13.10.1983 günlü, 2918 sayılı “Karayolları Trafik Kanunu”nun 36. maddesine 17.10.1996 günlü, 4199 sayılı Yasa’nın 16. maddesi ile eklenen üçüncü fıkrasındaki “… 18 yaşından küçükler için bu ceza, ilk tesbitte (1) ay, tekrarı halinde (3) ay çocuk ıslahevlerinde ıslah edilmek suretiyle yerine getirilir…” kuralının, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemi

Gerekçe Kısmını Gizle

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 1997/42

Karar Sayısı : 1998/87

Karar Günü : 28.12.1998

R.G. Tarih-Sayı :R.G.’de yayımlanmamıştır. (Red)

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı “Karayolları Trafik Kanunu”nun 36. maddesine 17.10.1996 günlü, 4199 sayılı Yasa’nın 16. maddesi ile eklenen üçüncü fıkrasındaki “… 18 yaşından küçükler için bu ceza, ilk tesbitte (1) ay, tekrarı halinde (3) ay çocuk ıslahevlerinde ıslah edilmek suretiyle yerine getirilir…” kuralının, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Sürücü belgesi olmadan motorlu araç kullanan 18 yaşından küçük hakkında açılan davada Mahkeme, 2918 sayılı Yasa’nın 36. maddesinin üçüncü fıkrasındaki itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak iptali için doğrudan başvuruda bulunmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararındaki gerekçe şöyledir:

“İtirazın Gerekçesi : Ceza Kanunu genel hükümlerine göre çıkarılan ceza kanunun niteliğinde bulunan yasaların bir amacın olması yanında uygulanabilir olması da gerekmektedir.

Yasama kanunun düzenlendiği sırada bu genel kurala dikkat etmesi ayrıca çıkarılacak kanunun diğer genel ve özel kanunlara göre yasaya uygunluğu da gözönüne alınması gerekir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkındaki 17.10.1996 tarih ve 4199 sayılı Yasa ile 13.10.1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 36. maddesine 2. fıkradan sonra gelmek üzere bir fıkra eklenmiştir. Buna göre 4199 sayılı Yasa’nın 16. maddesi ile eklenen fıkrada “geçerli sürücü belgesi olmadan trafiğe çıkanlara ilk tespitte bir ay, tekrarı halinde üç ay hapis cezası verilir. 18 yaşından küçükler için bu ceza ilk tespitte bir ay tekrarı halinde üç ay çocuk ıslahevlerinde ıslah edilmek sureti ile yerine getirilir.” şeklindedir.

Aynı suçu işleyen yani geçerli sürücü belgesi olmadan trafiğe çıkanlara 2918 sayılı Yasanın 36. maddesi gereğince 7.200.000.- lira idari ceza öngörülmektedir.

Yani 36. maddeye aykırı hareket edenler için 4199 sayılı Yasanın ek -3 maddesi gereğince para cezası öngörülmektedir.

Yasakoyucu kanunu çıkarırken ehliyetsiz vasıta kullananların daha fazla ceza ile cezalandırılmasını düşünerek kanımızca genel kurulda son anda yapılan bir değişiklikle Yasanın bütünlüğünü bozacak şekilde ceza hükmü taşıyan maddeler kapsamı dışında ayrı bir madde ile ceza uygulaması yoluna gitmiş olup, burada belirtilen bir ay ve üç ay hapis cezalarını öngörmüştür.

Bu da Yasanın genel kapsamına aykırı bir şekilde yasaya konulmuştur.

Trafik suçlarına ilişkin cezalar 4199 sayılı Yasanın Ek-3. maddesi gereğince para cezası veya hafif hapis cezası öngördüğü halde 16. madde ile konan cezalar bir ay ve üç ay hapis cezalarıdır.

Yine aynı Yasa gereğince gerek para ve gerekse hafif hapis cezaları ile ilgili davaların sulh ceza mahkemesince görüleceği bu Kanunun genel amir hükmü olmasına karşılık 36. maddede belirtilen cezanın hapis olması sebebi ile asliye ceza mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.

Ehliyetsiz vasıta kullanan kişi idari ceza olan 7.200.000.- lirayı yatırdıktan sonra suçunun ağırlığı sebebi ile hakkında gerekli adli işlem yapılmak üzere sevk edildiğinde bu suçu ilk defa işlemiş ise kendisine verilmesi gereken cezada bir ay hapis cezası olması karşısında C.Savcılığı kendisine bu cezanın karşılığı olan 150.000.- lira ağır para cezasının TCK.119. maddesi gereğince ödemesi önerisinde bulunup ödemediği takdirde cezasının ½ oranında artırılacağı hususunda yine aynı madde gereğince kendisine ihtar eder.

Bu ödeme önerisini kabul ve ödeyen şahıs hakkında TCK. 119. maddesi gereğince davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir. Ödememe halinde asliye ceza mahkemesine dava açılarak 225.000.- lira ceza hükmedilebilir.

Bu ceza 18 yaşından küçük ve büyük sanıklar için aynıdır.

Tekerrürü halinde ise bu ceza üç ay hapis cezası olup hakkında iddianame ile dava açılıp asliye ceza mahkemesinde yargılama yapılıp sanığın cezası kısa süreli olması sebebi ile paraya çevirme hususu hakimin takdirindedir. (18 yaşından büyükler için)

4199 sayılı Yasanın 16. maddesi ile eklenen fıkrada 18 yaşından küçüklerle ilgili olup mahkememizin itirazına konu teşkil eden bir ay ve tekrarı halinde üç ay çocuk ıslahevlerinde ıslah edilerek yerine getirilir hükmü uygulanabilir mi konusu itirazımın esasını teşkil etmektedir.

Anayasanın 2. maddesi gereğince Türkiye Cumhuriyeti “bir hukuk devletidir” yasama tarafından çıkarılan yasaların hukuka uygun ve uygulanabilir olması esastır.

4199 sayılı Yasanın 17.10.1996 tarihinde kabulünden sonra 1 Ocak 1997 tarihine kadar geçen sürelerde yürürlük maddesi ile ilgili bir yanlışlık Yasanın bu ara dönemde her yönü ile uygulanmasını ortadan kaldırmıştır.

647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar mahkemece paraya çevrilebilir, bu çevirme işlemi aynı Yasanın 2248 sayılı Kanunun 10. maddesi ile değiştirilen şekliyle evvelce hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilmemiş olanlar hakkında 30 güne kadar hükümolunan hürriyeti bağlayıcı ceza paraya çevrilmesi mecburu olan cezadır.

18 yaşını ikmal etmemiş şahısların kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalara da her ne şekilde olursa olsun 647 sayılı Kanunun 4. maddesinde belirtilen tedbirlerden birine çevrilir şeklindedir.

Bu tedbirlerden birisi de 647 sayılı Kanunun 4/1. maddesi gereğince kabahatlerde ve her gün karşılığı üçbin lira ile beşbin lira, hafif cürümlerde beşbin ile onbin lira hesabı ile

ağır para cezasına çevrilebilir.

Yine aynı Yasanın 4/3. maddesi ise altı ayı geçmemek üzere bir eğitim veya ıslah kurumuna devam etmeye 4/4. maddesi ile de bir yılı geçmemek kaydı ile muayen bir yere gitmekten, bazı faaliyetlerin veya meslek ve sanatı icradan mene çevrilebilir.

Aynı Kanunun 4. maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları ise trafik suçunu işleyen şahıslar için görüldüğü gibi 4199 sayılı Yasanın 16. maddesinde belirtilen çocuklar için verilen ceza paraya çevrilir, eğitim ve ıslah kurumunda çektirilebilir veya bazı meslek veya sanat kısıtlaması ve muayen bir yere gitmekten men şeklinde infaz edilebilir. Ancak bir aylık cezanın ve üç aylık cezanın mutlaka paraya çevrilmesi gerektiği 647 sayılı genel Yasada öngörülmüş bulunmaktadır.

Çocuk ıslahevinde çektirilmek suretiyle infaz edilir hükmü aynı maddenin büyükler açısından uygulanacak cezanın hapis cezası ve sonuçta kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza olması sebebi ile 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin beş ayrı fıkrasına çevrilebilmesine rağmen çocuklar için ıslahevinde çektirilmesi hükmü Anayasa’nın kanunen değişiklik ilkesine de aykırıdır.

Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları, Çocuk Hakları Sözleşmesinin 40. maddesi 3. bendine de aykırıdır. Zira taraf devlet olarak ülkemizde hakkında ceza yasasını ihlal ettiği ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlal ettiği kabul olunan çocuk bakımından yalnızca ona uygulanabilir yasaların, usullerin, onunla ilgili makam kuruluşların oluşturulmasını teşvik edebilecek kanunlarda çaba göstermeyi kabul etmiş olup, bunlar arasında yaş sınırı belirleyerek bu yaşın altındaki çocuğun ceza ehliyetinin kabul ile bu tür çocuklar için adli kovuşturma olmaksızın önlemleri almasını öngörmüştür.

Hakkında genel bir yasa olan 647 sayılı Yasa ile hapis cezası karşılığı para cezası, belirli meslek ve sanat icrasından men, belirli yerlere gitmeme gibi önlemler varken Yasayı infaz yönünden mahkemeyi hüküm kurmakla zorlayan yasa çocukların yeniden toplumla bütünleşmesini temin yerine onu toplumdan ayrılmasını öngörmesi karşısında uygulanması mümkün bir yasa değildir.

Sonuç : Yukarıda açıklandığı gibi 13.10.1983 tarih ve 2918 sayılı Yasanın Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Ek ve Geçici Madde Eklenmesi Hakkında 17.10.1996 tarih ve 4199 sayılı Yasanın 16. maddesi ile eklenen “18 yaşından küçükler için bu ceza ilk tespitte bir ay tekrarı halinde üç ay çocuk ıslahevlerinde ıslah edilmek sureti ile yerine getirilir” hükmü Yasanın uygulanabilir olmaması genel tekerrür esaslarına aykırı olması, çocuk hakları sözleşmesine aykırı olması ve dolayısı ile Anayasanın 2. ve 10. maddelerine aykırı olması sebebi ile Yüksek Mahkemece itirazen incelenerek bir karar verilmesi talebi ile saygı ile sunulur.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

2918 sayılı Yasa’nın itiraz konusu kuralı da içeren 36. maddesi şöyledir:

“Madde 36- Motorlu araçların, sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesi ve sürülmesine izin verilmesi yasaktır.

Araçlar, bu Kanunda sınıfları belirtilen sürücü belgelerine sahip sürücüler ile iki veya çok taraflı anlaşmalara göre sürücü belgesi bulunan veya geçerli uluslararası sürücü belgesi olan kişilerce sürülebilir.

Sürücü belgesi sahibi olmadan araç süren ve sürülmesine izin verenler, beşbin liradan onbin liraya kadar hafif para ve onbeş günden iki aya kadar hafif hapis cezası, tekrarında onbin liradan yirmibin liraya kadar hafif para ve iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılırlar.

Aynı Kanunun 36 ncı maddesine ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

(Ek: 17/10/1996-4199/16 md.) Geçerli sürücü belgesi olmadan trafiğe çıkanlara ilk tespitte (1) ay, tekrarı halinde (3) ay hapis cezası verilir. 18 yaşından küçükler için bu ceza, ilk tespitte (1) ay, tekrarı halinde (3) ay çocuk ıslahevlerinde ıslah edilmek suretiyle yerine getirilir. Bu kişilerin kazaya neden olması halinde bu cezaların uygulanması diğer cezaların uygulanmasına engel teşkil etmez.

36 ncı maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları birleştirilmek suretiyle üçüncü fıkra olarak :

(Ek : 21.5.1997- 4262/4 md.) Sürücü belgesi sahibi olmadan trafiğe çıkanlara ilk tespitte bir aydan iki aya kadar, tekrarı halinde iki aydan üç aya kadar hafif hapis cezası verilir. Ayrıca bu kişiler her defasında 7 200 000 lira hafif para cezasıyla da cezalandırılırlar. Bu kişilerin kazaya neden olması halinde bu cezaların uygulanması diğer cezaların uygulanmasına engel teşkil etmez. Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :

1- “MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

2-“MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Lütfi F. TUNCEL, Mustafa YAKUPOĞLU ve Fulya KANTARCIOĞLU’nun katılmalarıyla 29.4.1997 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun bu evrede ele alınmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen yasa kuralı ve dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa’nın 28. maddesine göre itiraz yoluyla yapılan başvurulurda, Anayasa Mahkemesi’nin görev alanı, başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.

Uygulanacak yasa kuralından amaç, bir davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya sonuçlandırılmasında olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan ya da tarafların istek ve savunmaları çerçevesinde bir karar vermek için gözönünde tutulması gereken kurallardır.

Bakılmakta olan dava, 18 yaşından küçük sanığın, sürücü belgesi olmadan motorlu araç kullandığı savıyla 2918 sayılı Yasa’nın 36. maddesine 4199 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü fıkra uyarınca cezalandırılması istemiyle açılmıştır. 36. maddenin üçüncü fıkrasında “… sürücü belgesi sahibi olmadan trafiğe çıkanlara ilk tespitte bir aydan iki aya kadar, tekrarı halinde iki aydan üç aya kadar hafif hapis cezası verilir. Ayrıca bu kişiler her defasında 7.200.000 lira hafif para cezasıyla da cezalandırılırlar. Bu kişilerin kazaya neden olması halinde bu cezaların uygulanması diğer cezaların uygulanmasına engel teşkil etmez. Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir” denilmektedir.

Değişiklikten önceki düzenlemede ise, aynı eylem için daha fazla özgürlüğü bağlayıcı ceza öngörülmüş olması karşısında, değişiklikten sonraki kural 18 yaşından küçüklerin lehinedir. Suç tarihindeki kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar 18 yaşından küçükler için zorunlu olarak 647 sayılı Yasa’nın 4. maddesinde sayılan ceza veya tedbirlerden birine çevrileceğinden, sonraki düzenleme 18 yaşından küçüklerin lehine olmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi karşısında, iptali istenen ve sonradan yürürlükten kaldırılmış bulunan önceki düzenleme, davada uygulanacak kural olma niteliğini kaybetmiştir. İtirazın, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

VI- SONUÇ

13.10.1983 günlü, 2918 sayılı “Karayolları Trafik Kanunu”nun 36. maddesine 4199 sayılı Yasa’nın 16. maddesi ile eklenen üçüncü fıkradaki “18 yaşından küçükler için bu ceza, ilk tespitte (1) ay, tekrarı halinde (3) ay çocuk ıslahevlerinde ıslah edilmek suretiyle yerine getirilir” kuralının, 21.5.1997 günlü, 4262 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile yapılan düzenlemede fıkra metninden çıkarılması nedeniyle davada uygulanacak kural olma niteliği kalmadığından, itirazın başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 28.12.1998 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Ahmet Necdet SEZER

Üye

Samia AKBULUT

Üye

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Lütfi F. TUNCEL

Üye

Mustafa YAKUPOĞLU

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Mahir Can ILICAK

Üye

Rüştü SÖNMEZ

Bir Cevap Yazın