CUMHURİYET SAVCISININ HUKUKİ SORUMLULUĞU, DOKTOR İLE SAVCI ARASINDAKİ TARTIŞMA

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2013/1246
KARAR: 2014/27

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Hukuk Dairesince;

“[b]DAVA: Dava dilekçesinde, olay tarihinde …Cumhuriyet Savcısı olan davacının, yıllık izni nedeniyle T…İlçesi’nde iken kalp rahatsızlığı geçirdiği ve 13/04/2009 tarihinde T…Devlet Hastanesi’ne gittiği; görevli hekim olan dava dışı F…i ile aralarında tartışma yaşandığı; hekimin bir gün sonra şikayet dilekçesi verdiği; ihbar olunan tarafından yapılan soruşturma sonucunda, davacı hakkında tehdit isnadı ile kamu davası açıldığı; oysa ki, müştekinin şikayetinden vazgeçmiş bulunduğu;şikayete bağlı bulunan suç nedeniyle dava açılmaması ve kovuşturma aşamasında da düşme kararı verilmesi gerektiği; ayrıca, soruşturmanın 2802 sayılı Yasa’ya aykırı olarak kolluğa yaptırıldığı; …2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29/07/2010 gün ve 2010/74-225 sayılı kararı ile davacı hakkında beraat hükmü verildiği; ancak,aleyhe temyiz olmadığı için verilen kararın temyiz incelemesinden geçmediği; HMK’nun 46/1-c maddesi hükmüne göre kanunun açık düzenlemesine aykırı davranıldığı ileri sürülerek;50.000,00-TL manevi tazminat ve yasal faize hükmedilmesi talep olunmuştur.[/b]

CEVAP: Cevap dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığı ve esası bakımından da sorumluluk koşularının oluşmadığı savunulmuştur.

İhbar olunan tarafından verilen dilekçede ise; davanın süresinde açılmadığı ve ileri sürülen eylemin de şikayet koşuluna bağlı bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi talep olunmuştur.

GEREKÇE: Dava, hakimin hukuki sorumluluğuna dayalı olarak manevi tazminat istemine ilişkindir.

"Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair" 6110 sayılı Yasa 14/02/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir. 6110 sayılı Yasa’nın 12.maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na 93/A maddesi eklenmiştir. Maddedeki düzenlemeye göre:

Hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle:

a)Ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir.

b)Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hakim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamaz.
Devlet aleyhine açılacak tazminat davası ancak dava konusu işlem, faaliyet veya kararın dayanağı olan;

a)Soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya kamu davası açılmış ise kovuşturma sonucunda verilen hükmün,

b)Dava sonunda verilen hükmün, kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılabilir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya hükmün kesinleşmesinden önce, hakim veya savcının söz konusu işlem, faaliyet veya kararıyla ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanmaktan mahkumiyeti halinde ise tazminat davası bu hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılabilir.

Dava konusu olayda, ihbar olunan Cumhuriyet Savcısı tarafından davacı hakkında düzenlenen iddianame nedeniyle tazminat isteminde bulunulmuştur.

Yukarıya aynen alıntılanan 2802 sayılı Yasa’nın 93/A maddesindeki düzenleme itibariyle; tazminat davasının, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya kovuşturma sonucunda veya dava sonunda verilen kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılması gerekir. Öngörülen süre Yasa’da belirtilmiş olmakla, hak düşümü süresidir ve re’sen (kendiliğinden) gözönünde tutulması gerekir.
Davacının, katılan/sanık sıfatı ile yer aldığı …2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29/07/2010 gün ve 2010/74-225 sayılı dava dosyasında; davacının, atılı tehdit eylemi nedeniyle beraat kararı verilmiş olup; katılan/sanık sıfatı ile davacının yüzüne karşı okunmuştur. Dosya içeriğinden, davacı hakkındaki beraat kararının temyiz edilmediği; katılan/sanık durumunda bulunan dava dışı F.K. hakkındaki beraat hükmünün ise, davacı tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 08/02/2011 gün ve 2010/28569-2011/1238 sayılı ilamı ile hükmün dava dışı Füsun Kaleliye ilişkin bölümünün onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

CMK’nun 331. ve CMUK’nun 310.maddeleri hükümleri gözönünde tutulduğunda, davacı hakkındaki beraat kararının 08.09.2010 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dava ise, 08.02.2012 tarihinde açılmış olup; 2802 sayılı Yasa’nın93/A maddesinde düzenlenmiş bulunan bir yıllık hak düşümü süresi geçirilmiştir. Davanın, açıklanan bu nedenle reddi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda gösterilen nedenle;

1-Davanın hak düşürücü süre yönünden REDDİNE,

2-Davanın reddi nedeniyle alınması gereken 24,30-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 742,50.-TL’den düşümü ile kalan 718,20-TL’nin istek halinde davacıya iadesine,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir olunan 2.640,00-TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına…”

Dair oybirliği ile verilen 22.01.2013 gün ve 2012/12-2013/7 sayılı kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, kararın süresinde temyiz edildiğinin anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:

Davacı, …Cumhuriyet Savcısı olup, Hastaneye gittiğini; görevli hekim ile aralarında tartışma yaşandığını; hekimin şikâyeti üzerine C.Savcısı tarafından kendisi hakkında tehdit isnadı ile kamu davası açıldığını; oysa müştekinin şikâyetinden vazgeçmiş olması nedeniyle dava açılmaması gerektiğini; ayrıca, soruşturmanın 2802 sayılı Yasa’ya aykırı olarak kolluğa yaptırıldığını; Mahkemece hakkında beraat kararı verildiğini, HMK’nun 46/1-c maddesi hükmüne aykırı davranıldığını ileri sürülerek, 50.000,00-TL manevi tazminat talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığını ve esası bakımından da sorumluluk koşularının oluşmadığını savunmuştur.

Mahkemece yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.

S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 4.Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilan harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12.maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na eklenen 93/A-5 fıkrası ve 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22.01.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen admin — Çrş Şub 25, 2015 8:36 am — Cevaplar 0 — Ziyaret 143


kararara.com Sitesine Git

Bir Cevap Yazın