65 YAŞINDAN BÜYÜK OLAN KİŞİNİN İŞLEDİĞİ TAKSİRLİ SUÇ, SEÇENEK YAPTIRIMLAR

YARGITAY Ceza Genel Kurulu
ESAS: 2012/1528
KARAR: 2014/62

Taksirle yaralama suçundan sanık A.. K..’in 5237 sayılı TCK’nun 89/1, 89/2-b, 62 ve 51. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye ilişkin, Yenice Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26.03.2009 gün ve 153-29 sayılı hükmün o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 26.12.2011 gün ve 14526-9818 sayı ile;

"Suç tarihinde 65 yaşını bitirmiş olan sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının TCK’nun 50/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi" isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiş,

Daire üyeleri S. Ö. ve M. M. Yönder, "5237 sayılı TCK’nun 89/1, 2-b maddesi kapsamında mağdurun taksirle yaralanmasına neden olan sanık A.. K.. hakkında hüküm kurulurken mahkemece seçimlik cezalardan para cezası yerine kısa süreli hapis cezasının tercih edilmiş olması karşısında; suç tarihinde 65 yaşını tamamlamış olan sanığa verilen cezanın TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlara çevrilmesinin zorunlu olduğu, sanık hakkında hüküm kurulurken adli para cezası yerine hapis cezasının tercih edilmiş olduğu, TCK’nın 50/2. fıkrası da gözönüne alınarak sanığın cezasının TCK’nın 50/1. maddesinde yazılı olan adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesinin zorunlu olduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 16.02.2012 gün ve 298290 sayı ile;

“Sanık 05.05.1933 doğumlu olup, suç tarihi olan 28.05.2008 tarihi itibarıyla 65 yaşından büyük olup, sabıka kaydı bulunmamaktadır.

Mahkemece sanık hakkında TCK’nun 89/1, 89/2-b 51/1. maddesi uyarınca erteli 5 ay hapis cezası tayin olunmuştur. Tayin olunan ceza miktar yönünden kısa süreli olup, TCK’nun 50/3. maddesinin uygulama zorunluluğu kapsamındadır.

Ancak atılı taksirle yaralama suçunda hürriyeti bağlayıcı ceza veya adli para cezası seçenek olarak öngürülmüş olup, mahkemece hürriyeti bağlayıcı ceza tercih edilmiştir. TCK’nun 50/2. maddesinde yer alan ‘hapis cezasına hükmedilmişse,artık adli para cezasına çevrilemez’ ilkesi herkes için bağlayıcı olup, yaş büyüklüğe veya küçüklüğünde TCK’nun 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan adli para cezası dışında kalan diğer seçenek yaptırımların tercih edilmesi zorunludur” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 27.11.2012 gün ve 27105-23632 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suç tarihinde 65 yaşını bitirmiş olan sanığa, seçimlik cezanın öngörüldüğü bir suçtan tercihen verilen kısa süreli hapis cezasının TCK’nun 50/3. maddesi uyarınca, adli para cezasına çevrilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

5237 sayılı TCK’nun “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50. maddesinin 1. fıkrası “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;

a)Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, çevrilebilir”,
2. fıkrası; “Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez”,
3. fıkrası ise; “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir”,
Şeklinde düzenlenmiştir.

Maddenin 3. fıkrasının gerekçesi; “Maddenin üçüncü fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının adli para cezası veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi açısından mahkemenin takdir yetkisinin olmadığı hâller belirlenmiştir. Bu hâllerde, mahkeme kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevirecektir. Bunun için kişinin daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve hükmolunan hapis cezasının otuz günden fazla olmaması gerekir. Keza, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindedir.
Maddenin birinci fıkrasında sanığa hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebileceği düzenlenmiş olup maddede “çevrilebilir” kelimesine yer verilmiş olduğundan hakimin kısa süreli hapis cezasını birinci fıkrada belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilip çevrilmemesi, çevrilmesi halinde hangi seçenek yaptırıma çevrileceği hususları dosya içeriğine göre hakimin takdirine bırakılmıştır.

İkinci fıkrada adli para cezasına çevirme yasağı düzenlenmiş olup, adli para cezası ile hapis cezasının seçimlik olarak düzenlendiği bir suçtan hüküm kurulurken temel cezanın tercihen hapis cezası olarak seçilmesinden sonra, sonuç hapis cezası kısa süreli olsa dahi 50. maddenin 1. fıkrasında sayılan seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilemeyecektir. Ancak adli para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesine bir engel bulunmamaktadır.

Üçüncü fıkrada ise seçenek yaptırımlara çevirmenin zorunlu olduğu haller düzenlenmiş olup, buna göre daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak kaydıyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile suç tarihinde onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum olduğu kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur. Burada hakime takdir hakkı tanınmamış olup, şartların oluşması halinde fıkrada belirtilen sürelerdeki hapis cezalarını maddenin birinci fıkrasında sayılan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu kılınmıştır. Kanun koyucu seçenek yaptırımlara çevirme noktasında bir sınırlama getirmemiş, hapis cezasının birinci fıkrada belirtilen seçenek yaptırımlardan herhangi birine çevrileceğini belirtmiş, nitekim madde gerekçesinde; “bu hâllerde, mahkeme kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevirecektir” denilmek suretiyle kısa süreli hapis cezasının para cezası dahil seçenek yaptırımlardan birine çevrilebileceği açıkça hükme bağlanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasındaki şartları taşıyan sanık hakkında seçimlik yaptırım öngörülen bir suçtan mahkumiyet hükmü kurulurken temel cezanın tercihen hapis cezası olarak seçilmesinden sonra bu cezanın üçüncü fıkra gereğince adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceğinin uyuşmazlığın çözümü açısından belirlenmesi gerekmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında yasaklayıcı bir düzenleme yapan kanun koyucunun, üçüncü fıkrada hiçbir sınırlama yapmaksızın zorunlu çevirme hallerini düzenlemiş olması ve fırka gerekçesinde de fıkrada belirtilen sürelerdeki hapis cezalarının açıkça adli para cezasına da çevrilebileceğini belirtilmiş bulunması karşısında, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına da çevrilebileceğinin kabulü gerekmektedir.

Öğretide de bu konuya ilişkin olarak; "Hakaret suçunu düzenleyen TCK’nun 125/1 inci maddesi, fiilin cezasını, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak öngörmüştür. Hakim seçim imkanı olmasına rağmen sanığı para cezasına değil, kısa süreli hapis cezasına mahkum etmişse, bu ceza artık paraya çevrilemez. Bununla birlikte, suç tanımında adli para cezası ile hapis cezasının seçimlik olduğu bazı hallerde, hapis cezası tercih edilip, somut ceza belirlendiğinde, 50/3’te yer alan ceza sınırının altında bir hapis cezasına ulaşılırsa, kanaatimizce diğer şartları mevcutsa, adli para cezasına çevirmek mümkündür" (M.Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, 8. Baskı, s. 706) şeklinde görüşe yer verilmiştir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığa yüklenen taksirle yaralama suçu için seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüş olup, suç tarihinde 65 yaşından büyük olan sanık hakkında temel ceza olarak hapis cezasını tercih eden yerel mahkemece, sonuç olarak hükmedilen 5 ay kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nun 50/3. maddesi gereğince aynı kanunun 50/1. maddesinde belirtilen para cezası dahil seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve kanuna aykırıdır.

Bu itibarla, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına ilişkin Özel Daire kararı isabetli olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Genel Kurul Üyesi; "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlar

SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2014 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

İstatistikler: Gönderilme zamanı gönderen admin — Pzt Mar 23, 2015 7:40 am — Cevaplar 0 — Ziyaret 123


kararara.com Sitesine Git

Bir Cevap Yazın