19.10.2005 günlü, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 13. maddesinin Anayasa’nın 10., 48. ve 167. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemi

Gerekçe Kısmını Gizle

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 2006/68

Karar Sayısı : 2006/52

Karar Günü : 4.5.2006

R.G. Tarih-Sayı :13.10.2006’da tebliğ edildi.

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 19.10.2005 günlü, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 13. maddesinin Anayasa’nın 10., 48. ve 167. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Takipteki kredi alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibinin durdurulması kararına karşı alacaklı banka tarafından yapılan itiraza ilişkin davada, 5411 sayılı Yasa’nın itiraz konusu kuralının Anayasa’ya aykırılığı savını ciddî bulan Mahkeme, iptali istemiyle başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü aynen şöyledir:

“Borçlu Müzeyyen TÜMERK vekili Av. Ergun YILTIRAK 27.3.2006 tarihli dilekçesinde Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.12.2004 tarihli bozma ilamına karşı öncelikle mahkememizce Direnme kararı verilmesini ve davada uygulanması gereken 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 5020 sayılı Yasa ile değişik ek 5. maddesinin, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun eski 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nda bildirilen maddelerin karşılığı olan geçici 13. ve 138. maddelerinin Anayasa’nın 10/2-3, 48/2, 167/1. maddelerine ve Hukukun Genel ve Evrensel Normlarına aykırı olduğu iddia etmişlerdir.

Mahkememizce davada uygulanması gereken Yasa maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğu görüşüne varılmakla, bu anlamda davalı vekilinin Anayasa’ya aykırılık iddiaları da ciddi görülmekle gerekçeleri aşağıda açıklanmıştır.

4389 sayılı Bankalar Yasası’nın 15-9. e maddesinde FON tarafından başlatılan ve/veya FON’a intikal eden Bankalardan devir alınan takiplerde, borçlular tarafından yapılan tüm itirazlar satış dışında takip işlemlerini durdurmaz. hükmü öngörülmüştür.

İş bu Yasa 26.12.2203 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve 5020 sayılı Yasa’nın 20. maddesi ile Bankalar Yasası’na Ek 5. madde eklenmiştir. Bu madde de Kamu Bankalarında (tasfiye halindeki Emlak Bankası A.Ş. dahil) ve sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunun üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferid veya karşılıklı verilen Banka Teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve 3. kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere, FON ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümleri Bankalarınca uygulanır. hükmü getirilmiştir.

Dolayısıyla Kamu bankası olan şikayetçi Vakıflar Bankası T.A.O. Ek 5. maddenin atfı gereği takip usulüne dair aynı Yasa’nın 15-9.e maddesinden yararlanarak itiraz eden borçlu yönünden takibin devamını, haciz işlemi yapılmasını talep etmektedir. Mevcut hüküm sadece borçlu aleyhine satış yapılamayacağını bildirmektedir.

İİK. Nun 42. maddesinden itibaren ilamsız haciz yoluyla takibe ilişkin hükümler belirlenmiş olup, 66. madde de müddeti içinde yapılan itirazın takibi durduracağı açıkça hükmolunmuştur. Aynı Kanun 67 ve 68. maddelerinde alacaklının takibine devam edebilmesi için genel mahkemede itirazın iptali davası ya da koşulları varsa icra mahkemesinde itirazın kaldırılması talebinde bulunması ve neticesine göre takibe devam edebileceği bildirilmektedir. İİK. da DÜZENLENEN BU MADDELER TAKİP YOLUNA GÖRE TÜM BORÇLULAR İÇİN UYGULANMASI GEREKEN HÜKÜMLERDİR.

4389 sayılı Bankalar Yasa’sı yürürlükten kaldırılmış ise de, aynı tarihte …. tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasası’nın bu kez Geçici 13. maddesinde, yürürlükten kaldırılan Bankalar Yasası’nın Ek 5. maddesi hükmü Geçici 13. madde hükmü olarak aynen düzenlenmiştir. Geçici 13. madde de açıkça kamu bankalarının tasfiye halindeki Emlak Bankası’da dahil olmak üzere 5411 sayılı Bankacılık Yasası’nın 123., 134., 136., 137., 138., 140., 142. ve 165. madde hükümlerinin ve tasarrufun iptali davasında aciz vesikası şartı aranmaması tüzel kişilerin kanuni temsilcileri ile borçlu ve borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama dahil bankalarınca uygulanacağı hükmü öngörülmüştür. Atıf yapılan 138. maddede de yine yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Yasa’nın 15-9.e maddesindeki gibi FON’UN ALACAKLI OLDUĞU VE 2004 SAYILI İCRA İFLAS KANUNU UYARINCA YAPILAN TAKİPLERDE BORÇLULAR TARAFINDAN YAPILAN İTİRAZLAR SATIŞ DIŞINDA TAKİP İŞLEMLERİNİ DURDURMAZ. hükmü düzenlenmiştir.

Bankacılık Yasası’nda FON’a tanınan bu ayrıcalığın Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine tamamen aykırı olması yanında, kamu bankalarının da gerek yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Yasa’nın Ek 5. madde, gerek yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Yasası’nın Geçici 13. maddesi delaleti ile bu ayrıcalıklarda yararlandırılmaları Anayasa’ya ve Evrensel Hukuk Normlarına aykırıdır.

Kamu Bankaları diğer özel bankalardan ayrı ve kişiye özel bir hizmet vermezler. Kamu Bankaları devlet eli ile haksız rekabet yapılmasına vasıta kılınamazlar. Kamu gücü kullanılarak alacak, diğer alacaklıların önüne geçilmek suretiyle tahsil edilemez. Devlet, özel teşebbüsün rekabet koşulları içinde gelişmesine yardımcı olmalıdır. (Anayasa 167/1) Bu amaç için tekelleri ve kartelleşmeyi önleyecektir. Devlet özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarına uygun yürümesini güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri almalıdır. (Anayasa 48. madde)

Kamu Bankalarına Geçici 13. madde ile tanınan bu imtiyazın diğer özel bankalara karşı yukarıda açıklandığı şekilde getirdiği eşitsizlik ve haksız rekabet yanında, ayrıca kamu bankalarına ve özel bankalara borçlu olan şahıs, tüzel kişi ya da kurumlar açısından da tamamen Anayasa’nın 10. maddesinde bildirilen eşitlik ilkesine aykırı olduğu, kamu bankalarına borçlu olanlar yönünden takip durmamasına sadece satışın durmasına karşın, özel bankalara borçlu olanlar yönünden takibin İİK.nun hükümleri doğrultusunda tamamen durması sonucunu doğurduğu görülmektedir. Devlet, kişi güvencesi altında değil, kişiler devlet güvencesi altında olmalıdır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle davada uygulanması gereken 5411 sayılı Bankacılık Yasası’nın Geçici 13. maddesi Anayasa’ya ve Evrensel Hukuk Normlarına aykırı olmakla:

KARAR:

Davada uygulanması gereken 5411 sayılı Bankacılık Yasası’nın Geçici 13. maddesinin Anayasa’nın 10., 48. ve 167. maddelerine aykırı olması sebebiyle iptali istemi ile ANAYASA MAHKEMESİ’NE BAŞVURULMASINA”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

19.10.2005 günlü, 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu”nun itiraz konusu geçici 13. maddesi şöyledir:

“GEÇİCİ MADDE 13- Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş. dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı aynî hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan arî hakları aleyhine olmamak üzere Fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142, ve 165 inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, tüzel kişilerin kanunî temsilcileri ile borçlu ve borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama dahil bankalarınca uygulanır.”

B- İlgili Yasa Kuralı

5411 sayılı Yasa’nın ilgili görülen geçici 11. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“GEÇİCİ MADDE 11- Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, 26.12.2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18 inci maddeleri, ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri ile geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.”

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu ve ilgili görülen Yasa kuralları ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Takipteki kredi alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibinin, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 66. maddesi uyarınca durdurulması kararına karşı alacaklı T. Vakıflar Bankası tarafından, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15. maddesinin (9) sayılı fıkrasına 5020 sayılı Yasa ile eklenen (e) bendinin birinci fıkrasında yer alan, “Fon tarafından başlatılan ve/veya Fona intikal eden bankalardan devir alınan takiplerde borçlular tarafından yapılan tüm itirazlar satış dışında takip işlemini durdurmaz” kuralına ve 4389 sayılı Yasa’ya 5020 sayılı Yasa ile eklenen ek 5. maddeye dayanarak itirazda bulunulmuştur. İcra Mahkemesi, Banka alacağının 4389 sayılı Yasa’nın 15/9-e maddesi kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiş; davacı Banka tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda, Yargıtay’ca, İcra Mahkemesi’nin bakmakta olduğu davada 4389 sayılı Yasa’nın 15/9-e ve ek 5. maddeleri uyarınca takip işleminin durdurulamayacağı gerekçesiyle, bozma kararı verilmiştir. İcra Mahkemesi’nce Yargıtay’ın bozma kararına uyularak başlatılan davada, 4389 sayılı Yasa’yı yürürlükten kaldıran 5411 sayılı Yasa’nın geçici 13. maddesinin Anayasa’ya aykırılığı savını ciddî bulan Mahkeme, iptali istemiyle başvurmuştur.

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları ise, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.

  1. Vakıflar Bankası tarafından, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu sırada, bu Yasa’nın 15. maddesinin (9) sayılı fıkrasına 5020 sayılı Yasa ile eklenen (e) bendinin birinci fıkrası ve ek 5. maddesine dayanılarak icra takibinin durdurulması kararına itiraz edilmiş ve ilgili mahkemenin ret kararı da 4389 sayılı Yasa’nın aynı kurallarına dayanılarak Yargıtay tarafından bozulmuştur. Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak davayı yeniden başlatmıştır. Dava sürürken, sonradan yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile 4389 sayılı Yasa yürürlükten kaldırılmıştır.

Bakılmakta olan bir davada, eski ya da yeni yasa hükümlerinden hangisinin uygulanacağı konusunun çözümlenmesi için öncelikle bu konuda özel hüküm bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 11. maddesinde, 5411 sayılı Yasa’nın yayımı tarihinden önce başlatılan işlemler sonuçlandırılıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Yasa ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Yasa’nın 15. ve ek 5. maddeleri hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği belirtilmiştir. Bu kurala göre, 4389 sayılı Yasa’nın ek 5. maddesi kapsamında bulunan davacı Banka’nın, aynı Yasa’nın 15. maddesi kapsamında bulunan alacağı tahsil edilinceye kadar, 5411 sayılı Yasa’nın değil, 4389 sayılı Yasa’nın uygulanmasına devam edileceğinden, mahkemelerin de bakmakta oldukları davaları buna göre sonuçlandırmaları gerekecektir.

Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada, 5411 sayılı Yasa’nın geçici 11. maddesine göre, icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Yasa’nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden 5411 sayılı Yasa’nın Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen geçici 13. maddesi davada uygulanacak kural değildir.

Başvurunun, Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

V- SONUÇ

19.10.2005 günlü, 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu”nun geçici 13. maddesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu maddeye ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 4.5.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Tülay TUĞCU

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket APALAK

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Bir Cevap Yazın