ASIL İŞVERENİN ALT İŞVERENİN İŞÇİLERİNİN TALEPLERİNDEN SORUMLULUĞU

YARGITAY 22. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/3509
KARAR: 2014/2367

Davacı vekili, davacının davalı işverene bağlı alt işveren konumundaki Ö… İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde 29.09.2007 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 04.03.2009 tarihine kadar argon kaynakçısı olarak çalıştığını, davacının davalı işyerinde aldığı son net ücretinin 1.200,00 TL olduğunu, asıl işverende çalışan ve aynı işin yapan işçinin ortalama ücretinin 3.000,00 TL olduğunu, davacının ücret eklerinden yararlanamadığını ve asıl işverene bağlı işçilerin bu eklerden yararlandığını, davalı şirketin alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olup, asıl nedeninin aynı işyerinde çalışan işçilerin bir kısmına eksik ücret ödeme hedefi olduğunu, iş sözleşmesinin işverence sona erdirildiğini iddia ederek fark ücret ve ücret ekleri alacağının, yıllık izin alacağını, kıdem tazminatı ve son maaşının faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının işvereni ile davalı arasında alt işverenlik ilişkisi bulunduğunu, davacının davalı şirket nezdindeki hizmet süresinin bir yılı doldurmadığından davacının yıllık izin ücreti alacağı talebinin müvekkili şirket açısından reddi gerektiğini, davacının taşeron firma işçisi olarak davalı şirket nezdindeki hizmet süresi bir yılı doldurmadığından davacının kıdem tazminatı talebinin müvekkili şirket açısından reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı bir sebep yokken feshedildiği diğer taleplerine ilişkin kısmi alacakları da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacının hizmet süresi taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

Davacı 29.09.2007-04.03.2009 tarihleri arasında çalıştığını iddia ederken davalı 15.11.2008-28.02.2009 tarihleri arasında alt işveren işçisi olarak çalıştığını savunmaktadır. Bilirkişi tarafından davacının dava dışı alt işveren nezdinde 01.02.2008 tarihinde işe girdiği, 15.11.2008 tarihinden itibaren ise davalı asıl işveren işyerinde alt işveren işçisi olarak çalışmaya başladığı ve iş sözleşmesinin 28.02.2009 tarihinde sona erdirildiği kabul edilerek davacının kıdemi belirlenmiştir. Mahkemece bilirkişi raporu benimsenerek davacının kıdemi kabul edilmiştir.

Davacının iddia kapsamındaki 29.09.2007-31.01.2008 tarihleri arasındaki çalışması ise T… isimli işverende geçmiştir. Davacının belirttiği dönemdeki çalışmasının dava dışı alt işverenle ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada birlikte istihdam, organik bağ, gerçek kişi işverenin şirketleşmesi, işyeri devri ya da iş sözleşmesi devri gibi önceki dönem çalışmayı sonrakine bağlayabilecek hukuki araçların bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre davacının hizmet süresinin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile davacının taleplerinin hüküm altına alınması isabetsizdir.

3-Davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.

Mahkemece davacı işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin işverence haklı bir sebep yokken feshedildiği kabul edilmiştir. Bilindiği üzere haklı nedene dayanmayan feshin sonuçlarından biri de feshin aynı zamanda usulüne uygun olmaması durumunda feshi yapanın karşı tarafa ihbar tazminatı ödemesidir. Davacının ıslahla ihbar tazminatı istediği de dikkate alındığında mahkemenin hiçbir gerekçe göstermeden ihbar tazminatını reddetmesi yerinde olmamıştır. Dosya kapsamına göre davacıya bildirim süresi verildiği ispat edilemediğinden davacı ihbar tazminatına hak kazanmıştır. İhbar tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

4-Davalının davacının taleplerinden miktar itibariyle sorumluluğunun belirlenmesi de bir diğer problemi oluşturmaktadır.

Öncelikle davalı davacının kendi işyerinde alt işveren olarak çalışmasının bir yılın altında olduğu için davacının kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazanamadığını savunmaktadır. Somut olayda davacı alt işveren yanında daha önce işe girmiş ve asıl işveren işyerinde alt işveren işçisi olarak daha sonra çalışmaya başlamıştır. Davacının asıl işveren işyerindeki çalışması bir yılın altındadır. Asıl işverenin alt işveren işçilerinin taleplerinden sorumluluğunun dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesidir. Söz konusu maddede, “…asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” denilmektedir. Görüldüğü üzere, asıl işveren, alt işveren işçilerinin İş Kanunu, iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan taleplerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olmakla beraber bu sorumluluk asıl işverenin kendi işyerindeki çalışmayla sınırlandırılmış bulunmaktadır.

Ancak önemle belirtmek gerekir ki bu hüküm sorumluluğun doğmasından ziyade kanun gereği doğmuş olan sorumluluğun sınırlandırılması bakımından önemli bir fonksiyon icra eder. Başka bir deyişle bu durum davacının alacaklara hak kazanması ile ilgili değildir. Şu halde işçinin asıl işveren işyerinde alt işveren işçisi olarak çalışırken iş sözleşmesinin sona erdirilmesi durumunda talep edebileceği kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti bakımından asıl işveren ve alt işveren açısından özellikle işçinin kıdemi gibi hak kazanma şartları her bir işveren açısından ayrı ayrı değerlendirilemez. Asıl işverenin sorumluluğunun doğması için önemli olan alt işveren işçisinin kendi işyerinde çalışırken iş sözleşmesinden, toplu iş sözleşmesinden ya da İş Kanunu’ndan kaynaklanan bir hakkı kazanmasıdır. Bu hak kazanıldıktan sonra asıl işvenin sorumluluğu doğmakla birlikte bu sorumluluk asıl işverenin kendi işyerindeki çalışmayla sınırlı bir sorumluluktur.

Somut olayda dönüldüğünde; yukarıdaki açıklamalar ışığında davacı işçinin asıl işveren işyerindeki çalışması bir yılın altında olmakla beraber davacının hak kazanması nedeniyle kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti taleplerinden sorumlu olduğu açıktır. Ancak bu sorumluluk sınırlı bir sorumluluktur. Davalının sorumluluğunun alt işveren işçisinin kendi işyerinde çalıştığı süreyle sınırlı olduğu göz önüne alınarak miktar itibariyle oranlama yapılmak suretiyle belirlenmesi gerekirken bunun yapılmayarak tüm çalışma süresinden davalının sorumlu tutulması isabetsizdir.

5-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”

Somut olayda, davacının 1.200,00 TL ücret aldığını iddia etmesine rağmen davacının ücretinin 1.480,00 TL olarak kabul edilmesi ve yine ulaşılan sonuca göre davacının 1.480,00 TL net ücret üzerinden taleplerini ıslah etmesine rağmen mahkemece bunun da brütü dikkate alınarak hüküm kurulması yukarıda değinilen taleple bağlılık kuralına aykırılık oluşturduğundan kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.

Sonuç:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen admin — Cum Mar 20, 2015 9:49 am — Cevaplar 0 — Ziyaret 216


kararara.com Sitesine Git

Bir Cevap Yazın