daireye gönderilmesine, 28.4.2005 günü oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY

    Bakılmakta olan dava; 5.4.1998 günlü, 23308 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve … Elektrik Üretim İletim A.Ş.’ne Kütahya Tunçbilek Termik Santralı görev bölgesinde yer alan Tunçbilek A-B Termik Santralinin rehabilitasyonu, işletilmesi ve elektrik üretimi ite ticaretini yapmak üzere 20 yıl süreyle görev verilmesi, bu görevlendirmeye ilişkin görevlendirilen şirket ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında görev sözleşmesi yapılması ve Tunçbiiek A-B Termik Santralinin işletme haklarının adıgeçen şirkete devredilmesi ve bu şirket ile üretilen enerjiyi satın alacak kurum (TEAŞ) arasında 20 yıl süreli enerji satış anlaşması yapılmasına ilişkin olarak 3096 sayılı Yasanın 3, 5, ve 9. maddeleri uyarınca çıkarılan 31.3.1998 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle 29.5.1998 tarihinde Enerji Yapı Yol Sendikası tarafından açılmıştır.

    Danıştay Onuncu Dairesi, 9.7.1998 günlü, E:1998/3891, K:1998/3765 sayılı kararıyla; “…sendika olarak tüzel kişiiik kazanmamış olan davacı kuruluşun iptalini istediği işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi bulunmamaktadır” gerekçesiyle davayı ehliyet yönünden reddetmiş, bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 18.12.1998 günlü, E:1998/737, K:1998/693 sayılı kararıyla onanmıştır. Ancak daha sonra davacının karar düzeltme istemini kabul eden Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu Danıştay Onuncu Dairenin ehliyet ret kararını bozmuştur. Genel Kurul, Onuncu Dairenin ısrar hakkı bulunmayıp, uyması zorunlu olan kararında “1982 Anayasasının 53. maddesine 4121 sayılı Yasanın 4. maddesiyle eklenen fıkra ile Anayasanın 128. maddesinin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kuracakları sendikalar ve üst kuruluşların üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilecekleri ve idare ile amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilecekleri hükme bağlanmış ve bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usullerin kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Yasal düzenleme yapılmamış olsa bile Anayasanın belirtilen kuralı karşısında memur sendikalarının kurulacağı ve kurulmayla birlikte sendika olarak tüzel kişilik kazanacağı kabul edilmelidir.

    Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, davacı sendikanın 12.2.1996 tarihinde kurulduğu, hakkında kapatma istemi ile açılmış bir davanın bulunmadığı, faaliyetini sürdürdüğü anlaşılmaktadır.

    Bu durumda, iptali istenilen Bakanlar Kurulu Kararı Ne sendika ve üyeleri arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat alakasının bulunduğu anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kabulüne, uyuşmazlığın esası incelenmek üzere Danıştay Onuncu Dairesinin 9.7.1998 günlü, E:1998/3891, K:1998/3765 sayılı kararının bozulması” sonucuna ulaşmıştır.

    Genel kurulunu yapıp, organlarını oluşturmakla birlikte 4688 sayılı Yasanın geçici 6 ncı maddesine göre tüzüğünü bu yasaya uyarlamadığı anlaşılan davacı tüzel kişiliğin, fiil ehliyeti de ortadan kalkmış değildir. Zira 4688 sayılı Yasa, bu yasadan önce kurulan Sendikaların tüzel kişiliklerini kabul etmekte; sadece geçici 6 no maddesinde, “kamu görevlileri kuruluşları” olarak adlandırdığı, tüzel kişilerin, kendilerini yasaya uyarlamalarını öngörmektedir. Yasanın geçici 6 ncı maddesine kendisini uyarlamayan tüzel kişiler hakkında getirilen yaptırım ise, “…bu kanunda tanımlanan sendikaların hak ve yetkilerini kullanmamaktır.” Dolayısıyla genel kurulunu yapıp, organlarını oluşturan, fakat 4688 sayılı Yasaya kendisi uyarlamayan davacı Enerji Yapı Yol Sendikası, anılan yasaya göre sendika hak ve yetkilerini; toplu görüşmeye katılma ve yasanın 19 uncu maddesinde kamu görevlileri sendikalarına tanınan hak ve yetkileri kullanamayacaktır. Ancak yetkili mahkeme kararıyla kapatılmaması ve kendi genel kurul kararıyla faaliyetine son vermemiş olması karşısında, davacı kuruluşun hak ve fiil ehliyetine sahip olduğunda duraksama bulunmamaktadır.

    Kamu görevlileri sendikası hak ve yetkilerini kullanma hakkı kazanamamakla birlikte tüzel kişiliğini sürdürmekte olan Enerji Yapı Yol Sendikasının, mevcut tüzüğüne göre enerji alanında değerlendirmeler yapıp, görüş açıklayan, bu alanda kamusal yararın gerçekleştirilmesi için çaba sarfeden bir sivil toplum kuruluşu olarak, dava konusu kararla menfaat ilgisini kabul etmek gerekir.

    Kaldı ki, yukarıda da söz edildiği gibi, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu bu davada davacı sendikanın dava konusu kararla menfaat ilgisi olduğunu kabul etmiştir. Bu karara rağmen Danıştay Onuncu Dairesinin ya da Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun sübjektif ehliyeti yeniden tartışma konusu yapması da mümkün değildir.

    Açıklanan nedenlerle temyize konu daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

Bir Cevap Yazın