ADAM ÖLDÜRMEK CEZAYA EHLİYET VE BUNU KALDIRAN VEYA HAFİFLETEN SEBEPLER

Ceza Genel Kurulu 2008/1-260 E., 2009/107 K.

Ceza Genel Kurulu 2008/1-260 E., 2009/107 K.

  • ADAM ÖLDÜRMEK
  • CEZAYA EHLİYET VE BUNU KALDIRAN VEYA HAFİFLETEN SEBEPLER
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 29 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 31 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 35 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 39 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 62 ]
  • 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ]
  • 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 6 ]
  • 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 448 ]
  • 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 456 ]
  • 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 457 ]
  • 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 51 ]
  • 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 59 ]
  • 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 65 ]
  • 6136 S. ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER H… [ Madde 13 ] “İçtihat Metni”

    13.04.2004 tarihinde E… ve K… aileleri arasında, K… soyadlı olanların K… E….’in evinin yakınlarına hayvan gübresi dökmesi nedeniyle çıkan H… E… ve K… E…’in ölümü, A… E…, M… E…, M… E…, B… E.., E… E…ile K… ailesinden bazı kişilerin de yaralanmasıyla sonuçlanan olayla ilgili olarak farklı iddianamelerle açılan kamu davalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılaması sonunda; “

    “(incelemeye gelmeyen diğer hükümler yanında)…

    …sanık B… K…’in, maktûl H…’a karşı eylemi nedeniyle 765 sayılı TCY’nın 448, 65/3, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis; sanık Ü… K…’in, maktûl K…’e karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 81/1, 39/1, 29/1 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis, maktûl H…’a karşı eylemi nedeniyle 765 sayılı TCY’nın 448, 65/3, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis, mağdur E…’e karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 81, 35/2, 39/1, 29/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis, mağdur M…’ye karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 81, 35/2, 39/1, 29/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis, mağdur A…’e karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 81, 35/2, 39/1, 29/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis; sanık R… K…’in, mağdur B…’ye karşı eylemi nedeniyle 765 sayılı TCY’nın 456/4, 457/1 ve 59. maddeleri uyarınca 488 YTL adli para cezası, sanık A… K…’in, maktûl K…’e karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 81/1, 39/1, 29/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis, mağdur E…’e karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 81, 35/2, 39/1, 29/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis, mağdur M…’ye karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 81, 35/2, 39/1, 29/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis, mağdur A…’e karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 81, 35/2, 39/1, 29/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis; sanık E… hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan 6136 sayılı Yasanın 13/1 ve 59. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 366 YTL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık E…’e verilen cezanın 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca 3666 YTL. adli para cezasına çevrildikten sonra takside bağlanıp, 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine, sanık R…’e verilen para cezasının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine, sanık R…’in mağdur A…’i kasten öldürmeye teşebbüs, sanık …’ın da maktûl H…’ı kasten öldürme suçlarından beraatlarına, bazı sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, zoralıma, avukatlık ücretine, yargılama giderine…

    …” hükmedilmiş, sanıklar Ü…, B…, A…, R…. ve katılan sanık E… müdafiileri ile katılanlar tarafından temyiz edilen hükümler, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.10.2007 gün ve 5518-7803 sayı ile;

    “1- İddianamede sanık B… K…’in maktûl H… E…’e karşı eylemi nedeniyle, 765 sayılı TCK’nun 450/5. maddesi uyarınca cezalandırılması istendiği halde iddianame metninde bu madde düzenlenmesine uyan biçimde bir anlatım olmadığından, usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmakla, dosyanın savcılık makamına tevdii olunarak ek iddianame ile dava açılıp açılmayacağı hususunda gereğinin takdir ve ifası sağlandıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şeklide karar verilmesi,

    2- Hüküm kurulurken delillerin tartışmasının yapılarak Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde uygulamaya esas alınan kanıtların ayrı ayrı gösterilmesi ve hangisinin hangi sebeple diğerine üstün tutulduğunun karar yerinde belirtilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle hükmün gerekçesiz bırakılması…

    …” isabetsizliğinden ve sair cihetleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiş, Yerel Mahkemece de 06.02.2008 gün ve 153-27 sayı ile bozmaya karşı direnilmiştir.

    Sanık E… hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılıktan verilen mahkûmiyet hükmünün bu sanık müdafii tarafından, sanıklar B…, Ü…, R… ve A… hakkındaki daha önce kesinleşmeyen bütün hükümlerin tüm katılanlar vekillerince, temyizin reddine dair hükmün de katılan B… vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kısmen onama, kısmen bozma görüşünü içeren 01.12.2008 gün ve 159002 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    CEZA GENEL KURULU KARARI

    5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CYUY’nın 318. maddesinde Ceza Genel Kurulunda incelemenin duruşmalı yapılabileceğine ilişkin bir hükmün yer almaması ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan açılan kamu davasına katılma olanağı bulunmaması nedenleriyle, katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme istemi ile sanıklar hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine karar verildikten sonra dosya üzerinden yapılan incelemede;

    Sanıklar F… E…, H… E… ve M… E… hakkındaki beraat hükümleri ile sanık E… E… hakkında mağdur B… K…’e yönelik eylemden verilen beraat hükmü temyize konu edilmeyerek kesinleştiklerinden; aynı konularda bozma kararının ardından yapılan yargılama sonunda verilen hükümler hukuken geçersiz sayılmıştır.

    Katılan B… E… vekilinin, sanık R…K… hakkında mağdur B…’yü silahla kasten yaralama suçundan verilen ve para cezasından ibaret olan hükme yönelik temyiz isteminin, eylemin “

    “kasten öldürmeye teşebbüs”

    ” suçunu oluşturacağından bahisle vasfa yönelik olması nedeniyle, Yerel Mahkemece verilen temyizin reddi kararı isabetli bulunmadığından, red kararının kaldırılarak söz konusu temyiz talebi de nazara alınarak hükmün incelenmesi gerekmiştir.

    Tüm bu nedenlerle inceleme; sanık E… E… hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık; sanık B… K.. hakkında maktûl H…’ı kasten öldürme; sanık Ü… K… hakkında maktûller K… ve H…’ı kasten öldürme, mağdurlar E…, M… ve A…’i kasten öldürmeye teşebbüs; sanık R… K… hakkında mağdur A…’i kasten öldürmeye teşebbüs, mağdur B…’yü kasten yaralama; sanık A… K… hakkında maktûller H… ve K…’i kasten öldürme, mağdurlar E…, M…. ve A…i kasten öldürmeye teşebbüs, suçlarından kurulan hükümlere hasren yapılmıştır.

    Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; hükmün yeterli gerekçeyi içerip içermediği ile sanık B… K…’in maktûl H… E…’i öldürme suçuna ilişkin olarak usulüne göre açılmış bir kamu davası bulunup bulunmadığına ilişkindir.

    Nitekim, Özel Daire tarafından her iki konuya dayalı olarak verilen bozma kararına, Yerel Mahkemece direnilmiştir.

    Sanık B… K… hakkında maktûl Hasan Eser’i kasten öldürme suçundan açılmış bir kamu davasının bulunup bulunmadığına ilişkin inceleme:

    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun; 14.06.2005/38-63; 10.05.2005/37-52; 23.11.2004/174-202 gün ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; 1412 sayılı CYUY’nın 163. maddesi uyarınca, iddianamede, yargılama konusu fiil ile suç şüphesi altında bulunan faile, duraksamaya meydan bırakmayacak biçimde açıkça yer verilmesi zorunludur. Maddede bu husus “

    “sanığın açık kimliği, isnat edilen suçun neden ibaret olduğu, suçun kanuni unsurları…

    …” şeklinde belirtilmiştir. Suç ifadesiyle kast edilenin fiil olduğu, bununla amaçlananın da suç oluşturan eylemin tanımlanması gerektiği açıktır. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Yasanın 170. maddesinde de iddianamede gösterilmesi, gereken hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiş, maddenin 4. fıkrasında, 163. maddenin 2. fıkrasındaki hükme benzer şekilde, yüklenen suçu oluşturan olayların açıklanacağı belirtilmiştir. 1412 sayılı Yasanın 150. maddesinde, soruşturma ve hükmün, iddianamede beyan olunan suça ve sanığa hasredileceği, 257. maddesinde ise, “

    “hükmün konusunun, iddianamede gösterilen fiilden ibaret”

    ” olduğu belirtilmek suretiyle, benzer hususlar tekrarlanmış, aynı ilkelere 5271 sayılı Yasanın 225. maddesinde de yer verilmiştir. Sözkonusu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, kamu davasının fiil yönünden sınırlarının açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Fiil yönünden, kamu davasının dışına çıkılması, “

    “davasız yargılama olmaz”

    ” ilkesine ve 1412 sayılı Yasanın 150, 257 ve 5271 sayılı Yasanın 225. maddelerine aykırılık oluşturacaktır.

    Somut olayda, dört ayrı iddianame bulunmaktadır. Ancak, bunlardan ikisi sanık B…’in durumuyla ilgilidir. S… Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.07.2004 tarihli iddianamesiyle, bu iddianameye açıklık getirmek üzere düzenlendiği anlaşılan 05.10.2004 tarihli iddianamesinde;

    “…bu sırada B…’in de H…’ın evine yaklaşarak H…’a ateş ettiği ve kaçtığı…

    ….”

    ” “…Sanık B…’in, maktûl H….’a kendisine ait adli emanetin 2004/38 sırasına kayıtlı 9 mm. lik tabanca ile ateş ettiği…

    …” “…Müşteki sanık B….’in maktûl H….’a yönelik eylemi nedeni ile TCK 450/5, 463, 31, 33. maddeleri gereğince …

    …cezalandırılması…

    …” İbarelerine yer verildiği görülmektedir.

    Şu durumda; sözkonusu iddianame yeterinde açık ve anlaşılır olmamakla birlikte, iddianame metninden sanık Baler hakkındaki davanın maktûl H…’a karşı işlenmiş suça ilişkin olarak açılmış olduğu, buna karşılık sevk maddesinin diğer sanıklar hakkındaki sevk maddeleriyle karıştırılmak suretiyle, 450/5 olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Nitekim, bu husus yerel mahkemece de aynı şekilde yorumlanmış ve ek savunma hakkı tanınmak suretiyle sanık Baler hakkında 765 sayılı TCY’nın 448, 65/3, 51/1 ve 59. maddelerinden hüküm kurulmuştur.

    Dolayısıyla iddianamede, sanık B…’in eyleminin ayrıntıları ve sonuçları gösterilmeden, sadece “

    “H…’a ateş ettiğinin”

    ” belirtilmiş olması karşısında, eylemi nitelendirme konusunda bir takım sorunlarla karşılaşılacağı açık olmakla birlikte “

    “sanık B…’in H…’a yönelik eyleminin”

    ” dava konusu yapıldığında kuşku bulunmamaktadır.

    Bu nedenle, Özel Daire bozma kararında belirtilenin aksine, sanık B… K…’in maktûl H… E…’i kasten öldürmesi eylemiyle ilgili olarak açılmış bir kamu davasının bulunduğu kabul edilerek belirtilen yöne ilişen direnme kararının isabetli olduğuna karar verilmelidir.

    Hükmün yeterli gerekçeyi içerip içermediği sorununa ilişkin inceleme:

    Ceza Genel Kurulunun 15.03.2005 gün ve 13-26 sayılı kararı ve diğer yargısal kararlarda da duraksamasız olarak vurgulandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CYY’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Yasanın 308/7 ve 5271 sayılı CYY’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Ayrıca Ceza Yargılaması Yasasının 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesi zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçede hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve yasal olması gerekmektedir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasakoyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.

    Somut olayda ise; Yerel Mahkemenin 17.08.2006 gün ve 156-201 sayılı kararında, gerekçenin 12 sayfadan ibaret olduğu, bunun ilk iki sayfasında iddianamelere, sonraki üç sayfasında savunmalara yer verildiği, daha sonra deliller ve beyanlar diye bir bölümün başladığı, burada da iki sayfa boyunca müşteki ve tanık anlatımlarının sıralandığı, bunun ardından gelen üç sayfa boyunca doğum sabıka kayıtlarından, ekspertiz raporlarından, mağdur raporlarından, olay yeri incelemelerinden ve otopsi tutanaklarından sözedildiği, daha sonra gelen sayfanın yarısında sanık A…’ın yaşı ile ilgili açıklamaların yer aldığı, bundan sonra ise iki buçuk sayfadan ibaret olan değerlendirme ve kabul başlığı altındaki bölümde, hangi sanık hakkında hangi kararın verileceğinin açıklandığı; buna karşılık 5271 sayılı Yasanın 230. maddesinin 1/c bendine uygun olarak ulaşılan kanaat ve sanıkların suç oluşturduğu kabul edilen fiillerine açıkça yer verilmediği, delillerin birbiri ardı sıra dizilmesi dışında, deliller ile varılan sonuç arasındaki dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağın kurulmadığı görülmektedir.

    Bu nedenle, T.C. Anayasası, 1412 sayılı CYUY, 5271 sayılı CYY ve Ceza Genel Kurulu Kararları ile ortaya konulmuş bulunan ilkeler uyarınca, aralarında bağlantı kurulmaksızın, sırf delillerin arka arkaya sıralanması ile oluşturulmuş olan metnin, “

    “yeterli ve geçerli bir gerekçe”

    ” niteliğini taşıdığı söylenemeyeceğinden, yasal bir gerekçeyi içermeyen hükmün bozulmasına karar verilmelidir.

    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Genel Kurul üyesi, “

    “sanık B… K…’in maktûl H…. E…’i kasten öldürme eyleminden açılmış bir kamu davası bulunmadığından hükmün bu nedenle de bozulması gerektiği”

    ” görüşüyle karşıoy kullanmıştır.

    SONUÇ:

    Açıklanan nedenlerle,

    1- S….. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.02.2008 gün ve 153-27 sayılı direnme kararında yer alan ve sanık B… K….’in maktûl H… E…’i kasten öldürme eylemiyle ilgili olarak açılmış bir kamu davasının bulunduğuna ilişkin olan bölümün isabetli olduğuna,

    2- Sanık E… E… hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak; sanık B… K… hakkında maktûl H…’ı kasten öldürme; sanık Ü… K… hakkında maktûller K… ve H…’ı kasten öldürme, mağdurlar E…, M…. ve A….’i kasten öldürmeye teşebbüs; sanık R… K… hakkında mağdur A…’i kasten öldürmeye teşebbüs, mağdur B….’yü kasten yaralama; sanık A… K… hakkında maktûller H… ve K…’i kasten öldürme, mağdurlar E…, M… ve A…’i kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından verilen hükümlerin yeterli, geçerli ve yasal gerekçeyi içermemesi nedeniyle, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

    3- Dosyanın Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2009 günü yapılan müzakerede, tebliğnamedeki düşünceden farklı olarak isabetli bulunan neden yönünden oyçokluğuyla, bozma nedeni açısından ise oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın