11.4.1994 tarihinde kurulan ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen süre içerisinde ilk büyük kongresini yapmayan Adalet Partisi’ne, aynı Yasa’nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesi istemi

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 2001/7(Siyasî Parti-İhtar)

Karar Sayısı : 2002/4

Karar Günü : 9.1.2002

R.G. Tarih-Sayı :26.04.2002-24737

İHTAR İSTEMİNDE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

İHTAR İSTEMİNİN KONUSU : 11.4.1994 tarihinde kurulan ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen süre içerisinde ilk büyük kongresini yapmayan Adalet Partisi’ne, aynı Yasa’nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesi istemidir.

I- İHTAR İSTEMİNİN GEREKÇESİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.6.2001 günlü, SP.78 Hz. 2001/7 sayılı başvuru dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:

“2820 sayılı Siyasi Partiler Yasasının 14. maddesinin 6. fıkrası “Büyük kongre parti tüzüğünün göstereceği süreler içerisinde toplanır. Bu süre iki yıldan az üç yıldan fazla olamaz”, 14. maddenin 7. fıkrasının son cümlesi ise; “Parti kurucuları ilk büyük kongreyi, partinin tüzel kişilik kazanmasından başlayarak iki yıl içinde toplamak zorundadırlar” buyurucu hükümlerini içermektedir.

Davalı siyasi partinin 11.4.1994 yılında kurulduğu ve geçen süre içerisinde 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın öngördüğü şekilde kongresini yapmadığı Siyasi Partiler Sicil Bürosunca düzenlenen 27.6.2001 günlü tutanaktan anlaşılmıştır.

Sonuç ve İstem : Yasal yükümlülüğünü süresinde ve halen yerine getirmeyen davalı siyasi partiye, Siyasi Partiler Yasası’nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesi arz ve talep olunur.”

II- İNCELEME

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihtar başvurusu, işin incelenmesine ilişkin rapor, ilgili Anayasa ve dayanılan yasa kuralları, bunların gerekçeleri ve diğer belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Partisi’nin tüzelkişilik kazandığı 11.4.1994 tarihinden itibaren, Siyasî Partiler Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen 2 yıl içinde büyük kongresini yapmadığını ileri sürerek 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 104. maddesi gereğince ihtar kararı verilmesini istemiştir.

Öncelikle Siyasî Partiler Kanunu’nun olayda uygulanacak 104. maddesinin Anayasa’ya uygunluğunun, ön sorun kabul edilerek incelenip incelenmeyeceği üzerine durulmuştur.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından bir siyasî parti hakkında ihtar kararı verilmesi istemiyle Siyasî Partiler Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca yapılan başvuru, dava niteliği taşımadığından bu başvurular nedeniyle Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca “davaya bakmakta olan mahkeme” konumunda değildir.

Öte yandan, ileride görülmesi olası bir davada uygulanabilecek yasa kuralının ancak o dava sebebiyle Anayasa’ya uygun olup olmadığı tartışılabileceğinden, konunun bu evrede görüşülmesi yerinde görülmeyerek ihtar isteminin incelenmesine geçildi.

2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 14. maddesinin yedinci fıkrasının son cümlesinde “Parti kurucuları ilk büyük kongreyi, partinin tüzel kişilik kazanmasından başlayarak iki yıl içinde toplamak zorundadırlar” denilmektedir.

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihtar istemine ilişkin dilekçesine ekli, Siyasî Partiler Sicil Bürosunca düzenlenen 27.6.2001 günlü tutunakta Adalet Partisi’nin 11.4.1994 tarihinde kurulduğu ve 2820 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen 2 yıl süre içerisinde kongresini yapmadığı saptanmıştır.

Bu durumda, 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 14. maddesine aykırı olarak ilk büyük kongresini yasal süresi içinde toplamayarak Yasa’ya aykırı davrandığı saptanan Adalet Partisi’ne bu aykırılığın giderilmesi için aynı Yasa’nın 104. maddesi uyarınca ihtarda bulunulması gerekir.

Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI ve Rüştü SÖNMEZ bu görüşe katılmamışlardır.

III- SONUÇ

A- 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen süre içerisinde büyük kongresini yapmayan Adalet Partisi’ne, kararın tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde aykırılığı gidermesi için aynı Yasa’nın 104. maddesi gereğince İHTARDA BULUNULMASINA, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI ile Rüştü SÖNMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- Karar örneğinin, gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, OYBİRLİĞİYLE

9.1.2002 gününde karar verildi.

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Rüştü SÖNMEZ

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Enis TUNGA

KARŞIOY YAZISI

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı başvuru dilekçesinde, 11.4.1994 tarihinde kurulan ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen süre içerisinde ilk büyük kongresini yapmayan Adalet Partisi’ne, aynı Yasa’nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesini istemiştir.

4121 ve 4709 sayılı Yasa’larla Anayasa’nın 68. ve 69. maddelerinde önemli değişiklikler yapılarak siyasî partilerin kurulma, faaliyet ve kapatılmalarına ilişkin demokratik toplum düzenlerinde uygulanan kurallara koşut düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre, bir siyasî partinin kapatılabilmesi; tüzük ve programının Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı olması; eylemleriyle Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen fiillerin işlendiği odak haline gelmesi ya da, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddî yardım alması hallerinde mümkün olabilecektir. Böylece, siyasal partilerin faaliyetlerini sürdürürken hangi hallerde kapatılabileceklerine ilişkin açık ve net kurallar konularak güvence sağlanmış, yasa ile kapatma nedenlerinin genişletilmesi önlenmiştir. Nitekim, 23.7.1995 gün ve 4121 sayılı Yasa’yla yapılan Anayasa değişikliklerine ilişkin 5.6.1995 günlü Anayasa Komisyonu Raporunda “…Komisyonumuz siyasî partilerin, yeni kaleme aldığı 68. maddede yer alan ilkelere uyması gerektiğini metne açıklıkla koymak suretiyle, partilerin temelli kapatılmasının sadece bu ilkelere uyulmaması halinde öngörmüş ve diğer hallerde öngörmemiştir. Temelli kapatmanın partilerin tekrar kurulamaması demek olduğu da metinde belirtilmiştir. Aynı sistematiğe uygun olarak komisyonumuz, siyasî partilerin bu ilkelere uygun hareket etmelerinin iki ayrı şeklini açıkça düzenlemiştir. Bunlardan birincisi, partinin tüzük ve programının bu ilkelere aykırı olmasıdır. İkinci durum ise Parti’nin beyan ve eylemlerinin bu ilkelere aykırı olmasıdır. Bu iki durum, Anayasa’nın mer’i metninde de, Teklifte’de birbirinden yeteri açıklıkla ayrılmamıştır. Komisyonumuz bu ayrımı yapmış ve ikinci halde temelli kapatmayı ancak partinin bu tür eylemlerin işlendiği bir odak haline gelmiş olmasına bağlamıştır. Bu hüküm Federal Almanya Anayasası’nın 18. maddesinden esinlenmiş olup, partilere çok daha sağlam hukuki teminat getirmektedir.” denilmiştir.

Anayasa’da öngörülen kapatma nedenleri, 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 101. maddesinde de aynen tekrarlanarak, Anayasa Mahkemesi’nin siyasî partileri hangi durumlarda kapatabileceği açıkça belirlenmiştir. Ancak, Siyasî Partiler Kanunu’nun 104. maddesinde, aynı Kanun’un 101. maddesi dışında kalan emredici hükümlerle diğer kanunların emredici hükümlerine aykırılık halinde bu aykırılığın giderilmesi için ihtar kararı verileceği; aykırılığın altı ay içinde giderilmemesi halinde ilgili partinin kapatılması için dava açılacağı öngörülmektedir. Oysa, Anayasa’da, Siyasî Partiler Kanunu’nun 104. maddesinde belirtilen durumlara aykırılık halinde herhangi bir kapatma yaptırımı belirlenmemiştir. Anayasa’da açıkça kapatma yaptırımına bağlı tutulmayan nedenlerle siyasî partilerin kapatılması kabul edilemez. Yasakoyucunun, siyasî partilerin 104. maddede öngörülen emredici hükümlere uygun davranmalarını sağlamak amacıyla kapatma dışında başka bir yaptırım getirebileceği kuşkusuzdur.

Anayasa’da bulunmayan bir yaptırımı öngören Siyasî Partiler Kanunu’nun 104. maddesinin Anayasa’ya aykırılığı açık olduğundan ya iptal edilmesi ya da ihmal edilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi’nin itiraz ve iptal davaları dışında, uygulayacağı bir kuralı iptal edebilmesi için elinde Yüce Divan sıfatı ile baktığı bir dava, ya da bir siyasî parti kapatma davası bulunması gerekir. Bunun dışında kalan yasama dokunulmazlığının kaldırılması, milletvekilliğinin düşmesi ya da ihtar kararı verilmesi için yapılan başvurular dava niteliğinde olmadığından bu tür başvurularda uygulanacak bir yasa kuralının Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülemez. Bu nedenle, Anayasa’ya aykırılığı açık olan bir kuralın bu evrede iptali mümkün olamayacağından, böyle bir durumda yasa kuralının ihmal edilerek üstün hukuk normu olan Anayasa’nın uygulanması gerekir. Bu aynı zamanda Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesini düzenleyen 11. maddesinin gereğidir. Siyasî Partiler Kanunu’nun 104. maddesi Anayasa’da bulunmayan bir yaptırım öngördüğünden, ihmal edilerek uygulanmaması gerekir. 104. madde uygulanarak ihtar kararı verilse bile, bunun gereğini yapmayan parti hakkında Anayasa’ya göre kapatma yaptırımı uygulanamayacağından başvuru sonuçsuz kalacaktır.

Bu maddeye göre açılacak parti kapatma davalarında ihtar kararı önkoşuldur. Sözkonusu karar olmadan dava açılamayacağına göre, kapatma davasını doğrudan etkileyen bu aşamanın önemi yadsınamaz. Böyle bir durumda ihtar kararı verilerek, siyasal partilerin Anayasa’da bulunmayan bir kapatma tehdidi altında tutulması demokrasinin vazgeçilmez kurumlarının hukuk güvenliğinden yoksun bırakılması sonucunu doğurur.

Açıklanan nedenlerle, ilk büyük kongresini yapmayan Adalet Partisi’ne yaptırımı bulunmayan sonuçsuz bir ihtar kararının verilemeyeceği düşüncesiyle, çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Rüştü SÖNMEZ

Bir Cevap Yazın