BOŞANMA, KOCANIN SADAKATSİZLİĞİNİN DAVA SIRASINDA DA DEVAM ETMESİ, KUSURLULUK

YARGITAY 2. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/9524
KARAR: 2014/1728

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından; zina hukuksal sebebine dayalı açılan boşanma davasının reddi, kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı, maddi ve manevi tazminat istekleri ile yoksulluk nafakası isteğinin reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 03.02.2014 günü temyiz eden davacı H….. ile vekilleri Av. ..ve Av…. ile karşı taraf davalı M… ile vekilleri Av. .. ve Av. …. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilip boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kocanın boşanma davasından önceki affedilen ve boşanma hükmüne esas alınamayacak sadakatsizlik eyleminden sonra davanın devamı süresince ve halen sadakatsizlik teşkil eden davranışlarını sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesi gereğince eşlerin sadakat yükümlülüğü evlilik birliği süresince devam eder. O halde, boşanmaya neden olan olaylarda davalı koca ağır kusurludur. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de, verilen boşanma kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle (HUMK md. 438/son) onanmasına karar verilmesi ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

3-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün kusura ilişkin gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle ONANMASINA, duruşma için taktir olunan 1100 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 03.02.2014

KARŞI OY YAZISI
Davalı kocanın davadan sonra başka bir kadınla sadakatsizlik oluşturacak şekilde "cinsel ilişki" kanıtlanmış değildir.
İbraz edilen kira sözleşmesi ve tanık olarak mahkemede dinlenilmeyen üçüncü kişinin "yazılı beyanı" erkek eşin başka kadınla cinsel ilişki kurduğunun delili kabul edilemez.
Davadan sonraki bir olayın usulüne uygun şekilde ıslah ya da karşı tarafın muvafakati olmadan hükme esas alınması mümkün değildir.
Türk Medeni Kanununun 185. maddesi hükmü maddi hukuku normu olup usul hukuku normu olmadığı herkesin bilgisi dahilindedir.
Türk Medeni Kanununun 185. maddesi hükmü boşanma davalarında sonsuz sayıda ve her aşamada delil sunma hakkını verdiğini ileri sürmek usul hukuku kurallarına aykırıdır.
Davadan sonra gerçekleşen "burun kesme, kulak kesme" gibi fiziksel şiddet dikkate alınmazken sadece cinsel şiddete farklı usul kuralı uygulanması içtihaden usul hukuku normu ihdası sonucunu doğurur.
Farklı düşünüyorum.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen admin — Pzt Mar 16, 2015 8:38 pm — Cevaplar 0 — Ziyaret 59


kararara.com Sitesine Git

Bir Cevap Yazın