213 sayılı “Vergi Usul Kanunu”nun 23.6.1982 günlü, 2686 sayılı Yasa ile değiştirilen 378. maddesinin ikinci fıkrasının birinci tümcesinin, Anayasanın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 2001/360

Karar Sayısı : 2001/105

Karar Günü : 18.07.2001

R.G. Tarih-Sayı :04.10.2001’de tebliğ edildi.

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Kırıkkale Vergi Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 213 sayılı “Vergi Usul Kanunu”nun 23.6.1982 günlü, 2686 sayılı Yasa ile değiştirilen 378. maddesinin ikinci fıkrasının birinci tümcesinin, Anayasanın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I– İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, ilk inceleme raporu, dava dosyası ve ekleri, iptali istenilen yasa kuralı, ilgili Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Anayasa’nın Geçici 15. maddesinde;

“12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk Milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Millî Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.

Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

Bu dönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasaya aykırılığı iddia edilemez.”

denilmektedir.

Bu kuralla, 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan Millî Güvenlik Konseyi’nin çıkardığı yasaların, Anayasa’ya aykırılığı savında bulunulamayacağı öngörülmektedir.

7.11.1982 günlü, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın halkoyu ile kabulünden sonra yapılan ilk genel seçimler sonucu oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Başkanlık Divanı 6.12.1983 tarihinde toplanmıştır.

Anayasakoyucunun, söz konusu kural ile Millî Güvenlik Konseyi’nin yasama yetkisini tek başına ya da Danışma Meclisi ile birlikte kullandığı dönemde çıkarılan yasalar ve kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayıl Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve yapılan işlemleri Anayasa Mahkemesinin denetimi dışında tutmak amacında olduğu açıktır.

Anayasa’da belirli konuları düzenleyen genel kurallar yanında, özel kurallara da yer verilmiştir. Bir konu özel kurallarla düzenlenmemişse, sorunların çözümünde genel kurallar uygulanır. Ancak, o konuda özel düzenlemeler varsa artık genel kurallara başvurulmaz.

Anayasa kuralları etki ve değer bakımından eşit olup, hangi nedenle olursa olsun birinin ötekine üstün tutulmasına olanak bulunmadığından, bunların bir arada ve hukukun genel kuralları gözönünde tutularak uygulanmaları zorunludur. Sözü edilen maddenin “Geçici Madde” olarak adlandırılmış bulunması etki ve değer bakımından Anayasa’nın öteki maddelerinden daha zayıf ve önemsiz olduğu biçiminde yorumlanmasına neden olamaz. Geçici maddeler, genellikle geçiş dönemlerine ilişkin işlemlerin uygulama yöntemini ve kapsamını gösteren ayrık hükümleri içerirler. Hukukta genel kural olarak, yasalar yayımlanmalarından sonraki olaylara ve durumlara uygulanırlar. Bu ilkenin en çarpıcı ayrıklığı, yasalardaki geçici kurallardır. Bu nedenle yasaların geçici maddeleri ile esas maddeleri arasında farklılık varsa, özel niteliği nedeniyle, geçici maddeler esas maddeden önce uygulanırlar. Özel düzenlemenin genel düzenlemeden önce geleceği hukukun genel bir ilkesidir. Anayasa’da da belli bir konuyu düzenleyen özel kural varken, o konuyu da kapsamı içine alabilecek nitelikte bir genel kural bulunsa bile, konuya özgü Anayasa kurallarının uygulanması gerekir. Genel olarak geçici maddeler uygulanıp sonuçları alındıktan sonra işlevlerini yitirirlerse de Anayasa’nın Geçici 15. maddesi bu nitelikte değildir.

Geçici 15. madde kapsamındaki, olağanüstü yönetimin olağanüstü koşulları altında çıkarılan yasalarla kanun hükmünde kararnamelerin, geçilen demokratik düzen içinde değiştirilmesine ya da yürürlükten kaldırılmasına değin Anayasa’ya uygunluk denetimi dışında bırakılmasında kamu yararı görülmüştür. Ancak, yasakoyucu, siyasal ve sosyal gelişmelere ve gereksinimlere göre, söz konusu yasal kurallardan gerekli gördüklerini değiştirebileceği ya da kaldırabileceği gibi Anayasa’da öngörülen koşullara uyarak Anayasa’daki geçici maddeleri de kaldırabilir. Bunun dışında, yorum yoluyla Anayasa’nın Geçici 15. maddesinin geçersiz ve etkisiz duruma getirilmesi olanaksızdır.

Anayasa’nın Geçici 15. maddesi kapsamına giren kuralların hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yargı denetimine açılması, Anayasa’ya aykırılık savında bulunma ve inceleme yasağının kaldırılmasına bağlı olup bu da Anayasa’nın 87. maddesi uyarınca doğrudan yasama organının görev ve yetkisi kapsamına girmektedir.

4.1.1961 günlü, 213 sayılı “Vergi Usul Kanunu”nun, 23.6.1982 gününde kabul edilip, 29.6.1982 günlü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2686 sayılı Yasa’nın 51. maddesi ile değiştirilen 378. maddesinin ikinci fıkrasının birinci tümcesinde, daha sonra herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Bu nedenlerle, söz konusu kural hakkında Anayasa’ya aykırılık savında bulunulmasına Geçici 15. madde olanak vermediğinden, itirazın, başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

II- SONUÇ

4.1.1961 günlü, 213 sayılı “Vergi Usul Kanunu”nun 2686 sayılı Yasa ile değiştirilen 378. maddesinin ikinci fıkrasının birinci tümcesinin, Anayasa’nın Geçici 15. maddesinin son fıkrası kapsamında olması nedeniyle Anayasa’ya aykırılığı savında bulunulamayacağından Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle BAŞVURUNUN REDDİNE, 18.7.2001 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Samia AKBULUT

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Rüştü SÖNMEZ

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Bir Cevap Yazın