29 SERİ NO’LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete Sayısı
Resmi Gazete Tarihi 27/10/1955
Kapsam
27 Mayıs 1955 günlü ve 9013 sayılı Resmî Gazetede neşredilmiş olan (5423 sayılı Esnaf Vergisi Kanununun kaldırılması ve 5421 sayılı kanunun bazı maddelerinin tadili ve bazı maddelerine fıkralar ilâvesi hakkındaki 6582 sayılı hükümleri yukarıya dercedilmiştir.Mezkûr kanunun kabulünü zaruri kılan sebepler Hükûmet mucip sebepler lâyıhasında tafsilâtlı olarak belirtilmiş, maddeler hakkında kâfi derecede izahat verilmiş bulunmakla beraber, Gelir Vergisi ve Vergi Usul Kanunlarının esnaf muaflığı ile alâkalı hükümlerinden tadilât gören ve görmeyenlerinin birlikte izahı cihetine gidilmesinin faydalı olacağı mütalâa edilmiştir.

A _ VERGİDEN MUAF ESNAF :

Bilindiği gibi, 5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununun muafiyet ve istisnalara müteallik hükümleri (ikinci kısım) da toplanmış ve bu kısmın birinci bölümü de (esnaf muaflığı) na tahsis edilmiştir.

Bölümün ilk maddesi (Madde 9), gelir vergisinden muaf tutulacak esnafı tâyin etmekte, müteakip 10 ve 11 inci maddelerde ise, esnafta aranacak şartlar zikrolunmaktadır.

6582 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde her hangi bir tadilât yapılmamıştır.

Bu sebepledir ki anılan maddenin carî tatbikat dahilinde yürütülmesine devam olunacaktır.

Mezkûr maddenin ikinci fıkrasındaki ortaklıklarla alâkalı hükme muafiyet şartlarına ait izahat meyanında (B/3 de) ayrıca temas edilecektir.

B _ ESNAF MUAFLIĞI ŞARTLARI :

Gelir Vergisi Kanununun esnaf muaflığının şartlarını tâyin eden 10 ve 11 inci maddeleri bu kanunla tâdil edilmiştir.

Mucip sebepler lâyıhasında da belirtildiği gibi, bu kanunla ticarî ve sınaî kazanç sahipleri hakkında, evvelce olduğu gibi sadece bir mükellefiyet tarzının değiştirilmesi ile iktifa olunmıyarak mutlak bir muafiyet ihdas edilmekte olduğundan, muafiyetin hakikî manâda esnaf sayılanlara hasredilmesi uygun görülmüş ve bu maksadı temin içindir ki muafiyet şartları daraltılmıştır.

1. ESNAF MUAFLIĞININ GENEL ŞARTLARI (MADDE : 10)

Bu kanunla Gelir Vergisi Kanununun esnaf muaflığının genel şartlarını tâyin eden 10 uncu maddesinin 2 ve 3 numaralı fıkraları değiştirilmiş, ilk fıkra aynen muhafaza olunmuştur.

a) Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak (bent 1 ) :

Ticarî ve sınaî kazanç sahibinin, esnaf addedilmesi için her şeyden evvel işinde bilfiil çalışması veya bulunması, yani; işin icabı olan muamelelerle kısmen veya tamamen kendisinin uğraşması, bu şekilde işinde bilfiil çalışmasa bile hiç olmazsa işin sevk ve idaresi ile meşgul olması şarttır.

Bu sebepledir ki, bir ticaret ve sanat erbabı, işinde bilfiil çalışıyorsa bu bentteki şartı haiz sayılacak, işinde bilfiil çalışmıyorsa, bu takdirde; işin idaresiyle uğraşıp uğraşmadığına bakılacak, işinde bilfiil çalışmadığı gibi sevk ve idare işleriyle de meşgul bulunmıyorsa, esnaf muaflığının diğer genel ve özel şartlarının mevcudiyetini araştırmadan, bu kimse muafiyetten faydalandırılmıyacaktır.

2. İşyerlerinin yıllık gayrisâfi iradı 180 lirayı (muaddel bent 2) :

Gelir Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin 6582 sayılı Kanunla tadilinden evvelki 2 numaralı bendi hükmüne göre, işyerleri yıllık kirasının 720 lirayı aşmaması muafiyet için şart kılınmış, ayrıca kiranın bu yerlerin yıllık gayrisâfi iratlarından aşağı olmıyacağı, işyerlerinin iş sahibine ait bulunması veya bedelsiz olarak kullanılması hallerinde kira yerine gayrisâfi irada itibar olunacağı hükme bağlanmıştı.

Kira ve irat ölçülerinin birlikte nazara alınmasının tatbikatta tevlit ettiği haksızlıklar ve karışıklıkları önlemek maksadiyle bu kerre kabul edilen hüküm ile her iki ölçünün birlikte istimâlinden sarfınazar olunmuş, kirayı nisbetle istikrarlı oluşu ve tesbit kolaylığı gözönünde tutularak, gayrisâfi irat ölçüsü ile iktifa edilmiştir.

Yeni hükme göre, esnaf muafiyetinden istifade için ticaret ve sanat erbabının işinde kullandığı veya işine tahsis ettiği işyerlerinin yıllık gayrisâfi iratları toplamının 180 lirayı aşmaması şarttır.

180 liralık haddin tâyininde, evvelce olduğu gibi gayrisâfi iradın takdir tarihlerine göre, Gelir Vergisi Kanununun geçici 6 ncı maddesinde tasrih olunan nisbetlerde zam ve tenzillerin (1/1/1940 dan evvel takdir edilen iratlara % 50 zam, 28/2/1947 den sonra takdir edilen iratlardan % 35 tenzilât) yapılması, 1/1/1940 ile 28/2/1947 arasında takdir edilen gayrisâfi iratların ise aynen alınması lâzım gelir.

Mezkûr geçici madde hükmü de nazara alınarak bu bent hükmünün tatbikinde, gayrisâfi iratları 1/1/1940 dan evvel takdir edilmiş olan işyerlerinin gayrisâfi iratlarının 120, 28/2/1947 den sonra takdir edilmiş bulunan işyerlerinin gayrisâfi iratlarının 277 lirayı aşıp aşmadığına bakmak, bu miktarlar aşılmamışsa ve 1/1/1940 ile 28/2/1947 tarihleri arasında takdir edilmiş olan gayrisâfi iratların aynen alınan miktarları da 180 lirayı geçmiyorsa anılan muaflık şartı mevcut demektir.

Bir ticaret ve sanat erbabının birden fazla işyeri bulunduğu ve mezkûr işyerlerine ait gayrisâfi iratların takdir tarihleri tehalüf ettiği takdirde, mezkûr işyerlerinin gayrisâfi iratları takdir tarihlerine göre gerekli zam ve tenziller yapıldıktan sonra toplanacak ve bulunacak miktar 180 lira ve onun dûnunda ise, o kimsenin bu bentte derpiş edilen şartı haiz olduğu kabul edilecektir.

10 uncu maddenin son fıkrasında, bu bent hükmünün, takvim yılı başındaki, yeniden işe başlayanlarda işe başlama tarihindeki duruma göre uygulanacağı açıklandığından, mevcut iratlarda, yeniden işe başlayanların işe başlama tarihinden, diğerlerinde takvim yılı başından sonra vukua gelecek tahavvüllerin, tahavvülâtın vukubulduğu takvim yılının sonuna kadar nazara alınmaması iktiza eder.

İşyerinin gayrisâfi iradının mevcut olmaması halinde (binanın yeni inşa edilmiş olması gibi) bu mahal için kullanılmağa başlandığı tarihten muteber olmak üzere gayrisâfi irat takdirine tevessül edileceği ve mükellefin esnaf muaflığını haiz olup olmadığının tâyininde işbu irada itibar edileceği tabiîdir. Takdir olunan irada itiraz edilmişse, itiraz komisyonunca verilecek karara intizar olunması ve işbu karara göre taayyün edecek iradın, bahis mevzuu bent hükmünün tatbikinde gözönünde tutulması lâzım gelir. Bu vaziyette, gayrisâfi iradı bulunmayan işyerleri için gerekli takdirin süratle yapılması, itirazlı hallerde ise itiraz merciinden bir an evvel karar ittihazının temini, hem mükelleflerin ödevlilik durumlarının belli edilmesi ve hem de Hazine hukukunun zaman aşımı sebebiyle ziyaa uğramaması bakımından, zarurî bulunmaktadır.

c) Yıllık beyanname esası üzerinden gelir vergisine tabi olmamak (Muaddel bent 3) :

Gelir Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin 3 numaralı bendi 6582 sayılı Kanunla tamamen değiştirilmiştir. Evvelce, esnaf muaflığı için “ayrıca ticarî kazancı dolayısiyle gelir vergisine tabi olmamak” şart kılınmışken, yeni hükümde bu şartın şümulü biraz daha genişletilmiş, sadece ticarî kazançlar dolayısiyle değil, gelir vergisi mevzuuna giren bilcümle kazanç ve iratlardan, Gelir Vergisi Kanununun 66 ncı maddesinin 1-4 numaralı bentleri ile 67 nci maddesinde yer alan kazanç ve iratlar hariç olmak üzere, her hangi birisi dolayısiyle yıllık beyan esasında gelir vergisine tabi bulunmamak şart koşulmuştur.

Gelir vergisi mevzuuna giren kazanç ve iratlardan yıllık beyan esasında vergilendirilmiyecek olanlar kanunun 71 inci, yıllık beyanname verilmesi ihtiyarî olan haller ise, aynı kanunun 72 nci maddesinde tadat ve tasrih olunmuştur.

Şu halde, Gelir Vergisi Kanununun 71 ve 72 nci maddeleri hükmüne göre kazanç ve iratlarını yıllık veya münferit beyannamede toplamıyacak kazanç ve irat sahipleri ile yıllık beyanname vermelerini gerektiren kazançları 66 ncı maddenin 1 – 4 numaralı bentlerinde ve 67 nci maddede zikredilenlerden ibaret olanların, aynı zamanda ticarî ve sınaî kazançları mevcutsa, esnaf muafiyetleri için bu bentte derpiş edilen şartı haiz addedilecekler; bunlar dışında beyan esnasında gelir vergisine tabi bir geliri mevcut olanlar, diğer şartları haiz olsalar bile ticari ve sınaî kazançları üzerinden gelir vergisine tabi tutulacaklardır.

Yıllık beyan esasında vergilendirilmekle beraber, esnaflık şartına halel getirmeyen kazanç ve iratlar, 67 nci maddede zikredilen ârizi kazançlar ile 66 ncı maddede dört bent halinde tadat olunan gayrimenkullerin ve hakların, menkul kıymetlerin satışından, hisselerin devir ve temlikinden doğan kazançlardan ibarettir.

Bu sebepledir ki, sair kazançlar meyanında yer alan, özel hastahane, okul ve buna benzer ticarî olmayan müesseselerin işletilmesinden elde edilen kazançlarla (Gelir Vergisi Kanunu Md. 64/1 ve 65) 66 ncı maddenin son fıkrasında zikredilen ve ticarî kazançlar gibi tesbit olunacağı açıklanan kazançlar için yıllık beyanname verilecek ve bu gibiler mevcut diğer ticaret ve sanat faaliyetlerinin neticesini de bu beyannamelerinde gösterecek, yani esnaf muafiyetinden istifade ettirilmiyeceklerdir.

Bu bent hükmü de, takvim yılı başındaki veya yeniden işe başlayanlarda işe başlama tarihindeki duruma göre tatbik edileceğinden, işe başlama tarihinde veya takvim yılı başında yıllık beyan esasında gelir vergisine tabi herhangi bir geliri mevcut olmayan bir ticaret ve sanat erbabının bu tarihlerden sonra yıllık beyanname vermesini gerektirecek şekilde bir gelir elde etmesi halinde, bu yılın sonuna kadar esnaf muafiyetine dokunulmıyacak, bu kimse ancak müteakip yılın başından itibaren ticarî ve sınaî kazançı üzerinden de gelir yergisine tabi olacaktır.

2. ESNAF MUAFLIĞININ ÖZEL ŞARTLARI (MADDE : 11)

Bu kanunla Gelir Vergisi Kanununun 11 inci maddesi hükmü tamamen değiştirilmiştir.

Maddenin muaddel hükümlerine göre, esnaflığa giren ticaret ve sanat işleri, emtia veya hizmet hareketi veya emtia ve hizmet hareketi şeklinde olmalarına göre gruplandırılmış ve alım satım işlerinde mübayaa ve satış, diğerlerinde ücret miktarları (taşıma işlerinde vasıta adedi veya tonajı ile birlikte) nazara alınarak şartlar tâyin edilmiştir.

a) Alım-satım işlerinde (imalât, inşaat ve tamir işleri dâhil) özel şartlar (bent 1-4):

Satın aldıkları veya ithal ettikleri malları (emtia, iptidaî madde ve malzemeyi) aynen veya şekli ahâre kalbettikten (imal veya inşa ettikden) sonra satanlarda, yıllık mübayaa ve satış miktarları; işçilik veya malzeme müşteriye ait olarak yapılan imalât, inşaat, tamircilik, berberlik, kolacılık gibl küçük sanat işlerinde ise, yıllık ücret, ölçü ittihaz edilmiştir.

Mübayaa ölçüsü (bent 1) :

Bir kimsenin esnaf muaflığını haiz olabilmesi için, bir takvim yılı içinde satın aldığı veya ithal ettiği emtia, iptidaî madde ve malzemenin mübayaa bedelleri tutarının 20.000 lira veya onun dûnunda olması şarttır.

Emtia, iptidaî madde ve malzeme ister aynen satılmak, isterse imal ve inşa edildikten sonra satılmak üzere alınmış olsun, yıllık mübayaa miktarı olan haddi aşarsa, diğer bütün şartlar mevcut olsa bile, o kimse hakkında esnaf muaflığı bahis konusu değildir.

Bentte, mübayaa yeri gösterilmediğinden, satın alma kimlerden ve nerelerden yapılırsa yapılsın, bu haddin hesabında nazara alınacaktır.

Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin tadilinden evvelki şeklinde, küçük ticaret işlerinde esnaf muaflığının özel şartları, mükellefin (toptancı ve perakendeci) olmasına göre ayrı ayrı tâyin olunmuştu.

Mülga hükme göre, müstahsilden, tüccardan, kurumlardan satın alınan veya ithal edilen mahsullerle emtiayı tüccara, esnafa, kurumlara ve kamu idare ve müesseselerine satanlar veya ihraç edenler toptancı sayılmakta ve başkaca kemmî şart aranmaksızın doğrudan doğruya gelir vergisi mükellefiyetine ithal edilmekte idiler. Yalnız, müstahsilden satın aldıklarını satanlardan yıllık satışları tutarı 30 bin lirayı aşmayanlar, toptancı tarifinin dışında bırakılmakta ve bu gibiler, mezkûr haddi muhafaza ettiği müddetce, bu şart bakımından, esnaf muaflığını haiz kabul edilmekte idiler.

Perakendecilerde ise, (perakendeciler doğrudan doğruya müstehlike satış yapanlardır.) tüccardan, kurumlardan bir takvim yılı içinde satın alınan veya ithal edilen emtianın 60 bin lirayı aşmaması esnaf muaflığı için şart konulmuş, bu arada, yıllık tutarı 30 bin lirayı aşmamak üzere tüccara, esnafa, kurumlara, kamu idare ve müesseselerine toptan satış yapılmasının perakendecilik şartına halel getirmiyeceği hükme bağlanmıştı.

Yine mülga hükümlerde, küçük sanat ve inşaat işleri ile uğraşanlardan kendi nam ve hesabına iş yapanlar için, (küçük sanat ve inşaat işlerinde) bendi altında hususî muaflık şartı konulmuştu. Bu işlerde kullanılmak üzere satın alınan iptidaî madde ve yardımcı malzemenin yıllık tutarı 40 bin lirayı aşmadığı takdirde, mükellef esnaf kalacak, had aşılırsa gelir vergisi mükellefiyetine tabi tutulacaktı.

Görülüyor ki, eski hükümlerde,

aa) Toptancılar, alım satımı yapılan emtia miktarı nazara alınmaksızın (müstahsilden satın alınan malların satışı hariç), mutlak olarak esnaf muaflığı dışında bırakılmışlardır.

bb) Perakendecilerde yılda 60 bin liralık mübayaa ölçüsü kabul edilmekle beraber mezkûr haddin tâyininde, münhasıran tüccardan, kurumlardan satın alınanların veya ithal edilenlerin nazara alınacağı tasrih olunmuştur.

cc) Küçük sanat ve inşaat işlerinde kendi nam ve hesabına çalışanlara ait ölçünün tâyininde, iptidaî madde ve yardımcı malzemenin satın alındığı ve mamulün satıldığı yerler gösterilmeyip sadece 40 bin liralık ölçünün konulması ile iktifa edilmiştir.

Eski hükümlerde vaziyet yukarıda belirtilen şekillerde olmasına mukabil yeni hükümde, alım satım işlerine ait özel şartlar bakımından, mükellefler arasında toptancı ve perakendeci diye bir tefrik yapılmamış, mübayaa ve satışların nereye ve kimlere yapılacağı da gösterilmemiştir. Bundan başka kendi nam ve hesabına sanat ve inşaat işi yapanlara ait özel ölçü de, emtia mübayaasına ait umumî ölçü meyanına alınmış, bu gibi işler lçin ayrı muaflık şartı tâyini cihetine gidilmemiştir.

Demek oluyor ki, 6582 sayılı Kanunun 1 lnci maddesi hükmünün tatbikinde mübayaanın kimden ve nereden yapıldığına bakılmıyacak, sadece, bir takvim yılı içinde satın alınan (veya ithal olunan) emtianın, iptidaî madde ve yardımcı malzemenin alış bedeli tutarının 20 bin lirayı geçip geçmediği, esnaf muaflığı haddinin tâyininde esas tutulacaktır. Mezkür had aşıldığı takdirde şahıs gelir vergisi mükellefi addedilecek, mübayaa bu miktarda veya onun altında olduğu takdirde bu şart noktasından muaflığı haiz olduğu kabul edilecektir.

Bu kısımda bir noktanın daha izahında fayda görülmüştür :

Maddede, satın alınan veya ithal edilen emtianın, iptidaî madde veya yardımcı malzemenin mübayaa bedelinden bahis olunmuştur. Buna nazaran, 20 bin liralık had, malın, maddenin ve malzemenin alış bedeline göre tâyin edilecek demektir. Mübayaa bedeli, bir malın satın alınması için ödenen meblâğı ifade eder. Özel şartın tesbitinde sadece mübayaa bedeli esas alınacağından, bu bedelin malın maliyet bedeli ile karıştırılmaması ve maliyet bedeli unsurlarını teşkil eden masrafların mezkûr bedelden hariç tutulması iktiza eder.

Meselâ : Manifatura ticareti ile uğraşan bir tacirin esnaf muaflığının 20 bin liralık şartını haiz olup olmadığı bu kimsenin, satın aldığı manifatura eşyası için bir takvim yılında ödediği mübayaa bedeline bakılarak anlaşılacaktır. Bu bedel, anılan miktarı aşmıyorsa şahıs muaflıktan faydalanacaktır. Emtianın alış bedeline, o mal dolayısiyle ihtiyar edilen ve malın maliyet bedeline giren tellâliye, komisyon, sigorta ve taşıma giderleri gibi, masraflar ithal edilmiyecektir.

Meselâ : İptidaî madde ve yardımcı malzemesi tamamen kendisine ait olmak üzere bir kunduracının kundura imal edip satması halinde, özel şart bakımından kendisini muaf sayabilmek için, bu kunduracının kundura imalinde kullanılması gereken iptidaî madde ve yardımcı malzemeler için (kösele, deri, çivi, iplik ve saire gibi) bir sene zarfında bunları aldığı kimselere 20 bin lira ödeyip ödemediğine bakılacaktır. Satın aldığı madde ve malzeme bedellerinin yıllık toplamı 20 bin lirayı aşmıyorsa, kendisi muaflığı haiz telâkki edilecektir.

Keza, ithal edilen emtiada alış bedelinin de yukarıki esaslara göre tâyin edilmesi gerekir. Yani ilk faturadaki mal bedeli, muaflık ölçüsü olan 20 bin liranın tesbitinde esas olup bu bedele sigorta, nakliye ve sair bedeller dâhil değildir.

Satış ölçüsü (bent 2) :

Esnaf muafiyetinden faydalanabilmek için, bir takvim yılı içinde satılan veya ihraç edilen emtia, iptidaî madde ve malzeme satış bedelleri tutarının 23.000 lira ve onun altında olması şarttır.

Bu hükümde de, satış mahalli zikredilmediğinden satış kimlere yapılırsa yapılsın mezkûr haddin tâyininde nazara alınacak satılan malın, mamûl, gayrı mamûl veya yarı mamûl olması üzerinde durulmıyacaktır.

Bundan başka, bent hükmünde, satılan veya ihraç olunan emtianın, iptidaî maddenin ve malzemenin (satış bedelinden) bahis olunduğundan, 23 bin liralık özel şartın tâyininde münhasıran malın, maddenin ve malzemenin satış bedeline bakılmak lâzım gelecektir. Satış bedeli kanunî haddi aşmamakta ise şahıs esnaf muaflığından faydalanacaktır. Had aşıldığı takdirde, malın mübayaa bedeli, maddenin 1 inci bendinde yazılı miktarı tecavüz etmese bile, satış bedeli ölçüsü ihlâl edilmiş olacağından, mükellef gelir vergisi hükümlerine tabi tutulacaktır.

b) İptidaî madde ve malzemesi müşteriye ait olarak yapılan inşaat ve imalât işleri ile küçük sanat işlerinde (bent 3) :

İptidaî madde ve malzemesi müşteriye ait olarak yapılan imalât, inşaat ve tamir işleri ile berberlik, kolacılık, boyacılık gibi küçük sanat işlerinde bir takvim yılı içinde alınan ücretlerin tutarının 3000 lira ve onun dûnunda olması, esnaf muafiyetinden faydalanabilmek için, şarttır.

c) a ve b paragraflarındaki işlerin memzucen icrası (bent 4) :

Satın aldığı malları aynen veya işledikten sonra satan bir kimse, aynı zamanda berberlik, kolacılık, ütücülük, boyacılık ve emsali küçük sanat işiyle de uğraşıyor veya ücretle, imalât, inşaat ve tamir işleri yapıyorsa, bu kimsenin özel şartı haiz addedilebilmesi için satın aldığı emtia, iptidaî madde ve malzemenin yıllık mübayaa bedeli ile ücretle yaptığı işlerden aldığı ücretlerin yıllık tutarının 7 katının toplamının 21.000 lirayı aşmaması şarttır. Bir tüccar terzi, aynı zamanda iptidaî madde ve malzemesi müşteri tarafından temin olunmak suretiyle de dikiş dikmekte ise veya kumaş ticaretiyle müştagıl bir tacir ayrıca kumaşı ve malzemesi müşteriye ait olarak terzilik de yapmakta ise, bu kimselerin esnaf muafiyetinin hususî şartını haiz olup olmadıklarını bu bent hükmüne göre tâyin etmek lâzımdır.

Meselâ, ücretle terzilik yapan bir kimse aynı zamanda manifatura ticareti ile de iştigal etse ve bir takvim yılı zarfında aldığı ücret tutarı 1100 lira, kumaş ve malzeme mübayaa bedeli 14.000 lira olsa (1100) liranın yedi katı ile 14.000 liranın toplamı 21.700 lira muaflık için konulan 21.000 lirayı tecavüz etmiş olacağından, mezkûr şahsın esnaf muaflığı ile bir ilgisi kalmamış olur.

Bilfarz, senelik hazır ayakkabı mübayaası 20.000 lira olan bir kavaf aynı senede iptidaî madde ve malzemesi müşteriye ait olmak üzere 143 lira ücret karşılığında ayakkabı yapıp satmış veya tamiri yapmış ise, bu kimse bu bentte tasrih edilen şartı haiz olmıyacaktır. Zira 143 liranın yedi katı 1001 lira edecek, bu miktara 20.000 lira ilâve edildiğinde toplamı 21.001 liraya baliğ olacaktır.

ç) Kâr haddi bariz şekilde düşük olan emtia dolayısiyle alım ve satım ölçüleri :

Tekele tabi maddelerle damga pulu, Millî Piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi kâr hadleri emsallerine nazaran bariz şekilde düşük olarak tesbit edilmiş bulunan emtianın mübayaa ve satış hadleri ile ilgili olarak kanunda hususî hükümler derpiş olunmuştur. Bu hükme göre, sözü edilen emtia bakımından 11 inci maddenin 1 ve 2 ve 4 numaralı bentlerinde yazılı alım satım hadleri, alâkalı vekâletlerin mütalâası alınmak suretiyle, Maliye Vekâletince tâyin olunacaktır.

Gerçekten, kâr hadleri, kanun ve kararnamelerle diğer emtiaya nazaran düşük nisbetlerde tesbit edilmiş bulunan bu nevi emtia için de 11 inci maddenin sözü geçen bentlerinde yazılı 20, 23 ve 21 bin liralık ölçülerin kabulü, bu maddelerin satışı ile uğraşanların, -kâr hadleri cüz’î olmasına rağmen- ciro ve sürümün fazlalığı sebebiyle kanunî had kolayca aşılmış olacağından, esnaf muaflığından faydalanmamaları neticesini tevlit edecektir.

Kanun vazıının bu hali derpiş ederek vazettiği esas dairesinde gerekli inceleme yapılmaktadır. Sonu bir genelge ile ayrıca tebliğ edilecektir.

d) Tavassut işlerinde (bent 5) :

Tavassut işleri, komisyonculuk, tellâllık, simsarlık, ticarî vekâlet gibi işlerdir. Esnaf muafiyetinden istifade için, bu gibi işler karşılığında, bir takvim yılı zarfında alınan ücretler toplamının 3000 lirayı aşmaması şartter. Tadilden ewelki hükümlere göre bu had 5000 lira idi.

e) Maden işletmeleri ile taş ve kireç ocaklarında, tuğla harmanlarında, kum ve çakıl istihracı işlerinde (bent 6) :

Bu gibi işlerde muaflığın özel şartı olarak sadece satış ölçüsü kabul edilmiştir. 6 ncı bent hükmüne göre muaflık şartını haiz olabilmek için yıllık satışların tutarı 23.000 lirayı aşmamalıdır.

Bu bentte satış mahalli zikredilmediğinden, satış kimlere yapılırsa yapılsın cümlesini mezkûr haddin hesabında nazara almak gerekir.

f) Taşıma işlerinde (bent 7) :

Taşıma işleri ile iştigal edenler için iki özel şart birlikte derpiş edilmiştir. Bunlardan birisi vasıta adet veya tonajı, diğeri ise alınan yıllık ücrettir.

Bent hükmüne göre, esnaf muafiyetinden istifade için, kara nakil vasıtası işletenlerin motörlü vasıta adedi biri, araba adedi beşi,

Su üzerinde müteharrik nakil vasıtası işletenlerde; makineli vasıtaların rüsum tonilâtoları toplamı beşi, makinesizlerin rüsum tonilâtoları toplamı elliyi (makineli ve makinesiz vasıtaların birlikte işletilmesi halinde makinelilerin 10 katı ile makinesizlerin tonilâtoları toplamı 50 tonu);

ve vasıta adedi ve tonaj tutarı bu hadleri aşmasa dahi bir takvim yılı içinde alınan ücret tutarının 6000 lirayı;

aşmaması şarttır.

Görülüyor ki, kara nakil vasıtalarından motörlü nakil vasıtaları ile arabalar hakkında adet olarak özel şart derpiş edilmiş, bunlar dışında kalan ve meselâ hayvanla yapılan nakliyat hakkında adet kaydı konulmamıştır. Tadilden evvelki hükümde otomobil ve kamyon ve arabalar hakkında ayrı ayrı şartlar tâyin edilmişken, bu defa daha şümullü olarak motörlü vasıtaların cümlesi için birden fazla olmamak kaydı konulmuştur.

Arabalar haricindeki motörsüz taşıma vasıtaları hakkında özel şart olarak sadece ücret ölçüsü işleyebilecektir.

Su üzerinde işletilen taşıma vasıtaları evvelki hükümden farklı olarak makineli ve makinesiz olarak bir tefrike tâbi tutulmuş ve tonaj ölçüsü de daraltılmıştır. Ayrıca makineli ve makinesiz vasıtaların birlikte işletilmesi halinde olunacak muamele de tasrih edilmiştir.

Kara taşıma vasıtalarından; motörlü vasıtalarla arabanın, keza kara taşıma vasıtaları ile su üzerinde müteharrik taşıma vasıtalarının birlikte işletilmesi halinde ayrı bir müşterek ölçü tâyin edilmediğinden, bu gibi kimselerin bu bende göre özel şartı haiz olup olmadığını ölçüler ayrı ayrı nazara alınarak tâyin etmek gerekir.

Bilfarz bir kimsenin, beş adet araba, bir adet kamyon ve 40 rüsum tonilâtoluk makinesiz, 1 rüsum tonilâtoluk makineli deniz taşıma vasıtası işletmesi, bu bent hükmüne göre esnaf muaflığından faydalanmasına mani teşkil etmez.

Şu kadar ki bütün bu vasıtaların işletilmesinden elde edilen yıllık ücretin 6000 lirayı geçmemesi ve kezâ mezkûr vasıtaların işletilmesi ve idaresiyle o kimsenin bizzat uğraşmış olması ve yıllık beyanname esasında gelir vergisine tabi bulunmaması icap eder.

3. ORTAKLIKLARDA ESNAF MUAFLIĞI ŞARTLARI (GELİR V. M. 9) :

Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin son fıkrasında, aynı işte ortak olarak çalışanlar hakkında genel ve özel şartların ne suretle tatbik edileceği tasrih edilmiştir.

Mezkûr fıkra hükmüne göre, aynı işte ortak olarak çalışanlarda 10 uncu maddede yazılı işyeri kirası ile 11 inci maddede yazılı iş hacmi ölçüleri toplu olarak, diğer şartlar her ortakta ayrı ayrı aranmak suretiyle uygulanacaktır.

Bu fıkra hükmünün, hükmî şahsiyeti haiz şirket ortaklarına şumulü yoktur. Filhakika bu kabil şirket ortaklarından komanditelerle kollektif şirket ortakları hariç, diğerlerinin şirket kârından aldıkları hisseler ticari kazanç hükmünde bulunmadığı cihetle (Gelir Vergisi Kanunu M. 38, 59), bu kazançlardan dolayı esasen haklarında esnaf muaflığı mevzuubahis değildir. Zira esnaf muafiyeti münhasıran ticarî ve sınaî kazançlar hakkında uygulanır. (Gelir M. 14)

Her ne kadar âdi ve eshamlı komandit şirketlerin komandite ortakları ile kollektif şirket ortaklarının şirket kârından aldıkları hisseler şahsî ticarî kazanç hükmünde ise de (Gelir M. 38), mezkûr ortaklar hakkında esnaf muaflığının uygulanamıyacağı Gelir Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin son fıkrasında açıklanmıştır.

Anılan şirketler haricinde hükmî şahsiyeti haiz olmayan iki nev’i şirket daha mevcuttur. Birisi âdi şirket, diğeri hususî şirkettir.

Âdi şirketlere ait ahkâm, Borçlar Kanununun 520 – 541 inci, hususî şirketlere müteallik hükümler ise, Ticaret Kanununun 518 – 527 nci maddelerinde yer almıştır.

Mezkur şirketlerin teşekkülü kanunî bir şekle tabi olmadığından, kuruluşlarına ait noterden tasdikli bir mukavelename mevcut değilse, şirketin varlığı, şirket ortaklarının yekdiğeri ile ve üçüncü şahıslarla olan muamele ve muhaberelerine müteallik evrak ve vesikaların tetkiki ile tesbit olunur.

Hususî şirketler münhasıran ticarî muamelelerde bulunmak üzere teşekkül etmiş olmalarına rağmen, âdi şirketler her türlü muamele için teşekkül edebilirler.

Hususî şirketlerde, şirket muamelâtı ortaklardan birisi (âkit şerik) tarafından ve kendi nam ve hesabına icra edilir ve bu sebeple diğer ortaklar izhari mevcudiyet etmezler. Üçüncü şahıslarca bu ortaklar malüm değildir.

Bu sebeplere binaen, hususî şirketlerde, âkit şerik haricinde kalanların Gelir Vergisi Kanununun 59 uncu maddesindeki tarife uygun şekilde şirkete vazettikleri sermaye dolayısiyle şirket kârından aldıkları hisseler ticarî kazanç değil menkul sermaye iradı hükmündedir. Mezkûr iratlar için miktarı ne olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi (anılan iratlar vergi tevkifatına tâbi bulunmadığından, kanunun 72 nci maddesine göre, ihtiyarî toplam bahis mevzuu değildir.) zarurî olduğuna ve yıllık beyan esasında gelir vergisine tâbi olmamak şartının her ortakta ayrı ayrı aranması 9 uncu madde hükmü icabı bulunduğuna göre, bu gibi şirketlerde âkit şerikin de, ticarî kazanç sayılan ortaklık hissesinden dolayı, gelir vergisine tâbi tutulması icap eder. Diğer bir ifade ile bu kanunla yapılmış olan değişiklikler neticesinde, 9 uncu madde hükmünün münhasıran âdi şirket ortakları hakkında kabili tatbik olduğunu kabul eylemek lâzım gelir.

O halde, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesi hükmüne göre, âdi şirketlerde, ortakların her birinin 10 uncu maddenin 1 ve 3 numaralı bentleri hükmünü ayrı ayrı haiz olmaları, yani her ortağın ortaklık işinde bilfiil çalışması veya bulunması, keza, her ortağın herhangi bir geliri dolayısiyle yıllık beyan esasında gelir vergisine tâbi olmaması şarttır. Bu şartları ortaklardan herhangi birisi haiz değilse diğer ortaklar hakkında da esnaf muafiyeti mevzuubahis olmıyacaktır.

10 uncu maddede yazılı gayrisâfi irat ölçüsü ile 11 inci maddede yazılı iş hacmi ölçüleri toplu olarak nazara alınacağından, ortaklığa ait işyerleri gayrisâfi iratlarının ve her ortağın ortaklık namına yaptığı muamelenin (mübayaa, satış, ücret, miktarları) ve işletilen vasıtaların adedi ve tonajlarının toplanarak tutarının anılan maddelerde yazılı hadleri aşıp aşmadığına bakmak lâzım gelir.

4. ÖZEL ŞARTLARI GÖSTERİLMEYEN İŞLER :

Esnaf muaflığının özel şartı gösterilmemiş olân işlerle uğraşanların, yalnız 10 uncu maddede yazılı genel şartlara göre, esnaf muaflığından faydalanacaklarına mütedair, Gelir Vergisi Kanununun 12 inci maddesi hükmünde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Bilfarz, otel işletenler hakkında 11 inci maddede özel şart derpiş edilmemiştir. Bu gibiler, genel şartları haiz oldukları takdirde, muafiyetten faydalanacaklardır.

5. MUAFİYET ŞARTLARINI YIL İÇİNDE KAYBEDENLER :

Gelir Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükmü, esnaf muaflığının genel ve özel şartlarının takvim yılı içinde kaybedilmesi halinde uygulanacak muameleyi tâyin etmektedir.

6582 sayılı Kanunla bu maddenin sadece son fıkrası hükmü ilga edilerek diğer hükümleri aynen muhafaza olunmuştur.

Bununla beraber bu madde hükümlerinin tatbikinde aşağıdaki izahatın verilmesi faydalı görülmüştür.

a) Muaflığın genel şartlarını yıl içinde kaybedenler :

Bu madde hükmüne göre, esnaf muaflığının genel şartlarını yıl içinde kaybedenler, müteakip takvim yılının başından itibaren gelir vergisine tâbi olacaklardır.

Bu sebepledir ki; takvim yılı başında (yeniden işe başlayanlar işe başlama tarihinde) esnaf muafiyetinin umumî şartlarını haiz iken bu şartlardan herhangi birisini yıl içinde kaybetmiş olanlar, müteakip yılın başından itibaren gelir vergisine tâbi olacaktır. Bu gibilerin müteâkip yılın başında mezkûr şartları haiz bulunmuş olması durumu değiştirmez.

b) Muaflığın özel şartlarının yıl içiınde kaybedilmesi :

Esnaf muaflığı için mevzuubahis özel şartlar, takvim yılı içinde kaybedildiği takdirde;

Muafiyet için derpiş edilen ölçülerde, % 50 ye (% 50 dâhil) kadar bir artış vukubulmuşsa, müteakip takvim yılının başından;

Ölçülerdeki artış % 50 yi aşmakta ise, artışın vukubulduğu takvim yılının başından;

itibaren muafiyet kalkar.

Gerek aynı, gerekse müteakip yılın başından itibaren muafiyeti kalkmış olanlar, keyfiyeti, Vergi Usul Kanununun 148 ve 159 uncu maddeleri mucibince bağlı oldukları vergi dairesine bildirmeğe mecburdurlar.

Ayrıca, müteakip takvim yılı başından itibaren bu suretle gelir vergisine tâbi olacaklar bu yılın Ocak ayının sonuna kadar, şartın kalktığı yıl içinde gelir vergisi mükellefiyetine girecekler ise, şartın kalktığı tarihten itibaren bir ay içinde, Vergi Usul Kanununun tutulmasını mecbur kıldığı defterleri tasdik ettirmeğe ve muamelelerini bu defterlere kayıt etmeğe mecburdurlar. Bu gibiler muafiyet dönemine ait kazançlarını muhafazaya mecbur oldukları vesikalara istinaden tesbit ederler.

Bu suretle vesikaya müsteniden tesbit yapamayanlar, mezkûr döneme ait kazançlarını tahmin ederler. Yapılan incelemelerde, muafiyet dönemine ait matrah farkı tesbit edilirse sadece vergisi alınır, işbu farktan dolayı ceza kesilmez.

c) Muafiyet şartlarının yıl içinde ihraz edilmesi :

Esnaf muaflığı şartlarını haiz bulunmadığı için ticarî ve sınaî kazancından dolayı gelir vergisine tâbi olan bir mükellef, yıl içinde bu şartları ihraz ettiği takdirde, muafiyetten istifade edip edemiyeceği, edecekse muafiyet mebdeinin hangi tarih olacağı hakkında kanunda bir sarahat mevcut değildir. Ancak, aksine de bir hüküm mevcut olmadığı ve kanunda zikredilen şartların mevcudiyeti halinde ticarî kazanç sahibinin gelir vergisinden muafiyeti mutlak olarak hükme bağlanmış bulunduğu cihetle, gelir vergisi mükelleflerinden, esnaflık şartını ihraz etmiş olanların bu muafiyetten faydalandırılmaları lâzım geldiği, muafiyet mebdeinin şartların ihraz edildiği yılı takibeden takvim yılı başı olarak kabulü uygun görülmüş ve tatbikata da bu yolda veçhe verilmiştir.

Bu konuda gözden uzak tutulmaması iktiza eden bir husus, bu gibilerin müteakip takvim yılı başında da 10 uncu maddenin 2 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı şartları behemal haiz olmaları gerektiğidir.

C _ Bu kanunun ilk tatbik yılında muafiyet şartlarının uygulanma tarzı (Geçici M. 1) :

1. 6582 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesiyle, bu kanunun ilk tatbik yılında (1956 yılında), esnaf muaflığının genel şartlarının sabit esnaf için 1/1/1956, gezici esnaf için 1/3/1956 tarihindeki durumlarına göre tâyin olunacağı kabul ve tasrih edilmiştir.

Sabit ve gezici esnafın kimler olduğu, mülga Esnaf Vergisi Kanununda tâyin edilmiştir. Mezkûr kanun hükümlerine göre, esnaf muaflığının genel ve özel şartlarını haiz olanlardan bir iş yerinde çalışan ticaret ve sanat erbabı sabit; böyle bir işyeri olmadan icrayı ticaret edenler ise, gezici esnaftır.

Şu halde, mülga hükümlere göre, esnaf addedilenlerden bir iş yerinde çalışanların yeni hükümler muvacehesinde 1956 yılında muafiyetten istifade edip etmiyeceklerini genel şartlar bakımından 1/1/1956 durumlarına göre tâyin etmek, yani bu tarihte anılan şartları haiz olanları gelir vergisinden muaf tutmak ve bunlar yanında çalışanların ücretleri üzerinden de vergi almamak icap eder.

Gezici esnaf hakkında aynı suretle muamele yapılabilmek için, bu kimselerin esnaf muaflığının genel şartlarını 1/3/1956 da haiz olmaları lâzım ve kâfidir.

2. Geçici 1 inci maddenin ikinci fıkrasında, 5421 sayılı Kanunun 6582 sayılı Kanunla muaddel 10 ve 11 inci maddelerinde yazılı şartları 1955 yılı içinde kaybetmiş bulunanların 1956 yılında esnaf muafiyetinden faydalanamıyacakları ayrıca tasrih olunduğu cihetle, 1955 yılı mükellefiyetleri esnaf olarak tesis edilenlerden muafiyet şartlarını (genel ve özel şartları) aynı yıl içinde kaybetmiş olanların, 1956 yılında gelir vergisi ile teklifleri cihetine gidilecektir.

a) Bilindiği üzere, 5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununun tadilinden evvelki 10 uncu maddesinde yazılı genel şartlar şunlardır :

– Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak,

– İş yerlerinin yıllık kira tutarı 720 lirayı aşmamak,

-Ayrıca ticari kazanç dolayısiyle gelir vergisine tâbi olmamak.

Geçici hükme göre, bu şartların 1955 yılı içinde kaybedilmesi, yani mükellefin bu yılda işinin başında bilfiil çalışmaması veya bulunmaması, kira haddinin yıl içinde aşılması esnaf muaflığından faydalanan kazancı dışında başka bir ticarî kazancı dolayısiyle gelir vergisine tâbi tutulması hallerinde o mükellefin 1956 yılında esnaf muaflığından faydalanması mevzuubahis olmıyacaktır.

b) Aynı geçici hüküm, 5421 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde yazılı özel şartları 1955 yılında kaybetmiş olanların da 1956 yılında gelir vergisi mükellefiyetine girmelerini âmirdir. Bu hükme göre, 1956 da gelir vergisi mükellefiyetine girecek olanlar 1955 yılında :

– Toptancılık vasfını ihraz edenler, (5421 S. K. M. 11 bent I/1);

– Tüccardan, kurumlardan satın aldıkları veya ithal ettikleri emtia tutarı 60 bin lirayı aşan perakendeciler (bent I/2) ;

– Satın aldıkları iptidaî ve yardımcı malzemenin tutarı 40 bin lirayı aşan küçük sanat ve ticaret ve inşaat erbabı (bent II/1 ) ;

– Gelir vergisine tâbi tüccara, kurumlara ve kamu idare ve müesseselerine yaptıkları işler mukabilinde aldıkları ücretlerin tutarı 20 bin lirayı geçen küçük sanat ve inşaat erbabı (bent 11/2) ;

– Hem kendi hesabına inşaat ve imalât, hem de tüccara, kurumlara, kamu idare ve müesseselerine ücretle iş yapanlardan aldıkları ücretlerin iki katı ile satın aldıkları iptidaî madde ve yardımcı malzemenin tutarı 40 bin lirayı geçenler (bent II/3);

– 3 taneden fazla otomobil veya kamyon, veya otomobil ve kamyon veya 10 dan fazla araba işletenler (bent III/1 a) ;

– 300 rüsum tonilâtodan fazla su ulaştırma vasıtası işletenler (bent III/1 b);

– Tüccara, kurumlara, kamu idare ve müesseselerine yapılan hizmet karşılığında 40 bin liradan fazla nakliye ücreti elde edenler (bent III/2) ;

– 5000 liradan fazla ücret elde eden mutavassıtlar (bent IV) ;

– 60 bin liradan yukarı satış yapan maden işletmesi, taş ve kireç ocağı, tuğla harmanı sahipleri, kum ve çakıl müstahsilleri (bent V);

dir.

5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununun genel ve özel şartlarını 1955 yılında kaybetmiş olan bu mükelleflerden sabit esnaf 1956 takvim yılının, gezici esnaf ise 1956 bütçe yılının başında Gelir Vergisi Kanunu hükümleri dairesinde vergiye tâbi tutulacaklardır. Bu gibi esnaf anılan tarihlerde esnaf muaflığının genel şartlarını haiz olsalar bile, durum değişmiyecektir.

D _ Gelir Vergisinden muaf tutulacak esnafın mecburiyetleri (6582 S. K.Md.3) :

6582 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, Gelir Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin sonuna eklenmiş olan fıkrada, 5432 sayılı Vergi Usul Kanununun esnaf vergisi mükellefleri ile alâkalı hükümlerinin, bu kanunla gelir vergisinden muaf tutulmuş olan esnaf hakkında da uygulanacağı tasrih edilmiştir.

Vergi Usul Kanununun esnaf vergisi mükellefleri ile alâkalı hükümlerine aşağıda kısaca temas edilmiştir.

1. Bildirmeler (Usul M. 143 – 154, 159)

Vergi Usul Kanununun 143 – 154 üncü maddeleri hükümleri muvacehesinde, gelir vergisinden muaf olacak esnaf, işe başlamayı, işyeri ve ikametgâh adreslerindeki değişiklikleri, muafiyet şartlarını kaybetmeleri halinde bu hususu, işi bırakmayı ikametgâhlarının bulunduğu mahal vergi dairesine bildirmeğe mecburdurlar.

Bildirim süresi, yukarıda zikredilen hallerin vukuundan itibaren bir aydır. Gezici esnaf bildirimlerini karnelerine kayıt suretiyle, diğerleri dilekçe ile yaparlar. Ancak bu gibilerden okuma ve yazması olmayanların vergi dairesine şifahî bildirimde bulunmaları muteberdir. Bu takdirde keyfiyet bir tutanakla tesbit edilir. (V. U. K. M. 160)

Bildirim dilekçelerinin posta ile teahhütlü olarak gönderilmesi caizdir. (V. U. K. M. 161)

2. Fatura istemek ve almak (Usul M. 221)

Gelir Vergisinden muaf tutulan esnaf, birinci ve ikinci sınıf tüccarlardan vâki mübayaaları ve bu gibilere yaptırdıkları işler dolayısiyle fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

3. Gider pusulası (Usul M. 223)

Gelir vergisinden muaf esnaf, tüccarlara yaptıkları işler dolayısiyle, bu kimseler tarafından tanzim edilip imzalanmak üzere kendilerine tevdi edilen (gider pusulalarını) imzalayıp sahiplerine verirler, bu pusulalar, esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir.

4. Vergi karnesi almak (Usul M. 231)

Gelir vergisinden muaf esnaf, işe başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde karnelerini alarak durumlarını kayıt ve tescil ettirmek üzere bağlı oldukları vergi dairesine ibraza mecburdurlar. Mükellefiyetlerine müessir değişiklikleri de, bu değişikliğin vukuu tarihinden itibaren bir ay içinde kayıt ettireceklerdir.

Karneye derç edecekleri malûmattan dolayı esnaf mesuldür.

5. Muhafaza ve ibraz mecburiyetleri (Usul M. 237 – 240)

a) Faturaların muhafazası :

Esnaf aldığı faturaları, mübayaa tarihi sırasiyle bir musannif veya zarf içinde, tanzim tarihlerini takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeğe mecburdur.

b) Vergi karnelerinin muhafazası :

Esnaf, aldığı vergi karnelerini işini terk ettiği tarihe kadar muhafaza etmeğe mecburdur.

c) Fatura ve karnelerin ibrazı :

Esnaf, fatura ve vergi karnelerini, muhafaza süreleri içinde, yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmeğe mecburdur.

6. Mecburiyetlere riayetsizlik edenlere uygulanacak cezalar :

Gelir vergisinden muaf tutulacak olan esnaf adına, yukarıda tasrih olunan mecburiyetlere riayetsizlik halinde aşağıdaki cezalar kesilir :

a) Bildirmeler zamanında yapılmadığı takdirde, üçüncü derecede usulsüzlük suçu işlenmiş sayılıp, suçu işleyen sabit esnaf ise; 10, gezici esnaf ise, 3 lira usulsüzlük cezası kesilir.

Muaflıktan mükellefiyete intikal hali, gelir vergisi beyannamelerinin verilme süresi ve 15 günlük ek süre geçtiği halde vergi dairesinin ıttılâı haricinde bırakılmışsa, bu kimse kaçakçı addedilecek ve salınacak gelir vergisinin üç katı tutarında adına ayrıca kaçakçılık cezası kesilecektir.

b) Mazeretsiz ve sebepsiz olarak 10 gün içinde fatura almamış olan esnaf hakkında, her fatura için 20 liradan az olmamak şartiyle faturalanması gereken meblâğın % 3 ü nisbetinde usulsüzlük cezası kesilir. (5815 sayılı Kanun ek madde 1)

Sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı veya asıllarına uygun olmıyacak şekilde tanzim edilmiş faturaları veya suretlerini bilerek kullanan veya muhafazaya mecbur olduğu faturaları yok eden veyahut gizleyen esnaf hileli vergi suçu işlemiş sayılacağından, haklarında bu gibi suçlara müteallik hapis ve para cezaları ile diğer feri cezalar hükmolunur.

c) Esnaftan karnelerini vaktinde almayanlar 3 ve 4 üncü, karneleri de dâhil muhafazaya mecbur olduğu diğer vesikaları yetkili memurlar tarafından istenildiği halde ibraz etmeyenler hakkında ise birinci derecede usulsüzlük cezası kesilecektir.

E _ ESNAF MUAFLlĞINDAN FAYDALANANLAR YANINDA ÇALIŞANLAR (6582 S. K. M. 4)

Gelir Vergisi Kanununun 24 üncü maddesinin 5 numaralı bendi ile, esnaf muaflığından faydalananlar yanında çalışan ve 18 yaşını doldurmamış olan hizmet erbabının ve iş sahibinin eşinin ücretleri gelir vergisinden müstesna tutulmuştu.

6582 sayılı Kanunla, mezkûr bent hükmü değiştirilmiş, esnaf muaflığından faydalananlar yanında çalışanların cümlesinin ücretleri mutlak olarak gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bu hükümle müesses ücret istisnası, esnaf muaflığına bağlı olduğundan, nezdinde çalıştığı kimsenin esnaf muaflığı bakımından durumunda vukubulacak tahavvülât, ücretlinin durumuna da müessir olacak, diğer bir ifade ile, nezdinde çalıştığı kimse esnaf muafiyetinden faydalandığı müddet zarfında müstahdemin ücretine istisna tatbik edilecek, nezdinde çalıştığı kimsenin esnaf muaflığı kalktığı takdirde, müstahdemin ücretinden de gelir vergisi aranılacaktır.

F _ GELİR VERGİSİ KANUNUNUN KALDIRILAN HÜKÜMLERİ :

1. Esnaf muaflığından faydalananlar yanında çalışanların ücretleri, yukarıda mahiyeti izah olunan yeni hüküm ile, mutlak olarak gelir vergi- sinden istisna edildiğine göre, Gelir Vergisi Kanununun, bu gibilerin üc retlerinin götürü usulde tesbit ve teklifini derpiş eyleyen 48 inci maddesinin 1 numaralı bendinin muhafazasına lüzum kalmamış ve 6582 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle anılan bent hükmü kaldırılmıştır.

2. Gelir Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin son fıkrasında esnaf muafiyetinden istifade etmek istemeyenlerin, gelir vergisi ile tekliflerine imkân verilmişti.

Böyle bir hükmün vaz’ı, karne esasında bir vergi ödemeyi menfaatine uygun görmeyen mükelleflere, gerçek kazançları üzerinden vergi ödemek imkânının verilmesi maksadına matuftu.

6582 sayılı Kanunla, Esnaf Vergisi Kanunu kaldırıldığına, muafiyet şartlarını haiz olanlar artık esnaf vergisi namiyle bir vergi ödemiyeceklerine göre, anılan hükmün muhafazasına mahal kalmadığından, bu kanunun 5 inci maddesiyle mezkür fıkra hükmü kaldırılmıştır.

G _ ESNAF VERGİSİ KANUNUNUN KALDIRILMASI :

Gelir vergisi sistemi içinde, bu sistemle kabili telif olmayan ve mülga kazanç vergisi rejimine devamındân ibaret bulunan esnaf vergisinin gerek kendi mükellefleri gerekse bu mükelleflerle gelir vergisi mükellefleri arasında yarattığı adaletsizlik ve musavatsizlıkların izalesi, mucip sebepler lâyıhasında da belirtildiği veçhile, ancak mezkûr vergi kanununun ilgası ile mümkün görülmüş ve 6582 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 5423 sayılı Esnaf Vergisi Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

H _ 1955 VE DAHA EVVELKİ YILLARA AİT VERGİLER : (GEÇİCİ M. 2)

6582 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde, 5421 sayılı Kanunun bu kanunla tadilinden evvelki hükümlerine göre, esnaf addedilenlerin 1955 yılı (gezici esnafta bütçe yılı) ve daha evvelki yıllara ait vergilerinin, mülga Esnaf Vergisi Kanunu hükümlerine göre alınacağı tasrih edildiğinden anılan kanun hükümlerinin, esnafın, 1955 takvim yılı (gezici esnafta bütçe yılı) ve daha evvelki yıllarda vukubulan faaliyetleri ile alâkalı olarak tatbikine devam edilecektir.

Bu sebepledir ki, 1955 yılında 5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 6582 sayılı kanunla tadilinden evvelki hükümlerine göre, muaflık şartlarını haiz olan sabit esnaf 1956 yılının Mart ayı içerisinde 1955 takvim yılı faaliyetlerine ait esnaf vergisi beyannamelerini bağlı oldukları vergi dairesine verecek ve 5423 sayılı Kanuna göre hesaplanacak vergilerin evvelce olduğu gibi, aynı yılın Mart ve Eylül aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödeyeceklerdir.

Bu kanunun 7 nci maddesi gereğince Esnaf Vergisi Kanunu 1/1/1956 da yürürlükten kaldırılmış olmakla beraber muvakkat ikinci madde gezici esnafın 1955 bütçe yılına ait vergilerinin mülga Esnaf Vergisi Kanunu hükümlerine göre alınacağını hükme bağlamış ve ötedenberi işine devam eden gezici esnaf 1955 yılının vergisini peşin olarak bu yılın Mart ayında ödemiş bulunduğu cihetle, bu gibilerden sadece 1/1/1956 ile 28/2/1956 tarihleri arasında işe başlamış olanların, bu müddet için teklifleri (ikinci taksit) bahis konusu olacaktır.

Diğer taraftan, gerek sabit, gerekse gezici esnaftan, 1955 ve daha evvelki yıllarda (gezicilerde bütçe yıllarında) faaliyette bulunup da esnaf vergilerini zamanında tarh ettirmemiş veya eksik tarh ettirmiş veya ödememiş olanların veya vergileri itiraz mercilerinde bulunanların esnaf vergileri de yine mülga Esnaf Vergisi Kanunu hükümlerine göre alınmakta devam olunacaktır.

İ _ YÜRÜRLÜK (M. 7)

6582 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmü ile 5 inci maddesinin Gelir Vergisi Kanununun 48 inci maddesinin 1 numaralı bendini kaldıran hükmü, 1/3/1956 tarihinde, diğer hükümleri 1/1/1956 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Bu kanunun 4 üncü maddesi hükmü, esnaf muaflığından faydalananlar yanında çalışanların ücretlerinin gelir vergisinden istisnası hakkında olup lüzumlu tafsilât yukarıda E parağrafında verilmiştir.

Halen esnaf nezdinde çalışanlardan 18 yaşını doldurmamış veya 60 yaşını doldurmuş olanlarla iş sahibinin eşi hariç, diğerleri götürü usulde gelir vergisine tâbidirler. Bunlar 1/3/1955 28/2/1956 dönemine ait götürü usulde hesaplanan vergilerini 1955 yılının Mart ve Eylül aylarında ödemişlerdir.

Bu kanunun 7 nci maddesi hükmüne göre, 1/1/1956-28/2/1956 tarihleri arasındaki iki aylık devreye ait vergilerini de 1955 yılı içinde ödemiş olan mezkûr mükelleflerin ücretleri, 1/3/1956 dan itibaren gelir vergisinden istisna edilecek, bu tarihe kadar götürü usulde teklifleri cihetine gidilecek ve vaktinde ödenmeyen vergilerin tahsiline bu tarihten (1/3/1956 dan) sonra da devam olunacaktır.

Bu kanunun 4 üncü maddesi hükmü ve 5 inci maddesinin 48 inci maddenin 1 numaralı bendinin kaldırıldığına taallûk eden hükmü dışında kalan hükümleri ise 1/1/1956 da yürürlüğe girecektir.

Gereğinin bu esaslar dairesinde yapılması rica olunur.

Bir Cevap Yazın