AMME ALACAĞININ TAHSİLİ ÖDEME EMRİ DÜZENLENMESİ

Büyük Gen.Kur. 1991/1 E., 1992/2 K.

Büyük Gen.Kur. 1991/1 E., 1992/2 K.

  • AMME ALACAĞININ TAHSİLİ
  • ÖDEME EMRİ DÜZENLENMESİ
  • 6183 S. AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN [ Madde 48 ] “İçtihat Metni”

    Tahakkuk eden vergi nedeniyle vade bitmeden tecil talebinde bulunulması halinde, bu talep hakkında karar verilip, ilgiliye tebliğ edilinceye kadar geçecek sürede ödeme emri ile tahsilata geçilmesinin 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne aykırı olduğu yolundaki Danıştay Dördüncü Dairesinin 7.6.1989 gün ve E:1988/3943, K:1989/2585, 7.6.1989 gün ve E:1988/3944, K:1989/2586, 18.10.1989 gün ve E:1989/1715, K:1990/2810 sayılı kararları ile tahakkuk eden vergi nedeniyle vade bitmeden tecil talebinde bulunulmasının otomatik olarak ve teminat gösterilmeden, yeterli ve gerekli bilgi verilmeden tek başına tahsilat işlemini durdurmayacağı ve vade bitiminde ödeme emri ile tahsilata geçilebileceği yolundaki Danıştay Yedinci Dairesinin 8.02.1989 gün ve E:1988/3157, K:1989/216, 8.2.1989 gün ve E:1988/3546, K:1989/217, 19.10.1989 gün ve E:1988/3136, K:1990/3256 sayılı kararları arasındaki aykırılığın içtihadın birleştirilmesi yolu ile giderilmesi isteğini içeren, … Biracılık ve Malt Sanayii Anonim Şirketinin başvurusunun Birinci Başkan tarafından Kurula gönderilmesi üzerine, sözü edilen kararlar, Raportör Üyenin raporu ile ilgili yasalar incelendikten ve Danıştay Başsavcısının “içtihadın birleştirilmesine yer olmadığı” yolundaki sözlü açıklaması dinlendikten sonra gereği görüşüldü:

    2575 sayılı Danıştay Kanunu`

    `nun 39 uncu maddesi “İçtihatları Birleştirme Knrulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri genel kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi üzerine Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir” hükmü taşımaktadır.

    Danıştay Dördüncü ve Yedinci Dairelerinin yukarıda sözü edilen kararlarına konu olan uyuşmazlıklar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesi uygulamasından doğmuş bulunmaktadir.

    6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi gereğince tecil talebinde bulunulmasının tahsilata ilişkin yürütmeyi durdurmayacağını ve aynı Yasanın 55 inci maddesine göre kamu alacağının vadesinde ödenmemesi halinde ödeme emri tebliğ edilmesinin usulsüz olmadığını belirleyen Yedinci Daire yukarıda belirtilen kararlarda 48 inci maddenin 2 nci fıkrasından yararlanabilmek için maddede öngörülen teminatın gösterilmiş bulunması ve vergi dairesine yeterli bilgi verilmiş olması gerektiğini hükme bağlamıştır.

    Öte yandan anılan 48 inci maddeye göre, tecil talebinde bulunulmasından sonra isteğin reddi halinde idarece azami 30 güne kadar belirlenecek bir vade, istemin kabulü halinde ise belirlenecek taksit süreleri ve koşullarda bir ödemenin söz konusu olacağını belirten Dördüncü Daire tecil isteminin sonucu beklenmeksizin kamu alacağı vadesinde ödenmediği gerekçesiyle ödeme emri ile tahsilata geçilmesini usulsüz bularak ödeme emrini iptal etmiştir.

    Şu hali ile maddi ve hukuki olaylarda tam bir benzerlik bulunduğundan ilk bakışta kararlar arasındaki aykırılığın içtihadın birleştirilmesi yoluyla giderilmesi gerektiği kanısı doğmakta ise de;

    Yedinci Dairenin, 6183 sayılı Kanun`

    `un 48 inci maddesi hükmüyle ilgili yorumunu Dördüncü Daire içtihatları doğrultusunda değiştirdiği anlaşılmıştır.

    Kesinleşmiş yargı kararlarının, verilecek bir içtihadı birleştirme kararı uyarınca değiştirilmesi ya da hükümden düşmesi ve bu suretle ilgilileri lehine yeni bir hukuki durumun ortaya çıkması sözkonusu olamayacağından, içtihadın birleştirilmesi yoluyla bu hakkın sağlanacağı görüşü de varit olamaz.

    2575 sayılı Danıştay Kanunu`

    `nun 39 ncu maddesinde içtihatların birleştirilmesi, kararlar arasında aykırılık ve uyuşmazlık görülmesi ile birlikte Kurulun içtihadın birleştirilmesini “lüzumlu görmesi” şartına bağlandığından ve bu konuda içtihadın birleştirilmesini lüzumlu kılacak şartların gerçekleşmediği sonucuna varıldığından içtihadın birleştirilmesine yer olmadığına, 27.2.1992 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

    AZLIK OYU

    2575 sayılı Danıştay Kanunu`

    `nun 39 ncu maddesinde, “İçtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri genel kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanı`

    `nın havalesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir” hükmü yer almıştır.

    İçtihadın birleştirilmesine konu olan Dördüncü Daire kararları ile Yedinci Daire kararları arasında tahakkuk eden vergi hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 nci maddesine dayanılarak bu verginin vadesi bitmeden ve teminat gösterilmeden yazılı olarak tecil talebinde bulunulmasının, bu istek hakkında bir karar verilip ilgilisine tebliğine kadar geçecek sürede tahsilatının ödeme emri tebliği ile yürütülüp yürütülemeyeceği konusunda içtihat aykırılığı doğmuştur.

    Yedinci Dairenin içtihadın birleştirilmesine konu yapılan kararlarındaki görüşünün değişmiş olması, kararlar arasındaki aykırılığı ve uyuşmazlığı kaldırdığı kabul edilemiyeceğinden kararlar arasındaki aykırılığın içtihadın birleştirilmesi yolu ile giderilmesini gerekli kılacak koşulların gerçekleşmediği sonucuna varılmasında isabet yoktur.

    Bu nedenle, kararlar arasındaki aykırılığın içtihadın birleştirilmesi yolu ile giderilmesi gerektiği görüşüyle karara karşıyız.

Bir Cevap Yazın