Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna gidilmediğinin bildirilmesi üzerine, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

Gerekçe Kısmını Gizle

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı  :  2014/47
Karar Sayısı  :  2014/123
Karar Günü  :  3.7.2014
R.G. Tarih-Sayı  :  13.3.2015-29294

                       

                                                                      İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Konya 5. Asliye Ceza Mahkemesi

     

         İTİRAZIN KONUSU : 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;

                 1- 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının,

                 2- 309. maddesinin,

                 a- (1) numaralı fıkrasının “.karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” bölümünün,

                         b- (2) numaralı fıkrasında yer alan “.bu nedenleri aynen yazarak.”ibaresinin,

                         Anayasa’nın 2., 6., 9., 10., 13., 36., 37. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.

                        

                         I- OLAY

         İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, sanıklar hakkında açılan kamu davasında görevsizlik kararı vererek dosyanın yetkili olan ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Görevsizlik kararına yapılan itiraz, ağır ceza mahkemesince incelenerek kabul edilmiş ve görevsizlik kararı kaldırılmıştır. Görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin verilen kararın kesin olması nedeniyle, itiraz yoluna başvuran Mahkeme, Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma yoluna başvurulması talebinde bulunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna gidilmediğinin bildirilmesi üzerine, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

 

         II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

                         Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

                

                         “.

  1. İPTAL TALEBİ VE GEREKÇELER:

 

                         Yine yukarıda belirtilen somut olay ve bu olayın oluşumu nazara alındığında;

 

                         5271 s. CMK.nın mahkemelerin görevi hususunu düzenleyen 4/2. maddesinde “görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler”

 

                         Aynı Yasanın 5/2. maddesinde “adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.”

 

                         5271 s. CMK.nın itiraz usulü ve inceleme mercilerini düzenleyen;

                        

                         Madde 268-  (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla  tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.

                              

                         (2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

 

                         5271 s. CMK.nın itirazı incelemeye yetkili merciler başlığı ile düzenlenen, CMK 268/3 maddesinde;

                              

  1. a) Sulh ceza hâkiminin kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.

                              

  1. b) Sulh ceza işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza işlerini gören mahkeme başkanına aittir.

                              

  1. c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.

 

                         Hükümleri nazara alındığında 5271 s. CMK.nın 4/2. maddesi hükmü gereğince Asliye Ceza Mahkemesi ile Ağır Ceza Mahkemeleri arasında oluşacak görev uyuşmazlığının çözüleceği ortak yüksek görevli mahkeme Yargıtay 5. Ceza Dairesidir.

 

                         Bu açık hükme rağmen 5271 s. CMK.nın 268/3-c maddesindeki Asliye Ceza Mahkemesi hakimi tarafından verilen kararlarda yapılacak itirazların incelenmesi yargı çevresinde bulundukları Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceği, hükmü nedeni ile somut olayımızda gerçekleştiği şekilde Asliye Ceza Mahkemesinin davaya bakmakla görevli mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesi olduğu yönündeki görevsizlik kararına karşı CMK. 5/2. maddesi gereğince itiraz yoluna başvurulması nedeni ile Ağır Ceza Mahkemeleri kendilerinin davaya bakıp bakmayacakları hususunda itirazı değerlendirmekte ve kendi görevlerini kendileri belirleme konumuna gelmektedirler.

 

                         Oysa, Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararına karşı itirazda bulunulmaması halinde Ağır Ceza Mahkemesinin kendisinin de görevli olmadığı yönündeki karşı görevsizlik kararı vermesi halinde CMK. 4/2. maddesi gereğince her iki mahkeme arasında oluşan görev uyuşmazlığının çözümü ile görevli mahkeme Yargıtay 5. Ceza Dairesi olacaktır.

 

                         Görevsizlik kararlarının itiraza tabi olması nedeni ile oluşan fiili durum neticesinde Asliye Ceza Mahkemeleri ile Ağır Ceza Mahkemeleri arasında görev uyuşmazlığı oluşması ve bu hususun içtihat makamı olan Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından değerlendirilememesi sonucu doğmaktadır.

 

                         Hatta, bir Sulh Ceza Mahkemesinin görmekte olduğu davada Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı vermesi, bu karara CMK. 5/2. maddesi gereğince itiraz edilmesi halinde, CMK. 268/3-a maddesi gereğince itirazı inceleme görevi Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğundan bu mahkemece itirazın kabulü veya reddi yönünde vereceği karar ile davanın görüleceği mahkemenin görevini belirleme konumuna geçtiği ve bu durumda CMK. 4/2. maddesindeki “görevli mahkemeyi ortak görevli yüksek mahkeme belirler” hükmünün ihlal edildiği, Sulh Ceza Mahkemesi ile Ağır Ceza Mahkemesi’nin ortak yüksek görevli mahkemesi Yargıtay 5. Ceza Dairesi olduğu halde oluşan fiili durumla bu görevin Asliye Ceza Mahkemesine verilmesi sonucu doğmaktadır.

 

                         Görevsizlik kararına yapılan itiraz neticesinde itiraz merciince verilen kararın CMK. 271/4. maddesi gereğince kesin olması nedeni ile bu karara karşı yalnızca kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulabileceği, yukarıda bu yasa yolunu düzenleyen CMK 309/1 ve 2 maddelerindeki Anayasa’ya aykırılık gerekçelerinde açıklandığı üzere, bu yasa yoluna başvurulmasının Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün idari bir makam olarak Anayasa’ya aykırı olacak şekilde yargısal bir kararla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurulmasına yer olmadığına karar verilmesi halinde, belki Ağır Ceza Mahkemesince görülmesi gereken bir davanın itiraz mercii olan Asliye Ceza Mahkemesinin itirazı kabul etmesi halinde Sulh Ceza Mahkemesince görülmesine neden olunacağı açıktır.

 

                         Görevli olmayan hakim veya mahkemenin işlemleri başlığını taşıyan CMK. 7/1 maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” düzenlemesi nazara alındığında, mahkemelerin görevinin yasa ile düzenleneceği, şüpheli veya sanığın kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mahkeme önüne çıkarılmasının Anayasa’ya aykırı olması nedeni ile CMK. 7/1. maddesindeki bu hükmün düzenlendiği, görevsiz bir mahkemede yapılan yargılamanın, görevsizlik kararı neticesinde bir çok işleminin yeniden yapılması gerektiği, bu hususun yargılamanın uzamasına, hukuk devletine olan güvenin sarsılmasına, aynı suçu işleyen sanıkların farklı mahkemelerde yargılanmasına neden olacağı görülmektedir.

 

                         Tüm bu hususlar nazara alındığında: Temel sorun, iptali talep olunan CMK .5/2. maddesindeki “… görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” hükmünün, CMK. 268/3. maddesi gereğince yapılacak uygulama neticesinde CMK. 4/2. maddesindeki “görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler” hükmünü fiilen işlemez hale getirmesinden kaynaklanmaktadır. CMK.nın belirtilen hükümlerinin birbirileri ile çakışan ve olayın oluş şekline göre bir diğerini devre dışı bırakan açık çelişkiler içerdiği anlaşılmaktadır.

 

                         Bu durumun,

 

                         – Anayasa’nın 36/1. maddesindeki adil yargılanma hakkına;

 

                         – Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasındaki hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz hükmüne,

 

                         – Anayasa’nın 37. maddesinin hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz hükmüne,

 

                         – Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz,

                         hükümlerine aykırı sonuç doğuran bu yasal çelişkinin görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği yönündeki 5271 s. CMK.nın 5/2. maddesinin yukarıda belirtilen gerekçelerle Anayasa’ya aykırı olduğundan iptali ile çözülebileceği kanaati oluşmuştur.

 

                         İPTAL TALEBİ

 

                         Mahkememizce yukarıda açıklanan gerekçelerle Yüksek Mahkemenizin tespit edeceği farklı gerekçelerle,

 

                         1- 5271 s. CMK.nın 309/1. maddesindeki “… karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istenilen yasal nedenlerini belirterek Yargıtay C. Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” ibaresinin,

 

                         Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

 

  1. maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti … Bir hukuk devletidir”

 

  1. maddesinin 2. fıkrasındaki “Türk Milleti egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eli ile kullanır.”

 

  1. maddesindeki “yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.”

 

  1. maddesi 1. fıkrasındaki “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

 

  1. maddesi 5. fıkrasındaki “Devlet organları, idare makamları bütün işlemleri ile kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

 

  1. maddesindeki “Temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.”

 

  1. maddesindeki “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

 

                         Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

 

  1. maddesindeki “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.   

 

                         Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.”

 

  1. maddesindeki “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler.

 

                         Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

                         Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

 

                         Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

 

 

                         Hükümlerine aykırı olduğu nazara alınarak İPTALİNE,

 

                         2- 5271 s. CMK.nın 309/2. maddesindeki “… bu nedenleri aynen yazarak …” ibaresinin,

 

                         Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi, 6. maddesinin 2. fıkrası, 9. maddesi, 10. maddesi 1. ve 5. fıkraları, 13. maddesi, 36. maddesi, 37. maddesi ve 138. maddesi hükümlerine aykırı olduğu nazara alınarak İPTALİNE,

 

                         3- 5271 s. CMK.nın 5/2. maddesinin “adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir” hükmünün,

 

                         5271 s. CMK.nın 3/1,  4/2, 7/1, CMK 268/3. maddeleri ile açık çelişkisinin bulunduğu,

 

                         Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi, 6. maddesinin 2. fıkrası, 9. maddesi, 10. maddesi 1. ve 5. fıkraları, 13. maddesi, 36. maddesi, 37. maddesi ve 138. maddesi hükümlerine aykırı olduğu nazara alınarak İPTALİNE,

 

                         Karar verilmesi Yüksek Mahkemenizden saygı ile arz ve talep olunur.”

          III- YASA METİNLERİ

 

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

                 Kanun’un itiraz konusu fıkra, bölüm ve ibarenin de yer aldığı 5. ve 309. maddeleri şöyledir:

 

          Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu

 

       Madde 5- (1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.

 

          (2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

 

          Kanun yararına bozma

 

          Madde 309- (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşenkarar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

 

          (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

 

          (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

 

          (4) Bozma nedenleri:

 

  1. a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.

 

  1. b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

 

  1. c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

 

  1. d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.

 

          (5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.”

                        

                         B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

                         Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 6., 9., 10., 13., 36., 37. ve 138. maddelerine dayanılmış, Anayasa’nın 141. ve 142. maddeleri ise ilgili görülmüştür.

 

                         IV- İLK İNCELEME

          Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,  Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ’un katılımlarıyla 13.3.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

                         Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre, mahkeme, bakmakta olduğu davada uygulayacağı kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görür veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak kanun kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

  Kanun yararına bozma, hâkim veya mahkemeler tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki gerek maddi hukuka ve gerekse yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi için kural olarak Adalet Bakanlığı, istisnaen de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Kanun yararına bozma yoluna başvurma yetkisinin yalnızca Adalet Bakanlığı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ait olması sebebiyle bunların dışındaki makam ve kişilerin kanun yararına bozma yoluna başvurmaları mümkün değildir. Ancak, hâkim veya mahkeme kararı nedeniyle hukuken korunan bir menfaati ihlal edilen kişiler ile mahkemeler veya Cumhuriyet savcıları kanun yararına bozma yoluna başvurulması için yapacakları başvuru ile Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığını harekete geçirebilirler.

Bakılmakta olan davada itiraz yoluna başvuran Mahkemece, Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma yoluna başvurulması talebinde bulunulmuş ancak, Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma yoluna gidilmediği bildirilmiştir. Burada kanun yararına bozma yoluna gitmek konusunda mahkemelere tanınmış bir yetki söz konusu olmadığından, kanun yararına bozma yolunu düzenleyen Kanun’un 309. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “.karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” bölümü ile (2) numaralı fıkrasında yer alan “.bu nedenleri aynen yazarak.” ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

                         Açıklanan nedenlerle;

          4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;

    

          A- 309. maddesinin;

                         1- (1) numaralı fıkrasının “.karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” bölümünün,

                         2- (2) numaralı fıkrasında yer alan “.bu nedenleri aynen yazarak.” ibaresinin,

                         itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüme ve ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

          B- 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının esasının incelenmesine,

         OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

                         V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

    

Başvuru kararında, Kanun’un 4. maddesinin (4) numaralı fıkrası hükmü gereğince asliye ceza mahkemesi ile ağır ceza mahkemesi arasında oluşacak görev uyuşmazlığının çözüleceği ortak yüksek görevli mahkemenin Yargıtay 5. Ceza Dairesi olduğu, ancak asliye ceza mahkemesince davaya bakmakla görevli mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararına karşı itiraz konusu kural uyarınca itiraz yoluna başvurulması üzerine ağır ceza mahkemesinin kendilerinin davaya bakıp bakmayacağı hususunda itirazı değerlendirerek görevlerini kendilerinin belirlemesi gibi bir durumun oluştuğu, oysa asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararına itirazda bulunulmaması durumunda ağır ceza mahkemesinin kendisinin de görevli olmadığı yönündeki karşı görevsizlik kararı vermesi hâlinde Kanun’un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca her iki mahkeme arasında oluşan görev uyuşmazlığının çözümü konusunda yetkili merciin Yargıtay 5. Ceza Dairesi olacağı, oysa görevsizlik kararlarının itiraza tabi olması nedeniyle oluşan fiili durum neticesinde asliye ceza mahkemeleri ile ağır ceza mahkemeleri arasında görev uyuşmazlığı oluşması ve bu hususun içtihat makamı olan Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından değerlendirilememesi sonucunun ortaya çıktığı, aynı durumun sulh ceza mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararları için de söz konusu olduğu, itiraz konusu kuralın Kanun’un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasını fiilen işlemez hâle getirdiği, bu hükümlerin birbirleri ile çakışan ve olayın oluş şekline göre biri diğerini devre dışı bırakan çelişkiler içerdiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 6., 9., 10., 13., 36., 37. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

          İtiraz konusu kuralda, adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği hususu düzenlenmektedir.

          6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 141. ve 142. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

          Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

         Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, kanun yoluna başvurma hakkı da, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamındadır.

         Kanun yolu, bir yargı yeri tarafından verilen ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir kararın, kural olarak başka bir yargı yeri tarafından incelenmesini sağlayan hukuki bir yoldur. Kanun yolunun amacı, yargı yerleri tarafından verilen kararların, kural olarak başka bir yargı yeri tarafından denetlenmesine imkân tanınmak suretiyle daha güvenceli bir yargı hizmeti sunmaktır. Kanun yoluna başvuru hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamı içerisinde kabul edilmektedir. Bunun nasıl yapılacağı ise usul hükümleri ile gösterilmektedir.

         Anayasa’nın 142. maddesinde “mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişlerinin ve yargılama usullerinin”kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Buna göre, kanun yolu usulünün ve merciinin belirlenmesi hususu kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır. Ancak, kanun koyucu bu takdir yetkisini kullanırken hukukun genel ilkelerine ve Anayasa’daki kurallara, özellikle de hukuk devleti ilkesine ve adil yargılama hakkına uygun hareket etmelidir. Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında korunan kanun yoluna başvurma hakkının etkili bir şekilde sağlanabilmesi için kanun yolu merciinin, incelenen kararı gerektiğinde değiştirme yetkisine de sahip olması gerekir.

          İtiraz, henüz kesinleşmemiş hâkim veya mahkeme kararında hata veya hukuka aykırılıkların bulunduğu gerekçesiyle bu kararın daha yüksek bir mercii tarafından incelenmesini ve denetlenmesini sağlamak için yapılan olağan bir kanun yolu başvurusudur. İtirazın konusu, “hüküm” başlığı altında son kararlardan önce verilen ve son karara esas teşkil etmeyen “ara karar”lar olup itiraz yasa yoluna hükümden önceki safhada, yani dava bitmeden önce başvurulabilir. Adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararları da bu neviden ara kararlar olduğu için bu kararlara karşı kanun yoluna başvurma hakkının tanınması adil yargılanma hakkının gereğidir. Diğer taraftan kanun yoluna başvurma hakkının birden fazla tanınmasına ilişkin Anayasa’da bir hüküm de bulunmamaktadır. Kanun yoluna başvurma hakkı sonsuz olmayıp, bu hakkın bir yerde kesilmesi gerekmektedir. Adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna başvurma imkânı tanıyan itiraz konusu kural, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup, kuralın adalet duygusunu rencide eden ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile çelişen bir yönü bulunmamaktadır.

          Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması düzenlenerek, usul ekonomisi ilkesine yer verilmiştir. İtiraz konusu kuralla görevsizlik kararlarına karşı itiraz yasa yolu tanınmış olmakla henüz görev uyuşmazlığı çıkmadan önceki aşamada görevsizlik kararında hata veya hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı hususunun incelenip, görev konusunun bir an önce çözüme kavuşturularak esasa geçilmesi sağlandığı gibi her türlü görevsizlik kararında görev uyuşmazlığının çıkması ve bu uyuşmazlığın zaten iş yükü ağır olan Yargıtay ilgili dairesince çözülmesinin önüne geçilmesi de sağlanmış olmaktadır. Dolayısıyla, itiraz konusu kural, usul ekonomisi ilkesini de uygun bir düzenlemedir.

       Başvuru kararında, asliye ceza mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararına itiraz edilmesi üzerine itirazı incelemeye yetkili merciin ağır ceza mahkemesi olması sebebiyle ağır ceza mahkemelerinin kendilerinin davaya bakıp bakmayacakları hususunda itirazı değerlendiren ve kendi görevlerini belirleyen konuma geldikleri ileri sürülmüş ise de,  itiraz konusu kural sadece görevsizlik kararlarına karşı itiraz yasa yoluna başvurulacağı hususunu düzenlemekte olup itirazı inceleyecek merciiler 5271 sayılı Kanun’un 268. maddesinde sayılmıştır. Kaldı ki başvuruda belirtilen husus bir uygulama sorunu olup, Yargıtay içtihatları ile açıklığa kavuşturulmuştur.

          Dolayısıyla, görevsizlik kararlarına karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin itiraz konusu kural, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup hukuk devleti ilkesi ve adil yargılanma hakkına aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

          Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2., 36., 141. ve 142. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

         Kuralın, Anayasa’nın 6., 9., 10., 13., 37. ve 138.  maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

                         VI- SONUÇ

            4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 3.7.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan ALTAN

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

Üye

Muammer TOPAL

Üye

Zühtü ARSLAN

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin GÖKCAN

Bir Cevap Yazın